<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; 2009</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/sinema/yil/2009/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Invictus &#124; Yenilmez</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/invictus-yenilmez-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/invictus-yenilmez-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 22:49:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Clint Eastwood]]></category>
		<category><![CDATA[Julian Lewis Jones]]></category>
		<category><![CDATA[Marguerite Wheatley]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Stern]]></category>
		<category><![CDATA[Morgan Freeman]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Mokofeng]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Gkoroge]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1578</guid>
		<description><![CDATA[Clint Eastwood, yeni nesil tarafından oyuncu kişiliğiyle değil bir yönetmen olarak bilinmekte. Çektiği üst düzey filmler de çıtasını oldukça yükseklere çakmasına sebep oldu. Bu sebeple kendisi artık vasat bir film kotardığı halde, bu kariyerinde bir zayıf halka teşkil ediyor. Bunları söylememin sebebi &#8220;Invictus-Yenilmez&#8221;in tam olarak müthiş bir film olmaması. Her şeyden önce film rugby sporunu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Clint Eastwood, yeni nesil tarafından oyuncu kişiliğiyle değil bir yönetmen olarak bilinmekte. Çektiği üst düzey filmler de çıtasını oldukça yükseklere çakmasına sebep oldu. Bu sebeple kendisi artık vasat bir film kotardığı halde, bu kariyerinde bir zayıf halka teşkil ediyor.</p>
<div></div>
<div>Bunları söylememin sebebi &#8220;Invictus-Yenilmez&#8221;in tam olarak müthiş bir film olmaması. Her şeyden önce film rugby sporunu ele alıyor. Bazı ülkelerde çok popüler olan bu spor, bilmeyen için pek bir anlam ifade etmiyor. Yani skorun neredeyse eşitlendiği sıralarda heyecan dozu yükselirken, izleyen de &#8220;şimdi ne yapmaları gerek, kurallar nedir?&#8221; gibi sorular sorabiliyor. Robert Redford, &#8220;Bagger Vance Efsanesi&#8221;nde az ilgilenilen bir sporu (golf) akıcı bir şekilde anlatmayı başarmıştı. Eastwood, burada benzer bir başarı gösteremiyor.</div>
<div></div>
<div>Bunun bir diğer sebebi de filmin aynı zamanda Nelson Mandela&#8217;nın yarı biyografik bir hikayesi şeklinde gitmesi. Filmde, yıllarca küçücük bir hücrede hapis yatan Nelson Mandela&#8217;nın, özgürlüğüne kavuşup Başkanlığa geldikten sonra gösterdiği inanılmaz hoşgörüye odaklanılmış. Ayrıca Mandela, sporun ne kadar büyük bir birleştirici unsur olduğunu da idrak etmiş durumda. Ülkedeki beyazlar rugby, siyahlar futbol tutkunuyken Mandela, ülkesinde (Güney Afrika) düzenlenecek dünya rugby şampiyonasını iyi değerlendirmek istiyor ve bu sporun siyahların da ilgisini çekmesi için elinden geleni yapıyor. O hal kadar berbat denebilecek derecede kötü oynayan ulusal rugby takımına da bir şahsiyet kazandırmayı başarıyor.</div>
<div></div>
<div>Görüldüğü üzere film gerçek bir hikaye anlatıyor. Fakat filmin çok uzun süresi ve -ne kadar da olsa- alelade bir spor filmi şeklinde ilerlemesi filme büyük bir darbe vuruyor. Finale yaklaştığımızda bu tip filmlerin klişeleri bir bir sıralanıyor. Her ne kadar bu kısımlar seyirciyi etkilemeyi başarsa da söz konusu olan bir Eastwood filmi olunca beklenti de yüksek oluyor haliyle. Eastwood Morgan Freeman&#8217;ın müthiş oyunculuğuyla kimi zaman bir dalga yakalasa da uzun hikaye yapısı sebebiyle bunun arkası pek gelmiyor maalesef.</div>
<div></div>
<div>Filmin başrollerinde Morgan Freeman&#8217;ın yanı sıra Matt Damon yer alıyor. Patrick Mokofeng, Tony Gkoroge, Matt Stern, Julian Lewis Jones ve Marguerite Wheatley de film de yer alan diğer bazı oyuncular.</div>
<div></div>
<div>Sonuç olarak &#8220;Invictus&#8221; çoğu zaman aksayan, düşük kaliteli bir film değil. Eastwood bazı kısımlarda izleyiciyi kendisine çekebiliyor. Fakat &#8220;Invictus&#8221; yönetmenin kariyerinde üst sıralara yerleşemeyen bir film aynı zamanda.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/invictus-yenilmez-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Angels &amp; Demons &#124; Melekler ve Şeytanlar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/angels-demons-melekler-ve-seytanlar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/angels-demons-melekler-ve-seytanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 22:59:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Armin Mueller-Stahl]]></category>
		<category><![CDATA[Ayelet Zurer]]></category>
		<category><![CDATA[Ewan McGregor]]></category>
		<category><![CDATA[Pierfrancesco Favino]]></category>
		<category><![CDATA[Ron Howard]]></category>
		<category><![CDATA[Stellan Skarsgård]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Hanks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1527</guid>
		<description><![CDATA[Malumunuz Dan Brown günümüzün en çok kazanan, en popüler yazarlarından biri. Kitapları piyasaya çıkar çıkmaz en çok satanlar listesinde tüm dünyada kendine yer buluyor. Hiçbir kitabını okumamama rağmen, uyarlamalarından şunu söyleyebilirim ki Brown&#8217;un çok satmasının sebebi; oluşuyor olması muhtemel komplo teorilerine bol bol yer veriyor oluşu. Zaten izlediğimiz filmde de bu mevcut. Karışık Vatikan ilişkilerinden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malumunuz Dan Brown günümüzün en çok kazanan, en popüler yazarlarından biri. Kitapları piyasaya çıkar çıkmaz en çok satanlar listesinde tüm dünyada kendine yer buluyor. Hiçbir kitabını okumamama rağmen, uyarlamalarından şunu söyleyebilirim ki Brown&#8217;un çok satmasının sebebi; oluşuyor olması muhtemel komplo teorilerine bol bol yer veriyor oluşu. Zaten izlediğimiz filmde de bu mevcut. Karışık Vatikan ilişkilerinden tutun da bol sürprizli bir kurgu, filmde karşımıza çıkıyor.</p>
<div>
<p>Dan Brown&#8217;ın beş kitaplık serisinin tüm kitapları sinemaya uyarlanacak gibi gözüküyor. Sinemada, kitapta izlenen dizi dikkate alınmamış ve ilk uyarlanan hikaye de dönemin çok gözde eseri ve Vatikan&#8217;ı da hayli kızdıran &#8220;Da Vinci Şifresi&#8221; olmuştu. Vatikan &#8220;Angels &amp; Demons-Melekler ve Şeytanlar&#8221;ın çekim sürecinde de filmi bol bol eleştirmiş,kapılarını film ekibine açmadığı için filmin yapımında bir sürü teknolojik numara kullanılmıştı. Daha sonra Vatikan&#8217;dan filmin &#8220;zararsız&#8221; olduğu yönünde yeni bir açıklama da gelmişti.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde esas kahramanımız yine Tom Hanks&#8217;in hayat verdiği Prof. Robert Langdon oluyor. Langdon, yıllar yıllar önce Vatikan&#8217;ın dev bir sindirme operasyonuyla yeraltına ittiği Illuminati örgütünün yeniden ortaya çıkıp dört tane ünlü papazı kaçırması sonucu oluşan gerilimli bekleyişte,Vatikan&#8217;a yardımcı oluyor.İşin içine CERN&#8217;de yapılan ve çok güçlü patlayıcı özelliğe sahip &#8220;karşıt madde&#8221;nin çalınması da girince olayın ciddiyeti daha da bir artıyor. Tabii olay Vatikan&#8217;da geçtiği için, bu hikaye de Vatikan&#8217;ın işleyişiyle ilgili pek çok bilgi sunuyor. Filmin açılışı Papa&#8217;nın ölümünün ardından oluşan belirsizliği lanse ediyor. Bir yandan her saat başında öldürülecek Papaz&#8217;ların bulunması serüvenini izlerken bir yandan Vatikan&#8217;ın içinde dönen gizli kapaklı entrikaları da görüyoruz. Film buradan büyük bir güç almakta zaten. Vatikan&#8217;daki papazların belirsiz yüz ifadeleri, kimin niyetinin ne olduğunun bilinmezliği seyirciyi uzun süre oyalıyor. Filmi çekici kılan bir diğer unsur da Langdon&#8217;ın elinde olan şifreleri bir bulmaca edasıyla seyirciyi de buna inandırarak çözmesi oluyor. Yönetmen Ron Howard belki gerilimi çoğu zaman çıkması gereken üst seviyelere çekemiyor ama elindeki malzemeyi iyi kullanıp iyi oyunculuklardan da yararlanmasını biliyor.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde Tom Hanks&#8217;in yanı sıra Ayelet Zurer, Ewan McGregor, Stellan Skarsgard, Armin Mueller-Stahl ve Pierfrancesco Favino rol alıyorlar.</p>
</div>
<div>
<p>Sonuç olarak Ron Howard, bu tarz filmlerin hayranı seyirciye beklediğini veriyor. Senaryonun iyi işleyişi, filmin finalinde ortaya çıkan sürprizler ve başarılı oyunculuk insanı filme çeken en büyük etmenler oluyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/angels-demons-melekler-ve-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Taking of Pelham 1 2 3 &#124; Metrodan Kaçış</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-takin-of-pelham-1-2-3-metrodan-kacis.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-takin-of-pelham-1-2-3-metrodan-kacis.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 21:47:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Denzel Washington]]></category>
		<category><![CDATA[James Gandolfini]]></category>
		<category><![CDATA[John Travolta]]></category>
		<category><![CDATA[John Turturro]]></category>
		<category><![CDATA[Luis Guzman]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Scott]]></category>
		<category><![CDATA[Victor Gojcaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1524</guid>
		<description><![CDATA[Aksiyonun efendilerinden Tony Scott&#8217;ın son filmi &#8220;The Taking of Pelham 1 2 3-Metrodan Kaçış&#8221;, çok parlak bir film olmasa da Scott&#8217;ın son yıllarda çektiği yapımlar arasında önemli bir yere yerleşiyor. Filmde, Tony Scott&#8217;ın son dönemdeki gözdelerinden Denzel Washington ve John Travolta başrollerde yer alıyorlar. James Gandolfini, John Turturro, Luis Guzman ve Victor Gojcaj da yardımcı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aksiyonun efendilerinden Tony Scott&#8217;ın son filmi &#8220;The Taking of Pelham 1 2 3-Metrodan Kaçış&#8221;, çok parlak bir film olmasa da Scott&#8217;ın son yıllarda çektiği yapımlar arasında önemli bir yere yerleşiyor.</p>
<div>Filmde, Tony Scott&#8217;ın son dönemdeki gözdelerinden Denzel Washington ve John Travolta başrollerde yer alıyorlar. James Gandolfini, John Turturro, Luis Guzman ve Victor Gojcaj da yardımcı rollerde kendilerine yer buluyorlar.</div>
<div>Tony Scott, aksiyona kişilik kazandıran ve bu türün saygın bir yer edinmesini sağlayan birkaç yönetmenden biri. Bu alanda Michael Mann kadar yetkin olamasa da kendine has tarzı ile özel bir izleyici kitlesinin takip ettiği bir isim haline gelmiş durumda usta yönetmen. Son dönemde pek beğenilmeyen işleri &#8220;Domino&#8221; ve &#8220;Dejavu&#8221; gibi filmlerine bakıldığında &#8220;Metrodan Kaçış&#8221; yüksek tansiyonuyla beklentileri kısmen de olsa karşılıyor. Tabii ki &#8220;Devlet Düşmanı&#8221; gibi özel bir film değil &#8220;Metrodan Kaçış&#8221;, ama Scott&#8217;ın eski performansına kavuşmasında önemli bir basamak kanımca.</div>
<div>Filmde bir metrodaki insanları rehin alan bir grubu izliyoruz. Grubun başındaki Ryder (John Travolta) bir saat içinde istediği paranın getirilmemesi halinde elindeki rehineleri öldüreceği tehdidini savuruyor. Muhatabı ise, Ryder&#8217;ın isteği üzerine Victor Garber (Denzel Washington) adlı bir amir. İki isim bir telsiz yardımıyla konuşmalarını sürdürürken Ryder&#8217;ın incelediği borsa işlemlerinden asıl olayın başka olduğunu da rahatlıkla kavrıyoruz. Zaman ilerledikçe ve aksilikler üst üste geldikçe iki taraf arasında yoğun bir psikolojik mücadele başlıyor&#8230;</div>
<div>Tony Scott, özel çekim teknikleriyle ilk dakikalardan varlığını hissettiriyor. Zaman geçtikçe hikayesini 3-4 koldan birden anlatmaya başlayan yönetmenin en büyük zaafı ise hikayenin getirdiği klişelerden kurtulamamak oluyor. Fabrikasyon ürünü karakterlerin kol gezdiği film, gerilim yaratmada da pek başarılı değil. Oyunculuklardan yeri geldiğinde büyük güç alan yönetmen, zaman zaman eline geçen aksiyon fırsatlarını iyi değerlendiriyor ve filmi bir nebze de olsa izlenebilir kılıyor.</div>
<div>Scott, son dönemde süren düşüşünü tamamen yok edemese de, bu gidişe bir dur demeyi başarıyor. Özellikle türün meraklıları filmden memnun kalabilir.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">James Gandolfini, John Turturro, Luis Guzman ve Victor Gojcaj</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-takin-of-pelham-1-2-3-metrodan-kacis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antichrist &#124; Deccal</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/antichrist-deccal.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/antichrist-deccal.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 17:26:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Charlotte Gainsbourg]]></category>
		<category><![CDATA[Lars von Trier]]></category>
		<category><![CDATA[Willem Dafoe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1501</guid>
		<description><![CDATA[Türkçe’ye “Deccal” olarak çevirebileceğimiz “Antichrist”, çocuklarını kaybeden bir çiftin, aralarındaki çatışmayı anlatıyor. Lars Von Trier seveni olduğu kadar sevmeyeni de bulunan bir yönetmen.  Sevenleri, Trier’e toz kondurmazken yönetmeni beğenmeyenler de kendisini bir hayli kötü anmaktalar. Lars Von Trier bu saatten sonra kendi sinema kalıplarının dışına çıkmayacaktır. Yarattığı Dogma akımı da yalnızca belirli yazarların arada bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe’ye “Deccal” olarak çevirebileceğimiz “Antichrist”, çocuklarını kaybeden bir çiftin, aralarındaki çatışmayı anlatıyor.</p>
<p>Lars Von Trier seveni olduğu kadar sevmeyeni de bulunan bir yönetmen.  Sevenleri, Trier’e toz kondurmazken yönetmeni beğenmeyenler de kendisini bir hayli kötü anmaktalar. Lars Von Trier bu saatten sonra kendi sinema kalıplarının dışına çıkmayacaktır. Yarattığı Dogma akımı da yalnızca belirli yazarların arada bir hatırlatarak ayakta tutmaya çalıştığı bir tarz. Diyeceğim o ki; Lars Von Trier’in herhangi bir filmini izleyip beğenmediyseniz başka bir filmine göz atmanıza gerek yok. Tam tersi bir durum söz konusu ise de tüm filmlerini izlemenizde yarar var. Takip de ediyorsunuzdur zaten.</p>
<p>Filmde popüler filmlerde olduğu kadar özgün çalışmalarda da sık sık gördüğümüz Willem Dafoe başrolde yer alıyor. Charlotte Gainsbourg da ona eşlik eden isim. Filmin neredeyse tamamında bu iki ismi izliyoruz. İkili iyi bir kimya yakalayarak filmin oyunculuk yönünden eğreti durmasını engelliyorlar.</p>
<p>Filmde görünmez bir kaza sonucu çocuklarını kaybeden bir çiftin hikayesini izliyoruz. Evladını kaybeden kadın yas sürecini kolay atlatamayınca bu konularda tecrübeli olan kocası ile birlikte ormandaki bir eve gidiyor. Fakat burada her ikisi için de fiziksel ve zihinsel olarak zor bir süreç başlıyor…</p>
<p>Film giriş kısmında pornografik bir sahneye yer veriyor. Henüz başında, hassas izleyiciler için zor bir film olduğunu anlıyoruz bu sayede. Trier filmin tamamında yakalayamadığı görsel başarıyı burada elde ediyor. Daha sonra onu takip eden 5 bölüm daha geliyor. Burada ortaya çıkan sürprizler mevcut ama hikaye Trier’e yabancı olan seyirci için bir hayli yavan kalıyor. Filmde yer alan sanatsal alt metinlerle uğraşmak istemeyen izleyicinin dikkati kolaylıkla dağılabilir. Yine de Trier’in bu taviz vermeyen yapısını takdir etmek gerek.</p>
<p>Filmin ilerleyen kısımlarında yine izleyiciyi zorlayan sahneler mevcut. Finalin kısmen tatmin edici olduğu söylenebilir.</p>
<p>Yine de “Antichrist” Trier’le yanışmak için iyi bir fırsat olabilir. Filmi korku filmi niyetiyle izleyenler hayal kırıklığına uğrayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/antichrist-deccal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatın Tuzu</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/hayatin-tuzu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/hayatin-tuzu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 14:13:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Asiye Dinçsoy]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Düzgünoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Demiröz]]></category>
		<category><![CDATA[Görkem Kanbolat]]></category>
		<category><![CDATA[Güzin Çorağan]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Ülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Düzgünoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Salman]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal Yalçın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1496</guid>
		<description><![CDATA[Bitlis&#8217;in doğal ve görkemli manzaralarını ön planda tutan &#8220;Hayatın Tuzu&#8221;, derdini havada bırakan, çok şey anlatmak isteyip &#8220;herşeyden biraz&#8221; anlatabilen bir film. &#8220;Hayatın Tuzu&#8221;nun geniş bir oyuncu kadrosu var. Levent Ülgen, Görkem Kanbolat, Güzin Çorağan, Erol Demiröz, Bülent Düzgünoğu, Nihal Yalçın, Asiye Dinçsoy ve Nedim Salman filmde rol alan isimlerden bazıları. Filmin yönetmeni Murat Düzgünoğlu. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bitlis&#8217;in doğal ve görkemli manzaralarını ön planda tutan &#8220;Hayatın Tuzu&#8221;, derdini havada bırakan, çok şey anlatmak isteyip &#8220;herşeyden biraz&#8221; anlatabilen bir film.</p>
<p>&#8220;Hayatın Tuzu&#8221;nun geniş bir oyuncu kadrosu var. Levent Ülgen, Görkem Kanbolat, Güzin Çorağan, Erol Demiröz, Bülent Düzgünoğu, Nihal Yalçın, Asiye Dinçsoy ve Nedim Salman filmde rol alan isimlerden bazıları. Filmin yönetmeni Murat Düzgünoğlu.</p>
<p>Öncelikle şunu söylemek gerek ki film Bitlis&#8217;in kendine has dokusunu, ne küçük ne de büyük şehir gibi duran yapısını isyerek veya istemeyerek oldukça çekici anlatmış. Şehir manzaraları insanda Bitlis&#8217;e gitme isteği uyandırıyor. Filmin bu açıdan aksamadığını belirtelim.</p>
<p>Şehri anlatma konusunda sınıfı geçen film asıl konuda ne yazık ki çakıyor. İstanbul&#8217;da yapamayıp şehre geri dönen Harun&#8217;u görüyoruz öncelikle. Yani filmin onun hikayesini olduğunu düşünüyoruz ama gerçek bu değil. Hikayenin Harun&#8217;un imamlık yapan kardeşiyle de, bir fabrikada çalışan ve dükkan açma hayalleri kuran diğer kardeşiyle de ilgisi yok. Film tüm bu hayatları sadece biraz eşeliyor o kadar. İmam Şehsuvar&#8217;ın neden o kadar kızgın ve takıntılı olduğunu bilemiyoruz örneğin. Sebebi halen kendine bir eş bulamaması da olabilir, şehri sevmemesi de, önceden yaşadığı bir hayal kırıklığı da ya da kardeşlerine olan gereksiz öfkesi de. Yorum tamamen izleyenin hayal gücüne kalmış. Aynı şekilde Harun&#8217;un kararsızlığı, 6 yıl sonra döndüğü şehrine tahammül edememesi ve bir an önce yeniden İstanbul&#8217;a dönme isteği de havada kalıyor. Kocasından dayak yiyen bir kadının, neden evliliğini sürdürdüğü, daha önce kimi arzulayıp onunla kavuşamadığı da keskin çizgilerle çizilmiyor&#8230; Filmde buna benzer pek çok karakter mümkün. Bu tip bir film için normal gözükebilir bu tercih fakat bu filmde, karakterler haddinden fazla bilinmez kalıyor. Arada bir giren ve &#8220;keşke daha fazla kullanılsaymış&#8221; dedirten müzik de aynı şekilde filme güç katamıyor.</p>
<p>Son zamanlarda çekilen ve buram buram -sözüm ona- liberalizm kokan filmlerin aksine &#8220;Hayatın Tuzu&#8221;, filmde kast edildiği anlamıyla &#8220;gurur&#8221;, net bir siyasi görüşten de uzak. Belki de bu tavrı bile, liberal! filmlerin aksine bir görüş taşıdığını gösteriyordur.</p>
<p>Neticede &#8220;Hayatın Tuzu&#8221; her ne kadar iyi niyetli olsa da hedefe varamayan ama yine de görülebilecek bir çalışma.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/hayatin-tuzu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saw 6 &#124; Testere 6</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/saw-6-testere-6.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/saw-6-testere-6.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 12:45:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Betsy Russell]]></category>
		<category><![CDATA[Costas Mandylor]]></category>
		<category><![CDATA[Karen Cliche]]></category>
		<category><![CDATA[Kevin Greutert]]></category>
		<category><![CDATA[Shawnee Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Tanedra Howard]]></category>
		<category><![CDATA[Tobin Bell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1478</guid>
		<description><![CDATA[Gitgide daha da fazla TV dizilerine benzemeye başlayan &#8220;Saw&#8221; serisinin son halkası &#8220;Saw 6-Testere 6&#8243;da tutarsızlıklar tutarsızlıklar daha fazla göze batıyor. Filmde Tobin Bell, Shawnee Smith, Betsy Russell, Costas Mandylor, Karen Cliche ve Tanedra Howard yer alıyorlar. Filmin yönetmeni Kevin Greutert. Film kaldığı yerden yani 5. filmin sonundan başlıyor. &#8220;Saw&#8221; serisinde filmler arasına oldukça zaman ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gitgide daha da fazla TV dizilerine benzemeye başlayan &#8220;Saw&#8221; serisinin son halkası &#8220;Saw 6-Testere 6&#8243;da tutarsızlıklar tutarsızlıklar daha fazla göze batıyor.</p>
<p>Filmde Tobin Bell, Shawnee Smith, Betsy Russell, Costas Mandylor, Karen Cliche ve Tanedra Howard yer alıyorlar. Filmin yönetmeni Kevin Greutert.</p>
<p>Film kaldığı yerden yani 5. filmin sonundan başlıyor. &#8220;Saw&#8221; serisinde filmler arasına oldukça zaman girdiği için ve izleyen de tuzakların büyüsüne kapıldığından artık hikayeyle ilgili dişe dokunur bir durum da yok ortada. Yani tahminin çok az kişi bu filmde artık neyin ne olduğunun farkındadır. Öyküyle ilgili söyleyebileceğim tek şey sonunun ucunun açık olduğu. Yani bir devam filmi daha yolda. Sinema tarhinin en özgün filminin popüler kültüre böylece teslim olması ve daha fazla ilgi çekmek uğruna ilk filmin de yapısının bozulması insanı üzüyor elbette. Kimilerini korkutan kimilerini pek etkilemeyen &#8220;Paranormal Activity&#8221; de bu tip bir yola girmiş gözüküyor. Ne diyelim, hayırlı olsun!</p>
<p>Filmin en enteresan yanı sigorta şirketlerine ve sağlık sisteminin çarpıklığına el atması. Jigsaw yeni kurbanını bir sigorta şirketinden seçiyor. Sağlık sistemi o kadar kokuşmuş ki, kimin yaşayıp kimin öleceğine sadece sigorta şirketleri karar veriyor. Amerika&#8217;daki sağlık sistemiyle ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz Michael Moore&#8217;un &#8220;Sicko&#8221;sunu görmenizi tavsiye ederim.</p>
<p>Hikayede bir yandan bu tip bir alt metine rastlarken bir yandan da çeşitli tutarsızlıklar görmek mümkün. Örneğin seçilen kurbanlardan birinin kusuru şu: kalp ve tansiyon hastası fakat halen sigara içiyor! Bu demektir ki milyonlarca insan artık bu tuzakların potansiyel oyuncuları konumunda. Çok fazla kişiye ihtiyaç olduğundan oyuncu seçmede böyle cömert davranılması da normal geliyor tabii.</p>
<p>Hikayedeki kopukluk ayan beyan ortada olduğundan yapılan yeni yeni flashbackler de pek çekici gelmiyor.</p>
<p>Sonuç olarak &#8220;Saw 6&#8243; bazı zekice sahneleri barındıran fakat nihayetinde albenisi olmayan bir film.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/saw-6-testere-6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Drag Me to Hell &#124; Kara Büyü</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/drag-me-to-hell-kara-buyu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/drag-me-to-hell-kara-buyu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 20:28:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Adriana Barraza]]></category>
		<category><![CDATA[Alison Lohman]]></category>
		<category><![CDATA[Dileep Rao]]></category>
		<category><![CDATA[Justin Long]]></category>
		<category><![CDATA[Lorna Raver]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Raimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1463</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde &#8220;Spider Man&#8221; serisi dışında ortalarda gözükmeyen Sam Raimi, ustası olduğu korku türüne dönüşünde, korku filmlerini sevmeyenleri dahi heyecanlandırabilecek bir film ortaya koymuş. Filmin başrolünde sinemaseverlerin daha çok &#8220;Matchstick Men&#8221;den hatırlayabileceği fakat irili ufaklı pek çok popüler yapımda yer alan Alison Lohman var. Lorna Raver, Justin Long, Dileep Rao ve Adriana Barraza da filmin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde &#8220;Spider Man&#8221; serisi dışında ortalarda gözükmeyen Sam Raimi, ustası olduğu korku türüne dönüşünde, korku filmlerini sevmeyenleri dahi heyecanlandırabilecek bir film ortaya koymuş.</p>
<p>Filmin başrolünde sinemaseverlerin daha çok &#8220;Matchstick Men&#8221;den hatırlayabileceği fakat irili ufaklı pek çok popüler yapımda yer alan Alison Lohman var. Lorna Raver, Justin Long, Dileep Rao ve Adriana Barraza da filmin diğer oyuncuları.</p>
<p>Film, son dönemlerde pek görmediğimiz türden, hızlı bir giriş yapıyor. İlerleyen dakikalarda baş karaktere musallat olacak kötü ruhun marifetlerini ilk dakikalarda görüyoruz. Bu hızlı girişten sonra asıl konuya yavaş yavaş geliyoruz. Filmin baş karakteri Christine&#8217;yi (Alison Lohman) tanıyoruz. Kendisi bir bankada çalışıyor ve o sıralarda boş olan bir konuma yükselmek için çabalıyor. Bunun için de ev kredisiyle ilgili bir sorun için gelen ve uzatma almadığı taktirde evinden atılacağını beyan eden bir kadına, terfi isteğinin getirdiği hırsla hayır diyen Christine, kadının ona öfkelenmesi ve akabinde onu lanetlemesi sonucu bela bir ruhla mücadele etmeye başlıyor.</p>
<p>Bir filmin yönetmeninin, film üzerinde ne kadar etkili olduğunu ispatlayan bir yapım olmuş &#8220;Drag Me to Hell&#8221;. Sam Raimi konuya hakim olduğu hissini filmin her karesinde izleyene yansıtıyor. Raimi filmde seyirciyi tedirgin etmek ve Christine karakterinin ruh halini gösterebilmek için olmadık anlarda Christine&#8217;yi berbat bir duruma sokuveriyor. Çok iyi bir atmosfer yakalayan yönetmen, korku filmlerinin klişe unsurunun aksine karakterini gündüz vakti de rahatsız edebiliyor. Yani Christine, her an tetikte olmak durumunda çünkü hayaller şeklinde gelen bu lanetin nerede ne zaman çıkacağı belli değil. Kimi zaman mizahi unsurları kullanmaktan çekinmeyen yönetmen Raimi, buna rağmen filmini kesinlikle bir karikatüre dönüştürmüyor. Bir süre sonra Raimi&#8217;nin başarısı sayesinde izleyen de her durumdan şüphe etmeye başlayabiliyor. Yani izleyen kendini Christine&#8217;nin yerine pekala koyabilir. Müzik kullanımının da şahane olduğu yapımda, finalden biraz önce Raimi, baş karakteri kısa bir süre için de olsa bir ikileme düşürüyor ve iyilik-kötülük kavramına,  insan her durumda &#8220;iyi&#8221; biri olabilir mi?&#8221; gibi sorulara da az da olsa yer veriyor.</p>
<p>Finalden önce izleyicisini hikayeden koparmayan Raimi, finale gelmeden seyirciyi, yer verdiği hareketli bir sahneyle hazırlıyor ve bu tarz filmlerin aksine ders niteliğinde bir finale imza atıyor yönetmen.</p>
<div>&#8220;Spider Man&#8221; serisinin son halkasında yer almıyor yönetmen Sam Raimi.Muhtemelen filmi başka bir isim yönetecek. Fakat Raimi&#8217;nin çektiği bu filme bakınca,insan bu duruma pek de üzülemiyor!</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/drag-me-to-hell-kara-buyu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanal-İ-Zasyon</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/kanal-i-zasyon.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/kanal-i-zasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 08:12:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türler]]></category>
		<category><![CDATA[Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan Gürbüz]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Günaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkı Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Öztekin]]></category>
		<category><![CDATA[Serhat Özcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1446</guid>
		<description><![CDATA[Medya dünyasını varolmayan bir kanal üzerinden eleştiren &#8220;Kanal-i-zasyon&#8221;, vizyona çıktığında yerden yere vurulduğu kadar kötü olmasa da, ciddi şeyler de söyleyemeyen eğlencelik bir film. Filmin başrolünde, yıllardır medya dünyasına yaptığı göndermelerle konu edilen Okan Bayülgen var. Hakan Yılmaz,R asim Öztekin, Serhat Özcan, Hakkı Devrim, Aslıhan Gürbüz ve Erol Günaydın&#8217;ın yanı sıra televizyon dünyasından görmeye alıştığımız ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medya dünyasını varolmayan bir kanal üzerinden eleştiren &#8220;Kanal-i-zasyon&#8221;, vizyona çıktığında yerden yere vurulduğu kadar kötü olmasa da, ciddi şeyler de söyleyemeyen eğlencelik bir film.</p>
<p>Filmin başrolünde, yıllardır medya dünyasına yaptığı göndermelerle konu edilen Okan Bayülgen var. Hakan Yılmaz,R asim Öztekin, Serhat Özcan, Hakkı Devrim, Aslıhan Gürbüz ve Erol Günaydın&#8217;ın yanı sıra televizyon dünyasından görmeye alıştığımız birçok isim de kadroda yer alıyorlar. Filmin yönetmeni, televizyona yaptığı işlerle bilinen Alper Mestçi.</p>
<p>Takip ettiyseniz hatırlayacaksınızdır film vizyona girdiğinde aldığı en büyük eleştiri şu yöndeydi: film televizyondaki programları eleştiriyor ama onlardan daha kaliteli değil! Film, Türk filmi enflasyonunun yaşandığı bu sezonda çok büyük gişe rakamlarına ulaşamasa da, belirli bir izleyiciye ulaşmıştı. Okan Bayülgen televizyondaki programında &#8220;Avatar&#8221;ı eleştirirken birçok köşe yazarı ve sinema eleştirmeni de &#8220;Senin oynadığın Kanal-i-zasyon ne ki?&#8221; yaklaşımında ısrar edince gelinen son nokta Bayülgen&#8217;in sinema yazarlarına &#8220;gerizekalı&#8221; yakıştırması yapması olmuştu. Filmi izleyip hangi tarafın haklı olduğuna karar vermek size kalmış.</p>
<p>Film, televizyonda izlediği tüm programlar reytinglerde üst sıralara yerleşen temizlik işçisi İmdat&#8217;ın (Okan Bayülgen) bu maharetinden dolayı Kanal İ&#8217;nin başına getirilmesini anlatıyor. Zeki olduğu söylenemeyecek olan İmdat, kendi seviyesine uygun programları ekrana koymaya başlayınca kanal büyük bir reyting patlaması yaşıyor. Elbette programlardaki düzey de yerlerde sürünüyor. İmdat&#8217;ın kapasitesine sahip insanlar, yani televizyon ileyicileri programları kendilerine yakın buluyorlar. Burada eleştirilen programlardan bazılarına değinirsek; tuvaletini en uzun süre tutmaya çalışan yarışmacıların boy gösterdiği &#8220;Tuvaletteyiz&#8221;, &#8220;Yemekteyiz&#8221;e bir gönderme. Yanlış cevabın tokatla cezalandırıldığı &#8220;Kim 500 tokat ister?&#8221;, &#8220;Kim 500 bin ister?&#8221;i hatırlatırken &#8220;Boş musun Dolu musun?&#8221; adlı yarışma da hem evlilik yarışmalarına hem de &#8220;Var mısın Yok musun?&#8221;a dokunduruyor.</p>
<p>Film ilk dakikalarında, asıl meselesinden uzakta iyi bir mizah yakalıyor. İmdat&#8217;ın kanalın başına getirilmesiyle tiye alınan programlar da arka arkaya geliyor. Filmin en büyük dezavantajı da bu zaten. Bu programlar hem çok yer kaplıyor, hem de ard arda geldiği için izleyeni de sıkıyor. Sonuna doğru finalini belli eden yapım, televizyona yaptığı sert bir göndermeyle neticeleniyor.</p>
<p>Film, Okan Bayülgen&#8217;in kötü oyunculuğuyla konuşulmuştu. Gerçek şu ki; Okan Bayülgen kötü bir oyunculuk segilemiyor, tam aksine üzerine düşeni layıkıyla yerine getiriyor. Ama İmdat karakteri, Bayülgen&#8217;in şivesini bile kendi programında çok sık taklit ettiği bir tip. Dolayısıyla izleyen de ilk başlarda Bayülgen&#8217;i geçip İmdat&#8217;ı göremeyebiliyor. Fakat bir süre sonra bu sorun da ortadan kalkınca, Bayülgen&#8217;in performansı da artıyor. Yan karakterlerin pek çoğu da başarılı. Zaten filmin belki de en büyük kozu tecrübeli oyuncuların oluşturduğu kadrosu.</p>
<p>Neticede &#8220;Kanal-i-zasyon&#8221; büyük şeyler söylemese de,derdini -belli bölümlerinde olsa da- anlatabiliyor.Birçok tartışmaya konu olduğuna ve güçlü oyuncu kadrosuna bakıldığında,ilgiye değer bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/kanal-i-zasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>An Education &#124; Aşk Dersi</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/an-education-ask-dersi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/an-education-ask-dersi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 17:21:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Molina]]></category>
		<category><![CDATA[Carey Mulligan]]></category>
		<category><![CDATA[Dominic Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Thompson]]></category>
		<category><![CDATA[Lone Scherfig]]></category>
		<category><![CDATA[Lynn Barber]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Hornby]]></category>
		<category><![CDATA[Olivia Williams]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Saarsgaard]]></category>
		<category><![CDATA[Rosamund Pike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1413</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim sistemini övmek isterken belli bir oranda kafa da karıştıran “An Education-Aşk Dersi” zaman zaman da olsa etkileyici olmayı başarıyor. Filmde başrolde görmeye pek alışık olmadığımız Peter Saarsgaard, Carey Mulligan, Emma Thompson, Rosamund Pike, Olivia Williams, Alfred Molina ve Dominic Cooper rol alıyorlar. Filmin yönetmeni  Lone Scherfig. Senaryoda ise Nick Hornby ve Lynn Barber’ın imzaları ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim sistemini övmek isterken belli bir oranda kafa da karıştıran “An Education-Aşk Dersi” zaman zaman da olsa etkileyici olmayı başarıyor.</p>
<p>Filmde başrolde görmeye pek alışık olmadığımız Peter Saarsgaard, Carey Mulligan, Emma Thompson, Rosamund Pike, Olivia Williams, Alfred Molina ve Dominic Cooper rol alıyorlar. Filmin yönetmeni  Lone Scherfig. Senaryoda ise Nick Hornby ve Lynn Barber’ın imzaları var.</p>
<p>Film 1960’ların İngiltere’sinde geçmekte. Jenny (Carey Mulligan) henüz 16 yaşında ve kabuğunu kırmak isteyen bir genç kız. Ailesiyle beraber Oxford’a gidebilmek için seferber olmuş durumdalar. Çekingen erkek arkadaşını ailesine bir türlü sevdirememekte. Aslında onu kendisinin de sevmediği söylenebilir pekala. Henüz 16 yaşında bir kızın partner bulma çabalarından, dönemin İngiltere’sini de yavaş yavaş tanıyoruz. Gençlerin tüm yaşamı evlenme temelleri üzerine inşa edilmiş durumda. Tamam bir yandan okumak istiyorlar fakat bir yandan da genç yaşlarında aile kurmanın özlemini duyuyorlar. Jenny içine sindiremediği erkek arkadaşıyla uzun vadeli bir plan yapma girişimine de kalkmıyor aslında. Hayalinde Fransa var. Fransız şarkıları dinleyip Fransız filmleri izlemek istiyor. Konuştuğu zaman da konuşmasının  bir kısmını muhakkak Fransızca kelimlerle süslüyor. Fakat ailesi bu Fransız hayranlığından mutlu değil çünkü “Fransızlar İngilizleri sevmez!”. Jenny’nin günleri belli kalıplar içinde geçerken birden karşısına kendisinden biraz yaşlı fakat etkileyici ve ne istediğini bilen bir erkek olan David (Peter Sarsgaard) çıkıveriyor. David yaşı itibariyle de bir genç kıza nasıl davranılması gerektiğinin farkında. Jenny’ye de oldukça yakınlık gösteriyor. Jenny’nin ailesiyle tanışıp onlarından da gönlüne taht kurmayı başarıyor. Jenny’yi, ailesinin de izinleriyle, çok sevdiği konserlere götürüyor, merak ettiği yerleri görmesine olanak tanıyor vs. David’in en büyük muamması ise, hakkında konuşmayı fazla sevmediği işleri. David, iş söz konusu olduğunda kimseyi tanımıyor adeta. Zaten Jenny’le de tartışmaları daha çok bu sebeplerden oluyor. Jenny ve David’in hayatı ikisinin de düşlediği şekilde ilerlerken Jenny bir süre sonra okula devam etmekle David arasında bir karar vermesi gerektiğinin farkına varıyor.</p>
<p>Filmin henüz açılışında, oyuncuların ismi geçerken arka planda çeşitli formüller ve moleküller göze çarpıyor. Fakat filmin eğitimle ilgili söylediği fazla bir şey de yok, en azından büyük bölümünde. Film Jenny’nin gelişimine, müzik zevkine, müzayedeler olan merakına, yani doğrudan Jenny’e odaklanıyor. Jenny David’le samimiyetini ilerletirken bir yandan da okuldan kopmaya başlıyor. Daha doğrusu hayali olan Oxford’a Jenny’nin adım adım uzaklaştığını görüyoruz. Bu sırada Jenny’nin okulu istememesinin haklı sebeplerini de onun ağzından işitiyoruz. Film, eğitim sistemini sevmeyen bir yapıda ilerlerken birden çark ediyor ve eğitimin iyiliğini, güzelliğini ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini söylemeye başlıyor. Bunun izleyicide bir kafa karışıklığı yaratması da muhtemel. Jenny’nin eğitime yeniden sıcak bakmasındaki sebep de milyonda bir görülebilecek cinsten bir olay. Bu sebeple film istediği mesajı da yeterince iyi gönderememiş bana kalırsa.</p>
<p>En iyi film oscarına aday olan yapımın, ödül töreni öncesinde adı “sürpriz yapabilir” diye bile anılmamıştı. Sürpriz de olmadı zaten, film en iyi film oscarını kazanamadı. Bunun yanında filmde, dönemin şimdikinden çok farklı sosyal yapısını görmek bir hayli ilginç. Öyle ki filme baktığımızda tüm insanlar evlilik kurumunu yaşatabilmek için seferber olmuş durumdalar. Şimdiki eğilim ise bundan oldukça uzak göründüğü kadarıyla.</p>
<p>Sonlarına doğru bir bilinmezliğe sürüklenen yapım, dramatik yönünü de ön plana çıkarıyor. Fakat dramasını göstermekte biraz da gecikiyor. O yüzden bu kısımlarda yakaladığı etkileyicilik de “kaçırılmış bir fırsattan” öteye gidemiyor.</p>
<p>Alfred Molina’nın bir yan karakterde parladığı film, romantik dram tarzında ama bu türün hakkını da veremiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/an-education-ask-dersi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Surrogates &#124; Suretler</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 10:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Willis]]></category>
		<category><![CDATA[Helena Mattsson]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Cudlitz]]></category>
		<category><![CDATA[Radha Mitchell]]></category>
		<category><![CDATA[Rosamund Pike]]></category>
		<category><![CDATA[Ving Rhames]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1377</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Surrogates-Suretler&#8221; tipik bir Amerikan filmi görünümünde olsa da genelinde vasatı aşan ve çok da ütopik olmayan gelecek tasviriyle özellikle bilimkurgu meraklılarının görmesi gereken bir yapım. Filmde, yaşlılığı iyice ortaya çıkan Bruce Willis, Rosamund Pike, Radha Mitchell, son dönemde sık gördüğümüz oyunculardan Ving Rhames, Michael Cudlitz ve Helena Mattsson rol alıyor. Filmin yönetmeni Jonathan Mostow. Filmde, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Surrogates-Suretler&#8221; tipik bir Amerikan filmi görünümünde olsa da genelinde vasatı aşan ve çok da ütopik olmayan gelecek tasviriyle özellikle bilimkurgu meraklılarının görmesi gereken bir yapım.</p>
<div>
<p>Filmde, yaşlılığı iyice ortaya çıkan Bruce Willis, Rosamund Pike, Radha Mitchell, son dönemde sık gördüğümüz oyunculardan Ving Rhames, Michael Cudlitz ve Helena Mattsson rol alıyor. Filmin yönetmeni Jonathan Mostow.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde, çok da imkansız olmayan bir gelecek konu ediliyor. Buna göre insanların neredeyse hepsi, suretler olarak adlandırılan varlıklara bağlanmış durumda. Kişi yatağında uzanır vaziyetteyken bu suret harekete geçiyor ve insanın yapması gereken herşeyi günlük hayatta yerine getiriyor. Fakat film bilerek veya bilmeyerek bu suretlere oldukça ürkütücü bir görünüm vermiş. Suretler pürüzsüz ciltleriyle, oldukça çevik hareketleriyle ve mimiksiz suratlarıyla çok da sempatik durmuyorlar. Zaten filmde de bir grup insanın bu uygulamayı reddedip, hiçbir suretin giremeyeceği bazı bölgelerde yaşadıklarını görüyoruz. Filmin asıl konusu ise işlenen bir cinayetle başlıyor. İlginç olan, suretin öldürülmesiyle onun bağlandığı insanın da hayatını kaybetmesi. Bu sureti öldürenleri ve bunu sağlayan silahı araştıran Agent Greer (Bruce Willis) bir süre sonra kendini büyük bir entrikanın içinde buluyor&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Film aksiyon da barındırmasına rağmen bilimkurgu yönüne daha çok ağırlık veriyor. Küçük detaylar filme ayrı bir zenginlik katıyor. Başlangıcında gelinen noktayı aşama aşama anlatması da oldukça akıllıca. Teknolojinin hızına baktığımızda çok da uzak olamayan bir geleceği gösterdiği de söylenebilir. İnsanlığın gittiği nokta bundan pek de farklı değil bana göre.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin en klişe yönü artık kabak tadı veren &#8220;oğlunu kaybetmiş baba&#8221; betimlemesi oluyor. Belki de bugüne dek onlarca kez işlenmiş olmasındandır, bu unsur bazı izleyicilerin gözüne batabilir. Bunun yanında çatırdayan bir evlilik gibi bir başka klişe de kendine yer buluyor.</p>
</div>
<div>
<p>Hikaye ilerledikçe entrikanın boyutları da gözle görülür bir oranda artıyor. Suretleri öldüren bu silahın üzerine üzerine gidilmesiyle asıl konunun başka olduğunu da düşünmek mümkün. Üstelik yönetmen Mostow bunu pek kullanamasa da, gerçek hayatta hangi görünümün suret, hangi görünümün insan olduğuyla ilgili bazı şüpheler de doğuyor Greer&#8217;ın üzerinde. Sonlarına doğru, nasıl ki &#8220;Görevimiz Tehlike 2&#8243;de herkesin yüzünden bir maske eksik olmuyor, film de böyle bir havaya bürünüyor. Ama dediğim gibi, bu çok daha etkili de kullanılabilirmiş.</p>
</div>
<div>
<p>Finaline doğru aksiyonu arttıran film, son bölümüne koyduğu küçük sürprizlerle seyircisini şaşırtmayı beceriyor. Ayrıca salt klasik olmayan sonu da oldukça hoş olmuş.</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;Suretler&#8221; pek çok açıdan tipik Amerikan filmlerine oldukça yakın olsa da, bazı avantajlarını akıllıca kullanarak tür içinde çok parlak olmasa da, nispeten iyi bir yere yerleşiyor. Bilimkurgu meraklılarının hoşlanacağı bir film olduğunu da yineleyelim.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>District 9 &#124; Yasak Bölge 9</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 18:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[David James]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Cope]]></category>
		<category><![CDATA[John Summer]]></category>
		<category><![CDATA[Nathalie Boltt]]></category>
		<category><![CDATA[Neill Blomkamp]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Blake]]></category>
		<category><![CDATA[Sharlto Copley]]></category>
		<category><![CDATA[Sylvaine Srike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1314</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;District 9-Yasak Bölge 9&#8243; geçtiğimiz yıl adından çok fazla söz ettiren, ilginç bir bilimkurgu örneği. &#8220;District 9&#8243; ilk karesinden itibaren kurgu ile belgesel arasında gidip gelmeye başlıyor. Belgesel türünde giriş yapan film Johannesburg&#8217;a konuşlanan uzaylılar ile açılıyor. Uzaylıların keşfini, dünyaya yerleşmesini ve dünya hayatına uyum sağlayamamalarını belgesel formatında gözlemliyoruz. Buradaki uzaylılar, robot ve böcek karışımı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;District 9-Yasak Bölge 9&#8243; geçtiğimiz yıl adından çok fazla söz ettiren, ilginç bir bilimkurgu örneği.</p>
<div>
<p>&#8220;District 9&#8243; ilk karesinden itibaren kurgu ile belgesel arasında gidip gelmeye başlıyor. Belgesel türünde giriş yapan film Johannesburg&#8217;a konuşlanan uzaylılar ile açılıyor. Uzaylıların keşfini, dünyaya yerleşmesini ve dünya hayatına uyum sağlayamamalarını belgesel formatında gözlemliyoruz. Buradaki uzaylılar, robot ve böcek karışımı bir görünümde. Zaten insanlar onlara &#8220;karides&#8221; lakabını uygun görmüş. Uzaylılar 20 yıl boyunca Yasak Bölge 9 adlı yerde tecrit edilmişler ve bölge halkının da uzaylılara sabrı tükenmek üzere. Yine belgesel tarzında bu kısımlarda halkın uzaylılara tepkilerini görüyoruz. Ama film bu havada ilerlerken, aradaki birkaç karede kurgu bir hikaye olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu seçimde ısrar edilmesi bir süre sonra filmin zararına olmaya başlıyor. Çünkü bu, yaşanıldığı iddia edilen bir olay falan değil, düpedüz bir kurgu. Böyle olunca da, kurgu-belgesel arasında gezinmesi, filmin aleyhine işlemeye başlıyor. Ayrıca buradaki uzaylılar, hem fiziksel görünümleri hem de yaşam tarzları olarak insanların kolaylıkla empati kurabilecekleri varlıklar değil. Etrafa saldırmaları, çevrelerindeki Nijerya&#8217;lı çetelerin güdümüne girmeleri, ölümcül silahlarıyla bu varlıklar karşısında çevredeki hoşgörüsüz insanların tepkisine katılmak bile mümkün bu manzarada. Yani izleyen de bu derece rahatsız olabilir gördüklerinden. Hikayenin devamında, uzaylıların Johannesburg&#8217;dan oldukça uzakta bir bölgeye tahliyesi için MNU adlı bir şirket, çalışanı Van De Merve&#8217;i (Sharlto Copley) bu projenin başına atayarak onlardan teker teker imza almak üzere bölgeyi ziyaret eder. Fakat burada yaşanan bir kaza, Van De Merwe&#8217;i kötü yönde etkiler ve Van De Merwe bir süre sonra vücudunda bazı değişimlerin olduğunu fark eder&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Film, yukarıda yazdığım son kısmından itibaren uzaylıları hoşgörü gösterilebilecek varlıklar olarak göstermeye başlıyor. Bunu yaparken bir baba-oğul uzaylı ilişkisine yer verip, konudan tahmin edildiği üzere bir dönüşüm hikayesini de fon alıyor. Yine buradan itibaren film, iddiası olduğu üzere, göçmen sorunları veya yabancı düşmanlığına tepki atmosferine giriyor. Yapımın farklı bir bilimkurgu örneği olduğunu, bu ziyaretçilerin gezegeni hakkında çok az bir bilgi almamızdan anlamak mümkün. Aynı şekilde devasa gemilerinin sistemi hakkında fazla bilgi de edinemiyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin başrolünde, filmi adeta tek başına sırtlayan Sharlto Copley var. Jason Cope, Nathalie Boltt, Sylvaine Srike, John Summer, Nick Blake ve yine oyunculuğuyla öne çıkan David James diğer rollerdeki isimler. Filmin yönetmeni Neill Blomkamp.</p>
</div>
<div>
<p>Film ilginç konusunun yanında son anlarındaki dönemeçleriyle, sıradışı sonuyla ve zaman zaman insan içgüdüsünün acımasızlığını ön plana çıkarmasıyla dikkat çekiyor. Filmi izlemenizi tavsiye etsem de &#8220;mutlaka izleyin&#8221; de diyemiyorum maalesef çünkü film tüm çekiciliğine rapmen bir süre sonra içine girmesi hayli zor bir hal alıyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Knowing &#124; Kehanet</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/knowing-kehanet.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/knowing-kehanet.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 09:59:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Alex Proyas]]></category>
		<category><![CDATA[Chandler Canterbury]]></category>
		<category><![CDATA[D. G. Maloney]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Robinson]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Cage]]></category>
		<category><![CDATA[Rose Byrne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1296</guid>
		<description><![CDATA[Alex Proyas&#8217;ın eski yapıtlarına bakarak onun iyi bir yönetmen olduğunu düşünenlerdenseniz bir de &#8220;Knowing-Kehanet&#8221;e bakın derim. Filmde, bu tarz popüler filmlerin aranan isimlerinden Nicolas Cage başrolde yer alıyor. Chandler Canterbury, Lara Robinson, Rose Byrne ve D. G. Maloney&#8217;yi de filmin kadrosunda görmek mümkün. &#8220;Knowing&#8221; başlangıçta çok şey vaat eden bir film. Filmin henüz başında, korku ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alex Proyas&#8217;ın eski yapıtlarına bakarak onun iyi bir yönetmen olduğunu düşünenlerdenseniz bir de &#8220;Knowing-Kehanet&#8221;e bakın derim.</p>
<p>Filmde, bu tarz popüler filmlerin aranan isimlerinden Nicolas Cage başrolde yer alıyor. Chandler Canterbury, Lara Robinson, Rose Byrne ve D. G. Maloney&#8217;yi de filmin kadrosunda görmek mümkün.</p>
<p>&#8220;Knowing&#8221; başlangıçta çok şey vaat eden bir film. Filmin henüz başında, korku filmlerinden görmeye alışık olduğumuz &#8220;küçük kız&#8221; imgesiyle karşılaşıyoruz. Bu küçük kız, bakışlarıyla, duruşuyla ve tavırlarıyla izleyiciyi gerilimli bir hikayenin beklediğini müjdeliyor adeta. Bu kızın sayesinde, okuduğu okulda, kendisinin tasarladığı bir projeyle sınıftaki çocukların çizdikleri resimler -1959&#8242;da- saklanıyor. 2009&#8242;un öğrencileri okulun kuruluş yıldönümünde bu kağıtları sırayla alıyorlar. Küçük kızın yazdığı ve anlamsız rakamlardan ibaret görünen kağıt, bir şekilde Prof. Jonathan&#8217;ın (Nicolas Cage) eline geçiyor. Jonathan, kağıdı bir süre inceleyince rakamların tarihi felaketleri haber verdiği bilgisine ulaşıyor&#8230;</p>
<p>Filmde büyük bir felsefeye dayanmayan bu olayın nasıl oluştuğunu uzunca bir süre öğrenemiyoruz. Bunun yanında Jonathan ve oğlunun çevresinde dolanan tuhaf görünümülü siyah giyinen adamlar da başka bir merak konusu oluyor izleyen için. Yer yer aksayan senaryoyu bile görmezden gelmek mümkün. Asıl sorun finalde kendini gösteriyor. Öyle basit bir final izliyoruz ki, bir çuval incir berbat oluyor. Herkesin aklına gelebilecek ve mantıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan bu final uzadıkça izleyenin siniri de daha çok bozuluyor. Böyle özgün bir fikri alıp da darmadağın eden senaryo yazarlarını da ayrıca tebrik etmek gerek! Çok sık gördüğümüz kopuk baba-oğul ilişkisi, küçük ama &#8220;olgun&#8221; gösteren çocuklar da bu finalle beraber karikatürize birer tip olup çıkıyorlar. Etrafta dolaşan siyah giyimlilerin fazlasıyla &#8220;Lost&#8221; esintili olması da cabası oluyor.</p>
<p>Çok boş vaktiniz varsa veya Nicolas Cage&#8217;yi tekrar tekrar görmekten bıkmadıysanız &#8220;Knowing&#8221;ten memnun kalacaksınız.B ilimkurgu şaheseri duran senaryosuna, film boyunca aldanmamanız gerektiğini unutmayın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/knowing-kehanet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangover &#124; Felekten Bir Gece</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/hangover-felekten-bir-gece.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/hangover-felekten-bir-gece.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 19:27:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Bradley Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Helms]]></category>
		<category><![CDATA[Heather Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Justin Bartha]]></category>
		<category><![CDATA[Zach Galifianakis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1266</guid>
		<description><![CDATA[Amerikanvari aşırı sulu, erotizm kokan komedi filmlerinden nefret ediyorsanız; bu filmi izlemek kararınızı değiştirebilir. (bittikten sonraki görüntüler hariç :D) Las vegas hakkındaki yorumları ya da insanların kurdukları hayalleri bir çoğumuz bilir; hatta bir çok erkeğin belki de bir gün gitmek isteyecekleri yerlerin başında gelir&#8230; İşte, böyle bir yere Amerikan kültüründe hem de düğünden 2 gün ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikanvari aşırı sulu, erotizm kokan komedi filmlerinden nefret  ediyorsanız; bu filmi izlemek kararınızı değiştirebilir. (bittikten  sonraki görüntüler hariç :D)</p>
<p>Las vegas hakkındaki yorumları ya da  insanların kurdukları hayalleri bir çoğumuz bilir; hatta bir çok  erkeğin belki de bir gün gitmek isteyecekleri yerlerin başında gelir&#8230;  İşte, böyle bir yere Amerikan kültüründe hem de düğünden 2 gün önce sırf  &#8220;bekarlığa veda partisi&#8221; yapmak için gitmek nasıl bir düşüncenin  ürünüdür ve iki çiftin arasındaki güven nasıl bu kadar kalın bir ipliğe  bağlıdır bilemiyorum ama; sonuçta ortaya &#8220;akıllı bir komedi&#8221; filmi  çıktı diyebilirim.</p>
<p>Öncelikle filmin afişinde filmin konusunda  çok önemli yere sahip bir oyuncu neden yok; bilmiyorum =) Fakat filmin  başlangıcı ile sonunu saymassak hep bu 3 lüyü izledik &#8211; güldük&#8230;</p>
<p>Film çok komik değil ama adından da  anlaşılacağı üzere &#8220;felekten bir gece&#8221; yaşayan 4 arkadaşın hikayesini  izliyoruz&#8230; Düğün öncesi son birlikte yaşayacakları gece için Las Vegas&#8217;a giden arkadaşlar, uyandıklarında gece ne yaptıklarını bilmezler:  evlerinde bir çocuk, birinin dişi yoktur, banyoda bir kaplan ve damat  ortada görünmüyordur! Gece neler yaptıklarını sorgulamak için otelden  ayrıldıktan sonra yavaş yavaş ipuçlarını takip ederler; tabii bu arada  komik sözler/olaylar baş gösterir&#8230; Tabii neler yaptıklarını  bilmediklerinden ve bizde de merak uyandırdığından film izlenir  kılındı&#8230;</p>
<p>Fazla gülmedim&#8230; O kesin&#8230; Ama özellikle  Zach Galifianakis (afişte gözlüklü olan) gerçekten çok basit ama  enterasan bir oyunculuk sergiledi&#8230; Belki de sadece onun sözlerine ve  yaptıklarına güldük diyebilirim =) Fakat, eğlendik ve filmi izlerken  sıkılmadık&#8230;</p>
<p>Filmin bize anlatacağı tek şey; arkadaşının  en mutlu günü öncesinde felekten bir gece geçirmek için elinden gelenin  yapmaya çalışılması&#8230; Tabii bu işi abarttıklarından, bunu da  anlatamadılar diyebilir miyiz? Aslına bakarsanız komedi filmi türünde  olsa da film izlerken güldürmekten çok bizi düşündürmeye olayları  çözmeye sefketti&#8230; Sıkıcı bir film değil kesinlikle; espriler ve  yaşananlar daha çok amerikan kültürünün izlerini taşısa da boş vakit  öldürmek için birebir bir film =)</p>
<p>Ben 6,5 puan verdim; düşük olsa bile boş  vakitinizde izlemek isterseniz kaçırmayın! iyi seyirler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/hangover-felekten-bir-gece.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Coraline &#124; Koralin ve Gizli Dünya</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/coraline-koralin-ve-gizli-dunya.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/coraline-koralin-ve-gizli-dunya.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 14:40:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Dakota Fanning]]></category>
		<category><![CDATA[Dawn French]]></category>
		<category><![CDATA[Ian McShane]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Saunders]]></category>
		<category><![CDATA[Teri Hatcher]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1262</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzün animasyon sinemasına yakından bakarsak, eski moda animasyonlara pek prim verilmediğini görebiliriz. Hayao Miyazaki gibi çizgi ustaları, tümüyle karşı koyamadıkları CGI teknolojisine ellerinden geldiğince direnseler de, sektördeki aslan payı onlara düşmüyor. Ayrıca teknoloji harikası animasyonlarda gerçekliğe her yapımda, bir öncekine göre daha fazla yaklaşılıyor. &#8220;Coraline-Koralin ve Gizli Dünya&#8221; bu hengamenin içinde eski modaya uyuyor. Filmde ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün animasyon sinemasına yakından bakarsak, eski moda animasyonlara pek prim verilmediğini görebiliriz. Hayao Miyazaki gibi çizgi ustaları, tümüyle karşı koyamadıkları CGI teknolojisine ellerinden geldiğince direnseler de, sektördeki aslan payı onlara düşmüyor. Ayrıca teknoloji harikası animasyonlarda gerçekliğe her yapımda, bir öncekine göre daha fazla yaklaşılıyor.</p>
<p>&#8220;Coraline-Koralin ve Gizli Dünya&#8221; bu hengamenin içinde eski modaya uyuyor. Filmde &#8220;bilgisayar izi&#8221;ne rastlamak pek mümkün değil.</p>
<p>Film daha çok küçüklere hitap etse de, etkili anlatımı sayesinde yetişkin izleyicinin dikkatini çekebilecek cinsten. Coraline, yeni taşındıkları ihtişamlı ama bir o kadar da sıkıcı evlerinde, anne ve babasının ilgisizliğinden dolayı oldukça mutsuzdur. Anne ve babası, işleri sebebiyle Coraline&#8217;a vakit ayıramamaktadırlar. Kendine uygun olmayan komşularıyla da zaman geçirmekten haz etmeyen Coraline, bir gün evde küçük bir kapıya rastlar. Gece uyanıp kapıdan geçer. Karşısında ise &#8220;yeni&#8221; anne ve babasını görür. Yeni annesi ve babası, Coraline&#8217;a epey vakit ayırabilmektedir. Yaşamları bir lunaparkta gibi eğlenceli ve renkli geçmektedir. Yeni ailesinde herkesin gözlerinin yerinde düğmeler bulunmaktadır. Başlangıçta Coraline bu durumu garipsese de bir süre sonra bunu umursamaz ve yeni dünyasına gittikçe ısınır. Fakat yeni ailesi Coraline&#8217;a kabul edemeyeceği bir istekle gelince, Coraline keşfettiği bu dünyanın göründüğünden farklı olduğunu anlamaya başlar.</p>
<p>&#8220;Coraline&#8221;ın orijinal seslendirme kadrosunda Dakota Fanning, Teri Hatcher, Jennifer Saunders, Dawn French ve Ian McShane var. Filmin yönetmeni &#8220;The Nightmare Before Christmas-Noel Gecesi Kabusu&#8221;ndan hatırlanabilecek Henry Selick. Selick filmi Neil Gaiman&#8217;ın aynı adlı romanından uyarlamış.</p>
<p>Her ne kadar küçüklere hitap ettiğini söylesek de, özellikle finaline yaklaştığında çok iyi bir tempo yakalıyor film. İlk kısımlarında günümüzün işkolik evebeynlerini yansıtmadaki başarısı, Coraline&#8217;ın yeni dünyasında yakalanan görsellik görülmeye değer. Yeni dünyanın foyasının su yüzüne çıkmasından itibaren adeta korku-gerilim tarzında bir yapıya bürünüyor. Coraline&#8217;ın düştüğü çıkmaz, müthiş bir gerilimle yansıtılmış. Bir çocuk filminden beklenecek &#8220;pembelikte&#8221; biten yapım, finaline ulaşırken biraz topallasa da, geç de olsa iyi bir nokta koyuyor hikayesine.</p>
<p>Kısacası film çocukları hedeflese de, hikaye anlatımındaki ustalıkla büyükleri de kendine çekecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/coraline-koralin-ve-gizli-dunya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Inglourious Basterds &#124; Soysuzlar Çetesi</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/inglourious-basterds-soysuzlar-cetesi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/inglourious-basterds-soysuzlar-cetesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 17:34:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[B. J. Novak]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Christoph Waltz]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Brühl]]></category>
		<category><![CDATA[Diane Kruger]]></category>
		<category><![CDATA[Eli Roth]]></category>
		<category><![CDATA[Melanie Laurent]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Fassbender]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Myers]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1260</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Tarantino tam bir sinema manyağı!&#8221;. Son zamanlarda bu cümleyi çok sık işitir olduk.&#8221; Inglourious Basterds &#8211; Soysuzlar Çetesi&#8221;ni izleyen pek çok eleştirmen ve yazar, yazılarında bu duruma vurgu yaptı. Öyle ki bu konuda yazılanların çoğu, aynı kalemden çıkmış izlenimi uyandırıyordu. Tarantino&#8217;nun &#8220;sinema manyağı&#8221; olarak nitelendirilmesinin sebebi olarak da filmlerinde sinema sanatına yaptığı sayısız göndermeler öne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Tarantino tam bir sinema manyağı!&#8221;. Son zamanlarda bu cümleyi çok sık işitir olduk.&#8221; Inglourious Basterds &#8211; Soysuzlar Çetesi&#8221;ni izleyen pek çok eleştirmen ve yazar, yazılarında bu duruma vurgu yaptı. Öyle ki bu konuda yazılanların çoğu, aynı kalemden çıkmış izlenimi uyandırıyordu.</p>
<div>
<p>Tarantino&#8217;nun &#8220;sinema manyağı&#8221; olarak nitelendirilmesinin sebebi olarak da filmlerinde sinema sanatına yaptığı sayısız göndermeler öne sürülüyor. Mesela &#8220;Soysuzlar Çetesi&#8221;nde kağıttan hızlı yanan filmlerin kullanılması, filmde yapılan bir sinema sohbeti sırasında klasiklerin adlarının anılması gibi. Eleştirmenler de bunu hayra yorup birkaç eski bilgiyi de toplayarak belki de başka hiçbir sinemacıya uygun görmedikleri &#8220;sinema manyağı&#8221; yakıştırmasını Tarantino&#8217;ya yapıyorlar. Peki bir sinemacının bu nitelemeyi kazanması için illa Tarantino&#8217;nun yolunu seçmesi mi gerekiyor? Yani sinema bilgisini ortaya saçıp içten içe &#8220;sinemaya hayranlık&#8221; çığlıkları atması mı lazım? Bugün Kubrick, Scorsese, Hitchcock veya herhangi bir büyük isim sinema aşkını deşifre etmediği için bu tip ünvanlardan yoksunlar maalesef! Tabii bu isimler büyük bir saygınlıkla anılıyor, o ayrı. Halbuki, örneğin Kubrick&#8217;in filmlerini nasıl kotardığını araştırmak bile onun sinema sevgisinini boyutlarını ortaya çıkarıyor. Tabii ki Tarantino iyi bir sinemacı ama tribüne oynadığını ne kadar düşünmek istemesem de tribünlerin (yani bu yazar ve eleştirmenlerin) onu bu konuda çılgınca alkışlaması, bu fikre saplanıp kalmamda etken oluyor.</p>
</div>
<div>
<p>Filme geçersek, Tarantino 2009&#8242;da oldukça ses getiren filmi &#8220;Soysuzlar Çetesi&#8221;nde 2. Dünya Savaşı&#8217;nda aslında hiç yaşanmamış, tamamı ile kurgu bir öykü anlatıyor. Öykünün omurgasını &#8220;Soysuzlar Çetesi&#8221; olarak isimlendirilen ve Yahudilerden oluşan bir Amerikan birliği oluşturuyor. Toplamda sekiz kişiler ve şöhretleri Alman ordusunda bile yayılmış durumda. Bunlar Alman askerlerini kendilerine özgü yöntemlerle öldürüp kafa derilerini kesiyorlar. Fransa&#8217;da ellerine Hitler&#8217;i dahi öldürebilecekleri bir fırsat geçiyor. Bunu üzerine girişimlere başlıyorlar ama bilmedikleri şey o gün için plan yapanın sadece kendileri olmadığı&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Tarantino filmi bölüm bölüm ayırarak anlatıyor. Filmde yine bolca diyalog mevcut ama Tarantino&#8217;nun eski işlerinde görmeye alıştığımız &#8220;doğal komik&#8221; karakterler bu filmde karşımıza pek çıkmıyorlar. Yani önceki yapımlarına göre diyaloglarla sağlanan mizah çok çok az. Tabii bu, yakaladığı sinematografik başarıyı gölgelemiyor. Özellikle giriş kısmı, yani filmin ilk bölümü çok etkileyici. Alman subayın Yahudilere yaptığı sıçan benzetmesi de, Nazilerin Yahudilere bakışını anlatan, bugüne kadar sinema alanında yapılmış en anlaşılır tanım belki de.</p>
</div>
<div>
<p>Oyuncu kadrosunda Brad Pitt, Diane Kruger, Melanie Laurent, Eli Roth, Christoph Waltz, Michael Fassbender, Daniel Brühl, B. J. Novak ve Mike Myers rol alıyorlar. Christoph Waltz&#8217;un yanında, sürekli &#8220;memnuniyetsiz&#8221; görünen Pitt&#8217;i izlemekte de oldukça eğlenceli.</p>
</div>
<div>
<p>Belli bir saygınlığı ve başarıyı çoktan yakalamış olan Tarantino, kendi başyapıtı olarak gördüğü bu filminde de sevenlerini düş kırıklığına uğratmamış gözüküyor. Ama yönetmenin en sevilen filmi de, 15 yıldır daha iyisini yapamadığı &#8220;Pulp Fiction-Ucuz Roman&#8221; elbette! Son olarak Christoph Waltz&#8217;un bu filmle beklendiği üzere en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscarını aldığını da belirtelim.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/inglourious-basterds-soysuzlar-cetesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahşi Batı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:09:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Western]]></category>
		<category><![CDATA[Özkan Uğur]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Evgar]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Güven]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Algöz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1255</guid>
		<description><![CDATA[Bizim Türk insanı sinemadan anlamıyor bunu öncelikle söylemek istiyorum&#8230; Komedi filmi olduğu aşikar olan bir filmde gülmekten ziyade farklı şeyler arıyor ya da buluyor; olmadığı halde&#8230; Neden böyle diyorum? Filme gitmeden önce ben de webden araştırma yaptım film hakkında, her ne kadar Cem Yılmaz&#8217;ın olması benim için yeterli sebep olsa da yine de baktım&#8230; Gidenler ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim Türk insanı sinemadan anlamıyor bunu öncelikle söylemek  istiyorum&#8230; Komedi filmi olduğu aşikar olan bir filmde gülmekten ziyade  farklı şeyler arıyor ya da buluyor; olmadığı halde&#8230;</p>
<p>Neden böyle diyorum? Filme gitmeden önce ben de webden araştırma  yaptım film hakkında, her ne kadar Cem Yılmaz&#8217;ın olması benim için  yeterli sebep olsa da yine de baktım&#8230; Gidenler ne düşünüyor, neler  yazmışlar, yorumlar nelerdir&#8230; Sonuçda 7,5 TL vercem değil mi =)  Yorumlar içerisinde acımasızca yapılanlar da vardı ama bazıları o kadar  abartmış ki filmi izledikten sonra &#8220;acaba farklı bir Yahşi Batı mı  izledim ben? &#8221; dedim kendi kendime&#8230;</p>
<p>Filme bir arkadaşımla gittim; Cem Yılmaz filmleri hakkında unuttuğum  tek şey küfürlü olması idi&#8230; Bu filmden sonra bunu kulağıma küpe edip  dikkat etmem gerekecek =)</p>
<p>Film dakka bir gol bir hesabı daha 1.dakikada küfür ile başlıyor. Ama  bunun farkında olmak lazım yıllarca Cem Yılmaz&#8217;ın stand-up gösterilerini  veya diğer videolarını internetten izledik Telsim hakkında bile küfürlü  bir video yapmıştı yani bunlar bilmediğimiz şeyler değildi o yüzden ben  şaşırmadım ama hala gidipte &#8220;çok küfürlü film&#8221; diyenlere kızıyorum bu  noktada işte&#8230; Zaten film başlamadan +13 olduğu belirtildi ki küfürlü  olduğunu eleştirenler bence yanlış eleştiriyorlar&#8230; Şöyle deseler daha  mantıklı: &#8220;+18 olmalı&#8221; O zaman evet doğru bir düşünce olabilir diye  düşünürdüm ben de&#8230;</p>
<p>Cem yılmaz oyunculuk dışında yapımcısı da olduğu filmde hollywood  sinemasında daha çok gördüğümüz &#8221; benzer oyuncu kadrosu ile film yapma &#8221;  özelliğini bu filmde de devam ettirdi. Daha önce bir çok filmde beraber  oynadığı Ozan güven, Özkan Uğur, Zafer Özkan, Yılmaz Köksal gibi  oyuncular bu filmde de yer aldılar ki bunların çoğu başrol oyuncuları  idi.</p>
<p>Yönetmen koltuğunda 3 kişi vardı: Cem Yılmaz, Ömer Faruk Sorak, Ali  Taner Baltacı. Fakat filmden önceki oyuncu tanıtımlarında sadece Ömer  Faruk Sorak&#8217;ın ismi yazılmıştı, şaşırtıcı geldi bana bu&#8230; Ama bu  yönetmenler de daha önceki Cem Yılmaz filmlerinden bildiğimiz kişiler  zaten.</p>
<p>Kurguya gelince; sondan başlamak istiyorum: sonu bence anlamsız  bitti. Devam filmi çekilebilir edasıyla bitirmek istemişler sanırım ama  gereksizdi bana göre; fakat yeni film çekerler ise bunu nasıl devam  ettirirler bilemiyorum. Artık İvedik üçlemesinden sonra alıştık komedi  filmlerinin gereksiz uzamasına&#8230;</p>
<p>Filme gidenlerin çoğu gülmek konusunda sıkıntı çekmedi sanırım ben  hem güldüm, hem eğlendim&#8230; Fakat benim komedi filmlerinden asıl  beklentim, güldürürken düşündürmesidir. Yani İvedik filmlerinde evet  daha fazla gülüyoruz ama hep sulu şakalar&#8230; Bu filmde o yoktu; mesela  adamlara para verip kızıldereli elbisesi giydirdiği sahne&#8230; Ya da papaz  efendiye para verip günahlarını bağışlandırması&#8230; Yani komedi  konusunda eskiden beri bildiğimiz budur ve beklentimi bu filmde  karşıladım diyebilirim.</p>
<p>Çok iyi bir film değildi, bunu ben de kabul ediyorum; hatta arog ve  gora kadar bile değildi belki de ama daha anlamlı buldum. Giysi &#8211; kostüm  konusunda gerçekten iyi çalışılmış yine&#8230; Zaten bunun için özel bir  plato hazırlamışlar diye biliyorduk.</p>
<p>Gittim &#8211; gördüm &#8211; geldim. Memnunum =) Cem yılmaz hayranlarının  özellikle izlemesi gerekir herhalde, boş zamanı olan ve gülerken  eğlenmek isteyenler için de birebir&#8230;</p>
<p>Ve abuk subuk gereksiz yabancı filmlere haha huhu diye gülen ya da  onlarca puan veren bizler lütfen türk filmlerini yerden yere vurmak  yerine adam gibi izleyip adam gibi yorum yapalım&#8230;</p>
<p>Ben 7 puan verdim, iyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Hurt Locker &#124; Ölümcül Tuzak</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-hurt-locker-olumcul-tuzak.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-hurt-locker-olumcul-tuzak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 16:28:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Mackie]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Geraghty]]></category>
		<category><![CDATA[David Morse]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Pearce]]></category>
		<category><![CDATA[Jeremy Renner]]></category>
		<category><![CDATA[Kathryn Bigelow]]></category>
		<category><![CDATA[Ralph Fiennes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1242</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;The Hurt Locker &#8211; Ölümcül Tuzak&#8221; bir Amerikan savaş filminden beklendiği üzere &#8220;yaptırana değil yapana&#8221; bakıyor. Yani batı cephesinde yeni birşey yok! Oscar ödül töreni yine geldi çattı. Ben bu yazıyı yazdığım sırada ödül törenine yaklaşık dokuz saat var. &#8220;The Hurt Locker&#8221; beklendiği üzere iş yapar mı bilemem ama umarım yapmaz. Bunun sebeplerine geçmeden önce ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;The Hurt Locker &#8211; Ölümcül Tuzak&#8221; bir Amerikan savaş filminden beklendiği üzere &#8220;yaptırana değil yapana&#8221; bakıyor. Yani batı cephesinde yeni birşey yok!</p>
<p>Oscar ödül töreni yine geldi çattı. Ben bu yazıyı yazdığım sırada ödül törenine yaklaşık dokuz saat var. &#8220;The Hurt Locker&#8221; beklendiği üzere iş yapar mı bilemem ama umarım yapmaz.</p>
<p>Bunun sebeplerine geçmeden önce Oscar ödüllerinin yapısına bakmamız yerinde olacaktır. Oscar ödüllerinde, aslında daha çok Hollywood&#8217;ta, her sene çok iyi filmler çıkmıyor bildiğiniz üzere. Fakat bu durum Oscarların şatafatını pek etkilemiyor. Çünkü Oscar ödül töreninin felsefesi şu: elimizde çok iyi bir film yoksa, iyilerin arasından bazılarını yüceltelim! Üzülerek görüyorum ki, biz de her sene bu dolmayı bir güzel yutuyoruz. Bunu şuradan anlamak da mümkün: Oscar ödüllerinde en iyi filme aday 10 film var. Peki kaç tanesi ülkemizde gösterime girmiş durumda? Yalnızca birkaç tanesi. Bu duruma rağmen her yıl, popüler kültür pompalamakla meşhur bazı internet siteleri ve TV kanalları seyircilerden Oscar tahmini yapmalarını istiyor. Tüm sinema ve magazin yazarları da sıralanıp tahminler yürütüyor. İyi de siz bu filmleri nerede izlediniz. Muhtemelen bir kısmının Amerika&#8217;da henüz DVD&#8217;si bile çıkmış değil. Genelde bir film vizyona girdikten 17 hafta sonra DVD&#8217;si piyasaya çıkıyor. Peki siz bu filmi izlemek için Amerika&#8217;ya mı gittiniz? Yoksa internetten illegal yollarla mı filmi izlediniz! Gerçekten nasıl filmler hakkında bilgi sahibi oluyorlar merak ediyorum. Birçoğunun en iyi film olarak &#8220;Avatar&#8221;ı görmesi de bu sebepten midir acaba? Tabii ki bilemeyiz. Bu yazarlar bir şekilde filmlere ulaşıyor olsalar bile, film izlemek için yurt dışına çıkamayacak izleyicilere Oscar tahmini yaptırmanın bir faydası var mı? Yok. Ama halen &#8220;ödülleri doğru bilin, şu hediyeyi kazanın&#8221; tarzında kampanyalar yapılıyor maalesef.</p>
<p>Asıl konuya dönersek, örneğin, benim de çok sevdiğim &#8220;Slumdog Millionare&#8221; en iyi film oscarını hak eden bir yapım değildi bana göre. Ama Oscarlarda 8 ödülü kapınca, film tüm dünyada büyük bir infial yarattı. Bu sene de komite akıllı davrandı ve tüm dünyada hasılat rekoru kıran, yani zaten meşhur olan bir filmin karşısına başka bir film çıkararak bir dualite yarattı. O film de &#8220;The Hurt Locker&#8221; oldu. Yönetmenlerin eski eşler olmasından da büyük pay çıkaran dünya basını da, ödül törenini bir çeşit düello havasına soktu. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde &#8220;The Hurt Locker&#8221;ın ödülleri toplaması da, olasılıkla &#8220;kadınların zaferi&#8221; olarak lanse edilecek. Sanki kaybedince kadınlar da kaybedecekmiş gibi.</p>
<p>&#8220;The Hurt Locker&#8221;a geçersek, film Irak&#8217;ta görevli bir bomba imha birliğinin Irak&#8217;ta geçirdiği 40 güne odaklanıyor. Girişte yazan &#8220;savaş uyuşturucudur&#8221; yazısı sizi fazla ümitlendirmesin. Çünkü filmin türdeşlerinden ayrılan bir tarafı yok.</p>
<p>Henüz girişte filmin atmosferine çok iyi bir şekilde giriyoruz aslında. Toz duman olmuş Irak&#8217;tan insan manzaraları eşliğinde, bomba imhasıyla uğraşan ekibimiz acı bir kayıp veriyor. Burada şöyle bir olay var: filmin genelinde Amerikan askerleri çok gergin anlar yaşıyorlar zira civarda görünen her Irak&#8217;lı muhtemel bir terörist aynı zamanda. Yani demokrasi düşmanı! Bu şartlarda çevresine bakan bir asker, elinde telefonla bir Irak&#8217;lıyı görüyor ve terörist olduğundan şüpheleniyor. Çok ayrıntı vermeyeyim, normalde esaslı bir savaş ve Amerikan eleştirisinde bu adamın ölüp, masum olması beklenebilir. Ama adamımız suçlu. Amerika askerleri de herkese potansiyel terörist muamelesi yapmakta çok haklı anlayacağınız!</p>
<p>Henüz başından pek çok şeyin aynı olduğu hissini veren film,  bundan sonra da aynı çerçevede yolculuğunu sürdürüyor.Irak&#8217;ın zorlu şartlarında askerler oldukça güçlük çekiyor, psikolojik çıkmazlara giriyorlar, trajik kayıplar veriyorlar. Peki genel olarak savaşı eleştiren film, savaşı çıkaranları eleştiriyor mu? Ne yazık ki hayır. Bunun yerine film &#8220;ağlak Full Metal Jacket&#8221; görünümünden bir türlü sıyrılamıyor.</p>
<p>Filmde Jeremy Renner, Anthony Mackie, Brian Geraghty başlıca rollerde karşımıza çıkıyorlar. Guy Pearce, Ralph Fiennes ve David Morse gibi isimleri görmek de mümkün.Yönetmen ise Kathryn Bigelow.</p>
<p>Filmin övgüye değer yanlarını biraz irdelemeye çalışırsak, elbette kadın bir yönetmenin bir savaş filmi çekmesindeki cesaret bile başlı başına övgüye layık. Bazı patlama sahnelerindeki estetikten de filmde &#8220;kadın eli&#8221; olduğunu anlayabiliyoruz. Ayrıca hareketli kamera, viraneye dönmüş sokaklar yani çeşitli yönetmenlik becerileri de görmek mümkün.</p>
<p>Bu geceki Oscar töreninde kim ne yapar bilmiyorum. Ama savaş filmlerinde savaşı çıkaran ülkelerini eleştirmeyen yapımlardan haz etmediğim, hatta gittikçe soğuduğum içi bu filmin ödülleri toplamasını da istemiyorum. Sanırım Amerika&#8217;nın artık elini taşın altına koyması gerek.Filmi her şeye rağmen izlemek isterseniz de filmin suya sabuna dokunmadığını bir kez daha hatırlatayım. Filmi &#8220;Hollywood&#8217;un son balonu&#8221; olarak isimlendirmek bile mümkün bana göre.</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 758px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Kathryn Bigelow</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-hurt-locker-olumcul-tuzak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Hangover &#124; Felekten Bir Gece</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-hangover-felekten-bir-gece.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-hangover-felekten-bir-gece.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 20:20:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Bradley Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Helms]]></category>
		<category><![CDATA[Heather Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Justin Bartha]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Tyson]]></category>
		<category><![CDATA[Todd Phillips]]></category>
		<category><![CDATA[Zach Galifianakis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1237</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;The Hangover-Felekten Bir Gece&#8221; belki başından sonuna dek durmaksızın insanı güldürebilen bir film değil ama sadece 2009&#8242;un değil, son yılların Amerika&#8217;dan çıkan en komik filmi olduğu su götürmez bir gerçek. &#8220;The Hangover&#8221;da bekarlığa veda partisi için Las Vegas&#8217;ın yolunu tutan bir dörtlüyü izliyoruz. Doug (Justin Bartha) ve en yakın iki arkadaşı, bir de evleneceği kişinin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;The Hangover-Felekten Bir Gece&#8221; belki başından sonuna dek durmaksızın insanı güldürebilen bir film değil ama sadece 2009&#8242;un değil, son yılların Amerika&#8217;dan çıkan en komik filmi olduğu su götürmez bir gerçek.</p>
<div>
<p>&#8220;The Hangover&#8221;da bekarlığa veda partisi için Las Vegas&#8217;ın yolunu tutan bir dörtlüyü izliyoruz. Doug (Justin Bartha) ve en yakın iki arkadaşı, bir de evleneceği kişinin sıradışı erkek kardeşi, eğlenceli bir gece geçirebilmek için Vegas&#8217;ın yolunu tutuyorlar. Aslında planlarında bol miktarda alkol almak ve kumar oynamak gibi faaliyetler yok. Yani en azından bunun için pek niyetli görünmüyorlar! Yine de kendilerini tutamayıp alkolün dozunu kaçırıyorlar. Sabah uyandıklarında ise kaldıkları otel odasını harap bir şekilde buluyorlar. Odada sürpriz misafirleri de var. Üstelik müstakbel damat da kayıp&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;The Hangover&#8221; Amerika&#8217;daki yüksek hasılat rakamları ile dikkat çekmişti hatırlanacağı üzere. Bu sayede sadece Amerika&#8217;da değil tüm dünyada ilgi görmüştü. Filmin en büyük başarısı elbette karakterlerinin çekiciliğinde yatıyor. Bir komedi filminde olabilecek tüm aksilikler de &#8220;sistematik&#8221; bir şekilde karakterlerin başına geliyor. Bunun yanında malum gecede seyirci de ne olduğunu bilmediğinden, hikayede atılan her adım sayesinde izleyici bilgi sahibi oluyor. Bu sayede hikayeye yerleştirilen sürprizler de neticesini veriyor. Mike Tyson sürprizi de takdire değer.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin oyuncu kadrosunda göze çarpan bir yıldız yok. Bradley Cooper, Ed Helms, Zach Galifianakis, Justin Bartha, Heather Graham ve konuk oyuncu olarak Mike Tyson oyuncu kadrosunu oluşturuyorlar. Filmin yönetmeni Todd Phillips.</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;The Hangover&#8221; bir erkek komedisi gibi görünmesinin yanında,film bayan izleyicileri de-bazı kısımlar dışında!- güldürecektir.Yani öyle umuyorum!Bunun dışında erkeklerin eğlence şekilleri hakkında bilgi sahibi olmak mümkün.Ayrıca hepsini bir yana bırakırsak,bazı kısmlarda ortaya çıkan çok komik bölümler için bile izlenmeye değer bir film &#8220;The Hangover&#8221;.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-hangover-felekten-bir-gece.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Star Trek &#124; Uzay Yolu</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 19:59:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Greenwood]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Pine]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Bana]]></category>
		<category><![CDATA[J.J. Abrams]]></category>
		<category><![CDATA[Leonard Nimoy]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Pegg]]></category>
		<category><![CDATA[Winona Ryder]]></category>
		<category><![CDATA[Zachary Quinto]]></category>
		<category><![CDATA[Zoe Saldana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1234</guid>
		<description><![CDATA[J. J. Abrams&#8217;ın ne kadar başarılı bir isim olduğu açık. TV efsanesi halini çoktan almış olan &#8220;Lost&#8221; dizisiyle ünlendi kendisi. &#8220;Lost&#8221; eski performansından çok şey kaybetse de hayranları endişeyle de olsa diziyi takip etmeye devam ediyorlar. Bunun yanında yönetmenliğiyle en fazla öne çıktığı film ise hiç kuşkusuz &#8220;Star Trek&#8221; oldu. Bunun altında kanımca yeni neslin yarım yamalak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>J. J. Abrams&#8217;ın ne kadar başarılı bir isim olduğu açık. TV efsanesi halini çoktan almış olan &#8220;Lost&#8221; dizisiyle ünlendi kendisi. &#8220;Lost&#8221; eski performansından çok şey kaybetse de hayranları endişeyle de olsa diziyi takip etmeye devam ediyorlar. Bunun yanında yönetmenliğiyle en fazla öne çıktığı film ise hiç kuşkusuz &#8220;Star Trek&#8221; oldu. Bunun altında kanımca yeni neslin yarım yamalak bildiği &#8220;Star Trek&#8221; hakkında bilgi sahibi olmak istemesi yatıyor. Eski kuşaklar da muhtemelen bu kült dizinin son sinema versiyonunun nasıl olacağını merak etmiş olacaklar.</p>
<div>
<p>&#8220;Star Trek&#8221; ülkemizde tek kanal döneminde yayınlandığını öğrendiğim bir dizi. Bir aralar TV&#8217;de eski bölümlerini görmek de mümkündü. Türk izleyicisinin, yani yeni neslin &#8221;Uzay Yolu&#8221; hakkında bilgi almasını sağlayan en önenli yapım, tabii ki Sadri Alışık&#8217;ın başrolünde olduğu &#8220;Turist Ömer Uzay Yolunda&#8221;. Ülkemizde, &#8220;Uzay Yolu&#8221;nu bilmeyenlerin bile Mr. Spock şakaları yapmalarının sebebi de o filmde ortaya çıkan Spock karakteri. &#8220;Star Trek&#8221; ile &#8220;Uzay Yolu&#8221;nu çok daha &#8220;teknolojik&#8221; bir şekilde izleyebiliyoruz. Üstelik ilgi uyandıran bir hikaye de mevcut.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde &#8220;Uzay Yolu&#8221;nda yaşanan serüvenin en başına gidiyoruz. Öyle ki daha sonra büyük bir bağlılıkla birbirlerine kenetlenecek olan gemi mürettebatı da henüz elektrikli ilişkiler yaşıyorlar. Aralarında bir dostluktan söz etmek çok zor. Hikayenin bu yapısı, belki dizinin orijinalini izlemiş seyircileri memnun edecektir. Eğer dizideki daha önce yaşayamadığınız o havayı solumak istiyorsanız, bu durumdan muhtemelen memnun kalmayacaksınız. Yani filmde, dizide yer alan gemideki hiyerarşik düzenle ilgili mühim bir bilgi yer almıyor. Bunun yerine efsane geminin oluşum sürecine tanık oluyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmdeki hikayeye göre, gelecekten gelip, yok olan gezegenleri için Mr. Spock&#8217;un dahil olduğu ırkı &#8220;temizlemek&#8221; isteyen bir devasa geminin gözü dönmüş bir şekilde Dünya&#8217;yı hedef alan tehditlerinin önlenme çabalarını izliyoruz. Filmin henüz girişinde zamanla oynandığını anlayabiliyoruz. Bu zaman yolculukları, finalde ortaya çıkan bir sürprizin de zeminini hazırlıyor bir yandan. Hikayede iki kişiyi yakın plandan takip edebiliyoruz: James T. Kirk ve Mr. Spock. Burada asıl kafa karıştıran mesele, bu iki karakterin hangisinin &#8220;esas kişi&#8221; olduğu. Yani öyle ki: filmin Mr. Spock karakterinin üzerine kurgulandığını söylemek bile mümkün. Dolayısıyla filmi James karakterinin hikayesi olarak bekleyenler biraz yanılacaktır. Ayrıca oldukça &#8220;mantıklı&#8221; olarak bildiğimiz Spock&#8217;ın insani yönlerine de tanık oluyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde Chris Pine, Zachary Quinto, Eric Bana, Simon Pegg, &#8220;Avatar&#8221;la yıldızı parlayan Zoe Saldana, Leonard Nimoy, Bruce Greenwood ve Winona Ryder rol alıyorlar.</p>
</div>
<div>
<p>Hikayenin, dolayısıyla filmin en büyük başarısı, sirki andıran bir uzay macerası anlatmaması. Yani filmde, akla gelebilecek makul veya makul olmayan her türlü yaratık bulunmuyor. Buradaki çeşitlilik abartılmamış ve filme zenginlik katıyor. Filme bu açıdan bakmakta da yarar var.</p>
</div>
<div>
<p>Yine de, asıl öykünün altyapısına hakim olmayan izleyicinin tatmin olamayabileceği bir yapım &#8220;Star Trek&#8221;. Bu sebeple, filmi izlemeden büyük beklentiler beslememekte fayda var.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sherlock Holmes</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-3.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 19:48:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Conan Doyle]]></category>
		<category><![CDATA[Jude Law]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Downey]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1233</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda yine çok film izlemeye başladım; keşke hepsi bu film gibi olsa =) Sherlock Holmes, aslında bir kitap uyarlaması filmi&#8230; Hollywood&#8217;un son zamanlarda başvurduğu yöntemlerden biri ama çok başarılı bir uyarlama diyebilirim. Sherlock Holmes, polisiye roman dünyasının en tanınmış kişilerinden kuşkusuz; hatta Wikipedia&#8217;da hayat hikayesine bile rastlayabilirsiniz (doğum tarihi vs.). Hakkında &#8220;nasıl göründüğüne dair ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda yine çok film izlemeye başladım; keşke hepsi bu film  gibi olsa =)</p>
<p>Sherlock Holmes, aslında bir kitap uyarlaması filmi&#8230; Hollywood&#8217;un  son zamanlarda başvurduğu yöntemlerden biri ama çok başarılı bir  uyarlama diyebilirim.</p>
<p>Sherlock Holmes, polisiye roman dünyasının en tanınmış kişilerinden  kuşkusuz; hatta Wikipedia&#8217;da hayat hikayesine bile rastlayabilirsiniz (doğum tarihi vs.). Hakkında &#8220;nasıl göründüğüne dair &#8221; resimler çizilmiş  ve bunlar gazetelerde bile basılmıştı&#8230; Sir Arthur Conan Doyle  tarafından kurgulanan bu polisiye roman (ki kendisi polisiye roman  konusunda usta bir yazardır; adalet konusunda çalışmaları olduğu gibi  çevresindeki olayları kitaplarına katmayı büyük bir ustalıkla  gerçekleştirmiştir.) zamanında en çok okunan yazılardan biriydi; çünkü  ilk başta sadece gazetelerde yayınlanan bu yazılar polisiye roman  türünün gelişmesine katkıda bulunmuştu.</p>
<p>Sevilmesinin bir nedeni de herhalde filmde her unsurdan bulunması  idi:  Aksiyon,  Dram,  Gerilim,  Gizem,  Macera,  Polisiye,  Romantik,   Suç,  Tarih&#8230; Tarih kısmı belki yazılmayabilir, çünkü yazarın kendi  dönemini anlatmasından dolayı bunu gözardı edebiliriz, ama 21. yüzyıl  insanları olarak 19. yüzyılda yaşananları film aracılığıyla izlerken o  dönemden izleride görüyoruz. Ki filmde dönemin şartları, evleri,  nehirleri, gemileri, insanları aklınıza gelebilecek her şey çok güzel  yansıtılmış diyebilirim; ki hollywood sinemasının bu huyunu seviyorum!</p>
<p>Film, sanayi devrimi sonrasını konu alıyor sanırım; daha önce Sherlock Holmes konusunda filmler çekildi hatta bir ara Sherlock Holmes&#8217;i canlandıran karaktere İngiltere nişanı verildiğini öğrendim de  şaşırdım; demek ki konu olarak çok dikkat çekici bir film ve ülkeler  arasında da sorunlara neden olmuş. Fakat şunu biliyorum, kitabın yazarı  özellikle İngiltere&#8217;de adaletin gelişmesine çok büyük katkılar yaptı.  Adalette yaşanan haksızlıkları çok iyi gözlemledi ve Sherlock Holmes  karakteri ile de olsa hepsini çözmesi; kanun koyucuların daha dikkatli  olmasına neden olmuştur herhalde, kim bilir.</p>
<p>Film oyuncu kadrosu gerçekten izlemeye değerdi; Jude Law, Robert  Downey Jr. ikilisi gerçekten birbirlerine uyan çok iyi arkadaş gibi  idiler, ama yönetmen aralarındaki ilişkiyi öyle bir noktaya getirdi ki  bir ara &#8220;Holmes&#8217;in gay olabileceğini ima ediyor sanki&#8221; diye düşünmedim  değil. =)</p>
<p>Kostümler harika, dönemin şartları; evleri, yolları, binaları, nehirleri, gemileri ve aklınıza gelebilecek tüm ayrıntılar -bilgisayar efektleri yardımıyla da olsa- çok güzel yansıtıldı. Bu bence en  önemlisi idi. Polisiye filmlerinde yer alan kurgu -ince ayrıntılar-  filmin işleyişi ve ayrıntılar arasındaki bağ bu filmde çok zekice  kurgulandı. Bizim bile bazen gözden kaçırdığımız ayrıntılar &#8220;aaa evet&#8221;  dedirten türden zamanla karşımıza çıktı ve Holmes ile beraber bizde  olayı çözmeye çalıştık.</p>
<p>Film heyecanlıydı, çünkü çok aksiyon sahneleri vardı diyebilirim;  özellikle dövüş sahnelerinde önce Holmes&#8217;in kendi kafasında olayın  ayrıntılarını bir bütün haline gelecek şekilde sırayla düşünmesi ve  bunların bize yavaş halde gösterilmesi ile peşi sıra her şeyin tekrar  hızlı bir şekilde yansıtılması çok güzel düşünülmüş bir şeydi&#8230; Zaten  Holmes&#8217;in en büyük özelliği sanırım ipuçlarını teker teker  değerlendirmek yerine tüm ipuçlarını elde edip bir bütün halinde  düşünmesi idi sanırım. Film eğlenceliydi, çünkü diyaloglar gerçekten çok  güzel yazılmıştı. Konuşmalar, mimikler, hareketler hepsi gerçekten çok  tutarlıydı. Sıkıcı değildi film, çünkü kopukluk yoktu. &#8220;ne oluyor yahu&#8221;  demiyorsun izlerken, kopamıyorsun&#8230; Düşündürücü idi film; Ejder  filmindeki kadar az ipucu yoktu; ipuçları daha derindi ve olayı çözmek  için bilimsel verilerden tutun her şeyi değerlendirmeleri gerekmişti.  Zekiceydi, çünkü filmi izlerken bir ara ben de &#8220;sihir&#8217;e&#8221; nerdeyse  inanacaktım diyebilirim =)</p>
<p>Filmi izlerken diğer filmler aklınıza gelebilir belki de; mesela  tarihi mekanları görüntülerken ya da tarikatları izlerken aklınıza Melekler ve Şeytanlar filmi gelebilir&#8230; Ya da Robert Downey Jr. Holmes  karakteri ile espritürel kişiliğini oynarken bir an Iron Man filmi  aklınıza gelebilir&#8230; Hatta 1 saatten fazla büyü ile haşır neşir  olduktan sonra filmin sonunu görünce kendinizi Scooby Doo filminde  sanabilirsiniz =) Fakat yönetmen Guy Ritchie gerçekten başarılı bir iş  çıkardı; ayrıntılar somurtmadı ve işte bu! dedirtecek türden bir film  çıktı ortaya&#8230;</p>
<p>Lord Blackwood&#8217;un idam ediliş sahnesini izlerken aklıma nedense Saddam Hüseyin&#8217;in idam edilme sahnesi geldi; hepimiz o videoyu  izlemişizdir herhalde&#8230; Ve sonrasında gelen komplo teorileri: aslında  öldürülmedi gibisinden&#8230; Bu idam sahnesini ve sonrasında yaşananları  filmde izleyenler ne demek istediğimi anlamışlardır diye düşünüyorum&#8230;  Ayrıca, &#8220;korku&#8221; politikası uygulaması son dönemde ülkemizde sıkça  duyduğumuz &#8220;darbe planlarının&#8221; ana temasını teşkil ediyor, değil mi?  Korkut &#8211; kaos oluştur &#8211; ele geçir&#8230;</p>
<p>Tabii ki bu filmin tutacağından emin olan kalabalık bir senaryo ekibi  ile yapımcı kadrosu; devam filmi için de tarih belirlediler: 2011. Bu  filmde belki de Lord Blackwood&#8217;dan kurtulduk ama baştan sona ne olduğunu  göremediğimiz Profesör Moriarty ile Holmes&#8217;in macerasını devam filminde  izleyebileceğiz.</p>
<p>Bu yılın en iddaalı filmlerden biridir diyebilirim Sherlock Holmes  için.. Siz de eğlenmek, izlediğiniz filmden zevk almak istiyorsanız ve  sonunda bir yabancı filmde kötülemeden &#8220;Türkiye ve hatta karadeniz  bölgesi&#8221; cümlesini 1 kaç saniye de olsa duymak istiyorsanız;  seçeneğiniz film bu olsa gerek =)</p>
<p>8,5 puan verdim.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ninja Assassin &#124; Ninjanın İntikamı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ninja-assassin-ninjanin-intikami.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ninja-assassin-ninjanin-intikami.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 20:50:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[James McTeigue]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1229</guid>
		<description><![CDATA[Fragmanına kanarak bundan sonra film izlemicem diye 100 defa yazmak geliyor içimden =) evet, yine fragmanı ile filmin tümü arasında bir fark olmadığı bir film ile karşılaştım. Bilindik bir konuyu işleyen daha çok bilgisayar efektleri katılmış eski ninja filmlerine benziyor desem, yalan olmaz&#8230; Konusu itibariyle; suikastçı yetiştiren 1000 yıllık bir klanın öğrencilerinden biri, sevdiği kızı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fragmanına kanarak bundan sonra film izlemicem diye 100 defa yazmak  geliyor içimden =) evet, yine fragmanı ile filmin tümü arasında bir fark  olmadığı bir film ile karşılaştım.</p>
<p>Bilindik bir konuyu işleyen daha çok  bilgisayar efektleri katılmış eski ninja filmlerine benziyor desem,  yalan olmaz&#8230; Konusu itibariyle; suikastçı yetiştiren 1000 yıllık bir  klanın öğrencilerinden biri, sevdiği kızı kaybetmesinden sonra, artık bu  caniliğe &#8220;dur&#8221; demek için kendi klanına savaş açar ve onları teker  teker bulmaya çalışır&#8230; Fakat bu sırada klanda boş durmamaktadır: klana  ihanet eden bu öğrenciyi bulup öldürmek istemektedir. Bu sırada olaya  karışan interpol yardımıyla iki düşman birbirlerini bulurlar ve  sonrasında gelen bol aksiyonlu, dövüş sahneleri ve mutlu son&#8230;</p>
<p>Film çok kısa sürdü diyebilirim; çok fazla  da sahne yok aslında fragmandaki sahneler dışında&#8230; Onun dışında konuyu  öğreniyoruz film boyunca&#8230; Yani bence ha fragman, ha film&#8230; farketmez;  zaman dışında&#8230; fakat sonuna kadar izletti sıkılmadan, onu da  belirteyim.</p>
<p>Oyuncu kadrosu Asya sinema endüstrisinin en  iyi genç oyuncularından oluşuyor, tabii Amerika kökenli oyuncularda  var. Fakat film Amerika &#8211; Almanya ortak yapımı&#8230; Film değişik ülkelerde  geçiyor fakat o ülkelere ait isimler dışında pek bir şey göremiyoruz,  zaten film genellikle karanlık ortamlarda çekildi. Oyuncu kadrosunda  korenin ünlü pop şarkıcısı ve dizi oyuncusu Rain var; aslına bakarsanız  bu dövüş sahnelerini yapmakta zorlanmadı sanırım: çünkü kendisi aynı  zamanda çok iyi dans eden biri; videolarını izleyin ne demek istediğimi  anlarsınız. Hayran sayısı da hayli fazla&#8230; Yönetmen koltuğunda ise V for Vendetta filmininde yönetmeni olan James Mcteigue gibi biri var, zaten  filmin bilgisayar efektleri güzel ama bazı sahneler hoşuma gitmedi &#8211;  gereksizdi diyebilirim.</p>
<p>Örnek vermek gerekirse; ninjanın elini  kesip sonra birden yaranın iyileşmesi.. mistik bir olay katmış olaya&#8230;  final sahnesindeki ortadan kaybolma numarası&#8230; her şey normal &#8211; olası  şekilde giderken böyle bir artisliğe gerek yoktu bence =) Ve kanlar: çok  abartılmıştı ve aşırı kırmızıydı =) Boya hissini ha safhada veriyordu.</p>
<p>Bu arada filmde Türklerden de bahsedildi =)  Bu klanların ilkini ziyaret edip klanlar hakkında yazı yazan bir Türk  bilgininden bahsedildi. Bu da hoşuma gitti doğrusu&#8230;</p>
<p>İzlenmesi gereken bir film mi? bana göre  hayır, çünkü benzerleri çok var ve bu filmin pek farkı yok&#8230;  İzlenebilirliği ne kadar derseniz eğer, fragmandan aldığım sinezevki  filmden de aynı oranda aldım. değişen bir şey olmadı. İzlenebilecek  türden bir film ama izlemeseniz de bir şey kaybetmezsiniz; fragmanı  izledikten sonra insan daha fazla şeyler bekliyor: aynı şeyleri değil&#8230;</p>
<p>Benim puanım 10 üzerinden 6 oldu; zaten  sinemalar.com puanı da buna yakın.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ninja-assassin-ninjanin-intikami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ejder Kapanı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ejder-kapani.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ejder-kapani.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 19:19:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[İlker Aksum]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Mümtaz Taylan]]></category>
		<category><![CDATA[Berrak Tüzünataç]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyda Düvenci]]></category>
		<category><![CDATA[Ezgi Mola]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Boyav]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan İmirzalıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat İşler]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Güven]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Yücel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1211</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süredir merakla beklenen ve bir süre önce vizyona giren &#8220;Ejder Kapanı&#8221;, birçoklarının beklediğinin aksine aksiyonuyla değil polisiye hikayesiyle dikkat topluyor. Filmin yönetmeni Uğur Yücel. Senaryo Kubilay Tat&#8217;a ait. Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Berrak Tüzünataç, Ceyda Düvenci, Nejat İşler, İlker Aksum, Ozan Güven, Ezgi Mola, Hakan Boyav ve Ahmet Mümtaz Taylan filmin dikkat çeken oyuncuları. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir merakla beklenen ve bir süre önce vizyona giren &#8220;Ejder Kapanı&#8221;, birçoklarının beklediğinin aksine aksiyonuyla değil polisiye hikayesiyle dikkat topluyor.</p>
<p>Filmin yönetmeni Uğur Yücel. Senaryo Kubilay Tat&#8217;a ait. Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Berrak Tüzünataç, Ceyda Düvenci, Nejat İşler, İlker Aksum, Ozan Güven, Ezgi Mola, Hakan Boyav ve Ahmet Mümtaz Taylan filmin dikkat çeken oyuncuları.</p>
<p>Filmde İstanbul&#8217;da işlenen bir seri cinayet davası, soruşturmayı irdeleyen polislerin gözünden anlatılıyor. Bu seri cinayetlerdeki tüm hedefler çocuk tacizcileri. Hepsi af ile hapisten kurtulmuş. Cinayetler çocuk tacizcilerine olunca halk da cinayetlere destek veriyor. Abbas (Uğur Yücel) ve Akrep Celal (Kenan İmirzalıoğlu) cinayetleri araştırırken kardeşi tecavüze uğrayıp intihar eden Ensar (Nejat İşler) isminden şüphelenmeye başlıyorlar. Ama onlar Ensar&#8217;ı ararken cinayetler işlenmeye devam ediyor&#8230;</p>
<p>Filmin aslında eleştirilebilecek oldukça fazla yanı var. Hikayenin bir türlü ilerleyememesi, karakterlerin tüm çabalara rağmen yüzeysel kalması gibi. Polisiye filmlerin olmazsa olmazlarından aksiyonu ihmal eden senaryosuna değinmiyorum bile. Ayrıca öyle diyaloglar var ki, karakterleri git gide itici yapıyor. Yan karakterlerin tutarsız davranışları da buna eklenince seyircinin &#8220;ben neredeyim?&#8221; sorusunu sorması kaçınılmaz oluyor sinemadayken.</p>
<p>Ama tüm bunların yanında filmin geneline bakıldığında kesinlikle beklenmeyecek başarısı da yine senaryosunda yatıyor. Sürpriz finali gerçekten şaşırtıcı. Bu şaşırmanın asıl sebebi ise böyle bir filmin hiç beklenmedik bir şekilde bu tip bir finale imza atmasında yatıyor kuşkusuz.</p>
<p>Filmin konusu görüldüğü üzere pek yeni değil. Daha önce pek çok yabancı yapımda bu tip konuları görsek de, ülkemizde pek el değmemiş bir alan yine de. Bu yüzden konunun sıradanlığına bakıp filmden uzak kalmamakta yarar var.</p>
<p>&#8220;Ejder Kapanı&#8221; belki Uğur Yücel&#8217;in en iyi filmi değil. Hatta genel olarak iyi bir film de değil belki. Ama vizyona şu sıralarda giren filmlere baktığınızda &#8220;Ejder Kapanı&#8221; ilgiyi hak eden bir film olup çıkıyor. Öncelikle polisiye severlerin ilgi göstermesi gereken filmde, iyi bir makyaj çalışması da göze çarpıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ejder-kapani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
