Yeraltı

- 19/04/2013

Dostoyevski’nin eserinden esinlenerek çekilen “Yeraltı” esasen eserle birkaç nokta dışında, baş karakteri haricinde pek de paralellik göstermiyor. Benzeşmenin kendisini en fazla gösterdiği yer ise final sahnesi.

 Yeraltı

Filmin alt metinleri oldukça fazla. Bu sebeple “Yeraltı”nı birkaç sayfa yazıyla özetlemeye çalışmak, her şeyden önce filme biraz haksızlık etmek anlamına geliyor. Yine de Zeki Demirkubuz’un belki de kariyerinin en iyi ve en samimi filmi olan “Yeraltı”nı anlatmaya çalışalım.

 Yeraltı

Filmin ana karakteri Muharrem, Ankara’nın kasvetli havasından nasibini almış, memur olarak çalıştığı tekdüze hayatında mutluluğu ve heyecanı bulamayan biri. Zaten az sayıda olan arkadaşlarıyla da arası iyi değil zira arkadaşlarının samimiyetsizliklerini yüzlerine vurmada usta, bu yüzden de onlar tarafından istenmeyen kişi ilan edilmiş durumda. Arkadaşlığın hak edildiği gibi yaşanması taraftarı olduğundan, haliyle ikiyüzlü insanların dünyasında istediği gibi bir dost edinememiş. Orta yaşın getirdiği bunalımlarla yalnızlığın pençesinde mücadele veren Muharrem’in, arkadaşlarıyla arasının açık olmasında özel bir sebep de var. İçlerinden biri, aralarında konuşulan bir öyküyü çalıp kitap yapmış. Kitabın adı da “Ankara Sıkıntısı”. Bu kitapla bir ödül de alıyor arkadaşı fakat Muharrem dışında bu intihal durumuna kimse ses etmeyip, herkes bu ödüllü yazarı alkışlıyor. Zamanında kendisi de bir şeyler karalamış olan Muharrem de arkadaşının başarılı bir yazar olduğunu değil, doğal olarak bir “hırsız” olduğunu düşünüyor. Bu sebeple de bu arkadaş grubu arasındaki riyakarlığı kaldıramıyor.

 Yeraltı

Filmin en fazla tartışılan bu bölümlerinde Zeki Demirkubuz’un Nuri Bilge Ceylan’a gönderme yaptığı görüşü izleyiciler arasında hayli konuşulmuştu. Filmin adının Ceylan’ın “Mayıs Sıkıntısı”nı hatırlatması ve filmde ödül alan yazarın mağrur duruşu, hikayenin içinde Oscar lafının da geçmesi bu görüşü doğrular nitelikte. Fikri doğru kabul edersek, Demirkubuz Ceylan’ın suratına bir hırsız olduğunu söylemek istiyor açıkça. Çevredekilerin bunu görmezden gelmesi de bu hırsızlığı değiştirmiyor. Her ne kadar Demirkubuz filmde Ceylan’a bir göndermenin söz konusu olmadığını söylese de benzerlikler görmezden gelinecek gibi değil.

Sadece bu sebeple bile film Demirkubuz’un en samimi filmi olarak nitelendirilebilir. Zaman zaman sarksa da Engin Günaydın’ın müthiş oyunculuğuyla ilgi çekmeyi her anında başaran yapım, Demirkubuz’un “dürüst ve yalnız” adamı sonuna kadar eşelediği, Muharrem’in kişisel çıkmazlarını başarıyla yansıttığı ve altında onlarca alt okuma barındıran sahneleriyle dediğimiz gibi belki de Demirkubuz’un kariyerinin en iyi filmi.

 Yeraltı

Netice olarak “Yer altı” “sanat sineması” kavramını ülkemizde hakkıyla yerine getirip, amacın izleyiciyi sıkmak değil de ona bir şeyler anlatmak, onu değiştirmek olduğunu düşünen ve bu minvalde filmler çekip, anlatım tarzından çok ne anlattığıyla ilgilenen sayılı sinemacılardan olan Demirkubuz’un, saygıyı hak eden ve kariyerinin en parlak halkalarından biri.

Senaryoda da Zeki Demirkubuz’un imzası var. Oyuncu kadrosunda destan yazan Engin Günaydın’a Nihal Yalçın, Nergis Öztürk, Serhat Tutumluer, Feridun Koç, Murat Cemcir ve Serkan Keskin eşlik ediyor.  

Yeraltı Yorumları

1 Yorum


× üç = 3

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri