">
">

Stranger Than Fiction | Lütfen Beni Öldürme

- 30/12/2009
6,20(5 oy)

“Kader” bugüne kadar defalarca kez tartışılmış, sorgulanmış bir mevzu. “Stranger Than Fiction-Lütfen Beni Öldürme”de kadere farklı bir pencereden bakılıyor. Film komedi-trajedi arasında gidip geldikçe sempatisini kaybediyor ve elde kalan sadece ilginç bir fikir oluyor.

“Stranger Than Fiction” seyirciyi öyküsüyle baştan çıkarmayı amaçlayan bir yapım. Yani nasıl ki “The Curious Case of Benjamin Button-Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi”nde Benjamin’in yaşlı bir çocuk olarak dünyaya gelip, zaman aktıkça gençleşmesi fikri umrunuzda olmadığında, filmi bir kenara atabiliyorsanız, burada da benzer bir durum söz konusu. Film, orijinal bir fikre sahip. Ama bunu kullanmaktansa buna sığınınca, idialı ve üst düzey bir film olma ihtimali de ortadan kalkıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Will Ferrell, Maggie Gyllenhaal, Dustin Hoffman, Emma Thompson ve Queen Latifah gibi isimler göze çarpıyor. Maggie Gyllenhaal, Ana rolü için yanlış bir seçimmiş hissi uyandırmıyor değil. Ama benim kanımın aksine genel olarak izleyicilerin görüşü olumlu yönde.

Enteresan bir şekilde başlayan filmde, Harold Crick (Will Ferrell) adlı bir mali müfettişi, tüm ayrıntılarıyla takip etmeye başlıyoruz. Harold, her gün aynı saatte uyanıyor. Dişlerini fırçalama şekli ve attığı fırça darbeleri bile hiç şaşmıyor! Her gün aynı mesafeyi kat edip, işine gitmek için aynı otobüse biniyor. Kısacası Harold, düzeninden bir milim olsun sapmayan biri. Harold bir gün bir “dış ses” duymaya başlıyor. Bir bayana ait olan bu ses, Harold’a yapacakları ve düşünceleri hakkında bilgi veriyor. Harold başlangıçta bu sesin anlamını çözmeye çalışırken, hayatıyla ilgili ilginç bir gerçeği keşfediyor…

Filmin yönetmenliği, son dönemde üst üste kalbur üstü işler kotaran Marc Forster’a ait. “Finding Neverland-Düşler Ülkesi”, “The Kite Runner-Uçurtma Avcısı” ve “Quantum of Solace” filmlerinin yönetmeni kendisi.

“Stranger Than Fiction” giriş kısmında izleyene “farklı” olduğunun sinyallerini veriyor. Harold’ın “durumu” hakkında ipucu verip, bu karmaşayı çözmeyi de uzunca bir süre seyirciye bırakıyor. Ama gelin görün ki filmin vaadettiği “şey” ilgi çekici olsa da aynı oranda heyecanlandırıcı değil. Kaldı ki film, ilerleyen bölümlerinde bundan da vazgeçiyor ve Harold’ın “dirilmesine” ağırlığını koyuyor. Yani film tam olarak ne istediği konusunda kararsız kalıyor.

Uzun diyalogları ve ilk bakışta enteresan gibi görünen konusunu lastik gibi uzatmasıyla film, benim beğenimi toplayamadı açıkçası. Marc Forster’ın son dönemdeki en zayıf filmi yakıştırmasını yapmak da münkün film için.

Stranger Than Fiction | Lütfen Beni Öldürme Yorumları

1 Yorum


1 + = sekiz

  • senbilirsinabla 20 Ocak 2010 10:48

    “Kaderin bir potansiyelden ibaret olduğu” fikrini, “herşeyin değişik titreşim düzeylerindeki enerji olduğu” bilgisine eklediğinde, niyetiyle, gidişatı ve dolayısıyla geleceği değiştirebileceğini öğrendiği döneme rastgelen film, “abla” için, bir açıklama, değerli bir ifşaat gibidir.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri