1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (3 oy, ortalama: 8,33)
Loading ... Loading ...

“The Hurt Locker – Ölümcül Tuzak” bir Amerikan savaÅŸ filminden beklendiÄŸi üzere “yaptırana deÄŸil yapana” bakıyor. Yani batı cephesinde yeni birÅŸey yok!

Oscar ödül töreni yine geldi çattı. Ben bu yazıyı yazdığım sırada ödül törenine yaklaşık dokuz saat var. “The Hurt Locker” beklendiÄŸi üzere iÅŸ yapar mı bilemem ama umarım yapmaz.

Bunun sebeplerine geçmeden önce Oscar ödüllerinin yapısına bakmamız yerinde olacaktır. Oscar ödüllerinde, aslında daha çok Hollywood’ta, her sene çok iyi filmler çıkmıyor bildiÄŸiniz üzere. Fakat bu durum Oscarların ÅŸatafatını pek etkilemiyor. Çünkü Oscar ödül töreninin felsefesi ÅŸu: elimizde çok iyi bir film yoksa, iyilerin arasından bazılarını yüceltelim! Üzülerek görüyorum ki, biz de her sene bu dolmayı bir güzel yutuyoruz. Bunu ÅŸuradan anlamak da mümkün: Oscar ödüllerinde en iyi filme aday 10 film var. Peki kaç tanesi ülkemizde gösterime girmiÅŸ durumda? Yalnızca birkaç tanesi. Bu duruma raÄŸmen her yıl, popüler kültür pompalamakla meÅŸhur bazı internet siteleri ve TV kanalları seyircilerden Oscar tahmini yapmalarını istiyor. Tüm sinema ve magazin yazarları da sıralanıp tahminler yürütüyor. İyi de siz bu filmleri nerede izlediniz. Muhtemelen bir kısmının Amerika’da henüz DVD’si bile çıkmış deÄŸil. Genelde bir film vizyona girdikten 17 hafta sonra DVD’si piyasaya çıkıyor. Peki siz bu filmi izlemek için Amerika’ya mı gittiniz? Yoksa internetten illegal yollarla mı filmi izlediniz! Gerçekten nasıl filmler hakkında bilgi sahibi oluyorlar merak ediyorum. BirçoÄŸunun en iyi film olarak “Avatar”ı görmesi de bu sebepten midir acaba? Tabii ki bilemeyiz. Bu yazarlar bir ÅŸekilde filmlere ulaşıyor olsalar bile, film izlemek için yurt dışına çıkamayacak izleyicilere Oscar tahmini yaptırmanın bir faydası var mı? Yok. Ama halen “ödülleri doÄŸru bilin, ÅŸu hediyeyi kazanın” tarzında kampanyalar yapılıyor maalesef.

Asıl konuya dönersek, örneÄŸin, benim de çok sevdiÄŸim “Slumdog Millionare” en iyi film oscarını hak eden bir yapım deÄŸildi bana göre. Ama Oscarlarda 8 ödülü kapınca, film tüm dünyada büyük bir infial yarattı. Bu sene de komite akıllı davrandı ve tüm dünyada hasılat rekoru kıran, yani zaten meÅŸhur olan bir filmin karşısına baÅŸka bir film çıkararak bir dualite yarattı. O film de “The Hurt Locker” oldu. Yönetmenlerin eski eÅŸler olmasından da büyük pay çıkaran dünya basını da, ödül törenini bir çeÅŸit düello havasına soktu. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde “The Hurt Locker”ın ödülleri toplaması da, olasılıkla “kadınların zaferi” olarak lanse edilecek. Sanki kaybedince kadınlar da kaybedecekmiÅŸ gibi.

“The Hurt Locker”a geçersek, film Irak’ta görevli bir bomba imha birliÄŸinin Irak’ta geçirdiÄŸi 40 güne odaklanıyor. GiriÅŸte yazan “savaÅŸ uyuÅŸturucudur” yazısı sizi fazla ümitlendirmesin. Çünkü filmin türdeÅŸlerinden ayrılan bir tarafı yok.

Henüz giriÅŸte filmin atmosferine çok iyi bir ÅŸekilde giriyoruz aslında. Toz duman olmuÅŸ Irak’tan insan manzaraları eÅŸliÄŸinde, bomba imhasıyla uÄŸraÅŸan ekibimiz acı bir kayıp veriyor. Burada şöyle bir olay var: filmin genelinde Amerikan askerleri çok gergin anlar yaşıyorlar zira civarda görünen her Irak’lı muhtemel bir terörist aynı zamanda. Yani demokrasi düşmanı! Bu ÅŸartlarda çevresine bakan bir asker, elinde telefonla bir Irak’lıyı görüyor ve terörist olduÄŸundan şüpheleniyor. Çok ayrıntı vermeyeyim, normalde esaslı bir savaÅŸ ve Amerikan eleÅŸtirisinde bu adamın ölüp, masum olması beklenebilir. Ama adamımız suçlu. Amerika askerleri de herkese potansiyel terörist muamelesi yapmakta çok haklı anlayacağınız!

Henüz başından pek çok ÅŸeyin aynı olduÄŸu hissini veren film,  bundan sonra da aynı çerçevede yolculuÄŸunu sürdürüyor.Irak’ın zorlu ÅŸartlarında askerler oldukça güçlük çekiyor, psikolojik çıkmazlara giriyorlar, trajik kayıplar veriyorlar. Peki genel olarak savaşı eleÅŸtiren film, savaşı çıkaranları eleÅŸtiriyor mu? Ne yazık ki hayır. Bunun yerine film “aÄŸlak Full Metal Jacket” görünümünden bir türlü sıyrılamıyor.

Filmde Jeremy Renner, Anthony Mackie, Brian Geraghty başlıca rollerde karşımıza çıkıyorlar. Guy Pearce, Ralph Fiennes ve David Morse gibi isimleri görmek de mümkün.Yönetmen ise Kathryn Bigelow.

Filmin övgüye deÄŸer yanlarını biraz irdelemeye çalışırsak, elbette kadın bir yönetmenin bir savaÅŸ filmi çekmesindeki cesaret bile baÅŸlı başına övgüye layık. Bazı patlama sahnelerindeki estetikten de filmde “kadın eli” olduÄŸunu anlayabiliyoruz. Ayrıca hareketli kamera, viraneye dönmüş sokaklar yani çeÅŸitli yönetmenlik becerileri de görmek mümkün.

Bu geceki Oscar töreninde kim ne yapar bilmiyorum. Ama savaÅŸ filmlerinde savaşı çıkaran ülkelerini eleÅŸtirmeyen yapımlardan haz etmediÄŸim, hatta gittikçe soÄŸuduÄŸum içi bu filmin ödülleri toplamasını da istemiyorum. Sanırım Amerika’nın artık elini taşın altına koyması gerek.Filmi her ÅŸeye raÄŸmen izlemek isterseniz de filmin suya sabuna dokunmadığını bir kez daha hatırlatayım. Filmi “Hollywood’un son balonu” olarak isimlendirmek bile mümkün bana göre.

Kathryn Bigelow

Filmin Fragmanı:

Yorum yapın