<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; 2007</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/sinema/yil/2007/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Inside &#124; İçerde</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/inside-icerde.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/inside-icerde.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 21:17:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Alexandre Bustillo]]></category>
		<category><![CDATA[Alysson Paradis]]></category>
		<category><![CDATA[Beatrice Dalle]]></category>
		<category><![CDATA[François-Régis Marchasson]]></category>
		<category><![CDATA[Jean-Baptiste]]></category>
		<category><![CDATA[Julien Maury]]></category>
		<category><![CDATA[Nathalie Roussel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1588</guid>
		<description><![CDATA[“A I’interieur &#8211; İçerde” hazmı hayli zor ve sağlam bir bünye gerektiren bir yapım. “İçerde” bir Fransız filmi. Sarah (Alysson Paradis) adlı bir gazetecinin bebeğini dünyaya getirmeden önceki son gününü izliyoruz. Sarah kocasını bir trafik kazasında, bebeği henüz 5 aylıkken kaybediyor. Plana göre Noel gecesinin sabahında doğumu gerçekleşecek Sarah’nın. Noel gecesini yakınlarının aksi görüşlerine aldırmadan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“A I’interieur &#8211; İçerde” hazmı hayli zor ve sağlam bir bünye gerektiren bir yapım.</p>
<p>“İçerde” bir Fransız filmi. Sarah (Alysson Paradis) adlı bir gazetecinin bebeğini dünyaya getirmeden önceki son gününü izliyoruz. Sarah kocasını bir trafik kazasında, bebeği henüz 5 aylıkken kaybediyor. Plana göre Noel gecesinin sabahında doğumu gerçekleşecek Sarah’nın. Noel gecesini yakınlarının aksi görüşlerine aldırmadan tek başına geçirmek istiyor. Doğuma onu, sabah 6’da eve gelecek olan patronu götürecek. Sarah evine gidip kocasıyla ilgili anılarla kafasını kurcalarken nedeni anlaşılamayan bir şekilde bir kadın (Beatrice Dalle) Sarah’nın kapısına dayanıyor (nedeninin filmin finalinde anlıyoruz). Ve bu kadın Sarah’ya kabus gibi bir gece yaşatmak için kolları sıvıyor…</p>
<p>Filmin başrollerinde Alysson Paradis ve Beatrice Dalle var. Nathalie Roussel, François-Régis Marchasson ve Jean-Baptiste Tabourin filmde yer alan diğer oyuncular. Zaten büyük kısmı tek bir mekanda geçen filmin geniş bir oyuncu kadrosu olduğu da söylenemez. Filmin yönetmenleri Alexandre Bustillo ve Julien Maury. Filmin senaryosu da Alexandre Bustillo’ya ait.</p>
<p>“İçerde” ne yazık ki derin karakterler veya akıcı bir öykü barındıran bir yapım değil. Film belirli bir kısmından sonra tek ödevi kan göstermek olan bir yapıya dönüşüyor. Bazı sahneler öyle abartılmış ki, izleyen bu tip filmlere ne kadar dayanıklı olursa olsun rahatsız olabilir.</p>
<p>Hikayenin daha fazla kana bulanması için de tutarsız karakterler bir süre sonra baş gösteriyor. Bu da senaryo boşluklarını beraberinde getiriyor. Dikkatli izleyiciler için bir hayli göze batacak bu yanlışlar filmi gitgide çekilmez hale getiriyor.</p>
<p>Film finaline doğru kantarın topuzunu iyice kaçırıp en kanlı ve irite edici kısımlarını en sona sakladığını gösterircesine konu bütünlüğünden uzaklaşmak pahasına kanlı sahnelerini daha da bir kanlı hale geitiryor. Sona saklanan küçük sürpriz de sürprizsiz filmlerin iyice azaldığı günümüzde bir anlam ifade etmiyor.</p>
<p>Elbette filmi izleyip izlememe kararı sizin. Fakat bu yazdıklarımı abartılı bulup filmi izlemek isterseniz, yazdıklarımın eksiği olup fazlası olmadığını da göreceksinizdir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/inside-icerde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paranormal Activity</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/paranormal-activity.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/paranormal-activity.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 00:05:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1557</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda saygınlığını büyük ölçüde yitiren ve bildik formüllerden sıyrılamadan aynı ürünleri verip duran korku türüyle ilgili, aylar önce bir kıpırdanma olmuştu hatırlarsanız. Sebebi de 2006 yılında çekilen “Paranormal Activity” idi. Söylentilere göre filmi Steven Spielberg izlemeye başlamış fakat çok gerildiğinden dolayı yarıda bırakmak zorunda kalmıştı. Küçük bir bütçeyle çekilen film özellikle ülkesinde büyük bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda saygınlığını büyük ölçüde yitiren ve bildik formüllerden sıyrılamadan aynı ürünleri verip duran korku türüyle ilgili, aylar önce bir kıpırdanma olmuştu hatırlarsanız. Sebebi de 2006 yılında çekilen “Paranormal Activity” idi. Söylentilere göre filmi Steven Spielberg izlemeye başlamış fakat çok gerildiğinden dolayı yarıda bırakmak zorunda kalmıştı. Küçük bir bütçeyle çekilen film özellikle ülkesinde büyük bir hasılat yakalamıştı. Filmin tanıtımında da sinemada filmi izlerken korkudan sıçrayan seyircilere yer verilmişti. Tüm bunların yanına iyi de bir tanıtım kampanyası eklenince filmin bir fenomene dönüşmesi de kaçınılmaz olmuştu.</p>
<p>Kağıt üstünde parlak bir fikir gibi duran “Paranormal Activity” uygulamada aynı parıltıyı yansıtamıyor. Büyük bölümünde iki oyuncunun yer aldığı filmde, evlerinde garip sesler duyan bir çiftin, bir kamera yardımıyla kendileri uyurken neler olduğunu takip etmeleri konu alınıyor. Filmin tanıtımında da sık sık şu zikredildi: Uyku anında insan savunmasızdır, neler olduğunu bilemez. &#8220;Paranormal Activity” de bunu çok iyi kullanıyor… Bu ilgi çekici cümle ne yazık ki yerine oturmuyor. Öncelikle sözü edilen gerilime maruz kalan çift, büyük bir bölümde olaylara uyanıkken tanık oluyor. Uyudukları sırada çıkan seslerin onlara olumsuz bir etkisi de yok. Ayrıca “Paranormal Activity” özellikle finalinde izleyiciyi yeterince korkutuyor fakat bu korku türüne yeni bir soluk getirmek için yeterli falan değil. Hatırı sayılır bir bölümde olayları sıkılarak izlemeniz işten bile değil çünkü. Ayrıca filmde gördüğümüz çift de izleyicinin kolaylıkla bağ kurabileceği bir ikili olamıyor. Oyunculukların da hayli iyi olduğunu söylemek güç.</p>
<p>Tüm bunlara bakıldığında “Paranormal Activity”nin gücünün nerden geldiğin de anlamak zor değil: iyi bir tanıtım. &#8220;Saw” gibi muhtemelen gitgide kötü olacak bir seriye sarması muhtemel filmi, çeşitli internet sitelerine baktığınızda göreceğiniz gibi, izleyicilerin büyük bir kısmı da sevmemiş zaten. Sinema salonlarında filmden korktuğu için çığlık atanlar da, muhtemelen bu tarz herhangi bir filmde yerinde duramayacak izleyiciler bana göre .O yüzden “Paranormal Activity”nin hepsi hepsi Amerikan sinemasının son balonu olduğunu söylemek mümkün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/paranormal-activity.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Death and Life of Bobby Z</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-death-and-life-of-bobby-z.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-death-and-life-of-bobby-z.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 May 2010 21:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Flemyng]]></category>
		<category><![CDATA[Joaquim de Almeida]]></category>
		<category><![CDATA[Laurence Fishburne]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Bowen]]></category>
		<category><![CDATA[Olivia Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Walker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1442</guid>
		<description><![CDATA[Uzunca bir zamandır, biraz kafa dağıtmak için hafif bir aksiyon filmi izlemek istiyordum ki &#8220;Bobby Z&#8221; bu derdime derman oldu. Filmde, bu türün son dönemde dikkat çeken isimlerinden olan Paul Walker başrolde. Laurence Fishburne, Olivia Wilde, Jason Flemyng, Michael Bowen ve sinema izleyicilerinin daha çok &#8220;Desperado&#8221;dan hatırladığı Joaquim de Almeida da yan rollerde yer alıyorlar. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzunca bir zamandır, biraz kafa dağıtmak için hafif bir aksiyon filmi izlemek istiyordum ki &#8220;Bobby Z&#8221; bu derdime derman oldu.</p>
<p>Filmde, bu türün son dönemde dikkat çeken isimlerinden olan Paul Walker başrolde. Laurence Fishburne, Olivia Wilde, Jason Flemyng, Michael Bowen ve sinema izleyicilerinin daha çok &#8220;Desperado&#8221;dan hatırladığı Joaquim de Almeida da yan rollerde yer alıyorlar.</p>
<p>Filmde Tim Kearney (Paul Walker) adlı, sabıka dosyası kabarık bir tutuklunun başka birinin yerine geçerek kurtulma şansı doğuyor. Yerine geçeceği isim,uyuşturucu satıcısı Bobby Z.Polisler Tim Kearney&#8217;yi bir polis karşılığında Bobby Z olarak sunacaklar çünkü gerçek Bobby Z ölmüş. Fakat takas sırasında bir takım aksaklıklar çıkıyor ve daha sonra Bobby Z, yani Tim Kearney kendini bir kovalamacanın içinde buluyor&#8230;</p>
<p>Film büyük bölümünde sırtını aksiyona yaslamaktan ziyade,konuya odaklanıyor.Ayrıca sonunda beklenmedik iki sürprizle çıkıyor izleyicinin karşısına.Bunun yanında yine de finalinin biraz klasik olduğunu belirtelim.Oyunculuk adına büyük bir gövde gösterisi falan da yok.Aksiyonun yanında dövüş sanatlarının konuştuğu bazı sahneler görmek de mümkün.</p>
<p>Yaklaşık doksan dakikalık bir süreye sahip olan film, bu süresini elinden geldiğince doldurmaya çalışıyor. Ne yazık ki klişeler filmin tüm cazibesini yerle bir ediyor kimi zaman.</p>
<p>Bugüne kadar bolca çekilen, halen de çekilmekte olan kaygısız aksiyon filmlerinin bir ürünü &#8220;Bobby Z&#8221;. Filmi izleyecekseniz, bunu bilmenizde fayda var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-death-and-life-of-bobby-z.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Kingdom &#124; Krallık</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-kingdom-krallik.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-kingdom-krallik.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 17:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Suliman]]></category>
		<category><![CDATA[Ashraf Barhom]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Danny Huston]]></category>
		<category><![CDATA[Jamie Foxx]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Bateman]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Garner]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Mann]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Berg]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1419</guid>
		<description><![CDATA[Genel olarak Amerika’nın Suudi Arabistan’da yaptığı “iyilikleri ve güzellikleri” yansıtmaya çalışan “The Kingdom-Krallık” tipik Amerikan aksiyon filmlerinden hoşlananlar için bire bir! “Krallık”ın oyuncu kadrosunda karşımıza Jamie Foxx, Chris Cooper, Jennifer Garner, Jason Bateman gibi tanınmış oyuncuların yanı sıra yan rollerdeki becerileriyle dikkat çeken Ashraf Barhom, Ali Suliman ve Danny Huston gibi isimler çıkıyor. Filmin yönetmeni ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genel olarak Amerika’nın Suudi Arabistan’da yaptığı “iyilikleri ve güzellikleri” yansıtmaya çalışan “The Kingdom-Krallık” tipik Amerikan aksiyon filmlerinden hoşlananlar için bire bir!</p>
<p>“Krallık”ın oyuncu kadrosunda karşımıza Jamie Foxx, Chris Cooper, Jennifer Garner, Jason Bateman gibi tanınmış oyuncuların yanı sıra yan rollerdeki becerileriyle dikkat çeken Ashraf Barhom, Ali Suliman ve Danny Huston gibi isimler çıkıyor. Filmin yönetmeni son dönemde yönetmenliğe iyice alışan Peter Berg.</p>
<p>Film Suudi Arabistan’daki Amerikalıların yaşadığı bir bölgede meydana gelen birden fazla gösterişli patlama sahnesiyle, oldukça hızlı bir başlangıç yapıyor. Bunun üzerine FBI, deneyimli bir ekip oluşturarak, olayı enine boyuna araştırması için bu ekibi bölgeye göndermek istiyor. Bu ekipte Ronald (Jamie Foxx), Grant (Chris Cooper), Janet (Jennifer Garner) ve Adam (Jason Bateman) var. Diplomatik açıdan yeterli şartlar sağlanamasa da ekip, Arabistan’a gidiyor ve neredeyse hiç tanımadıkları bir coğrafyada, hiç tanımadıkları ve de kendilerine zorluk çıkarıp duran Arap yetkililere karşın, olayın içyüzünü ortaya çıkarmaya uğraş veriyorlar.</p>
<p>Michael Mann’in yapımcıların arasında yer almasıyla da dikkat çeken film, politik konularda pek suya sabuna dokunmayıp, gücünü filmin finalinde tavan yapan çatışma sahnelerinden almakta. Filmin en büyük eksiği de, politik bir söyleminin bulunmaması zaten. Öyle ki, diğer Hollywood yapımları gibi Amerikan hükümetinin dış siyasetini ucundan kıyısından bile eleştirmiyor. Hikayede de klişelerden sıyrılamayınca, gözde bir yapım olma ihitmalini de ortadan kaldırıyor.</p>
<p>Yine de yan karakterlerin oyunculukta Hollywood yıldızlarına adeta ders vermesiyle film bir nebze de olsa çekicilik kazanıyor. Eğer merak ediyorsanız “Krallık”ın “yeni” bir yapım olmadığını belirtmekte yarar var. Bu filmi beğenirseniz, Ridley Scoot’un “Body of Lies-Yalanlar Üstüne” adlı yapıtına izlemediyseniz, göz atın derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-kingdom-krallik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Caramel &#124; Karamel</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/caramel-karamel.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/caramel-karamel.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 09:35:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adel Karam]]></category>
		<category><![CDATA[Aziza Seman]]></category>
		<category><![CDATA[Fadia Stella]]></category>
		<category><![CDATA[Fatme Safa]]></category>
		<category><![CDATA[Gisele Aouad]]></category>
		<category><![CDATA[Joanna Moukarzel]]></category>
		<category><![CDATA[Nadine Labaki]]></category>
		<category><![CDATA[Siham Haddad]]></category>
		<category><![CDATA[Yasmine Al Masri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1285</guid>
		<description><![CDATA[Lübnan’da yaşanan sıcak bir öyküyü anlatan “Caramel-Karamel” arkadaşlığa, dayanışmaya ve en çok da kadınlığa bir övgü. “Karamel”in oyuncu kadrosunda, aynı zamanda filmin yönetmeni de olan Nadine Labaki, Yasmine Al Masri, Joanna Moukarzel, Gisele Aouad, Siham Haddad, Aziza Seman, Fatme Safa, Fadia Stella ve Adel Karam gibi isimler bulunuyor. Filmde, bir güzellik salonunda çalışan ve oraya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lübnan’da yaşanan sıcak bir öyküyü anlatan “Caramel-Karamel” arkadaşlığa, dayanışmaya ve en çok da kadınlığa bir övgü.</p>
<p>“Karamel”in oyuncu kadrosunda, aynı zamanda filmin yönetmeni de olan Nadine Labaki, Yasmine Al Masri, Joanna Moukarzel, Gisele Aouad, Siham Haddad, Aziza Seman, Fatme Safa, Fadia Stella ve Adel Karam gibi isimler bulunuyor.</p>
<p>Filmde, bir güzellik salonunda çalışan ve oraya müşteri olarak gelen kadınların sorunları, sevinçleri, üzüntüleri yani hayatları irdeleniyor. Kadınların günlük yaşamda karşılarına çıkan her problem işlenmiş. Ayrıca hayatın her kesiminden bir kadın görmek de mümkün. Öyle ki; evli bir erkekle birliktelik yaşayan bir kadın, düğün telaşı yaşarken bakire olmadığı için kendini suçlu hissedip çözüm arayan bir kadın, yaşlı ve akıl hastası annesine bakmak zorunda olduğu için yalnız kalmak zorunda olan bir kadın, güzellik salonuna gelen bir müşterisinden hoşlanan lezbiyen eğilimli bir kadın, yaşlılığını örtmek için çeşitli sahteliklere başvuran bir kadın, yani adeta 32 kısım tekmili birden! Anladığımız üzere, bir kadın filminde olması gereken neredeyse tüm unsurlar var. Bunu yanında bazı karakterler, gerçekten çok incelikle işlenmiş. Ama kadın filmlerinin genel sorunu burada da kendini gösteriyor, o da filmde zaten az olan erkeklerin çok yüzeysel kalması. Tabii aynı sorun erkek filmlerinde de kadınlar için söz konusu.</p>
<p>Filmin, bir erkek izleyici olama rağmen beni de etkileyen bölümlerine gelirsek; yaşlanmayı kendine yediremediği için bir kadının başvurduğu yol (ayrıntı vermiyorum çünkü filmin finalinde bu gerçek ortaya çıkıyor ve yürek burkuyor), bir annenin evlenmek üzere olan kızıyla yaptığı konuşma ve annesinin bakımıyla ilgilenmek zorunda olduğu için hoşlandığı erkekle görüşme ümidini yitiren orta yaşlı bir kadın. Bir erkek izleyiciyi, yani beni, etkiliyor olması da, bu tarz bir filmde önemli bir detaydır sanıyorum.</p>
<p>Film kadınların güzellik sevdasına ve kadın dünyasına bir kadın yönetmen vesilesiyle içeriden bir bakış atıyor. Bu sebeple güzellik salonu çok yerinde bir seçim olmuş. Yalnız, bir erkek izleyici olarak yorumluyorum, kadın davranışlarının nedenlerinin üzerine pek eğilmemiş Nadine Labaki. Neden kadınların güzellik takıntıları bu kadar ön planda olmak zorunda? Veya bir kadın için yaşlanmak neden bu kadar zor? Bu tip sorular hep cevapsız kalıyor. Yani Labaki neden ile değil sonuç ile ilgilenmeyi yeğliyor. Daha önceki bir röportajında, kadın davranışlarını anlamak isteyen erkeklerin filmi izlemesi gerektiğini belirten Labaki, maalesef bu cümlenin arkasında duracak bir iş çıkarmamış. Birçok sorunun yalnızca tozunu silkelemiş anlayacağınız.</p>
<p>Özellikle tecrübeli oyuncuların döktürdüğü film, muhtemelen bayan izleyicilerin gönlünü fethedecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/caramel-karamel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>I Now Pronounce You Chuck and Larry &#124; Damadı Öpebilirsin</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/i-now-pronounce-you-chuck-and-larry-damadi-opebilirsin.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/i-now-pronounce-you-chuck-and-larry-damadi-opebilirsin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 09:34:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler]]></category>
		<category><![CDATA[Dan Aykroyd]]></category>
		<category><![CDATA[Gary Valentine]]></category>
		<category><![CDATA[Jessica Biel]]></category>
		<category><![CDATA[Kevin James]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Buscemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ving Rhames]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1286</guid>
		<description><![CDATA[Hollywood yapımı komedi filmleri, başka kültürlere hitap etmeyen yapılarından dolayı her ülkedeki seyirciyi aynı ölçüde memnun etmeyebiliyor. Bu yüzden bazı örnekler dışında, örneğin &#8220;The Hangover&#8221;, bu tip komedi filmlerinin büyük bir izleyici kitlesinin ilgisine mazhar olması pek mümkün olmuyor. &#8220;I Now Pronounce You Chuck and Larry-Damadı Öpebilirsin&#8221; ise bu tarz bir yapım değil. Filmin çoğunluğunda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hollywood yapımı komedi filmleri, başka kültürlere hitap etmeyen yapılarından dolayı her ülkedeki seyirciyi aynı ölçüde memnun etmeyebiliyor. Bu yüzden bazı örnekler dışında, örneğin &#8220;The Hangover&#8221;, bu tip komedi filmlerinin büyük bir izleyici kitlesinin ilgisine mazhar olması pek mümkün olmuyor.</div>
<div>&#8220;I Now Pronounce You Chuck and Larry-Damadı Öpebilirsin&#8221; ise bu tarz bir yapım değil. Filmin çoğunluğunda tüm izleyicileri güldürebiliyor.</div>
<div>Filmde bir emeklilik probleminden dolayı eşcinsel evlilik yapmak isteyen Larry (Kevin James) bunun için en yakın arkadaşı ve kendisi gibi bir itfaiyeci olan Chuck&#8217;ı (Adam Sandler) seçiyor. Bardağın dolu tarafını gösteren Larry, Chuck&#8217;ı ikna ediyor ve ikili kağıt üzerinde birliktelik yaşamaya başlıyorlar. Bir yasal boşluktan yararlandıklarını düşünen ikili, yürütülmesi gereken prosedürün tahmin ettiklerinden farklı olduğunu görüyorlar. Üstelik işin ucunda hapis cezası bile var. Bu yüzden Chuck ve Larry bir yandan &#8220;sevgiliymiş&#8221; gibi görünmeye çalışırken bir yandan da etraftan gelen kötücül bakışlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar.</div>
<div>Filmin başrollerinde komedi filmlerinin aranan ismi Adam Sandler var. Adam Sandler&#8217;a daha önce &#8220;Hitch&#8221; filminde rol alan, bunun yanında 4-5 sene önce ülkemizde de gösterilen ama anlayamadığım bir şekilde kıymeti bilinmeyen &#8220;The King of Queens&#8221; dizisinde de rol alan Kevin James eşlik ediyor. Jessica Biel, Steve Buscemi, Ving Rhames, Dan Aykroyd ve Gary Valentine de filmde rol alan isimlerden.</div>
<div>&#8220;Damadı Öpebilirsin&#8221; eğlenceli olsa da zeka pırıltısı görülmeyen ve doğrudan güldürmeye odaklanan bir yapım. Konusundan anlaşılacağı üzere eşcinsellik üzerine bol bol gönderme var. Bir yandan bu göndermeleri yaparken bir yandan da eşcinselliği eleştirmenin absürdlüğünü de gösteriyor zira çevremizde hiç tahmin etmediğimiz kişiler bile eşcinsel olabilir. Yani filmin iddiası bu. Dediğim gibi aşırı kilolu bir insana yapılan gönsermelerden tutun da cinsellik üzerine yapılan espirilere kadar filmde her çeşit konuya değiniliyor neredeyse. Ama bunu yaparken, antipatik de olmuyor .Bir şekilde insana keyifli dakikalar yaşatabiliyor. Bu sebeple espirilerin zekice olmamasından olumsuz bir anlam çıkartılmamalı.</div>
<div>Finale giderken &#8220;özgürlük havasına&#8221; giren yapım, &#8220;çapkın erkeğin doğru kadını bulması&#8221; gibi klişeleri de göstermeden edemiyor. Ama genelinde bulunduğu eksen hiç de sıkıcı değil.</div>
<div>İyi vakit geçirmek istiyorsanız, detaylara da fazla önem vermiyorsanız/vermeyecekseniz hoş bir iki saatin sizleri beklediğini söyleyebilirim.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/i-now-pronounce-you-chuck-and-larry-damadi-opebilirsin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>August Rush &#124; Kalbini Dinle</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/august-rush-kalbini-dinle.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/august-rush-kalbini-dinle.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 20:08:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Freddie Highmore]]></category>
		<category><![CDATA[Jonathan Rhys Meyers]]></category>
		<category><![CDATA[Keri Russell]]></category>
		<category><![CDATA[Robin Williams]]></category>
		<category><![CDATA[Terrence Howard]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1274</guid>
		<description><![CDATA[Bu film hakkında ilk söyleyebileceğim cümle: müzikten anlamıyorsanız ve olsa da olmasa da umrunuzda değilse; lütfen izlemeyin. Boşa vakit kaybı olur sizin açınızdan&#8230; Film belki de biraz fantastik öğelerde içeriyor ama Mozart hakkındaki efsaneleri bilenler, yani müzikten gerçek anlamda anlayanlar; bu filmde yaşanan olayları &#8220;olmayacak bir şey&#8221; gözüyle bakmayacaklardır diye düşünüyorum. New York sokaklarında başlayan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu film hakkında ilk söyleyebileceğim cümle: müzikten anlamıyorsanız  ve olsa da olmasa da umrunuzda değilse; lütfen izlemeyin. Boşa vakit  kaybı olur sizin açınızdan&#8230;</p>
<p>Film belki de biraz fantastik öğelerde  içeriyor ama Mozart hakkındaki efsaneleri bilenler, yani müzikten gerçek  anlamda anlayanlar; bu filmde yaşanan olayları &#8220;olmayacak bir şey&#8221;  gözüyle bakmayacaklardır diye düşünüyorum.</p>
<p>New York sokaklarında başlayan ve &#8220;ani bir  aşk&#8221; sonrası yaşanan küçük bir kaçamağın tohumu olan genç Evan,  dedesinin aldığı kritik kararla annesinden habersiz koparılır ve kendini  bir yetimhanede bulur&#8230; Küçüklüğünden beri garip sesler duyar ya da  her sesden bir musiki çıkarır; böylelikle bir gece ayın sesini  dinlediğini varsayarak yola çıkar ve New York&#8217;a gelir. Kaderin bir  cilvesi olacak ki, tanıştığı kişi yardımıyla önce müzik konusunda  kendini geliştirir; sonrasında tanrının evine yaptığı ani bir ziyarette  rahibin ilgisini çektikten sonra ünlü okullarda öğrenim görür ve mutlu  son ile biter film&#8230;</p>
<p>Filmin özeti bu olsa gerek&#8230; Konusu ve  oyunculuk hakkında pek şey yazmak istemiyorum; baştan sona musiki  ezgileri ile dolu bir film, bir anlamda müzikal diyebiliriz&#8230; Gitar ile  ilginç hareketler yapması ve tanrı vergisi yeteneği ile Mozart gibi  ünlülerin eserlerini çalan orkestranın yaptığı konsere bir müzikal ile  katılması&#8230; Evet, belki de inanılmaz!. Ama anlatmak istediği şey şu  olmalı: müzik her yerdedir, tek yapmanız gereken onu duymak&#8230;</p>
<p>Yönetmen Kirsten Sheridan&#8217;ın ikinci filmi,  bilgisayar efektleri ile de süslenmiş&#8230; Ama bana göre yönetmenden  ziyade müzikleri yapan ekip büyük bir başarı elde etti diyebilirim.</p>
<p>Filmde baştan sona oyuncuların her  hareketinde doğal olarak duyulan her sesin müzik notaları şeklinde bize  yansıtılması bana göre bu filmin müzik kulağı iyi olan, müzikten  anlayan, müziği seven kişiler için birebir olduğunu düşündürüyor.</p>
<p>7 puan verdim, iyi seyirler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/august-rush-kalbini-dinle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Death Proof &#124; Ölüm Geçirmez</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 20:04:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jordan Ladd]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Russell]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[Rosario Dawson]]></category>
		<category><![CDATA[Rose McGovan]]></category>
		<category><![CDATA[Vanessa Ferlito]]></category>
		<category><![CDATA[Zoe Bell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1217</guid>
		<description><![CDATA[Quentin Tarantino&#8217;nun yazıp yönettiği &#8220;Death Proof-Ölüm Geçirmez&#8221;, Tarantino&#8217;nun bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği bir B filmi örneği. Filmin oyuncuları arasında Kurt Russell, Rosario Dawson, Vanessa Ferlito, Jordan Ladd, Rose McGovan ve Zoe Bell gibi isimler var. Tarantino, hakkında yazıldığı hemen hemen her yazıda geçen meşhur video dükkanında çalıştığı sırada B filmlerine sempati duydu muhtemelen. B filmlerini; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Quentin Tarantino&#8217;nun yazıp yönettiği &#8220;Death Proof-Ölüm Geçirmez&#8221;, Tarantino&#8217;nun bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği bir B filmi örneği.</p>
<p>Filmin oyuncuları arasında Kurt Russell, Rosario Dawson, Vanessa Ferlito, Jordan Ladd, Rose McGovan ve Zoe Bell gibi isimler var.</p>
<p>Tarantino, hakkında yazıldığı hemen hemen her yazıda geçen meşhur video dükkanında çalıştığı sırada B filmlerine sempati duydu muhtemelen. B filmlerini; belirli bir konu bütünlüğü olmayan, genelde absürd bir içeriğe sahip, kamera kullanımının ve görüntü tekniğinin önemsiz olduğu filmler olarak betimlemek mümkün. Tarantino bu türe hayranlığını her fırsatta dile getirir ve genelde eleştirmenler de bunu takdirle karşılar. İlginç olduğunu düşündüğüm bu olayın tartışması da ayrı bir yazının konusu tabii.</p>
<p>Filmde, genç kızları, kullandığı arabasıyla öldürmeye çalışan Dublör Mike&#8217;ın (Kurt Russell) hikayesi işleniyor. İki bölümden oluşan filmde Dublör Mike, önce gözüne kestirdiği üç genç kızı öldürmek için uğraş veriyor. Filmin ikinci kısmında ise yine yakın arkadaş dört kızı hedef alıyor Dublör Mike. Bu kısım karmaşıklaştıkça, absürd bir sona doğru ilerlememiz de kaçınılmaz oluyor.</p>
<p>Film görüntü kalitesi olarak yıllar önce çekilmiş ve zamanla yıpranmış eski bir yapıtı anımsatıyor. Film boyunca genç kızların cinsellik ve tuhaf merakları üzerine yaptıkları konuşmalara bol bol şahit oluyoruz. Belli bir omurgadan yoksun olan filmde Tarantino da kendine bir rol ayırmış.</p>
<p>Tarantino&#8217;nun daha önceki hiçbir işiyle benzerlik kuramayacağınız bu çalışma, görülüyor ki Tarantino&#8217;nun tamamen kendi zevki için çektiği, seyircilerin tepkisini arka planda tuttuğu bir iş. Tarantino hayranları ve bu türü merak edenler dışında kimseyi enterese edeceğini sanmıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Next</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/next.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/next.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 19:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jessice Biel]]></category>
		<category><![CDATA[Julianne Moore]]></category>
		<category><![CDATA[Lee Tamahori]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Cage]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Pajon]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Kretschmann]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=945</guid>
		<description><![CDATA[İlgilendiği konuya dair hiçbir yeni düşünce üretemeyen, &#8220;mantıksızlığı yüksek&#8221; senaryosuyla &#8220;Next&#8221;, tüm klişeleri kullanmaya çalışan bomboş bir Hollywood yapımı. &#8220;Next&#8221;in başrolünde,son yıllarda önüne gelen hiçbir oyunculuk fırsatını kaçırmayan! Nicolas Cage var. Jessice Biel, Julianne Moore, Thomas Kretschmann ve Nicolas Pajon&#8217;u da diğer rollerde görüyoruz. Filmin, dışarıdan çok süslü görünse de pek matah olmayan konusu ise ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İlgilendiği konuya dair hiçbir yeni düşünce üretemeyen, &#8220;mantıksızlığı yüksek&#8221; senaryosuyla &#8220;Next&#8221;, tüm klişeleri kullanmaya çalışan bomboş bir Hollywood yapımı.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">&#8220;Next&#8221;in başrolünde,son yıllarda önüne gelen hiçbir oyunculuk fırsatını kaçırmayan! Nicolas Cage var. Jessice Biel, Julianne Moore, Thomas Kretschmann ve Nicolas Pajon&#8217;u da diğer rollerde görüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Filmin, dışarıdan çok süslü görünse de pek matah olmayan konusu ise şöyle; Cris Johnson (Nicolas Cage), Frank Cadillac sahne ismiyle Las Vegas&#8217;ta bir sahne gösterisi düzenlemektedir. Johnson&#8217;ı diğer insanlardan ayıran özelliği ise iki dakika sonra olacakları önceden görebilmesi. Ve bu yeteneği, tahmin edileceği üzere FBI&#8217;ın yakın ilgisine maruz kalıyor. Yalnız Johnson, bu kabiliyete doğuştan sahip olsa da, FBI Johnson&#8217;ı ancak son iki yılda fark edebilmiş! Yani inanılmaz bir istihbarat ağına sahip olan FBI, bu adamdan daha önce hiçbir şekilde haberdar olamamış! Tam FBI&#8217;ın Johnson&#8217;la iletişime geçtiği sırada, Amerikalı masum insanları nükleer patlayıcı aracılığıyla yok etmek isteyen Ruslar,  bir yandan 8 milyon insanı yok etmek için hazırlıklarını sürdürürken, bir yandan da Johnson&#8217;ı etkisiz hale getireblmek için uğraş veriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Zaten &#8220;nükleer başlık, Ruslar ve FBI&#8221; sözcüklerinin bir araya gelmesi, bir filmi izlememek için yeterli bir neden iken, senaryoda yer alan mantık hataları ve aşırı yapay görsel efektler de filmi iyice itici yapıyor. Filme ilave edilen aşk hikayesi de, yeterince klişe barındıran filmde basit bir obje olmaktan öteye gidemiyor. İzlerken toparlanmasını umut ettiğimiz film, finaline yaklaşırken gider ayak daha fazla saçmalamaya başlıyor. Durumu kurtarmak için sürpriz sona sığınınca, daha da absürd bir şekil alıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Uzun lafın kısası, oyuncu kadrosundan hayranı olduğunuz bir isim yoksa, Yönetmen Lee Tamahori&#8217;nin bu çalışması, hiçbir şey vaat etmiyor/edemiyor.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/next.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Counterfeiters &#124; Kalpazanlar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-counterfeiters-kalpazanlar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-counterfeiters-kalpazanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 21:22:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[August Diehl]]></category>
		<category><![CDATA[Devid Striesow]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Markovics]]></category>
		<category><![CDATA[Marie Baumer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=823</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın gidişatını etkileyen farklı bir olayı ele alan &#8220;The Counterfeiters &#8211; Kalpazanlar&#8221;, aldığı En İyi Yabancı Film Oscar&#8217;ı ile dikkat çekiyor. Filmde, bir grup kalpazanın Nazi Almanya&#8217;sı tarafından kullanılması işleniyor. Bu kalpazanların hepsi Yahudi. Hepsi de işinin! uzmanı. Almanlar ise bu kalpazanlar aracılığıyla sahte Sterlin üretip, bu sahte paraları piyasaya salarak İngiltere ekonomisini çökertip, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın gidişatını etkileyen farklı bir olayı ele alan &#8220;The Counterfeiters &#8211; Kalpazanlar&#8221;, aldığı En İyi Yabancı Film Oscar&#8217;ı ile dikkat çekiyor.</p>
<p>Filmde, bir grup kalpazanın Nazi Almanya&#8217;sı tarafından kullanılması işleniyor. Bu kalpazanların hepsi Yahudi. Hepsi de işinin! uzmanı. Almanlar ise bu kalpazanlar aracılığıyla sahte Sterlin üretip, bu sahte paraları piyasaya salarak İngiltere ekonomisini çökertip, savaşı kazanmak istiyorlar. Bu kalpazanlara, diğer toplama kamplarında Yahudi&#8217;lere davrandıklarından farklı davranmaktalar. Düzenli beslenebiliyorlar. Yatacak temiz bir yatakları mevcut. Hemen yanı başlarında ise &#8220;vasıfsız&#8221; Yahudi&#8217;lere türlü işkenceler yapılıyor. Tabii böyle olunca, kalpazanların arasında çatlak sesler çıkmaya başlıyor. Aralarında, ölümü göze alıp, sahte para üretme işini baltalamaya çalışanlar da oluyor. Bu sebeple hepsi, kendi içlerinde bir vicdan muhasebesine de girişiyorlar.</p>
<p>Filmde Karl Markovics, August Diehl, Marie Baumer ve Devid Striesow başlıca rollerde karşımıza çıkıyorlar.</p>
<p>Film, dikkatleri En İyi Yabancı Film Oscar&#8217;ını almasıyla çekti. Bu ödül tartışmaları da beraberinde getirdi tabii. Ödülü hak etmediğini söyleyenler oldu. Diğer aday filmleri izlemediğim için,bir yorum yapamıyorum fakat bu tartışmalar sırasında filmin değerinin altında gösterildiğini düşünüyorum. Oscar ödülünü hak etti veya etmedi, sonuçta &#8220;Kalpazanlar&#8221; vakit ayırmaya değer bir film. Karakterlerin içine düştükleri kararsızlık duygusunu iyi yansıtıyor. Ve İkinci Dünya Savaşı ile ilgili halen, nispeten, farklı bir anlatımla farklı bir film yapılabileceğini de gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-counterfeiters-kalpazanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lust Caution &#124; Dikkat Şehvet</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/lust-caution-dikkat-sehvet-se-jie.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/lust-caution-dikkat-sehvet-se-jie.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 18:36:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ang Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Leung Chiu Wai]]></category>
		<category><![CDATA[Wei Tang]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=786</guid>
		<description><![CDATA[Venedik Film Festivali&#8217;nde Altın Aslan En İyi Film ödülünü kucaklayan &#8220;Dikkat Şehvet&#8221; erotizm dozunun bir hayli fazla olmasıyla öne çıkan bir film. Filmin Yönetmeni Oscar sahibi Tayvan&#8217;lı yönetmen Ang Lee&#8217;nin son filmi &#8220;Taking Woodstock&#8221; olmuştu. Ayrıca yönetmen &#8220;Wo Hu Zang Long-Kaplan ve Ejderha&#8221; ve &#8220;Hulk&#8221; gibi filmlerle de tanınıyor. &#8220;Dikkat Şehvet&#8221;in konusuna gelirsek, bir dönem filmi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Venedik Film Festivali&#8217;nde Altın Aslan En İyi Film ödülünü kucaklayan &#8220;Dikkat Şehvet&#8221; erotizm dozunun bir hayli fazla olmasıyla öne çıkan bir film.</p>
<p>Filmin Yönetmeni Oscar sahibi Tayvan&#8217;lı yönetmen Ang Lee&#8217;nin son filmi &#8220;Taking Woodstock&#8221; olmuştu. Ayrıca yönetmen &#8220;Wo Hu Zang Long-Kaplan ve Ejderha&#8221; ve &#8220;Hulk&#8221; gibi filmlerle de tanınıyor.</p>
<p>&#8220;Dikkat Şehvet&#8221;in konusuna gelirsek, bir dönem filmi var karşımızda. Vatansever bir grup gencin ülkesindeki işgale karşı bir tiyatro oyunuyla başlattıkları mücadele, bir suikast planı ile devam eder. Bay Yee (Tony Leung-Chiu Wai)&#8217;ye düzenlemeyi düşündükleri bu suikast için Wong&#8217;u (Tang Wei) Bay Yee&#8217;ye yakınlaşması amacıyla görevlendirirler. Wong Bay Yee&#8217;ye yakınlaştıkça, Bay Yee&#8217;nin çekiciliği karşısında yavaş yavaş ona bağlandığını fark edecektir&#8230;</p>
<p>Filmin atmosferine ve sanat çalışmasına bakıldığı zaman başarılı bir dönem filmi olduğu söylenebilir &#8220;Dikkat Şehvet&#8221;in. Bunun yanında Ang Lee&#8217;nin yeteneğini gözler önüne serdiği bir film de olmamış ne yazık ki. Birkaç sahne dışında -Örneğin: Bıçaklama sahnesi-  Lee varlığını fazla hissettirememiş. Bunu yanında film, özellikle ikinci bölümünde erotizmin dozunu bir hayli artırmış. Birçok seyirci ve eleştirmenin de belirttiği gibi, sinemanın en erotik filmlerinden biri haline gelmiş film. Tabii bu sırada şehvet duygusunun insanı ne denli esir alabildiğini de gösteriyor. Yine de bazı sahnelerinin rahatsız edici dercede erotik olabildiğini belirtmekte yarar var. Gerçi filmin konusuna odaklandığınızda, bu da sorun olmaktan çıkabilir pekala.</p>
<p>Türün meraklıları ve Yönetmen Ang Lee&#8217;nin takipçileri filmden hoşlanacaktır. Eğer bu filmden hoşlanırsanız, 2000 yapımı &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0180073/">Quills-Düşlerin Efendisi</a>&#8221; filmini de, eğer izlemediyseniz mutlaka görün derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/lust-caution-dikkat-sehvet-se-jie.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeitgeist</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/zeitgeist.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/zeitgeist.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2009 21:38:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/zeitgeist.html</guid>
		<description><![CDATA[“Bak anne, makine açık mı, Google’a gir, zeitgeistmovie.com yaz&#8230;&#8221; “Bak anne, makine açık mı, Google’a gir, zeitgeistmovie.com yaz, soldaki göz resmi var ya, altında Subtitle here’ı tıkla, Türkçe’yi seç, tamam mı, belgesel, çok güzel, internette çok adı geçti, izledim, çok beğendim, sen de seyret konuşalım, tamam mı?” Kızından aldığı siparişi, lodos fırtınası nedeniyle kararsız elektriklerin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>“Bak anne, makine açık mı, Google’a gir, zeitgeistmovie.com yaz&#8230;&#8221;</h3>
<p><em>“Bak anne, makine açık mı, Google’a gir, <strong>zeitgeistmovie.com</strong> yaz, soldaki göz resmi var ya, altında Subtitle here’ı tıkla, <strong>Türkçe</strong>’yi seç, tamam mı, <strong>belgesel</strong>, çok güzel, internette çok adı geçti, izledim, çok beğendim, sen de seyret konuşalım, tamam mı?”</em></p>
<p>Kızından aldığı siparişi, lodos fırtınası nedeniyle kararsız elektriklerin zırt pırt kesilmesi yüzünden ancak akşam yerine getirebilen “abla”, iki <strong>Winner, Best Feature, Artivist’s Sprit, Artivist Film Festival</strong>, Hollywood CA, 2008 ödüllü, <strong>Peter Joseph</strong>’in yönettiği, iki saati aşkın belgeseli izler. “Abla” <em>her ne kadar,</em> ‘80 kuşağı <em>–çoğu-</em> apolitik gençlerinden olmamasına özenmiş olsa da, kızı, filmde izlediklerinden çok etkilenmişe benzer!</p>
<p>Ömrünün önemli bir kısmını sinemada geçirmiş, bu arada <strong>Amerika’nın</strong>, kaynaklarına göz diktiği ülkelerin aydın başkanlarına yapılan <strong>suikastların</strong> konu edildiği pek çok filmden ağlaya ağlaya çıkmış “abla” için ise, tüm bu işlerin<strong> yetkili ağızdan açıklanması </strong>ve filmin sonunda <strong>yeni bir bakış açısı ve eylem önerisi</strong> dışında bilinmedik bir şey yok…</p>
<p><strong>J. Krisnamurti</strong>’nin <em>“Hastalıklı bir topluma bu denli uyum sağlamış olmak sağlıklılık belirtisi değildir, <strong>bu bir bilinç krizidir</strong>”</em> sözleriyle başlayan film, <em>Dünyanın zenginliklerinin %40’nın, nüfusun %1’inin elinde olmasında bir yanlışlık</em> olduğunu vurguladıktan sonra, 1. Bölümde, <strong>FED </strong>yayını <strong>Modern Money Mechanics</strong>’den alıntılarla Amerikan para sisteminin, nasıl <em>havadan para yarattığını </em>açıklayarak sürer. Temeli, modern köleler haline getirilen bireylerin sürekli borçlandırılarak, kârın garantilenmesi fikrine dayanan sistemin dışarı ihracı, kaynakların kolayca ithâli için yapılanlar 2. Bölümün konusudur.</p>
<p><em>Ekonomik suikastçı</em> <strong>John Perkins</strong>, 1953’te <strong>İran</strong> Başbakanı <em>petrol gelirlerinin ülke yararına kullanılması iddiasındaki </em><strong>Mossadeg</strong>’i, alaşağı edip yerine <em>petrol konusunda ılıman</em> Şah’ı nasıl geçirdiklerini; 1954’te <strong>Guatemala</strong>’da, 1981’de <strong>Ekvator</strong> ve <strong>Panama</strong>’da önce borç baskısıyla, olmayınca suikastlarla, hedeflerine nasıl ulaştıklarını ballandıra ballandıra anlatır. <em>“Birinci aşamada”</em> der, <em>“büyük miktarlarda borç öneririz, rüşvetler dağıtır ülkeyi borca sokarız, bu konuda uzlaşma olmazsa, ikinci aşamada çakallar devreye girer, suikastlar, uçak kazaları planlarız. Üçüncü aşamada iş kolaylaşır, ölenin ardından gelenle anlaşmak hiç zor olmaz, yoksa başına ne geleceğini bilir. Gerçi çakallar, çok iyi korunduğu için Saddam’a yaklaşamadılar, o zaman askerî harekât gerçekleştiririz. Dördüncü aşamada ülkenin yeniden inşası için Irak’ta <strong>Halliburton</strong>’la yaptığımız gibi, inşaat işini üzerimize alırız…”</em></p>
<p>3. Bölüm, medyayı kontrolünde tutan, reklamcılar aracılığıyla kârına kâr katan, iktidarla içli dışlı <strong>Şirketokrasi</strong>’yi anlatır. <em>“Bugün”</em> denir, <em>“ucuz işgücünün alabildiğine sömürüldüğü <strong>sweatshop</strong>’larla kölelik, eskisinden çok daha yaygın.”</em> Fütursuzca çevre kirliliğine yol açan petrol şirketlerinin de aralarında bulunduğu büyük “şirket” karşılaştırma/sıralamasında, Türkiye 22. sıradayken, General Motors 23., Danimarka 24., Wal-Mart, Exxon Mobil, Ford, Daimler Chrysler’in ardından gelen Polonya 29., Norveç 30. sırada…</p>
<p>Anlatılanlara göre, <strong>“terörist” </strong>de mevcut sistemin sürdürülebilmesi için yaratılmış bir <strong>“ürün”</strong>dür.</p>
<p><strong><em>“Neden?”</em></strong> diye sorulur, yanıt <strong><em>“Kıtlık!”</em></strong>tır: <strong>Venüs Projesi</strong>’nin başını çekenlerden <em>endüstri tasarımcısı,</em> <em>toplum mühendisi</em> <strong>Jacques Fresco</strong> <em>“…az olan malın fiyatı artar”</em> der, <em>“elmasın değeri düşmesin diye yakıldığı bilinir.”</em> <em>Günümüz para politikasıyla içinde bulunduğumuz “hamster çarkı”ndan kurtulamayacağımızı</em> belirtir, yeni ve mutlu bir toplum için <strong>teknolojinin başrolünde olduğu bir sistem</strong> önerir. Projenin tanıtımı, bilimkurgu kentleri görüntüleriyle, <strong>Roxanne Meadows</strong>’un açıklamaları eşliğinde sürer. Çevre kirliliğine yol açan, tükenmekte olan enerji sorununa çözüm önerilir; <em>“abla”nın Kryon kitaplarının bilim bölümlerinde sıklıkla karşısına çıkan, </em><strong>güneş, dalga, rüzgâr</strong> ve <strong>gelgit</strong>ten elde edilebilecek, <em>ön bir hazırlık gerektirmeyen</em> temiz enerji önerileri arasında en önemli yer, <strong>manyetik</strong> bantlar üzerinde hareket eden çok hızlı trenlerle hava ulaşımını <em>–bile-</em> gereksiz hâle getirebilecek <strong>enerji </strong>biçimine ayrılır.</p>
<p>Film, iktidarı kontrol eden bankaların ve yayın kuruluşlarının isimleri tek tek sayılarak “<em>ekonomik sistemi ve medyayı protesto edin!”,</em> <em>“ailenizden birinin askeriyeye katılmasına izin vermeyin!”</em> <em>“enerji sisteminin dışına çıkın!”</em> türünden eylem önerileriyle sona yaklaşırken, Dünyayı acılara sürükleyen yoksulluğun nedeni para sisteminin mucidi Amerikalı’lardan çıkmasına şaşırmadığı bu radikal tavrı içtenlikle destekleyen “abla”nın içine tek sinmeyen, reddedilmesi/terk edilmesi önerilen “din” kurumu…</p>
<p>Günümüz dinlerinin, çıkar amacıyla yorumlanarak, orijinal hallerinden epey saptırılmış kurumlar olmalarına karşın, <em>-başka türlü dolmayacağı belli-</em> bir boşluğu doldurduğu da çok açık gerçek! Bu yanıyla “abla”yı ürküten, tarih içinde, değişik pek çok toplumda denendiği halde <em>“derde deva olmadığı” </em>defalarca saptanmış dinin/inanç sisteminin reddini sembolize ederek kippasını, takkesini ve hacını çıkaran kişilerin, çok katlı iş merkezleri önündeki çekimleriyle sona eren film, görünüşe göre <em>maddî</em> “para” yerine <em>maddî</em> “teknoloji”yi koymuş! Böylece, insanoğlunun diğer temel gereksinimi manevîyatı es geçmiş! Sanki, para sisteminin yarattığı ve yerini, paranın aldığı hiçbir şeyin doldurmadığı boşluk nedeniyle, <em>sezginin yönlendirdiği arayışla</em>, ilk önce Amerikan toplumunun üzgün üyeleri, binlerce kilometre öteye Hindistan’a, Tibet’e koşmamışlar!</p>
<p><em>“Kuzey ve Güney Amerika’daki, Dünya’nın canlı olduğu, onu göz ardı ederek sağlıklı bir bütün olarak yaşamanın mümkün olmadığı bilincine sahip yerli toplumlarının inanışlarını inceleseler, o kadar yol tepmelerine gerek kalmazdı”</em> diyen “abla”ya göre, Venüs Projesi’nin, yeni bir toplum kurgularken yola çıktığı bilge bakış açısı, <em>öğretisinin sadeliğine karşın, çok derin ve geniş</em> bu en eski bilinçle desteklenmiş olsaydı, J. Krisnamurti’nin sözünü ettiği bilinç krizini çok daha kolay aşılabilirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/zeitgeist.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eastern Promises &#124; Şark Vaatleri</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/eastern-promises-sark-vaatleri.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/eastern-promises-sark-vaatleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 23:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Filmekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Armin Mueller-Stahl]]></category>
		<category><![CDATA[David Cronenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Naomi Watts]]></category>
		<category><![CDATA[Viggo Mortensen]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Cassel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/sark-vaatleri.html</guid>
		<description><![CDATA[Beyoğlu Sineması Pera Salonu, Filmekimi&#8217;nden vizyona giren Şark Vaatleri&#8217;ni göstermekte: David Cronenberg&#8216;in bu filmini kaçırsa &#8220;abla&#8221;nın içi paralanacak! Merdivenin başındaki odasında işletmeciyle selamlaşır, adam özür diler gibi ama der Pera Salonu&#8217;nda&#8230; Diğer izleyiciyi ikna eder &#8220;abla&#8221;ve filmi arasız izlerler. Muhteşem Armin Mueller-Stahl, Naomi Watts, Viggo Mortensen, Vincent Cassel&#8230;&#8217;li güçlü oyuncu kadrosu; Londra&#8217;da Rus Mafyası, Çeçenler, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyoğlu Sineması Pera Salonu,</strong> Filmekimi&#8217;nden vizyona giren <strong>Şark Vaatleri&#8217;</strong>ni göstermekte: <strong>David Cronenberg</strong>&#8216;in bu filmini kaçırsa &#8220;abla&#8221;nın içi paralanacak! Merdivenin başındaki odasında işletmeciyle selamlaşır, adam özür diler gibi <em>ama </em>der <em>Pera Salonu&#8217;nda&#8230; </em>Diğer izleyiciyi ikna eder &#8220;abla&#8221;ve filmi arasız izlerler. Muhteşem <strong>Armin Mueller-Stahl, Naomi Watts, Viggo Mortensen</strong>, <strong>Vincent Cassel</strong>&#8230;&#8217;li güçlü oyuncu kadrosu; Londra&#8217;da Rus Mafyası, Çeçenler, berber Azmi&#8217;nin <em>Türkçe konuşan </em>yarım akıllı tetikçi yeğeni, çocuk fahişeler&#8230; üzerine <strong>iyi niyetle iyiliğe ulaşan </strong>bir trajedi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/eastern-promises-sark-vaatleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben X</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ben-x.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ben-x.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Aug 2008 21:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hayal Kahramanı</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Greg Timmermans]]></category>
		<category><![CDATA[Nic Balthazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/ben-x.html</guid>
		<description><![CDATA[Ben bir HİÇ&#8217;im! Adını Flamanca’da “Ben bir HİÇ&#8217;im” manasına bir deyimden alıyormuş. Hiçlik, hiçbir şey olmak nasıl tanımlanabilir ki? Bunu izleyicilere nasıl tarif edebilir, bu duyguyu kendileri yaşıyormuşçasına nasıl hissettirebilirsiniz ki? Etrafınızda çevrenizde gördünüz mü böyle birini? Ya da bu tip bir insan dikkatinizi çekti mi? Son derece etkileyici bir film ortaya çıkarmış; hikâyenin hem ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ben bir HİÇ&#8217;im!</strong></p>
<p>Adını Flamanca’da “Ben bir HİÇ&#8217;im” manasına bir deyimden alıyormuş. Hiçlik, hiçbir şey olmak nasıl tanımlanabilir ki? Bunu izleyicilere nasıl tarif edebilir, bu duyguyu kendileri yaşıyormuşçasına nasıl hissettirebilirsiniz ki? Etrafınızda çevrenizde gördünüz mü böyle birini? Ya da bu tip bir insan dikkatinizi çekti mi? Son derece etkileyici bir film ortaya çıkarmış; hikâyenin hem yazarı, hem de yönetmeni olan <a title="Nic Balthazar" href="http://www.imdb.com/name/nm0051206/">Nic Balthazar</a>. Sinema diliyle toplumsal bir olguya, vakıaya, hatta tam da yaşanan bir şeye dikkat çekmiş.</p>
<p>Hikâyenin kahramanı olan Ben (<a title="Greg Timmermans" href="http://www.imdb.com/name/nm2538498/">Greg Timmermans</a>), okulunda ve derslerinde gayet başarılı, ancak otistik rahatsızlığı sebebiyle asosyal bir kişiliktir. Başkalarıyla iletişim kurabildiği tek ortam World of Warcraft ve Knight Online tarzı bir oyun olan Archlord&#8217;dur. Ailesiyle ve öğretmenleriyle ilişkilerinde oldukça uysaldır. Gündelik hayatta bocalamamak için, elinde video kamerası ile diğer insanların birbirlerine olan davranışlarını kopyalamakta ve taklit etmeye çalışmaktadır. Kopyalayamadığı veya daha önce karşılaşmadığı sorunların çözümlerini ise hayatının bir parçası olan “Archlord” isimli oyundaki senaryolar üzerinden çözebileceğini hayal etmektedir. Ben, kendine yarı gerçek, yarı sanal bir dünya kurmuştur. Ama arkadaşları onun içinde bulunduğu rahatsızlığı anlamaktan ve Ben’in hayatını kolaylaştırmaktan uzaktır. Bilakis onu alaya almakta ve itip kakmaktadırlar. Ben’in hayatındaki tek dostu, oyundan arkadaşı olan Scarlite(<a title="Laura Verlinden" href="http://www.imdb.com/name/nm2539653/">Laura Verlinden</a>)&#8217;dir. Aynı zamanda Ben’in en büyük destekçisi ve şifacısıdır.</p>
<p>Bu tarz psikolojik sorunları olan insanların hikayesini anlatan, &#8216;<a title="Forrest Gump" href="http://www.imdb.com/title/tt0109830/">Forrest Gump</a>&#8216;, &#8216;<a title="I am Sam | Benim Adım Sam" href="http://www.imdb.com/title/tt0277027/">I am Sam (Benim adım Sam)&#8217;</a> ve Oscar ödüllü &#8216;<a title="A Beautiful Mind – Akıl Oyunları" href="http://www.imdb.com/title/tt0268978/">A Beautiful Mind (Akıl Oyunları)&#8217;</a> ile kıyaslandığında daha gerçekçi bir hikaye ile karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Forest Gump’ta zekâ yaşı düşük birinin verdiği mücadele anlatılmaktadır. I am Sam’de ise yine çok etkileyici bir hikâye ile karşı karşıyayız, ancak öncelikle vurgulanan zekâ seviyesi düşük bir baba ile kızı arasındaki aile bağları. A Beautiful Mind ise biraz daha fazla BenX ile benzerlikler taşıyor. Nobel ödüllü Matematik profesörü John Forbes Nash’in hayatını anlatan filmde şizofreni ile olan mücadelesi ve kendini yönlendiren hayali dostlarıyla yaşamayı öğrenmesi anlatılıyor. Ben X’de sonunda en büyük destekçisi ve aynı zamanda şifacısı olan Scarlite &#8220;gerçek mi, yoksa hayal mi?&#8221; sorusunun cevabını izleyiciye bırakıyor.</p>
<p>Filmin başında çıkan bir cümleye göre gerçek hayatta yaşanan bir olaydan sinemaya uyarlanmış. Filmin yönetmeni, Belçika’nın Gent şehrinde, liseli bir gencin Gravensteen sarayından atlayarak intihar etmesini konu alan bir gazete haberinden yola çıkarak çocuğun ailesi ile görüşmüş ve kalıcı bir şeyler yapmak için önce romanını yazmış ve sonra da filmi çekmiş. Aynı zamanda yönetmenin kendi romanından uyarladığı ilk filmi. Geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali’nde FIBRESCI ödülünü almış. Montreal Film Festivali’nde de ‘Grand Prix’ ödülünü kazanmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ben-x.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>No Country for Old Men &#124; İhtiyarlara Yer Yok</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/no-country-for-old-men-ihtiyarlara-yer-yok.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/no-country-for-old-men-ihtiyarlara-yer-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 23:39:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hayal Kahramanı</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Western]]></category>
		<category><![CDATA[Ethan Coen]]></category>
		<category><![CDATA[Javier Bardem]]></category>
		<category><![CDATA[Joel Coen]]></category>
		<category><![CDATA[Tommy Lee Jones]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/no-country-for-old-men-ihtiyarlara-yer-yok.html</guid>
		<description><![CDATA[Pardon Kardeş! İhtiyarsan bu Filmi İzleme! Çünkü bu filmde ihtiyarlara yer yok. Enteresan bir başlangıç oldu değil mi? Ama 2008 yılı Oscar ödüllerinin hangi filme ve oyunculara verildiğine baktığımızda orijinal ismi “No Contry for Old Men” olan “İhtiyarlara Yer Yok” isimli filmin 4 ödül ile 80. Oscar ödül törenine damgasını vurduğunu söyleyebiliriz. Üstelik kazandığı ödüller ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="divBlog"><span id="lblBaslik">Pardon Kardeş! İhtiyarsan bu Filmi İzleme! </span></span><span id="divBlog"><span id="lblIcerik">Çünkü bu filmde ihtiyarlara yer yok. Enteresan bir başlangıç oldu değil mi? Ama 2008 yılı Oscar ödüllerinin hangi filme ve oyunculara verildiğine baktığımızda orijinal ismi “No Contry for Old Men” olan “İhtiyarlara Yer Yok” isimli filmin 4 ödül ile 80. Oscar ödül törenine damgasını vurduğunu söyleyebiliriz. Üstelik kazandığı ödüller yarışmaya katılan ya da aday olan onca filmin arasından sıyrılarak, “En iyi film”, “En iyi yardımcı erkek oyuncu”, “En iyi yönetmen”, “En iyi uyarlanan senaryo” gibi ödülleri de toplamışsa bu konu üzerine biraz eğilmemiz sanırım yerinde olacak. Bakalım sinema dünyasının aynı zamanda kardeş olan iki dahi bize nasıl bir hikâye anlatmışlar.</span></span></p>
<p><span id="divBlog"><span id="lblIcerik">Öncelikle eseri bu filme konu olan romanın yazarı <a title="Cormac McCarthy" href="http://www.imdb.com/name/nm0565092/">Cormac McCarthy</a> ile başlayalım isterseniz. Yazarımız filme konu olan eserini 2003 yılında yayınladığında Amerika’da büyük bir başarı kazanmış. Eserlerine konu olarak Amerikan toplumunun günümüzde geçirdiği sosyal değişimi ve bu değişimin sonucu olarak batı tarzı yaşamın hızla yaklaşan sonu, erdem, saygı, dürüstlük gibi kaybolan veya yitirilen değerleri ele almıştır. Şimdiye kadar yazmış olduğu 10 romanında ki bunlar arasında daha önce <a title="Billy Bob Thornton" href="http://www.imdb.com/name/nm0000671/">Billy Bob Thornton</a> tarafından beyazperdeye aktarılan “<a title="All The Pretty Horses" href="http://www.imdb.com/title/tt0149624/">All The Pretty Horses</a>” de olmak üzere iç içe geçmiş öyküler şeklinde ortak bir anlatım tarzı söz konusudur. Konu edindiğimiz filmde, romanın bu özelliğini gerçekten vurucu bir şekilde yansıtmış. Görünüşü, konuşması ve duruşuyla ürkütücü bir görüntü veren psikopat katil “Anton Chigurh” ayrı bir hikâye, insanların uğrunda can vermesine sebep olan parayı bulan ve parayı bir kurtuluş fırsatı olarak değerlendirerek bir kaçış hikâyesi başlatan özünde iyi bir kişilik sergileyen “Llewelyn Moss” ve adalet, erdem, doğruluk, tecrübe ve yaşlılık sembolü şerif “Ed Tom Bell” ayrı dünyaların insanları. Sanki karakter özellikleri olarak “iyi, kötü ve ortada” olan kişilikler ete kemiğe bürünerek bir değerler çatışması şeklinde gözlerimizin önüne serilmiş. Romanı okumadım ama hikâyenin bize akseden tarafında bazı kopukluklar olmakla beraber sinemaya güzel bir şekilde uyarlandığını belirtebilirim.</span></span></p>
<p>Yönetmenlik açısından baktığımızda <a title="Ethan Coen" href="http://http://www.imdb.com/name/nm0001053/">Ethan Coen</a> ve <a title="Joel Coen" href="http://www.imdb.com/name/nm0001054/">Joel Coen</a> kardeşlerin daha önce izlediğim ve kendilerine 2 Oscar ödülü kazandırmış “<a title="Fargo" href="http://www.imdb.com/title/tt0116282/">Fargo</a>” filmindekine benzer bir anlatım dili kullandıklarını söyleyebiliriz. Her iki filmde bir “suç draması”. Ancak bu filmdeki performansları “Fargo” daki performanslarının çok üzerinde. Psikopat katil “Anton”un yazı-turası ve yavaş yavaş açılan çikolata paketi gibi detaylar ile bir anda oluşan kurbanların ruh haline odaklanmamızı ve nasıl bir bela ile karşı karşıya olduklarını anlamamızı kolaylaştıran dâhice fikirler. Bir de tesadüflerin filmin içindeki rolü çok dikkatimi çekti. Ana temayı teşkil eden paranın bulunması, paranın izinin sürülmesinde hep tesadüfler var. Ama abuk sabuk tesadüfler de değil bunlar. Hayatın akışı içinde bizimde karşılaşabileceğimiz türden tesadüfler.</p>
<p>Oyunculuk yönünden ise şüphesiz “En iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü almaya hak kazanan <a title="Javier Bardem" href="http://www.imdb.com/name/nm0000849/">Javier Bardem</a>&#8216;i ayrı bir yere koymamız gerekiyor. Canlandırdığı karaktere, saçma sapan konuşmasıyla, duruşuyla hatta bakışıyla bile çok şey verdiğini söyleyebiliriz. Sanırım ödülleri dağıtan komite de benim gibi düşündü. :) Tecrübeli ihtiyar şerifi canlandıran <a title="Tommy Lee Jones" href="http://www.imdb.com/name/nm0000169/">Tommy Lee Jones</a> ise bu filme neler kattığı konusunda hayli şüphelerim var. Biraz konu mankeni gibi kalmış. Bir de şerif rolü; Tommy Lee Jones&#8217;in canlandırdığı kaçıncı şerif rolü gerçekten merak ediyorum. Filmdeki esas oğlan rolünde izlediğimiz <a title="Josh Brolin" href="http://http://www.imdb.com/name/nm0000982/">Josh Brolin</a> de bence en az Javier Bardem kadar başarılı. Yaşam şartları çok iyi bir düzeyde olmayan av meraklısı, emekli bir kaynakçıyı canlandırıyor. Hayatta belki de eline geçirdiği en büyük fırsatı (parayı) sadece içinde taşıdığı iyi niyet sebebiyle zora sokuyor ve bir kaçış hikâyesi başlatıyor. Kaçan bir adamın ruh halini canlandırırken gösterdiği performans en az Javier Bardem&#8217;in performansı kadar etkileyici.</p>
<p>Konunun akışı içerisinde her ne kadar final sahnesi filmin ortalamasını düşürüyor olsa da izleyicilerden aldığı <a href="http://www.imdb.com/title/tt0477348/ratings">8.5/10</a> notunu hak ettiğini söyleyebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/no-country-for-old-men-ihtiyarlara-yer-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Nanny Diaries &#124; Dadım Aşık</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-nanny-diaries-dadim-asik.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-nanny-diaries-dadim-asik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 18:49:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yamahe</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Evans]]></category>
		<category><![CDATA[Laura Linney]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Giamatti]]></category>
		<category><![CDATA[Scarlett Johansson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/the-nanny-diaries-dadim-asik.html</guid>
		<description><![CDATA[Scarlett Johansson; Ghost World, Girl with a Pearl Earring, A Love Song for Bobby Long, In Good Company, A Good Woman ve nihayet Lost in Translation filmlerinde hayatın içinden insanların sıradan yaşamlarına, her biri muhteşem olan performanslarıyla hayat verdi. Bu da kaçınılmaz olarak Scarlett Johansson&#8217;un her filmini ilgiyle ve heyecanla beklememe sebep oldu. Ne zaman ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Scarlett Johansson; <a href="http://www.imdb.com/title/tt0162346/">Ghost World</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0335119/">Girl with a Pearl Earring</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0369672/">A Love Song for Bobby Long</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0385267/">In Good Company</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0379306/">A Good Woman</a> ve nihayet <a href="http://www.imdb.com/title/tt0335266/">Lost in Translation</a> filmlerinde hayatın içinden insanların sıradan yaşamlarına, her biri muhteşem olan performanslarıyla hayat verdi. Bu da kaçınılmaz olarak Scarlett Johansson&#8217;un her filmini ilgiyle ve heyecanla beklememe sebep oldu.</p>
<p>Ne zaman ki popülaritesi arttı, &#8216;en seksi&#8217; ünvanlarını aldı, <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000881/">Michael Bay</a>, <a href="http://www.imdb.com/name/nm0634240/">Christopher Nolan</a> ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000095/">Woody Allen</a> gibi yine popülaritesi yüksek yönetmenlerle çalışmaya başladı. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0416320/">Match Point</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0399201/">The Island</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0457513/">Scoop</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0387877/">The Black Dahlia</a> ve <a href="http://www.imdb.com/title/tt0482571/">The Prestige</a> filmlerinin her birini izledikten sonra, geçmişe dair umutlarımı bir sonraki filmine taşıdım. Ve anladım ki Johansson&#8217;un gerçek potansiyelini ortaya dökebilmesi için sıradan insanların yaşamlarına dair senaryolarda yeralması gerekiyormuş.</p>
<p>Scarlett Johansson&#8217;dan başka kim <a href="http://www.imdb.com/character/ch0003801/">Charlotte</a>, <a href="http://www.imdb.com/character/ch0019485/">Pursy Will</a> ya da <a href="http://www.imdb.com/character/ch0013833/">Griet</a> olabilir. Ama başka birçok isim <a href="http://www.imdb.com/character/ch0007748/">Nola Rice</a>, <a href="http://www.imdb.com/character/ch0003892/">Olivia Wenscombe</a> ya da <a href="http://www.imdb.com/character/ch0006458/">Jordan Two Delta</a> olabilir.</p>
<p>The Nanny Diaries, çok büyük beklentilerim olan bir film değildi. Kameranın arkasında popüler bir isim yoktu, konusu iddialı değildi, New Jersey ya da New York&#8217;da yürürken karşınıza çıkabilecek bir insandı <a href="http://www.imdb.com/character/ch0044527/">Annie Braddock</a>. Dolayısıyla Scarlett Johansson&#8217;dan uzun süredir beklediğim doyurucu bir performans izleyeceğim anlamına geliyordu bunlar. Ve beklediğim gibi de oldu.</p>
<p>Kanımca sıradan bir insana ait bir rolün hakkını vermek, hayatın içinde yeralmayan bir rolün hakkını vermekten daha zor. Ve Johansson kendine özgü gerçek performasını bu rollerde ortaya koyuyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de &#8220;Dadım Aşık&#8221; ismiyle -ki &#8216;Dadı Günlükleri&#8217; olmalıylı- gösterime girecek olan film; bir aşk filminden ziyade, biraz insanların çocuklarına başarılı olsunlar diye uyguladıkları baskıyla, biraz insanın sahip olduğu en büyük ayrıcalığın farkına varmasıyla ve biraz da kendini bulmakla/tanımlamakla ilgili masalımsı havası olan eğlenceli hikayeye sahip bir yapım.</p>
<p>Emma McLaughlin ve Nicola Kraus&#8217;un aynı isimli romanından uyarlanan Nanny Diaries&#8217;te, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0120667/">Fantastic Dörtlü</a>&#8216;den tanıdığımız Johansson&#8217;un <a href="http://www.imdb.com/title/tt0314498/">The Perfect Score</a>&#8216;dan rol arkadaşı<span style="font-size: 12pt; font-family: Arial"> </span><a href="http://www.imdb.com/name/nm0262635/">Chris Evans</a>, iki kez Oscar&#8217;a aday gösterilen <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001473/">Laura Linney</a> ve filmin yönetmenleriyle <a href="http://www.imdb.com/title/tt0305206/">American Splendor</a>&#8216;da beraber çalışmış olan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0316079/">Paul Giamatti</a>&#8216;yi de izliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-nanny-diaries-dadim-asik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anka Kuşu: Bana Sırrını Aç</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/anka-kusu-bana-sirrini-ac.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/anka-kusu-bana-sirrini-ac.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 19:25:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bronze</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Aysun Güven]]></category>
		<category><![CDATA[Kaan Girgin]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Bal]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Uçakan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/anka-kusu-bana-sirrini-ac.html</guid>
		<description><![CDATA[Anka Kuşu: Bana Sırrını Aç, yıllar sonra tekrar sinemalarda gördüğümüz İskilipli Atıf Efendi filminin yönetmeni Mesut Uçakan&#8216;dan bir drama filmi. Arkadaşımın isteği üzerine gitmiş olduğum film, arkadaşımı mahcup etmemek için kalmış olduğum film haline dönüşürken neden böyle başarısız bir film ortaya çıktığını da düşünmeden edemedim. Bir sinema filmi izlemeyi beklerken bir Sırlar Dünyası bölümüyle karşılaştığımı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anka Kuşu: Bana Sırrını Aç, yıllar sonra tekrar sinemalarda gördüğümüz İskilipli Atıf Efendi filminin yönetmeni <a title="Mesut Uçakan" href="http://www.imdb.com/name/nm0882747/">Mesut  Uçakan</a>&#8216;dan bir drama filmi. Arkadaşımın isteği üzerine gitmiş olduğum film, arkadaşımı mahcup etmemek için kalmış olduğum film haline dönüşürken neden böyle başarısız bir film ortaya çıktığını da düşünmeden edemedim. Bir sinema filmi izlemeyi beklerken bir  <a title="Sırlar Dünyası" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sırlar_Dünyası_(dizi)">Sırlar Dünyası</a> bölümüyle karşılaştığımı zannettim ki açıkçası pek bir fark da göremedim.</p>
<p>Anka Kuşu: Bana Sırrını Aç birkaç temel noktadan oluşuyor: Mesaj kaygısı, felsefe yapabiliyoruz uğraşı, siyasi atıflar ve tasavvufi öğreti. 80 dönemine ve 28 Şubat olaylarına çok bariz ve suni göndermelerde bulunan filmde mesaj kaygısı, mesajdan birazcık haberdar olan insanlara çok yapay gelebilir. Filmin konusundaki ve kurgusundaki basitlik bir sinemaseveri “yaaa” dedirtecek duruma getiriyor. Tamam hani bazı filmlerin kurgusu ve konusu kötüdür ama oyunculuk kurtarır ya burada o da yok ki filmde başrol oyuncusunun yönetmen olması da ayrı bir trajikomik durum. Hele filmin bir sonu var ki evlere şenlik!</p>
<p>Mesut Uçakan, muhafazakar camia tarafından bilindik bir isim, <a title="Anne ya da Leyla" href="http://www.imdb.com/title/tt1104044/">Anne ya da Leyla</a> filmine kadar on seneyi aşkın süredir sinemalarımızda göremiyorduk fakat açıkçası ben daha iyi bir dönüş beklerdim. Sanırım biraz <a title="Takva" href="http://www.imdb.com/title/tt0499262/">Takva</a> filminin baskısı altında kalınmış ve ortaya Matrix felsefesine rakip bir felsefe ile değişik bir film(?) çıkmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/anka-kusu-bana-sirrini-ac.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Death Proof &#124; Ölüm Geçirmez</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Oct 2007 17:51:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hayal Kahramanı</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Russell]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez.html</guid>
		<description><![CDATA[Güzel Kızlar, Kucak Dansı ve Death Proof İşte her şeyiyle bir Quentin Tarantino filmi. İzlediğimde aklımda oluşan ilk düşünce bu oldu. Kısaca filmin konusuna değinip daha sonra filmle ilgili görüşlerimi arz etmek istiyorum. Texas’ın ünlü DJ’lerinden olan 3 kız arkadaş hafta sonu tatillerini geçirmek için bir göl evine gitmeye karar verirler. Yolculukları esnasında mola verdikleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Güzel Kızlar, Kucak Dansı ve Death Proof</h3>
<p><span id="divBlog"><span id="lblIcerik"><em> İşte her şeyiyle bir <a title="Quentin Tarantino" href="http://www.imdb.com/name/nm0000233/">Quentin Tarantino</a> filmi. İzlediğimde aklımda oluşan ilk düşünce bu oldu. Kısaca filmin konusuna değinip daha sonra filmle ilgili görüşlerimi arz etmek istiyorum.</em></span></span></p>
<p>Texas’ın ünlü DJ’lerinden olan 3 kız arkadaş hafta sonu tatillerini geçirmek için bir göl evine gitmeye karar verirler. Yolculukları esnasında mola verdikleri bir barda kendilerini takip eden dublör Mike’la tanışırlar. Dublör Mike “Ölümgeçirmez” adını verdiği güçlendirilmiş arabasıyla her şeyi planlayıp tasarlayarak kızlara son hızla çarpıp ölümlerine sebep olur ve suçlanmadan serbest kalır. Aradan 1,5 sene geçtikten sonra yine aynı bölgede film çekimi için bulunan aynı zamanda dublör olan 4 kızı takip etmeye başlar. Fakat bu defaki kızlar öncekilere hiç benzememektedir.</p>
<p><span id="divBlog"><span id="lblIcerik">Filmin senaryosunu, yönetmenliğini ve görüntü yönetmenliğini Tarantino üstlenmiş. Böyle olunca da her şeyiyle bir Tarantino filmi ortaya çıkmış. Filmde kendisi de kısa bir rol ile bir barmeni canlandırmış. Oyuncular birbirinden güzel 7 kız ve kendisi de kurt bir aktör olan ve Dublör Mike rolünü üstlenen <a title="Kurt Russell" href="http://www.imdb.com/name/nm0000621/">Kurt Russell</a>. Tarantino oyuncu kadrosunu seçerken Kill Bill’de Uma Thurman’ın dublörü olan Zoe Bell dışındaki kadın aktristlerle ilk kez çalışmış. Hatta 2 tanesi için birer kez deneme çekimi yapmış ve hemen ekibe dahil etmiş. Kurt Russel bu filmde sanatının tüm inceliklerini tam anlamıyla döktürmüş bence. Canlandırdığı Dublör Mike yüzünde derin bir yara izi olan ürkütücü bir tip. Kurbanlarını takip ediyor, tasarlıyor ve kaza süsü vererek işlerini ustalıkla bitiriyor. Kurban derken, öldürdüğü ilk grup DJ kızlar gerçek manada kurban olurken, 2. Grup dublör kızlar avcı oluyor ve dublör Mike bu defa kurban oluyor.</span></span></p>
<p>Tarantino filmi Kill Bill’de olduğu gibi 2 parçaya bölmüş. Hikayeyi biraz uzatsa Kill Bill <a title="Kill Bill Volume I" href="http://www.imdb.com/title/tt0266697/">1</a> ve <a title="Kill Bill Volume II" href="http://www.imdb.com/title/tt0378194/">2</a> gibi 2 filmde çıkabilirdi. Filmde kızlar bol bol bacaklarını sergiliyorlar. Bu dikkatimi çekmişti. İnternetteki araştırmalarımda gördüm ki; meğerse Tarantino’nun bir ayak düşkünlüğü varmış. Görüntü yönetmeni de kendisi olunca bol bol izlemek zorunda kalıyorsunuz.Filmde kızlar arasındaki konuşmalarda diyaloglar bir hayli uzun tutulmuş. Ama bu durum filmden sizi koparmıyor ve konuyu dağıtmıyor.</p>
<p>Bir de sık sık 70’li yılların arabalı kovalamaca sahneleri barındıran kült filmlerine atıf yapıyor. Zaten “Death Proof” dublör Mike’ın arabasının ismi olunca da bu durum kaçınılmaz oluyor. Tarantino adeta o ortamı filmine taşıyor. Zaten filmin çekildiği ortam da kırsal bir kesim ve günümüze ait çok az şey barındırıyor. Motoru güçlü eski model arabalar, toprak yollar bolca görünürken şehir ortamını filmin içine hiç taşımamış. Tarantino bir araba filmi çekmiş ama finaliyle ne araba filmi olmuş… Ben bir otomobil filmi çekersem işte böyle çekerim demeye getirmiş. Senaryo açısından bir şey dikkatimi çekti. DJ kızları öldürdükten sonra hastahanede bu olayın peşini bırakmayacağını söyleyen baba – oğul polisler filmin sonuna kadar görünmediler.</p>
<p>Bir de kucak dansı meselesi var. DJ kızlardan birine dublör Mike bir şiir okuyor ve kız yapmaması için diğer arkadaşları tarafından uyarıldığı halde kucak dansı yapıyor. Ama ne dans. :) Film uzun diyaloğlarından dolayı başta biraz sıkıcı gelebilir ama Aksiyon başladıktan sonra zevkle izleyip güzel vakit geçirebileceğiniz bir film olmuş. Zaten izleyicilerden de bir hayli beğeni toplamış olmalı ki 7,5 gibi yüksek bir rating almış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
