- 04/02/2012 | mircturk:tesekkurler, ne zaman bir turk filmi oskar alacak...
- 21/01/2012 | senbilirsinabla:Film Festivalinde yönetmen Ümit...
- 21/01/2012 | onur çoban:son 10 yılda özellikle bilgisayar...
- 20/01/2012 | belmondo:tabi bir de benim listem var 1-a bitterseweet life...
- 15/01/2012 | senbilirsinabla:Bir kaç Filmekimi önce görüp çok...
Batman serisinin son filmi Kara Şövalye, serideki diÄŸer filmler kadar ilgi çekmediyse de, Amerikan adalet sistemine yaptığı göndermelerle tabiri caizse derin konulara temas ediyor. Bu iki filmin giÅŸede beklenen hâsılatı bulamamasının nedenleri tartışıladursun, yönetmen Christopher Nolan, bundan bir önceki yapım olan, Batman Begins’deki aşırı gerçekçi yaklaşımını bu son filmde de ısrarla tekrar etmiÅŸ. BilindiÄŸi gibi, Örümcek Adam, Batman, Hulk, Superman, Hellboy gibi Çizgi Roman kahramanlarını sinema ekranına taşıyan filmler bu kahramanları insanüstü nitelikleriyle ortaya çıkararak ulaşılmaz kılmaktadır. Batman serisinin ilk filmlerinde Michael Keaton ve sonradan Val Kilmer’ın canlandırdığı kahraman bu zamana kadar asla insani nitelikleriyle ön plana çıkarılmamıştı. Bir süper kahraman hayatı yaÅŸaması nedeniyle geceleri kahraman gündüzleri kimsenin dikkatini çekmeyen sıradan insan görüntüsü çizen gerçek kimliÄŸini saklamayı ölüm kalım meselesi haline getiren ve her zaman insanlarla arasında bir mesafe olan, duygularının esiri olmayan fazla mükemmel bir imaj çizerlerdi. Belki de bunlar bir ölçüde Jeykıl ve Hyde hikâyelerinin ÅŸehir efsanelerine dönüştürülmüş modern versiyonlarıydı. Serinin son iki filminde Çizgi Roman kahramanlarının bu eski imajları deÄŸiÅŸmiÅŸ görünüyor. Nolan’ın çizdiÄŸi Batman karakteri hepimiz gibi bir geçmiÅŸi, hepimiz gibi sıradan bir hayatı, endiÅŸeleri, hataları, hiç de mükemmel olmayan yanlarıyla etten kemikten bir insan.. İnsanların kafalarındaki süper kahraman kavramını büyük ölçüde zedeleyen bu yeni imaj Nolan’a giÅŸe baÅŸarısızlığı, seyirciye ise hayal kırıklığı olarak dönmekte… Amerikan ekonomisinin çöküşünde ve Amero’ya geçiÅŸ sürecini tetiklemede Çin’in etkisi düşünüldüğünde Batman’in son filmde Hong Kong’a gitmesi de çok anlamlıdır. Üstelik Devleti korumak adına hukuk dışı yolların kullanılabileceÄŸi iddiasıyla. 2006 yılında yayımlanan Amerikan ekonomistler derneÄŸi raporuna göre Amero’ya geçiÅŸ ve ÅŸu anki dolar deÄŸeri üzerinden yüzde 50 develuasyon yapıldığında bile Çin’e olan 2,5 trilyon dolarlık borcun ancak 400 milyar dolarlık kısmının karşılanacağı da göz önüne alındığında Amerikalıların (Batman’in) neden New York’dan (Gotham City’den) çıkıp Çin’e uzun bir seyahat yaptığı anlaşılmaktadır. Yenilmek istenen rakip halen Amerikalı olsa da, Amerika’nın iç düşmanlarına yardım eden Çin’dir. Filmdeki Çinli karakter mafya ve terörist organizasyonların tüm hesaplarını Hong Kong’a aktaran bir muhasebecidir. Çin, Amerika’yı parasını yurtdışına aktararak onu mali açıdan çökerterek yıkmaya çalışmaktadır. Birinci Batman filminden tanıdığımız Joker ya da onun varisi (tam belli deÄŸil) ise Çinli muhasebecinin Amerikalı çete ÅŸeflerine kazık atacağından emindir. Yani aslında sadist, ÅŸizofren, cani bile olsa yine de bir Amerikalı olan Joker, tek derdi dolandırıcılık olan Çinli bir muhasebeciden daha iyi gösterilmektedir. Åžehrin her yanında karşımıza çıkan Batman taklitleri, Batman’in suçunu üstlenen savcı, Batman’e yardım eden polis ÅŸefi, bir kahraman olarak Batman’in Gotham City için artık yeterli olmadığı yaklaşımının benimsendiÄŸini, hatta ve hatta Batman’in artık bir kahraman olmaktan çıkarılıp bir anti-kahramana, dönüştürülmek istendiÄŸinin ve yavaÅŸ yavaÅŸ adaleti yerine getirecek ve onun yerine geçebilecek baÅŸka kiÅŸilerin arayışının kanıtıdır. Serinin önceki filmlerinde tek tabanca savaÅŸan yalnız kovboy imajı çizen kimsenin yardımına ihtiyaç duymayan Batman yavaÅŸ yavaÅŸ aÅŸağılara çekilmektedir. Amerikanın artık bireysellikten çok birlik beraberlik ve iÅŸ ilanlarında çokça rastladığımız gibi “takım çalışmasına yatkın” kahramanlara ihtiyacı vardır. Bu son filmde çokça öne çıkarılan bir baÅŸka konu ise Batman’in kimliÄŸinin ortaya çıkarılması konusu.. Joker’in ısrarla “Gerçek Batman lütfen öne çıkabilir mi?” yazan notlar yazması, sahte Batman’leri öldürmesi, bir süre sonra gerçek Batman’in de masum insanların zarar görmesinden bıkıp ortaya çıkmak istemesi kimlik tartışmasına birer örnektir. Batman sorumluklarını bir kanun adamına devretmelidir.” ve “Kanun kaçağı ve intikamcı birini mi koruyacağız?” “Batman bir gün çiÄŸnediÄŸi yasaların hesabını verecek.”sözleri ile de kendi adaletini kendi yaratan insanların yani kanundışı yargısız adalet yaratma kavramının Amerikan toplumu içinde artık var olmaması gerektiÄŸinin de altı çiziliyor. Ancak yine de bir kahramanı tamamen karalamaktan çekinen bir söz de ekleniyor “Batman bir teröristin kaprislerinden daha önemli bir ÅŸey için savaşıyor.” KimliÄŸini açıklaması istenen Batman savcının sahte itirafının arkasına sığınmayı tercih ediyor. İyiler ve kötüler. Hepsinin birer mirasçısı var ve ikisi arasındaki savaÅŸ sonsuza kadar sürecek. Bu bir gerçek. Fakat her ikisinin de imajında zamanla deÄŸiÅŸiklikler olduÄŸu kesin Ying ve Yang felsefesindeki gibi bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü yok.
Filmin bir diÄŸer metaforu ise Amerikan halkını mükemmel ve kimliksiz kahraman imajından vazgeçirerek her birimiz kahraman olabiliriz, hepimiz birer Batman olabiliriz düşüncesini empoze etmeye çalışması. Sahte Batman’in gerçek Batman’e ” sana yardım ediyoruz; benim senden ne farkım var demesi ya da sevdiÄŸi kadının Batman’e “Bir gün Gotham ‘ın Batman’e ihtiyacı kalmayacak. Bize yüzü olan bir kahraman lazım. Maske takmadan suçluları hapse tıkabilen biri…” demesi ya da Sahte Batman’in, öldürülürken Joker’e “çünkü o senin gibi aÅŸağılık biri olmamamızı gösteren bir simge ” demesi… Bunun anlamı Batman devrini tamamladı; O ve onun gibi kahramanlar Amerikalılara nasıl olmaları gerektiÄŸini öğretti. Åžimdiyse Amerikanın kimliÄŸi olan kanunlara baÄŸlı olarak adaleti saÄŸlayan yasaları uygulayan ve insanların kendi adaletlerini yaratmalarını önleyecek bir sistem lazım. Suçluların kanun adamlarını öldürdüğü, derin devlet, mafya, suç örgütleri üçgenindeki bir dünyada tek bir kiÅŸi olarak deÄŸil, toplumsal bir güç olarak var olabilecek kahramanlar lazım. Süper kahramanların gizli kalması düşüncesi nereden geliyor? Åžehir efsanelerini canlı tutan ÅŸey dokunulmaz gizemli ve bilinmez kalmadaki baÅŸarıları mıdır? Kimliklerini açıkladıklarında sıradan olmanın ağırlığıyla yok olup gidecekler mi? Bu gizemin sebebinin düşmanlarından saklanmak olmadığı kesin. Ama ikinci bir hayat yaÅŸamayı seçmelerinin nedeni de her zaman intikam ya da daha doÄŸrusu adaleti kendi yaratma isteÄŸi olarak gösteriliyor. DiÄŸer süper kahraman filmlerinin aksine bu filmde kimin suçlu kimin kanundan yana olduÄŸu birbirine karışmış durumda. Aslında bir bakıma suçluları öldüren biri de kanun karşısında masum bir insanı öldürmüş biri kadar suçlu sayılıyor.
Filmin sorduğu asıl soru şu: Yasalar adaleti sağlamada yetersiz kaldığında kendi adaletini sağlamak suç mudur? Adaleti yalnızca yasalar, kanun adamları, devlet ya da polis gücü mü sağlayabilir? Bütün bu sistemin içinde hiçbir aksama yok mudur? Dürüst ve masum insanları öldüren ve yasaları hiçe sayan insanlar yine de adil yargılanmayı hak eder mi? Bunun ayrımını kim nasıl yapacak? Film bütün bu soruları bir çırpıda soruyor. Halk için kahramanların bile karanlık yanları var. Kimsenin kimseye güveninin kalmadığı bir dünyada halkın kahramanlara ya da yasalara inanmasını ne sağlayacak? Halkın gerçek anlamda adalet için savaşan insanlar olabileceği düşüncesinin kökten sarsıldığı imasını yapan film, serinin; film-noir(kara film) öğeleri taşıyan diğer filmlerinden farklı olarak toplumun içinde bulunduğu gerçek umutsuzluk, karamsarlık, çöküş, gerilim ve zafiyet duygularına vurgu yapmış.
Gördüğümüz üzere Amerikan sinemasının kahramanları betimleme ÅŸekli deÄŸiÅŸtiÄŸi kadar kahramanın “insan” yanına yapılan vurgu da artmış. Tek bir kahramanın hayalden ibaret olduÄŸu, toplumun tüm kesimleriyle iyiye doÄŸru deÄŸiÅŸime destek verilmesi gerektiÄŸi düşüncesi öne çıkarılıyor. Serinin ilk filmlerinde mafya babalarının tümü beyazken, son filmde toplumun her kesimine olduÄŸu gibi yeraltı dünyasında da zencilerin hüküm sürdüğü konusuna deÄŸinilmiÅŸ. Buna raÄŸmen, yine Amerikan filmlerinin özellikle de felaket ve macera filmlerinde sık rastlan bir özelliÄŸi burada da deÄŸiÅŸtirilmeden kalmayı baÅŸarmış: Her zaman ilk önce zenciler ölür. Sonuç. Amerikayı zenci bir baÅŸkanın yönetmesi, ya da hükümetlerin deÄŸiÅŸmesi doÄŸru ya da yanlış arasındaki farkın giderek daralması ve ayrımın yapılmasının zorlaÅŸtığı gerçeÄŸine karşı Batman’i bile aÅŸan bir kanun gücünün benimsenmek istendiÄŸi metaforunu vurguluyor. Batman bile yasalar karşında zayıftır. Büyük bir insan, zengin bir kiÅŸi ya da mevki ve nüfuz sahibi olabilirsiniz ancak yasalar karşında niyetiniz ne olursa olsun adaleti sadece devletin bünyesindeki mahkemeler ve kanun adamları saÄŸlar. Öyle görünüyor ki bilgi ve enformasyon çağına uyum saÄŸlayamayacağı düşünülen demode görülen “dokunulmaz” kahraman imgesi yerine baÅŸkalarının yardımına ihtiyaç duyan daha sosyal ama yine de iÅŸlerini hala perde arkasından yürüten bir profil ortaya çıkarılmış. Yine de birçok seyirci Batman’i hala eski haliyle sevdiklerini, insanları kahraman olmaya teÅŸvik eden yanının onlara ilham verdiÄŸini kanıtladılar. Joker’in “Ne kadar yalnız olduÄŸunu bilmek canını sıkmıyor mu?”, “artık geri dönüş yok. HerÅŸeyi deÄŸiÅŸtirdin. Sonsuza dek.”, “Åžu anda sana ihtiyaçları var ama olmadığında dışlanacaksın.”, “SEN ANCAK ONLARIN İZİN VERDİĞİ KADAR İYİSİN” sözleri bir anti-kahramanın aÄŸzından verilerek aslında toplumların kendi çıkarlarına ne kadar baÄŸlı oldukları, kalabalık psikolojisinin kendinden olmayanı (farklı olanı) her ne olursa olsun(iyi ya da kötü) dışladığını ve fikirlerin ancak çoÄŸunluk kabul ettiÄŸinde doÄŸru kabul edildiÄŸi gerçeÄŸini seyircinin yüzüne tokat gibi vuruyor. Kahramanlar toplumun içinden çıkmış olsalar da, bir süre sonra ona yabancılaşıyorlar. Bu yeni dünya kötülerin de iyiler kadar kazanma ÅŸanslarının olduÄŸu daha “gri” bir dünya Bu yaklaşım kötümser mi yoksa gerçek mi? Batman gibi geçmiÅŸten gelen kahramanları zamana uydurma çabası mı? Bu dünya öyle bir dünya ki süper kahramanlar bile kimi kurtaracaklarını seçmek zorundalar. Onların bile tek bir ÅŸansları var. Ve kanun adamlarını seçmek zorundalar. Kanunları korumak uÄŸruna her ÅŸeyi feda etmek zorundalar. Batman’in bile Batman olmaya ihtiyacı var. (Sevgilisinin mektupta “Senin Batman’e ihtiyacın olmadığı günün gelmeyeceÄŸini anladım” demesi. Oysa kendisi bile artık gerçek bir kahraman olduÄŸundan emin deÄŸil. Peki, gerçek kahraman nasıl olmalı? ne olursa olsun adaleti saÄŸlamayı yasalara bırakan kati kuralları olan ve asla sınırları aÅŸmayan biri mi? Sanırım seyircinin bu yeni Batmani benimsememesinin nedenlerinden biri de bu imajın gerçek dünyaya daha çok aitmiÅŸ gibi görünse de aslında eskisinden daha ütopik olmasıdır. Bütün bu mükemmeliyetçi yaklaşımına raÄŸmen eski Batmanin insanların kalplerine daha çok hitap etmesinin sebebi de budur. İnsanlar kanunların nezninde basit suçlar iÅŸleyen ya da kazara bir kanunsuzluÄŸa karışan talihsiz insanlarla gerçek suçluların aynı muameleyi görmesini içten içe haksız bulmaktadırlar. Batman sıradan insanların adaletin terazisini yorumlama ÅŸeklidir. Evet, insanoÄŸlu birçok açıdan kaypak sayılabilir ama insan adalete ya da saÄŸlayan bir varlığa her zaman ihtiyaç duyacaktır. Batman’in uÅŸağı rolündeki Michael Caine’in anlattığı ilginç hikâyeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Ormandaki haydudu ararken aÄŸaçlar yüzünden iÅŸleri oldukça zorlaÅŸan kanun adamları çareyi ormanı yakmakta bulur. Pire için yorgan yakmak mı? Evet belki; Ama belki de film sistemin aksayan yönlerinin tamir edilmesi (yamanması) yerine daha radikal ve kökten bir çözüm öneriyor: Sistemi yık. Yeniden yapılandır. Filmin sonunda savcının da bir “intikamcıya” kınadığı bir ÅŸeye dönüşmesi kötülüğün Batman ve savcı gibi iyi insanların bile düşebileceÄŸini ispatlaması anlamına geliyor. (“Senin kadar, iyi birinin bile düşebileceÄŸini gösterdi”.) Bunun nasıl olduÄŸu sorusunun cevabı ise ironik ÅŸekilde aslında kötülüğün simgesi olan Joker’den geliyor. “Delilik yerçekimi gibidir hafifçe dokunman yeter”, “İnsan çarpık zamanlarda bile düzgün olabileceÄŸini sanıyor, ama yanılıyor. Düzgün iÅŸleyen tek ÅŸey ÅŸanstır. Tarafsız, önyargısız…”(savcının sürekli yazı-tura oynaması ) Batman filmin sonunda savcının ölü bedenine bakar ve yüzünün yanmış olan kötü kısmı yerine halen düzgün kalmış yanını çevirir ve der ki” yeterince uzun yaÅŸarsan zalime dönersin. Gotham;n ihtiyacı neyse ben oyum. Bazen gerçek yeterince iyi deÄŸildir.” Sistem kendi içinde neye ihtiyacı varsa onu yaratmıştır. Bunu iyi ya da kötü diye ayırmak imkansızdır. Gerçek neyse odur. Yeterince mükemmel olmasa bile.) Peki, Batman nedir? Kahraman deÄŸilse kimdir? Polis ÅŸefinin iç sesinin söylediÄŸi gibi “O, Gotham’ın ihtiyacı olan kahraman hak ettiÄŸi deÄŸil. Çünkü o bir kahraman deÄŸil. Sessiz bir muhafız, dikkatli bir koruma. O,karanlık şövalye.” Bu sözlerden Gotham’ın (Amerika’nın) kendine has bir kahraman yarattığını anlasak bile, hak etmek konusuna gelince Batman Gotham için çok mu iyi yoksa yeterince iyi deÄŸil mi bunun cevabı çok göreceli. Çünkü cevabı adaletin ne olduÄŸu konusunda yatıyor ki bu da oldukça göreli bir kavram.
Adalet aslında nedir? Yasaların insanlar tarafından belirlendiÄŸi gerçeÄŸi yargının ve sistemin mükemmel olmadığını iÅŸaret ediyor. Peki, bunun dışına çıkanlar (Batman gibi) neden kaçıyor? Belki bunun da cevabı son bir cümlede gizli “Çünkü biz kovalamalıyız.” Neden? Devletlere birer düşman mı lazım? İnsanları yönetme sanatının püf noktası sistemin iÅŸlemeyen yönlerine dikkat çekilmesini önlemek için hayali düşmanlar yaratmak mıdır? Halkı yasalara inandırmanın bedeli adaleti saÄŸlayanları bile kovalamak mıdır? İlk filmden serinin son filmine kadar var olan Batman projektörü film boyunca flu görünmekle beraber son sahnede Polis ÅŸefi tarafından kırılıyor. Yani Polis ÅŸefi gibi yanındaki hangi adamın köstebek olduÄŸunu bile belirlemeye korkan ve sistemi yıkmak (çürük elmaları ortaya çıkarmak ve yargıya teslim etmek) yerine yanında tutmaya devam eden biri bile Batman’e artık ihtiyaç duymuyor mu? Yoksa bir anlayışı deÄŸiÅŸtirmeye mi çalışıyor? Peki, yerine ne koyacak Rüşvet ve baÅŸka çıkarları için dürüst insanları bile harcamaktan çekinmeyen bir anlayışı mı? (hangi polislerin Savcının sevgilisini götürdüğünü sorduÄŸunda öğrendiÄŸimiz gerçek birinin annesinin tıbbi masraflarını karşıladıkları diÄŸerine ise rüşvet verdikleri; Eskiden Amerikan filmlerindeki kirli polisler bile tehdit edildikleri için yeraltı iÅŸlerine dahil olurlardı.) Bu filmden anlayacağımız ÅŸu ki Gerçek dünya kirli bir dünya ve onun yasaları karşısında süper kahramanlar bile çaresiz; İnsanları gerçeÄŸe yaklaÅŸtırma yönünde adım atılmış gibi görünse de bir inanç boÅŸluÄŸu olduÄŸu kesin. Hollywood insanları çizgi kahramanların kötülerin hep kaybettiÄŸi, kimin kim olduÄŸunun siyah ve beyaz kadar net olduÄŸu dünyasını yıkıp yerine gerçek dünyayı koyuyor. Yıllardır ortaya çıkardığı kahramanlar idealize edilmiÅŸ birer prototip iken Batman ile baÅŸlayan bu “sıradanlaÅŸtırma” dalgası ne kadar baÅŸarılı olur bunu zaman gösterecek.
- Etiketler:
Aaron Eckhart, Chin Han, Christian Bale, Christopher Nolan, Cillian Murphy, Gary Oldman, Heath Ledger, Maggie Gyllenhaal, Michael Caine, Monique Gabriela Curnen, Morgan Freeman


(12 oy, ortalama: 9,92)