The Imitation Game – Enigma

- 22/02/2015

Bu gece verilecek Oscar ödüllerine saatler kala, adayların bir kısmını, en azından “legal” yollarla izleme şansını hala bulamadık. Pek çok aday ancak belirli sinemalarda gösterim şansı buldu. Gecenin favorilerinden “Birdman” 27 Şubat Cuma vizyonla buluşacak. En İyi Film dalındaki belki de en zayıf adaylardan “The Imitation Game” ise törene birkaç gün kala ülkemizde seyirciyle buluştu.

 The Imitation Game

Pek çok tarihçiye göre 2. Dünya Savaşı’nın kırılma noktası olan, Almanların şifreleme sistemi Enigma’nın çözülmesi, beyazperdede bir kez daha karşımızda. Ancak bu kez mevzumuz Enigma’nın hikayesi değil de onu çözen ekibin başında olan bilim insanı Alan Turing’in hayatı.

 Vizyon

Günümüz bilgisayarlarının temelini atan Alan Turing’in hikayesini üç perdeden izliyoruz. Kimliğini keşfettiği okul yılları, Enigma’nın çözülmesinde oynadığı rolü ve verdiği mücadeleyi gösteren 2. Dünya Savaşı dönemi ve 1950’lerde işlerin pek yolunda gitmediği kısım. Üçe bölünen bu öyküyü gördüğümüzde filmin yalnızca 2. Dünya Savaşı kısmının güçlü ve enteresan olduğunu, diğer bölümlerin biraz daha sönük kaldığını görüyoruz ki, ilk anından itibaren bu durum filmin aleyhine çalışmaya başlıyor. Sosyal açıdan sıkıntıları olan, etrafındaki insanlarla pek iyi anlaşamayan Alan, hayatına dahil olan bir kadın ve savaşın getirdiği zorlu şartların da yardımıyla bunu bir nebze kırmayı başarıyor. 50’lerde geçen kısımda Alan Turing’in bir sırra sahip olduğu vurgusu yapılıyor ki, aslında bunu söyleyerek pek de spoiler vermiş olmuyoruz sanırım zira fragmanında da var, Alan Turing eşcinsel. Kadınların ve erkeklerin aynı iş yerinde çalışmasının yasak olduğu dönemin İngiltere’sinde eşcinsellik de ya hapisle cezalandırılıyor ya da kimyasallarla “tedavi ediliyor” ( yaklaşık 80 yıllık dönemde 49 bin erkek eşcinsellikten ötürü ceza almış ). Belki biraz da bundan, biraz da çocukluğunda yaşadığı bir olaydan Alan insanlarla iletişimini bir türlü rayına oturtamıyor. Film ilgili veya ilgisiz seyircinin dikkatini savaş bölümlerinde çeşitli teknik konuşmalarla çekse de Alan Turing’in hayatını aktaran bir biyografi olmakla bir savaş filmi olmanın arasında kaldığından, ayrıca dediğim gibi üç koldan ilerleyen hikayesinin her bölümünde aynı ışıltıyı yakalayamadığından orta karar bir seyirlik olabiliyor ancak. Eşcinsellere hoşgörüsü, zannediyorum hem eleştirmenlerin hem Akademi heyetinin gönlünü çelmesinde asıl etken.

 The Imitation Game

Filmin yönetmeni Morten Tyldum. Senaryo Graham Moore’a ait. Güçlü oyuncu kadrosunda “Sherlock” dizisiyle parlayan İngiliz sinemasının yükselen yıldızı Benedict Cumberbatch, güzel yıldız Keira Knightley, Rory Kinnear, “Game of Thrones”dan hatırlayabileceğiniz Charles Dance, Matthew Goode ve Mark Strong yer alıyor.

 The Imitation Game

Filmin tam 8 Oscar adaylığı bulunuyor. En güçlü adaylığı ise Benedict Cumberbatch’ın performansı neticesinde gelen En İyi Erkek Oyuncu adaylığı ama karşısında Michael Keaton’ın olduğunu anımsatmakta fayda var. En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Keira Knightley ve En İyi Prodüksiyon Tasarımı diğer adaylıkları.

The Imitation Game – Enigma Yorumları

2 Yorum


+ yedi = 11

  • senbilirsinabla 3 Mart 2015 19:26

    Alan Turing adini bilgisayarli yasamin baslangicindan beri bilen “abla” ile ekibi filmi begeniyle izler: Bu dehanin, yaratiminin onune gecip hayatini pusla ortan cinsel secimine de saglamca sahip cikmasi, kendisine dayatilan sucluluk duygusunu kabullenmeyip egiliminin ardinda durmasi o gunun sartlari icinde “abla” icin son derece saygin bir tavirdir.

  • Yapay Oyun izle 17 Mart 2016 14:24

    Sherlock serisinden sonra fanı olduğumuz Cumberbatch’ın her filmini izlemek lazım.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri