The Number 23!

- 02/04/2009

“Yağışlı havada yol boyu bakınırım, ne güzel! ” deyip 4 numaralı koltuğu alan “abla”, bu dileğini gerçekleştiremez, mışıl mışıl uyuyup, gözünü açabildiği nadir aralarda yanındaki kadının hayretle “Vallaha iyi uyudunuz!” demesine neden olur: Avrupa yakasından yola çıkar çıkmaz, köprüye girmeden uyuma konusunda son derece yetenekli “abla”, kızı ve kız kardeşlerinin, sağlığında annesine gittikleri Balıkesir’i geçerek muavin de uyuduğundan, Akhisar’da durduklarında “…bereket şoför de uyumamış!” dedikleri yolculuk, hatırlardadır.

Karaağaç Köyü’nde inen “abla” taksici Ali tarafından hava durumu, deniz suyu sıcaklığı, site nüfusu gibi geçen bir aylık gelişmelerin görüşüldüğü özenli yolculukla evine ulaştırılır. Bavulunu badana sonrası ince temizlik gerektiren evin girişinde bırakır, fare düşse başı yarılır buzdolabına bakar, “hiç değilse süt, yoğurt, ekmek alayım, kediler gelirse mahcup olmayayım” deyip markete yollanır. Hava harika, bahçedeki iğde salındıkça kokusu verandaya ulaşmakta…

Dönüşte evin etrafını kedi nüfusu açısından kolaçan eden “abla” komşunun bahçesinde güllerin dibinde güneşlenmekte olan Çomar’la burun buruna gelir! Başlarda ürkek davranan, sıskalıktan yamyassı Çomar, düşük yapmadıysa gebe değil! “Abla”nın kedi sevgisini insan sevgisine yeğlemesinin önemli nedenlerinden biri, bir ay süreyle terkedilmiş belli ki aç kalmış hayvancık hiç sitem etmez; yine de kucak ve ısırma faslı için gerekli yabanîliğin geride bırakılması iki üç gün sürer.

Evin çevresini dolanırken komşusuna yakalanan “abla” çay daveti alır, “…yoldan yeni geldim, üstüm başım kir pas…” yollu itirazına bakılmaz. İstanbul’da festivalde, kızıyla karşılaştığı komşuları bu yılki yurtdışı rotasını sorarlar; “abla” kız kardeşinin yaz programını açıklarken, hanım “aaa!” der “bilmemkim bey de geçen ay Dubai’deydi!”, kocasıyla bakışırlar, bey, bir sessizlik anından sonra, “ama der çok yaş farkı var!..” Yine de, “abla”dan 23 yaş büyük bilmemkim bey’i çaya çağırmaya kocasını yollayan hanım, hazırlık için mutfağa geçer, içeriden “abla”ya, “bak, rahmetli karısıyla tenis oynarlardı, sorarsa ben de oynarım de!, gel de bir ruj, allık süreyim, dik otur!” türünden taktikler verir. Yol boyu sürdürdüğü uykusunu alamamış, başka zaman olsa kapısını açmakla zaman yitirmeyip çoktaaaaan bahçe duvarı üstünden atlayıp kayıplara karışacak “abla” öööylece oturmakta; merak mı, tevekkül mü, miskinlik mi… belli değil! Bir akşam önce yine çaya çağrılmış bilmemkim bey, epey bir zaman sonra, “bahçede çalıştığından geciktiğini” söyleyip özür dileyerek, -artık bir şey sezdiğinden midir nedir?- mis gibi, tertemiz, bakımlı, kırmızı bir t-shirt, spor bir pantolon, pembe camlı gözlükle gelir, üzerinde mor uzun bir jile, içinde buruşuk kareli gömlek, beline bağlı pembe kazak ve uyku-ter-toz karışımı yol kokulu “abla” ile tanıştırılır. Cüneyt Arkın’a benzeyen, saçları başında, açık renk gözlü bilmemkim bey, yaşını gerçekten hiç göstermeyen motorsikletsever, sportmen hoş bir adam, bir beyefendi!

Ev sahibi çöpçatan ikilinin çanak sorularla yönlendirdiği sohbet akarken “abla”nın, ne tür bir içgüdüyle bilinmez, bir yaş küçük meslektaşı annesini tanıyıp tanımadığını sorup, “tanımadığı” yanıtı aldığı adam, “abla” ve ekibinin Küba yolculuklarına, “bu da nereden aklınıza geldi?” diyerek şaşkınlık gösterir. Ardından, “işlerini azaltıp üç ay İngiltere’nin güneyindeki dil kurslarından birine katılıp İngilizce öğrenmek istediğini” söyleyerek “abla”yı şaşırtır. Genelde böyle bir olupbitti karşısında huysuzluk eden “abla”, turşuyu kimin sattığı pek de belli olmayan eğlenceli sohbetle sakince akıp gitmekte… Hava iyice kararır, plajda gün boyu sosis gibi yatıp yana döne kızarma eğilimini yıllar önce terk etmiş “abla”, “plajda nasıl olsa rastlaşırız” diyen beyle ve ev sahipleriyle vedalaşıp kalkar.

Kafası karışık, eve girer, paralı kanalı açar; Joel Schumacher yönetiminde Jim Carrey’nin oynadığı The Number 23! Filmin başında title akarken 23 rakamıyla ilgili aktarılanlar: “23 sadece 1’e ve kendisine bölünebilen bir sayıdır, Julius Caesar suikast sırasında 23 kez bıçaklanmıştır, kanın vücutta dolaşımı 23 saniyede tamamlanır, Eski Ahit’e göre Adem’le Havva’nın 23 kızı var, anne ve baba çocuğun DNA’sına 23’er kromozom verir, insanlarda cinsiyeti 23. kromozom belirler, Antik Çin’de insanlar, çift sayıların kadınları, tek sayıların erkekleri temsil ettiğine inanırlardı ve 23 en erkeksi sayıydı…” Bu sonuncusu “abla”yı bayağı sarsar, o ayın 23’ünde doğmuştur; bir ankete göre cinsel kimliğinin %75 oranında erkek çıkmasını, kendinden genç erkekleri kafa dengi, çekici bulmasını, yaşamı boyu erkekçe seçimler yapmasını hep buna bağlar…

Rehberinin kendisi olduğunu yeni keşfetmiş “abla”, hafızasını yitirmiş bir adamın bıraktığı mesajla, kendisini buluşunun, kendisine kavuşmasının, psikolojik gerilim filmi formatlı muhteşem hikâyesini beğeniyle izler, bitirir; aklında, 23 yaş büyük bilmemkim bey, kumanda ile 23 ‘ü tuşlar; TürkMax’da bayıldığı Zeki Demirkubuz’un çok beğendiği filmi, müziğiyle ruhuna işleyen Kader!

The Number 23! Yorumları

Yorum Yok


6 − bir =

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri