The Burning Plain | Aşk Ateşi

- 17/07/2010
8,50(2 oy)

Başından sonuna kadar dramatik yönü ağır basan “The Burning Plain-Aşk Ateşi”, çekici bir film olmasa da sıra dışı kadın karakterler barındırmasından dolayı dikkate değer.

Filmde, yalnızca 3-4 yıl önce,oynadığı filmlerden ziyade güzelliği ve zarafeti ile sık sık gündeme gelen fakat şimdilerde bu iki kavramın çok çok uzağında olup, oyunculuğuyla ayakta durmaya çalışan Charlize Theron başrolde. Tecrübeli oyuncu Kim Basinger, daha çok kötü rollerde görmeye alışık olduğumuz Joaquimde Almedia ve John Corbett da filmde yer alan diğer oyuncular. Joaquimde Almedia, bir röportajında, filmle ilgili, kendine kötü bir rol gelmediğini görünce oldukça şaşırdığını söylemiş ve filmde, özellikle sevişme sahnelerinde Kim Basinger’dan oldukça yardım aldığını belirtmişti.

Filme geçersek, filmde Sylvia adlı (Charlize Theron) oldukça mutsuz bir kadının hayatını izliyoruz. Kendisinin mutsuzluğu, daha çok cinsel hayatına yansıyor. Adeta gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren Sylvia, kendi mutsuzluğunu çevresindeki erkeklere de sirayet ettiriyor. Sylvia’nın neden bu kadar mutsuz ve tutarsız olduğunu, filmin ilerleyen kısımlarında bir şekilde fark ediyoruz fakat bu cevaplar da Sylvia’nın bu durumunun mazereti olacak kadar yeterli değil. Dolayısıyla Sylvia’nın, sinemada işlenmekten itina ile kaçınılan bir kadın karakter olduğunu söylemek mümkün. Aslında filmdeki kadın karakterlerin sebepsiz yanlışları, filmde en dikkat çeken unsur zaten. Zira Basinger’ın hayat verdiği Gina da, kocasını aldatmaktan kaçınmıyor. Bunun sebebi de belirsiz. Gina’nın geçirdiği bir ameliyat sonucu göğsünün alınması buna neden olarak gösterilebilir fakat bu durum da, kocasının onun üstündeki sevgisini azaltmış gözükmüyor. Mutlu bir evliliği, çocuklarına ve kendisine anlayışlı davranan bir kocası olan Gina’nın, böyle bir yola neden girdiğini kestirmek zor.

Filmde dikkat çeken bir nokta da, filmin yönetmeni ve yazarı Guillermo Arriaga’nın daha önceki işlerinde de görüldüğü gibi bir noktada kesişen ve farklı zamanlarda geçen bir hikayeye odaklanma oluyor. Arriaga daha önce “Paramparça Aşklar ve Köpekler” ile başlayan üçlemenin yazarlığını yapmıştı hatırlarsanız. Orada, sınırlar arasında dolaşan hayatlar, burada da benzer şekilde karşımıza çıkıyor. Yalnız buradaki karamsarlığın daha yüksek dozda olduğunu belirtmekte yarar var. Öyle ki; filmin ilk kısımlarında bu karamsarlık, filmin aleyhine işliyor. Bu yüzden filmin, en başından içine dahil olunan bir yapısı olmadığını belirtebiliriz.

Son olarak filmin Venedik Film Festivali’nde Marcello Mastroıannı ödülü aldığını da ekleyelim.

The Burning Plain | Aşk Ateşi Yorumları

Yorum Yok


× 5 = otuz

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri