Uzaklara Gidelim, Ay

- 31/03/2010

Damadının dönüşüyle, kendisinin, evine dönüşü aynı zamana rastlayacak olan, en az damat kadar hevesle gün saymakta “abla” ile kızı, “şafak”ın 50’nin altına düştüğü yağmurlu İstanbul sabahında, internetten bakıp seanslarını not aldıkları filmlerden bir-ikisini görmek üzere evden çıkarlar.

2009 ABD, İngiltere yapımı Uzaklara Gidelim: Yönetmen, çok özel Amerikan Beauty ile dikkatlerini çekip, neredeyse fantastik görüntüleriyle yeri ayrı Jarhead ve “abla”nın kendisini özdeşleştirdiği baş kadın karakter yüzünden çarpıldığı muhteşem Revolutionary Road’un, yeni filmini merakla bekledikleri Sam Mendes, oyuncular, çok şirin John Krasinski, Maya Rudolph, Carmen Ejogo, Jeff Daniels, Catherine O’Hara, Maggie Gyllenhaal… Birbirlerine âşık, 30’lu yaşlarında, hamile çiftin yerleşmek üzere, tanıdıkları birilerine yakın bir yer aramalarını, bu arada kuzen, kardeş, eski patron türünden yakınlarının hikâyelerine tanık olmalarını anlatan bir başka yol filmi. İki yerde sigortacılık ile, ekonomisini -neredeyse- korku üzerine kurup geliştirmiş egemen/ABD bağlantısının altının çizildiği, değişik bilinç düzeylerindeki insanlar arasında bir geçit töreni… Kuzeni canlandıran Maggie Gyllenhaal ile Yeni Çağ’cı Hippi kocasının, birbirleri ve çocuklarıyla ilgili kısmı çok komik sade film, 12 yıl önce yitirdiği anne-babasının ölümü ile yüzleşen genç kadının, şirin adamla, onların ıssız bıraktığı eve, evine -yerleşmek üzere- dönmeleriyle biter; “abla”nın, kendine yolculuğunun başında, Kuzey Ege’ye, annesinin bıraktığı eve dönüp oraya yerleşmesi gibi…

Günün ikinci filmi, “abla”nın Filmekimi, 3. gününde izleyip yeniden görmeyi dört gözle beklediği
, bayıldığı türden bilimkurgu gerilim, İngiltere, 2009 yapımı Ay: David Bowie’nin oğlu Duncan Jones yönetiminde Sam Rockwell‘in canlandırdığı Sam Bell, Ay yüzündeki kayalardan hasat ettikleri Helyum-3’ten ürettikleri temiz enerjiyle Dünya’nın enerji sorununu çözmüş görünen Lunar şirketinin, Ay’da kurduğu tesiste çalışan/yaşayan elemanıdır. Dokuzbin küsur saattir üzerinde çalıştığı kasaba maketi, söyleştiği bitkileri, ekranında duygusal ifadeler yansıtan suratla, Kevin Spacey‘nin seslendirdiği robot bilgisayar Gerty’nin arkadaşlığı ve canlı bağlantı kuramadığı karısıyla kızından gelen bant mesajlarla geçirdiği üç yıllık görev süresinin sona ermesine iki hafta kala tuhaflıklar, yanılsamalar ve kazalar yaşamaya başlayan Sam, bir süre sonra yaşamına bir “kendisi” daha eklendiğini görür. Kimin klon olduğu tartışmaları, itişip kakışmaları arasında aldığı ufak tefek yaralar iyileşeceğine, giderek kötüleşmekte, Sam, görünüşe göre görev süresiyle birlikte sona ermektedir. Seyyar bir iletişim cihazıyla, -dört yaşlarında olduğunu sandığı- 15 yaşındaki kızından karısının bir kaç yıl önce öldüğünü öğrendikten sonra araştırmalarını sıklaştırıp “Dünya’ya dönüş kutusu” dibinde bulduğu merdivenlerle bir kat alttaki galeriye inen, orada zamanı geldiğinde “uyandırılacak” çok sayıda Sam klonu bulan Sam’lar, duruma ve yaklaşmakta olan kurtarma ekibine uygun açıklama sunacak bir çözüm bulmaya çalışır, işe yarayacak bir plan yaparlar.

NASA’nın Houston Uzay Merkezi’nde ders programına alınan, kapalı, durgun kapsül yaşamı temposunda akan film, sonunda, kötüler cezalarını bulsa da hatıraların da yüklendiği çaresiz klonların hüznünü taşır.

Alışveriş yapıp eve dönerken ana-kız, klonların ruhları varsa -ki “abla”, formu olan herşeyin bir ruh taşıdığını okuyup öğreneli-, acı veren, özlem türünden duygular yanısıra pekçok anının gerçek sahibinin kendisi olmamanın ne büyüklükte bir karma yarattığını, yağmur trafiğiyle sıkışık Cendere Deresi boyunca, yol boyu konuşurlar.

Uzaklara Gidelim, Ay Yorumları

Yorum Yok


8 × = kırk sekiz

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri