<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; 1998</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/sinema/yil/1998/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>All the Little Animals &#124; Tüm Küçük Hayvanlar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/all-the-little-animals-tum-kucuk-hayvanlar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/all-the-little-animals-tum-kucuk-hayvanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 19:37:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1998]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Amanda Boyle]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Robbins]]></category>
		<category><![CDATA[Christian Bale]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Benzali]]></category>
		<category><![CDATA[James Faulkner]]></category>
		<category><![CDATA[Jeremy Thomas]]></category>
		<category><![CDATA[John Hurt]]></category>
		<category><![CDATA[John O'Toole]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1373</guid>
		<description><![CDATA[Sinema büyüklerinin sık sık zikrettiği &#8220;gerçekten anlatmak istediğiniz bir fikir varsa sinema yapın&#8221; sözü bu filmle daha da bir anlam kazandı benim gözümde. Filmde John Hurt, Christian Bale, Daniel Benzali, James Faulkner, John O&#8217;Toole, Amanda Boyle ve Amy Robbins rol almaktalar. Filmin yönetmeni Jeremy Thomas. Filmde Bobby&#8217;nin (Christian Bale) her şeyi geride bırakıp yaptığı yolculukta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema büyüklerinin sık sık zikrettiği &#8220;gerçekten anlatmak istediğiniz bir fikir varsa sinema yapın&#8221; sözü bu filmle daha da bir anlam kazandı benim gözümde.</p>
<p>Filmde John Hurt, Christian Bale, Daniel Benzali, James Faulkner, John O&#8217;Toole, Amanda Boyle ve Amy Robbins rol almaktalar. Filmin yönetmeni Jeremy Thomas.</p>
<p>Filmde Bobby&#8217;nin (Christian Bale) her şeyi geride bırakıp yaptığı yolculukta Mr. Summers&#8217;la (John Hurt) başlayan dostlukları konu alınıyor. Bobby, küçükken geçirdiği trafik kazası nedeniyle aklı tam olarak çalışmayan biri. Aslında bu durumun da farkında kendisi. Başına bela olan bir üvey babası var. Hayattaki tek dostu annesini kaybedince babasının baskısıyla karşılaşıyor ve tüm yaşamını geride bırakıp evden kaçıyor. Aynı zamanda bir hayvan dostu olan Bobby, yolda tanıştığı ve doğa ve hayvan dostu Mr. Summers ile yaşamaya başlıyorlar. İşleri ise, yollarda ölen hayvanları gömmek&#8230;</p>
<p>Aslında filmin uzun metrajlı bir yapım için yeterli materyali olmadığı aşikar. Fakat film bu eksiğini gizlemek yerine ilk kısmlarında adeta izleyicinin gözüne sokmaya çalışıyor. Öyle ki uzun planlar, az diyaloglu kısımlar, son dönemdeki Türk dizilerini akıllara getiriyor. Ayrıca film Bobby ve Mr. Summers arasındaki bağa bir anlam yüklese de, Mr. Summers&#8217;ın hayvanlara olan düşkünlüğünün hastalık derecesinde olmasını bir noktaya bağlayamıyor. Bu altyapıyı oluşturmak için çabalamıyor bile, Mr. Summers&#8217;ın ağzından &#8220;detaylar önemli değil&#8221; sözünü duyuyoruz hatta. Mr. Summers&#8217;ın hayvanların ölümünden insanları sorumlu tutması bir derece mantıklı gözükse de, insanlardan nefret etmesini gerektirecek, hele de böyle bir kini gerektirecek bir olay yok ortada. Hayvanlara gelince şefkatini doruk noktasına çıkaran Summers, insanlara gelince gözünü kan bürümüş bir canavara dönüşüyor.</p>
<p>Tüm bu aksaklıklara rağmen film son yirmi dakikasında merak uyandıran bir hikayeye dönüşüyor. Burada da biraz tembel olsa da film, Bobby&#8217;nin üvey babası ile olan ilişkiyi iyi oyunculukların da yardımıyla olumlu kullanıyor.</p>
<p>Yine de boş zamanınız olduğunda ilgi gösterebileceğiniz bir film olarak aklınızda kalmasında yarar var filmin. Ayrıca bu filmi severseniz, &#8220;Into the Wild&#8221; filmini mutlaka seyretmenizi öneririm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/all-the-little-animals-tum-kucuk-hayvanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pleasantville &#124; Yaşamın Renkleri</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/pleasantville-yasamin-renkleri.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/pleasantville-yasamin-renkleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 15:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1998]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[J. T. Walsh]]></category>
		<category><![CDATA[Jeff Daniels]]></category>
		<category><![CDATA[Joan Allen]]></category>
		<category><![CDATA[Reese Witherspoon]]></category>
		<category><![CDATA[Tobey Maguire]]></category>
		<category><![CDATA[William H. Macy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1156</guid>
		<description><![CDATA[Basit ama orijinal bir fikirle yola çıkan &#8220;Pleasantville-Yaşamın Renkleri&#8221;, gelişim ve beraberinde gelen değişim ile ilgili etkileyici bir film. &#8220;Pleasantville&#8221;de, yeni neslin yalnızca &#8220;Spider Man-Örümcek Adam&#8221; serisinde oynadığını sandığı isim Tobey Maguire başrolde. Joan Allen, William H. Macy, Jeff Daniels, J. T. Walsh ve Reese Witherspoon diğer başlıca rollerde karşımıza çıkıyorlar. Filmde, 90&#8242;larda yaşayan uyumsuz ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Basit ama orijinal bir fikirle yola çıkan &#8220;Pleasantville-Yaşamın Renkleri&#8221;, gelişim ve beraberinde gelen değişim ile ilgili etkileyici bir film.</p>
<p>&#8220;Pleasantville&#8221;de, yeni neslin yalnızca &#8220;Spider Man-Örümcek Adam&#8221; serisinde oynadığını sandığı isim Tobey Maguire başrolde. Joan Allen, William H. Macy, Jeff Daniels, J. T. Walsh ve Reese Witherspoon diğer başlıca rollerde karşımıza çıkıyorlar. Filmde, 90&#8242;larda yaşayan uyumsuz iki kardeşin, bir mucize sonucu 50&#8242;lerde çekilen siyah-beyaz bir TV dizisine girmeleri konu alınıyor.</p>
<p>Tobey Maguire&#8217;ın canlandırdığı David, aile sevgisinden nasibini almamış ve bunun özlemini de her zaman içinde taşımakta. Annesi ve babası ayrı ve ikisinin de David ile ilgilenmeye pek niyetleri yok. David de bu boşluğu, TV&#8217;de yayınlanan bölümlerini tekrar tekrar izlediği aile dizisi Pleasantville ile kapatmaya çabalıyor. Bu dizinin sıkı bir fanatiği ve neredeyse tüm bölümlerini ezbere biliyor. David&#8217;in kardeşi Jennifer (Reese Witherspoon) ise var olmayan çekirdek ailesinin eksikliğini umursamıyor. Tek umursadığı okulun yakışıklıları ile birlikte olmak. Bu iki kardeş, TV kumandası için kavga ederken bir mucizeyle kendilerini Pleasantville dizisinin içinde buluyorlar. Elbette önceleri bu durumu garipsiyorlar. Ayrıca bu dizinin, yani yeni hayatlarının mantıksızlıklarıyla tanışmaları da geç olmuyor. Örneğin; bu dizide hiç yangın çıkmıyor. Gençlerin veya yetişkinlerin cinsellikten haberleri yok. Hiç boşanma yok, hiçbir kadın çalışmıyor. Hiçbir yasak aşk yaşanmıyor vs. Bunları fark eden Jennifer, yeni adıyla Mary, Pleasantville&#8217;deki düzeni değiştirmeye karar veriyor ve işe Pleasantville&#8217;in aşıklar tepesi adlı yerinde yeni erkek arkadaşına cinselliği öğretmekle başlıyor. David, başlangıçta bu değişimin taraftarı olmasa da, bir zaman sonra değişimin önüne geçemeyeceğini anlıyor. İşin tuhaf yanı, Pleasantville&#8217;de birşeyler değiştikçe bazı nesneler ve insanlar siyah beyaz renklerden kurtulup, normal renklere kavuşuyorlar. Tabii ki bu değişimden hoşlananlar kadar, değişim karşıtları da oluyor. Ve yalnızca belli başlı birkaç sokaktan ibaret olan bu bölge geliştikçe renklenirken, bazı gelenekçiler de bu değişimi önlemek için kolları sıvıyorlar&#8230;</p>
<p>Konusundan da anlaşılacağı üzere yenilikçi-gelenekçi çatışmasının üzerine giden yönetmen ve aynı zamanda filmin senaryo yazarı Gary Ross, açıkça yeniliğin tarafında saf tutuyor. Çünkü filme göre, her şeyin aynı kalmasını isteyen insanların da mutlaka farkında olmadıkları &#8220;yeni&#8221; tarafları var. Ayrıca yönetmen Pleasantville&#8217;in bir kısmının gri, bir kısmının rengarenk olduğu kısımları çok iyi kullanıyor ve bu sayede müthiş bir görsellik yakalıyor.</p>
<p>Gary Ross içten içe TV&#8217;deki gerçekliği de sorguluyor. Ama asıl derdinin bu olmadığı açık. Asıl derdi &#8220;eskide kalmanın hayata bir takım noksanlıklar ekleyeceği&#8221; gerçeği. Yani &#8220;aynı şeyde&#8221; kalmak, mutlu aileler, eşlerini ihmal etmeyen kadınlar, cinselliği kullanmayan gençler pek mümkün değil; çünkü tüm bunların tersi, eşyanın tabiatına aykırı. Aslında var olan, kimileri için olumlu, kimileri için olumsuz olan bu şeylerin de bulunması gerekli.</p>
<p>1998 yapımı &#8220;Pleasantville&#8221;, orijinal fikriyatı, başarılı oyunculukları ve akılda kalıcı görselliği ile ilgiye değer bir film.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/pleasantville-yasamin-renkleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Legend of 1900 &#124; 1900 Efsanesi</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-legend-of-1900-1900-efsanesi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-legend-of-1900-1900-efsanesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2007 18:17:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bronze</dc:creator>
				<category><![CDATA[1998]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Roth]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/the-legend-of-1900-1900-efsanesi.html</guid>
		<description><![CDATA[1900&#8242;ün veya Okyanustaki Piyanistin öyküsü diye çevrilen bu film hem kulağınıza hem de kalbinize hitabediyor. 1900 derken her ne kadar o yıllarda geçse de olaylar 19. yüzyılın öyküsünden bahsedildiğini sanmayın, film okyanusta doğan ve sürekli olarak denizlerde seyahat eden bir piyanistin hikayesini bizlere anlatıyor. Çok farklı bir yaşama sahip olan bu insanın gözlerinden hayata bakmak, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1900&#8242;ün veya Okyanustaki Piyanistin öyküsü diye çevrilen bu film hem kulağınıza hem de kalbinize hitabediyor. 1900 derken her ne kadar o yıllarda geçse de olaylar 19. yüzyılın öyküsünden bahsedildiğini sanmayın, film okyanusta doğan ve sürekli olarak denizlerde seyahat eden bir piyanistin hikayesini bizlere anlatıyor.</p>
<p>Çok farklı bir yaşama sahip olan bu insanın gözlerinden hayata bakmak, onu anlamak gerçekten de izleyen için çok zor. &#8220;Ayakları yere basmamak&#8221; diye bir tabir vardır bilirsiniz, bizim kahramanımız da böyle insanlardan ama hiç de &#8220;sıradan&#8221; olmayanlardan. Film, öyle bir dıştan bakış ile hayatı anlatıyor ki şaşırıp kalıyor piyanistimizin usta ellerinden çıkan enfes müzikle mest oluyorsunuz. &#8220;Kim takar Jazz&#8217;ı&#8221; diyorsunuz siz de.</p>
<p>Başrolde yeralan birçok başarılı filmden -özellikle Tarantino filmleri- de hatırlayacağımız <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000619/">Tim Roth</a> filmi tek başına sırtlamış. Birçok ödüle layık bulunan bu filmi müzikseverlere özellikle tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-legend-of-1900-1900-efsanesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>73</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
