Süt ve !f 2008’den La Zona

- 06/01/2009
10,00(1 oy)

Kendi deyimiyle “Kel Rapunzel” yaşamında TV izlemeyen, gazete okumayan “abla”, İstanbul günlerinde kızının yanında kalırken, onların TV’de neler izlediklerini gözler. İşleri gereği baktıkları, moda çekimleri, perde arkası, defileler yayımlayan kanallara eski düşkünlükleri kalmamış ikili, reytinginin çok yüksek olduğunu belirttikleri bir yemek programı için yayın saatinde ekran başında! Şık giyimli insanlar, birinin evine yemeğe giderler, kapıdan girer girmez ev sahibi hakkında atıp tutmaya başlarlar. Ev sahibi servis için mutfağa gidip geldikçe, yokluğunda, eleştirinin dozu artar; mutfağında Arnavut Ciğeri olmayan İtalyan soğana huysuzlanırken Fransız, güveçte pişirilmiş helva hakkında bilgiç bilgiç sızlanır. TV programlarına bağışıklığını yitirdiği belli “abla”, kafasının tası atıp “bu da nesi?, bizim kültürümüzde, sofrasında yemek yenen kişiye, sofraya böyle saldırganlık! Olur rezillik değil!” diye söylenirken, damat, “onlar aynı zamanda yarışmanın jürisi, programın formatı bu…” diyerek konuyu aydınlatır.

Paralı kanalda, Amerika’dan, “genç adam dört genç kızdan hangisini eş seçecek acaba?” kaygısıyla ekrana yapışan, kriz yüzünden işleri eski sıklığını yitirmiş kızı, “abla”yı şaşkınlığa düşüren, bir başka “yarışma” programı izler. Adam dört kızla flört eder, aileleriyle tanışır; “görünüşte duygusal”lığın bini bir para, eski Yeşilçam romantizmi havasında çekimler, dökülen gözyaşları eşliğinde sonuçlanır.

İzleyen günlerde bir araya geldikleri metin yazarı TV programcısı arkadaşının, “gördüklerinize inanmayın” deyip, “kritik konularda reyting amaçlı atışmaların, tartışmaların özellikle kışkırtıldığını” söylemesi ardından, “abla”nın, yeni yıl ilk günü geleneksel aile toplantısında bir araya geldikleri dayısı, “çok büyük paralar dönüyor, adamlar işi, onun bunun keyfine, duygusallığına bırakırlar mı?” diyerek son noktayı koyar.

Aralarında, 50 yaşından sonra ehliyet alan, evlerine iş verdiği, “bilmemnereye mevlüte/hastaneye… gideceğim, beni götürür müsün abla?” diye ricada bulunan kadınları oraya buraya taşıyan, maceralarını “mahallenin özel şoförü oldum” diye gülerek anlatan, “İstanbul’da doğmuş, 36 yaşına gelmiş, köprüyü hiç geçmemiş, geçerse günahlarının döküleceğine inanan” bilmemkim hanıma bir ara köprü geçirtme planı yapan çok sevgili arkadaşının olduğu bir kaç değişik grupla, ve -en önemlisi- 8 yıl aradan sonra “daha dün bir aradaymışlar” duygusuyla bir araya geldiği eski patronu, eşi ve kızının bulunduğu oturumlar sonrası, gözü dönüş yolunda “abla”, giderayak biri Cadde’de, diğeri evde DVD’den iki film görür: Süt ve !f İstanbul 2008’den La Zona.

Semih Kaplanoğlu
‘nun -“abla”nın beğendiği Yumurta’nın öncesini anlatan- Süt: Melih Selçuk, Başak Köklükaya…‘nın oynadığı film, -tez canlı “abla”ya hiç uymayan- taşra zamanında, ağda kıvamında akarken, -sinema camiası için tuhaf bir çekiciliği olduğu belli, Sonbahar’ın kahramanın, Sıcak’ın kahramanlarından birinin de taşıdığı- Yusuf isimli genç, annesiyle, dört ineklerinden elde ettikleri süt ve süt ürünleriyle geçinmeye çalışırlar, oğlan pek tanınmayan bir dergide yayınlanan şiiriyle sevinir. Askerlik muayenesi için gittiği İzmir’de, -Yumurta‘da, orta yaşını canlandıran Nejat İşler’in, annesinin ölümü sonrası karşılaşarak yakınlaştığı, liseli genç kızı oynayan- Saadet Işıl Aksoy ile karşılaşmasıyla fantastik bir havaya bürünen film, oğlanın madenci başlığındaki lamba ışığında uzun çekimle sona erer. “Abla”nın kesinlikle, “sadece meraklısına” önerebileceği filmin, üçlemenin son ayağı Bal’da, -tempo düşmeye devam ederse-, “Yumurta, Süt’ün yanında aksiyon filmi sayılır” diyen kız kardeşiyle paylaştığı fikre göre, izleyicinin, Yusuf’un bebeklik fotoğrafına 90 dakika bakması mümkün!

2007 FIPRESCI ve Venice Luigi de Laurentiis Ödüllü La Zona, Uruguay doğumlu yönetmen Rodrigo Plá‘nın ilk uzun metrajlı filmi; güzel senaryosunu ise Laura Santullo yazmış, Daniel Gimenez Cacho, Maribel Verdu, Carlos Bardem, Daniel Tovar, Alan Chavez… oynamış. Güney Amerika’da, Rio de Janeiro, Buenos Aires ve Santiago’da girişleri geniş yüksek sağlam parmaklıklarla çevrili evleri gözüyle görmemiş olsa “abla”ya bilimkurgu gibi gelebilecek film, -gelir dağılımı/uçurumu yüzünden acıklı sosyal gerçeklik olmuş- gecekondu mahallesi (yaygın ismiyle favela) ile çevrelenmiş, yüksek duvar, dikenli teller, kameralarla korunan cennet köşesi La Zona’ya, hırsızlık amacıyla, fırtınada devrilip duvarı yıkan reklam tabelasına tırmanıp giren üç gencin çöp konteynerinde sonlanan macerasını anlatır. Temizliği şüpheli polisin yasasını tanımayan, kendi kurallarıyla güven ve refah içinde yaşayan La Zona’lılar cinayetler üzerine, insanlıklarıyla doğru orantılı tepkiler gösterir. “Abla”nın çok beğendiği, etkisinden kolayca kurtulamadığı, üzerinde uzun uzun düşündüğü filmlerden…

Süt ve !f 2008’den La Zona Yorumları

Yorum Yok


2 × = ondört

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri