The Fall | Düşüş

- 02/07/2010
7,00(7 oy)

“The Fall-Düşüş”, gerçekle hayali birleştiren masalsı anlatımıyla, sinema tarihinde “Sinema nedir?” sorusuna verilebilecek en iyi yanıtlardan biri.

“The Fall”da genel olarak masalsı bir anlatı hüküm sürüyor. Mesela filmin başında, hikayenin Los Angeles’ta geçtiğini öğreniyoruz fakat hikayenin geçtiği zaman belirsiz. Sadece “bir zamanların” Los Angeles’ı olduğu bilgisine sahibiz. Hikaye, bir hastanede geçmekte. Ailesinin bahçesinde henüz beş yaşında olmasına rağmen çalıştığı için kolu kırılan Alexandra, kaldığı hastanede Roy adlı biriyle tanışıyor. Roy, dublörlük yaparken geçirdiği bir iş kazası sonucu yürüme yetisini yitirmiş. Para uğruna kendini terk eden sevgilisini unutamadığı için hayatla pek barışık değil. Dolayısıyla çevresindeki bir avuç insanın telkinlerine aldırmayıp intihar etmenin yollarını arıyor. Alexandra ile tesadüf eseri tanışan Roy, Alexandra’ya epik bir hikaye anlatmaya başlıyor. Sürekli yarım bıraktığı hikayeyi tamamlama şartı ise, uyuması! için gerekli hapları Alexandra’nın getirmesi…

“The Fall” ilk anlarından itibaren küçük oyuncusunun başarısı sayesinde artı puan toplamaya başlıyor. Ama buralarda, ilerleyen dakikalarla ilgili ipucu verse de izleyicinin beklentisini yükseğe çekmiyor. Fakat Roy’un anlattığı masalsı hikaye dallanıp budaklandıkça büyüleyici manzaralar ve filmin insancıl öyküsü de ortaya çıkıyor. Bu sayede film hem küçük hem de büyük izleyiciler için izlenebilir bir hale dönüşüyor. Zaman zaman gerçek dünyaya dönen hikayede, her şeyin masallardaki kadar pembe olmadığını da görebiliyoruz. Roy’un dramı filmin asıl hikayesini ayakta tutuyor. Ayrıca film sürekli masal evrenine geçme isteği de uyandırıyor. Nasıl ki “Avatar”da sürekli Pandora gezegenini ziyaret etmek istiyorduk, burada da benzer bir durum söz konusu. Burada etkileyici görsel efektler yok, olan yalnızca sempatik karakterler ve büyüleyici bir atmosfer.

Film işleyişi ve hikayesi ile bir sinema filminde olması gereken tüm gereksinimleri barındırıyor. Görsellikten yaratıcılığa kadar. Hikayenin “Pan’ın Labirenti”ne benzer olduğunu söyleyebiriliriz ama son dönemin büyük hayal kırıklıklarından Guillermo Del Toro, buna benzer başarının yanından bile geçemiyor ne yazık ki.

Filmde, masalcı Roy karakterinde Lee Pace var. Filmin küçük oyuncusu Alexandra’yı ise Catince Untaru canlandırıyor. Justine Waddell, Kim Uylenbroek, Sean Gilder ve Ronald France de filmin diğer oyuncuları. Filmin yönetmeni ise Tarsem Singh.

“The Fall”un bazı yorumlarını zaman zaman duyup, abartıldığını düşündüğüm olmuştu fakat “The Fall”, anlatılamayıp, yaşanılması gereken bir film. Adına sinema tarihine altın harflerle yazdıran yapım, geride bıraktığımız 2000’lerin de en iyi filmlerinden biri.

The Fall | Düşüş Yorumları

1 Yorum


+ 9 = on

  • senbilirsinabla 3 Temmuz 2010 20:05

    “Abla”nın, Hücre filmine bayılıp izlemeye aldığı Tarsem Singh, onu hiç de hayâl kırıklığına uğratmaz: Işık-gölge oyunlarıyla çizilmiş muhteşem fantastik tabolarla bezeli, her bir tablodan yaşama geçiş/dönüşler, derin zengin bir hayâl gücünün eseri The Fall, yazarın dediği gibi “yaşanılası” bir film…

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri