- 21/01/2012 | senbilirsinabla:Film Festivalinde yönetmen Ümit...
- 21/01/2012 | onur çoban:son 10 yılda özellikle bilgisayar...
- 20/01/2012 | belmondo:tabi bir de benim listem var 1-a bitterseweet life...
- 15/01/2012 | senbilirsinabla:Bir kaç Filmekimi önce görüp çok...
- 14/01/2012 | suat:abe bu oyunu indirmek istiyorum 1.4 indiremiyom...
“Tarih Boyunca Mülteciler” baÅŸlıklı 11. Uluslararası Sinema-Tarih BuluÅŸması’ndan: Kar.
Fırının üst rafındaki tepside topan patlıcanlardan birini çatalla dürtüp piÅŸtiÄŸini gören “abla”, kızına, alt raftaki kırmızı biberle ilgili közleme talimatını hızlıca tekrarlayıp sokaÄŸa fırlar. Hava yağışlı, trafik olanaksız: Taksim Alkazar Sineması‘na, Tarih Boyunca Mülteciler baÅŸlıklı 11. Uluslararası Sinema-Tarih BuluÅŸması ikinci günü, 14:00′teki ilk filmi için ulaÅŸabilmenin tek yolu, minibüsle ÅžiÅŸhane’ye inip, oradan yukarı tırmanmak!
14:05; biletini almasıyla merdivene sarması bir olan, göz aÅŸinası “abla”yı selamlayarak karşılayan yer gösterici “yoksa sizi sokmayacaklar mıydı, ben onları döverim” diye ÅŸakalaÅŸarak önüne düşer. “Abla” soluÄŸunu dengelemeye çalışırken, ÅŸakacı teÅŸrifatçının “öne mi geçersiniz?” sorusunu başını sallayarak yanıtlar, gösterilen koltuÄŸa yerleÅŸir, ekran kararır.
Sinemada Yeni KeÅŸifler bölümünden 2008, Bosna Hersek yapımı Kar: Aida Begiç yönetiminde Zana Marjanoviç, Jasna Beri, Sadzida Setiç…‘in oynadığı film 1997′de savaÅŸ sonrasında, katliamlardan arta kalan 5-6 kadın ve 3-4 çocuk ile yaÅŸlı bir adamın yaÅŸadığı köy kalıntısında kardan önceki bir haftayı anlatır. OÄŸlunu yitirmiÅŸ, dul Sırp gelinine huysuzlanan büyük toprak sahibi hanım ile, beraber pestil yapıp, turÅŸu ile birlikte “Bosna’nın yarısını besleme” hayali kuran kadınlar, yaÅŸamlarını sınırlı olanaklarla sürdürmeye çalışırlarken topraklarını alma kararıyla köye gelen iki adam, ayak oyunlarıyla imza toplar. Åžehirde daha iyi bir hayat bulacağını sanan iki kadın, Sırp gelinin -huysuz kaynanasının desteklediÄŸi- direncine karşın imza verirken, kilim dokuduÄŸu tezgahı başındaki nine “herkes verdi” diye kandırılır. Åžehir yaÅŸamını kenarından deneyimlemiÅŸ az yırtık genç kadın, iÅŸ adamlarından birinin cep telefonunu yürütür, yaptığı çok kısa telefon konuÅŸması -ki bu sahne “abla”nın en beÄŸendiÄŸi bölümdür- sonucu akla zarar bir sürede akıllanır. Fırtınalı gece, alışveriÅŸi aÅŸan bir krize sürüklenirken, iki iÅŸ adamından biri, tanık olduÄŸu katliam sonucu dili tutulan onun yerine saçları uzayan küçük oÄŸlanın tanıklığıyla masumiyetini, cinayet iÅŸlemediÄŸini iddia eder ama sonunda, cesetleri koydukları Mavi MaÄŸara’ya onları götürmeyi kabul eder. Pestil, reçel ve turÅŸularını Bosna’ya taşıyıp hayallerini gerçekleÅŸtirebilecek genç adam, ertesi sabah köye arabasıyla girerken kar baÅŸlar. SadeliÄŸi içinde trajediyi, hüznü, yaÅŸama gücünü, bunca güzel anlatabilen filmi, “abla” pek beÄŸenir.
Kız kardeÅŸiyle, 2 YTL bedelle satılan biletlerin yanında 2 YTL’ye birer katalog alan “abla”, tuvalet görevlisiyle “A.R.O.G. ile bekledikleri geliri yakalayamadıkları…” dedikodusunu yaptığı BeyoÄŸlu Sineması Cafe’sinde birer kahve içip evinin yolunu tutar. ÅžiÅŸli-ÅžiÅŸhane minibüsü baÅŸ durağına giderken, MeÅŸrutiyet Caddesi’nde rastladığı, üzerinde “çekinmeden adres sorabilirsiniz” yazılı tabelanın önünde durduÄŸu Hitit Büfe’ye girip zarif dükkan sahibini tebrik eder, teÅŸekkürlerle yoluna devam eder.


