<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; Komedi</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/sinema/turler/komedi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>40 Days and 40 Nights &#124; 40 Gün 40 Gece</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/40-days-and-40-nights-40-gun-40-gece.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/40-days-and-40-nights-40-gun-40-gece.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 14:49:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2002]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Trese]]></category>
		<category><![CDATA[Emmanuelle Vaugier]]></category>
		<category><![CDATA[Glenn Fitzgerald]]></category>
		<category><![CDATA[Josh Hartnett]]></category>
		<category><![CDATA[Lorin Heath]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Lehmann]]></category>
		<category><![CDATA[Paulo Costanzo]]></category>
		<category><![CDATA[Shannyn Sossamon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1727</guid>
		<description><![CDATA[Sıradan romantik-komedi filmlerinden birkaç adım uzakta duran yapım, eğlenceli bir şeyler arayan izleyici için biçilmiş kaftan. Filmde Josh Hartnett, Shannyn Sossamon, Paulo Costanzo, Adam Trese, Emmanuelle Vaugier, Lorin Heath ve Glenn Fitzgerald rol alıyorlar. Filmin yönetmeni Michael Lehmann. Hemen söyleyelim film bildik romantik-komedi formülünü takip etmiyor. Aksine daha çok cinselliği ön planda tutarak bir seks ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıradan romantik-komedi filmlerinden birkaç adım uzakta duran yapım, eğlenceli bir şeyler arayan izleyici için biçilmiş kaftan.</p>
<p>Filmde Josh Hartnett, Shannyn Sossamon, Paulo Costanzo, Adam Trese, Emmanuelle Vaugier, Lorin Heath ve Glenn Fitzgerald rol alıyorlar. Filmin yönetmeni Michael Lehmann.</p>
<p>Hemen söyleyelim film bildik romantik-komedi formülünü takip etmiyor. Aksine daha çok cinselliği ön planda tutarak bir seks komedisi olmaya çabalıyor ve yapıyor da. Hikayede, karşı cinse bir hayli düşkün birinin, yani Matt’in (Josh Hartnett) 40 gün boyunca cinsel perhiz yemini konu alınıyor. Bunu yapmasının sebebi onu terk eden sevgilisini bir türlü unutamamış olması. Öyle ki bu konuyla ilgili kabuslar bile görmeye başlamış. Tabii bu arada onu unutmak için her gün başka bir kızla gönül eğlendirme derdine düşüyor. Hıristiyanların büyük perhiz gününü fırsat bilen kahramanımız, 40 günlük bir cinsel perhiz yemini ediyor fakat bundan haberdar arkadaşları bu durum üzerine bahis oynamaya başlayınca Matt’in bu yemini gittikçe daha önemli bir hal almaya başlıyor…</p>
<p>Konusundan da anlaşıldığı üzere filmde bol bol cinsel gönderme var. Cinsellikle vakit kaybedildiğini düşünen Matt’in, günler ilerledikçe daha da zorlanan vaziyetini ve çevresine karşı verdiği tepkileri Josh Hartnett çok iyi oynamış. Matt’in çevresindeki zararsız ama çıkarcı arkadaş topluluğu da filme renk katıyor. İzleyen pek ciddiye alamasa da Matt’in yeminine sadık kalıp kalamayacağını da merak edebiliyor.</p>
<p>İlginç konusuyla genç izleyicilere hitap eden filmde, açıkçası gençlerin aradığı eğlenceli pek çok şeyi bulmak da mevcut. Bir filmde cinsellikle ilgili bol bol espiri arayanların da filmi mutlaka görmesi gerek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/40-days-and-40-nights-40-gun-40-gece.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Tale of Despereaux &#124; Despero</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-tale-of-despereaux-despero.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-tale-of-despereaux-despero.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 01:49:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Dustin Hoffman]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Watson]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Langella]]></category>
		<category><![CDATA[Kevin Kline]]></category>
		<category><![CDATA[Mattew Broderick]]></category>
		<category><![CDATA[Rob Stevenhagen]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Fell]]></category>
		<category><![CDATA[Sigourney Weaver]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Çevik]]></category>
		<category><![CDATA[William H. Macy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1675</guid>
		<description><![CDATA[Hemen söylemekte yarar var, &#8220;The Tale of Desperaux-Despero&#8221; pek de büyüklere hitap eden bir film değil. Diğer türdeşlerinin aksine yapım, daha çok küçük izleyicilere hitap etmeyi tercih etmiş. Ancak bu, yetişkin izleyicinin filmden hoşlanmayacağı anlamına gelmiyor. Öncelikle filmin, &#8220;Gladyatör&#8221;ü anımsatan çok güzel bir sahnesi var ki, bu kısımda sadece bu fikir bile insanı güldürmeye yetiyor. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen söylemekte yarar var, &#8220;The Tale of Desperaux-Despero&#8221; pek de büyüklere hitap eden bir film değil. Diğer türdeşlerinin aksine yapım, daha çok küçük izleyicilere hitap etmeyi tercih etmiş. Ancak bu, yetişkin izleyicinin filmden hoşlanmayacağı anlamına gelmiyor. Öncelikle filmin, &#8220;Gladyatör&#8221;ü anımsatan çok güzel bir sahnesi var ki, bu kısımda sadece bu fikir bile insanı güldürmeye yetiyor. Ayrıca filmin oldukça sağlam bir seslendirme kadrosu da bulunuyor. Mattew Broderick, Dustin Hoffman, Kevin Kline, Frank Langella, William H. Macy, Emma Watson ve Sigourney Weaver. Dolayısıyla seslendirme kadrosu oldukça ilgi çekici. Filmin Türkçe selendirmesinde, sevimli fare Despero’yu Tolga Çevik seslendiriyor. Filmin iki yönetmeni var: Sam Fell ve Rob Stevenhagen.</p>
<p>Film olmayan bir Dor krallaığında geçmekte. Her yıl, bu krallıkta yapılan çorba, yöre sakinlerini oldukça mutlu etmekte. Zaten bu süreç, bir festival havasında kutlanıyor. Fakat bir gün, Roscuro adlı bir sıçan ortalığı karıştırınca, eşini kaybeden kral çorba yapımını yasaklıyor ve tüm farelerin ve sıçanların krallığınıda yaşamasına izin vermeyeceğini belirtiyor. Bu girişin ardından sevimli fare Despero’ya geçiyoruz. Despero, bazen kendisine paraşüt görevi gören kocaman kulaklarıyla, oldukça sevimli bir fare, fakat arkadaşlarına göre biraz asi kalıyor çünkü Despero, kedilerden veya insanlardan veya sıçanlardan pek korkmuyor. Bir gün meclisin aldığı bir kararla, yaşadığı yerden kovulan Despero, kendisini bekleyen tehlikelere karşı savaşmak zorunda kalıyor…</p>
<p>Filmin hikayesinde birçok kırılma ve yan unsur mevcut. Bu sebeple konu da bir süre sonra dallanıp budaklanıyor. Film, asıl gücünü bir iki gönderme veya hikayesiyle değil, Despero’nun sevimliliğinden alıyor. Despero’nun, özellikle sıçanlar arasındaki saf ve masum duruşu, Despero’yu izleyiciye de yakınlaştırıyor. Fakat film, takdire değer bir politik gönderme dışında, daha çok öğüt verici bir havada ilerliyor. Bu durum küçük izleyicilerin ilgisini çekebilir, ama yetişkin izleyici, Despero’nun sevimliliği dışında başka şeyler de görmek istiyorsa, pek tatmin olmayacaktır. Tabii “Gladyatör”ü anımsatan kısmı bunun dışında tutuyorum.</p>
<p>Bir animasyon efsanesi olamayacağı nerdeyse kesin olan film, yine de hoş bir boş zaman seyirliği olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-tale-of-despereaux-despero.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Royal Tenenbaums &#124; Tenenbaum Ailesi</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-royal-tenenbaums-tenenbaum-ailesi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-royal-tenenbaums-tenenbaum-ailesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 16:56:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2001]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türler]]></category>
		<category><![CDATA[Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Anjelica Huston]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Stiller]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Murray]]></category>
		<category><![CDATA[Danny Glover]]></category>
		<category><![CDATA[Gene Hackman]]></category>
		<category><![CDATA[Gwyneth Paltrow]]></category>
		<category><![CDATA[Luke Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Owen Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Wes Anderson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1602</guid>
		<description><![CDATA[Mizah ile dramayı karışık bir aile ortamında harmanlayan &#8220;The Royal Tenenbaums-Tenenbaum Ailesi&#8221;, kimi zaman güldürüp kimi zaman duygulandırsa da, genelinde insanı kendine çeken bir film de değil. Filmin çok parlak bir oyuncu kadrosu var. Filmin en başarılı ismi olarak gösterebileceğimiz Gene Hackman, Anjelica Huston, Ben Stiller, Owen Wilson, Luke Wilson, Gwyneth Paltrow, Danny Glover ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Mizah ile dramayı karışık bir aile ortamında harmanlayan &#8220;The Royal Tenenbaums-Tenenbaum Ailesi&#8221;, kimi zaman güldürüp kimi zaman duygulandırsa da, genelinde insanı kendine çeken bir film de değil.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin çok parlak bir oyuncu kadrosu var. Filmin en başarılı ismi olarak gösterebileceğimiz Gene Hackman, Anjelica Huston, Ben Stiller, Owen Wilson, Luke Wilson, Gwyneth Paltrow, Danny Glover ve Bill Murray. Filmin yönetmeni Wes Anderson.</p>
</div>
<div>
<p>Dikkatli bir okursanız ve sinemayla ilgili yapılan anketleri takip ediyorsanız &#8220;The Royal Tenenbaums&#8221;un ismine çok sık rastlamanız mümkün. Özellikle sinema yazarlarının imzası olan çeşitli listelerde film, 2000&#8242;lerin en iyi filmleri arasında gösterilmekte. Filmi izlemeye başladığınızda, sinema yazarlarına hangi kısmının çekici geldiğini anlamak güç değil: sorunlu bir Amerikan ailesi.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde, çocuklarıyla arası ezelden beridir berbat olan Royal Tenenbaum&#8217;un (Gene Hackman), halen resmi olarak evli olan eşinin bir talibi olduğunu duymasıyla, az bir ömrünün kaldığını söyleyip eski ailesini yeniden toparlamaya çabalaması anlatılıyor&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Royal Tenenbaum, çocuklarının kırılıp kırılmayacağına bakmadan sözünü esirgemiyor. Bu sebeple de büyüdüklerinde, hiçbir çocuğuyla irtibatını koruyamamış. Zaten ailesini toplamaya çalışmasının tek sebebi de eşinin evlenmesini istemiyor oluşu. Tenenbaum ailesinin diğer üyeleri de sokakta görebileceğiniz cinsten insanlar değil. Kimi, yaşamından geçen tüm önemli olayları ailesinden saklama kapasitesine sahipken kimi de babasına karşı büyük bir hukuki mücadele başlatmış durumda. Aile, arka fonda çalan &#8220;The Beatles&#8221; ve &#8220;Bob Dylan&#8221; gibi efsane isimlerin şarkıları altında bir araya gelince, yaşadıkları gerilim ve duygusal fırtınalar da tavan yapıyor haliyle. Film bu kısımlarında gerçekten komik anlara yer verirken, önceden üzerinde durmadığı bir aşk hikayesini eşelemeye başlayınca duygusal sulara doğru yelken açıyor. Güçlü bir atmosfer yakalayamasa da finalinde durumu biraz toparlayarak hikayesini noktalıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin abartıldığı bir gerçek. Çoğu izleyicinin aklında 2000&#8242;lerden kalan filmler arasında bu film yok muhtemelen. Fakat iyi oyuncu kadrosu ve farklı karakterlerin adeta geçit yaptığı bu çalışmaya göz atmak da ilginç olabilir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-royal-tenenbaums-tenenbaum-ailesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahşi Batı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 19:32:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Western]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Sorak]]></category>
		<category><![CDATA[Özkan Uğur]]></category>
		<category><![CDATA[Cansu Dere]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Evgar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilek Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Güven]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Algöz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1561</guid>
		<description><![CDATA[Cem Yılmaz&#8217;ın &#8220;batı cephesine&#8221; bir tepki olarak kaleme aldığı, Ömer Faruk&#8217;un yönettiği yapım &#8220;Yahşi Batı&#8221;, Cem Yılmaz&#8217;ın bildik tarzından dışarı çıkmadığı fakat yine güldüren eğlenceli bir film. Cem Yılmaz&#8217;ın yer aldığı filmlerin oyuncu kadrosunda pek bir sürpriz olmuyor bildiğiniz üzere. Bu filmde de Cem Yılmaz&#8217;ın yanında Ozan Güven, Zafer Algöz, Demet Evgar, Özkan Uğur, Dilek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cem Yılmaz&#8217;ın &#8220;batı cephesine&#8221; bir tepki olarak kaleme aldığı, Ömer Faruk&#8217;un yönettiği yapım &#8220;Yahşi Batı&#8221;, Cem Yılmaz&#8217;ın bildik tarzından dışarı çıkmadığı fakat yine güldüren eğlenceli bir film.</p>
<div>
<p>Cem Yılmaz&#8217;ın yer aldığı filmlerin oyuncu kadrosunda pek bir sürpriz olmuyor bildiğiniz üzere. Bu filmde de Cem Yılmaz&#8217;ın yanında Ozan Güven, Zafer Algöz, Demet Evgar, Özkan Uğur, Dilek Çelebi, Uğur Polat ve Cansu Dere yer alıyor. Ali Taner Baltacı&#8217;nı yerine bu kez yönetmen Ömer Faruk Sorak.</p>
</div>
<div>
<p>Cem Yılmaz, &#8220;AROG&#8221; filminden sonra katıldığı bazı programlarda, yurtdışında kendisine en çok sorulan sorunun Türkiye&#8217;de deve olup olmadığı yönünde olduğunu,bir dahaki filminde bunun cevabının olacağını söylüyordu. Senaryoyu kaleme alan Cem Yılmaz dediğini de yapmış ve Batı dünyasını bir hayli eleştirmiş. Filmin kimi yerlerinde batıya geç gelen tuvalet alışkanlığını, Kızılderililere yapılan zulmü ve filmin geçtiği Amerika&#8217;da kol gezen kanunsuzluğu sıkı bir şekilde eleştirmiş.  Ayrıca deve muhabbetine burada da yer veren Yılmaz, İslam&#8217;ın çok eşliliği desteklediğini sanan bir kadına da &#8220;Yedi Kocalı Hürmüz&#8221; karakteriyle cevap veriyor. Cem Yılmaz milliyetçi duyguların aksine şunu söylüyor: Bizi çeşitli şekillerde eleştiren Batı&#8217;nın bizi eleştirmeye hakkı yok çünkü kendilerinin birçok davranışı zaten insani değil!</p>
</div>
<div>
<p>Filmde Aziz ve Lemi Bey&#8217;in Amerika&#8217;ya, Osmanlı Sultanı&#8217;nın hediye ettiği elması teslim etmeden, bir soyguna uğramaları sonucu Amerika&#8217;da mahsur kalmalarının hikayesi anlatılıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde Cem Yılmaz&#8217;ın tüm Türkiye&#8217;yi kendine hayran bırakan mizah anlayışı kendine fazlasıyla yer buluyor. Önceki tartışmalardan bıktığından olacak bu filminde küfür konusunda sözünü sakınmıyor Yılmaz&#8217;ın senaryosu. Popüler kültürden fazlasıyla yararlanan film KFC&#8217;den tutun da Red Kit&#8217;e, &#8220;Brokeback Dağı&#8221;na kadar birçok popüler kavrama gönderme yapıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Uğur Polat&#8217;ın kısa ama hayli güldüren bir performans sergilediği film, vizyona çıktığı tarihte Demet Evgar&#8217;ın fiyasko yarattığına dair eleştirilere maruz kalmıştı. Fakat Demet Evgar, aktarılanın aksine akılda kalıcı bir performans sergiliyor.</p>
</div>
<div>
<p>Zaman zaman sinir bozan espirilerin de yapıldığı film, Yılmaz&#8217;ın etkisinin fazlasıyla hissedildiği yapım, Cem Yılmaz&#8217;ın önceki filmlerini&#8221;sevenlerin hoşlanacağı bir yapım. Yönetmen Ömer Faruk Sorak&#8217;ın etkisi filmde yeterince hissedilmiyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>When Harry Met Sally&#8230; &#124; Harry ile Sally Tanışınca</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/when-harry-met-sally-harry-ile-sally-tanisinca.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/when-harry-met-sally-harry-ile-sally-tanisinca.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 21:11:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1989]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Billy Crystal]]></category>
		<category><![CDATA[Bruno Kirby]]></category>
		<category><![CDATA[Carrie Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[Lisa Jane Parskey]]></category>
		<category><![CDATA[Meg Ryan]]></category>
		<category><![CDATA[Rob Reiner]]></category>
		<category><![CDATA[Steven Ford]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1505</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda basit bir finale teslim olsa da &#8220;When Harry Met Sally&#8230; &#8211; Harry ile Sally Tanışınca&#8221;, büyük bölümünde farklı sözler sarfeden, türün meraklılarının ilgi göstermesi gereken bir film. Filmde, genç görünümleriyle Billy Crystal ve Meg Ryan başrollerde yer alıyorlar. Carrie Fisher, Bruno Kirby, Steven Ford ve Lisa Jane Parskey de yan rollerde yer alıyorlar. Filmin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sonunda basit bir finale teslim olsa da &#8220;When Harry Met Sally&#8230; &#8211; Harry ile Sally Tanışınca&#8221;, büyük bölümünde farklı sözler sarfeden, türün meraklılarının ilgi göstermesi gereken bir film.</p>
<p>Filmde, genç görünümleriyle Billy Crystal ve Meg Ryan başrollerde yer alıyorlar. Carrie Fisher, Bruno Kirby, Steven Ford ve Lisa Jane Parskey de yan rollerde yer alıyorlar. Filmin yönetmeni Rob Reiner.</p>
<p>Film uzun yıllara yayılan bir hikaye anlatıyor. Sally (Meg Ryan) ve Harry (Billy Crystal) bir yolculuk sırasında tanışıyorlar. Bu iki  üniversite öğrencisi yol boyunca ilişkiler hakkında konuşuyorlar. Yalnız Harry&#8217;nin söyledikleri ezber bozcak cinsten şeyler. Mesela bir kadınla erkeğin asla arkadaş olamayacağını, çünkü erkeğin tek amacının seks olduğunu söylüyor. Sally &#8220;Benim erkek arkadaşlarım var&#8221; dediğinde Harry&#8217;nin cevabı hazır: &#8220;Sen olduğunu sanıyorsun!&#8221;. Yani film daha ilk dakikalardan bol bol pembeye bulanmış aşk ve çeşitli romantik numaralar bekleyen seyirciyi ters köşeye yatırıyor. Harry ve Sally daha sonraları da tesadüfen karşılaşıyorlar. Son tahlilde ikisi de evliliği istemeyen ve ilişkilerden sıkılmış kişiler olduğundan beraber uzun soluklu ve hiçbir şeyin saklanmadığı bir arkadaşlığa yelken açıyorlar&#8230;</p>
<p>Film büyük bir kısmında tipik romantik-komedilerin aksine gerçekleri çekinmeden dile getiriyor. Sally&#8217;nin, Harry&#8217;nin söylediği pek çok şeye şaşırması ve sorunun Harry&#8217;de olduğunu düşünmesi pek çok şeyi özetliyor aslında: Harry, &#8220;çok fazla gerçek&#8221; konuştuğu için Sally&#8217;ye pek inandırıcı gelmiyor!</p>
<p>İlerleyen kısımlarında film bilindik bir sona doğru sürüklense de yine de arada çarpıcı gerçekleri dillendirmeye devam ediyor. Bazı sahnelerin arasına giren evli çiftlerin tanışma hikayeleri de filme yarıyor. Bilindik son geldiğinde ise yapım abartıya kaçmıyor ve ortaya büyük bir mutluluk tablosu koymuyor.</p>
<p>Bazı gediklerinden dolayı türdeşi &#8220;Annie Hall&#8221; gibi çok farklı bir noktaya yerleşemese de &#8220;Harry ile Sally Tanışınca&#8221; hoş ve akıcı bir film.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/when-harry-met-sally-harry-ile-sally-tanisinca.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beetle Juice &#124; Beter Böcek</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/beetle-juice-beter-bocek.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/beetle-juice-beter-bocek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 15:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1988]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Alec Baldwin]]></category>
		<category><![CDATA[Catherine O’Hara]]></category>
		<category><![CDATA[Geena Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Stanger]]></category>
		<category><![CDATA[Jeffrey Jones]]></category>
		<category><![CDATA[Maurice Page]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Keaton]]></category>
		<category><![CDATA[Winona Ryder]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1482</guid>
		<description><![CDATA[Tim Burton’ın yeni harikaları dururken bu eski filmi kim merak eder bilmiyorum ama “Beetle Juice-Beter Böcek” eski teknolojisine rağmen halen insanı eğlendirebilen bir film. “Beter Böcek”in oyuncu kadrosunda, şimdi ortalıkta pek göremediğimiz isimler de mevcut. Örneğin; Catherine O’Hara. Kendisini “Home Alone” serisindeki unutkan anne olarak hatırlamanız mümkün. Filmin başrollerinde genç bir Alec Baldwin var. Şu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tim Burton’ın yeni harikaları dururken bu eski filmi kim merak eder bilmiyorum ama “Beetle Juice-Beter Böcek” eski teknolojisine rağmen halen insanı eğlendirebilen bir film.</p>
<p>“Beter Böcek”in oyuncu kadrosunda, şimdi ortalıkta pek göremediğimiz isimler de mevcut. Örneğin; Catherine O’Hara. Kendisini “Home Alone” serisindeki unutkan anne olarak hatırlamanız mümkün. Filmin başrollerinde genç bir Alec Baldwin var. Şu an başrollerden bir hayli uzak olan Geena Davis ona eşlik ediyor. 90’larda oynadığı filmlerle, 2000’lerde yaptığı aşırılıklarla gündeme gelen Winona Ryder, Beetle Juice rolünde az görünen ama karakterinin getirdiği avantajla filme renk katan Michael Keaton, Maurice Page, Hugo Stanger ve Jeffrey Jones da  filmde yer alan oyuncular.</p>
<p>Filmde ölen bir çiftin, öldükten sonra evlerine yerleşen bir aileyi korkutarak gönderme çabaları yer alıyor. Tabii ölüm, söz konusu Tim Burton olunca renkli ve eğlenceli bir görünüme kavuşuyor. Filmin hemen başında Adam (Alec Baldwin) ve Barbara (Geena Davis) çiftinin tatil planlarını görüyoruz. İki hafta boyunca evde kalmanın planlarını yapan çift, bir araba kazası hayata gözlerini yumuyorlar ama bunun pek farkında oldukları söylenemez! Öldüklerini geç fark eden çift, ne yapacaklarını bilemez bir vaziyette evin içinde buldukları “yeni ölenler için el kitabı” ile kendilerine bir çıkış yolu arıyorlar. Evden dışarı adım attıklarında kendilerini büyük bir canavarın kol gezdiği bir çölde buluyorlar. Kitapla haşır neşir olan çift, bir yandan da ev sahiplerini korkutamazken, onların küçük kızı Lydia (Winona Ryder) ile tanışıyorlar. Lydia oldukça gotik bir kız. Bu sebeple evdeki bu hayaletlerden korkmayıp onlara yardımcı olmaya çalışıyor. Lydia’nın çabaları da yeterli olmayınca Adam ve Barbara çaresiz kaldıklarını düşünüp Beetle Juice (Michael Keaton) adlı bir ölüyü yardıma çağırıyorlar fakat Beetle Juice onlara yarardan çok zarar getirince çift bir yandan evlerininin yeni sahipleriyle uğraşırken bir yandan da Beetle Juice’u başlarından defetmeye uğraş veriyorlar…</p>
<p>Filmin yapım yılı 1988. Dolayısıyla filmde yer alan görsel efektler de görsel olarak çok zayıf. Tim Burton senaryosunu yazdığı “The Nightmare Before Christmas” filmindeki teknolojiden burada oldukça faydalanmış. Buradaki karakterler karikatür değil gerçek olduğu için de bu teknik, dekorlarda kullanılan plastikler vs. filmde çok sırıtıyor.</p>
<p>Yapım yılının getirdiği bu zayıflıkları görmezden gelirseniz eğer, filmin eğlenceli bir konusu olduğunu belirtmek mümkün. Burton, öbür dünyayı tasvir edişindeki ustalığıyla yine göz dolduruyor. Günümüz yaşantısına yaptığı göndermeler görülmeye değer. Şöyle ki; Beetle Juice tanıtımını bir reklam filmi ile yapmakta! Bunun yanında ölülerin ölmeden önceki halleriyle gözükmeleri filme büyük bir mizah katıyor. Halen ölmediğini sanan Amerikan futbolu oyuncularından tutun da, kömür benzeri bir görünüme sahip olup sigara içen biri Burton’ın akılcı diyalogları da kullanmasıyla seyir zevki yüksek sahnelere dönüşüyorlar. Ayrıca Beetle Juice’ın özellikle son kısımlarda “The Mask”a benzer bir atmosfer yarattığını görüyoruz. Bu da filme olumlu yönde yansıyor.</p>
<p>Dediğim gibi görüntü kalitesine ve efekt yetersizliğine! Sabır göstermek biraz güç gelebilir. Ama Tim Burton’ın eskiden ne türler işler yaptığını merak ediyorsanız “Beter Böcek”i mutlaka görmeniz gerek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/beetle-juice-beter-bocek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanal-İ-Zasyon</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/kanal-i-zasyon.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/kanal-i-zasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 08:12:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türler]]></category>
		<category><![CDATA[Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan Gürbüz]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Günaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkı Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Öztekin]]></category>
		<category><![CDATA[Serhat Özcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1446</guid>
		<description><![CDATA[Medya dünyasını varolmayan bir kanal üzerinden eleştiren &#8220;Kanal-i-zasyon&#8221;, vizyona çıktığında yerden yere vurulduğu kadar kötü olmasa da, ciddi şeyler de söyleyemeyen eğlencelik bir film. Filmin başrolünde, yıllardır medya dünyasına yaptığı göndermelerle konu edilen Okan Bayülgen var. Hakan Yılmaz,R asim Öztekin, Serhat Özcan, Hakkı Devrim, Aslıhan Gürbüz ve Erol Günaydın&#8217;ın yanı sıra televizyon dünyasından görmeye alıştığımız ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medya dünyasını varolmayan bir kanal üzerinden eleştiren &#8220;Kanal-i-zasyon&#8221;, vizyona çıktığında yerden yere vurulduğu kadar kötü olmasa da, ciddi şeyler de söyleyemeyen eğlencelik bir film.</p>
<p>Filmin başrolünde, yıllardır medya dünyasına yaptığı göndermelerle konu edilen Okan Bayülgen var. Hakan Yılmaz,R asim Öztekin, Serhat Özcan, Hakkı Devrim, Aslıhan Gürbüz ve Erol Günaydın&#8217;ın yanı sıra televizyon dünyasından görmeye alıştığımız birçok isim de kadroda yer alıyorlar. Filmin yönetmeni, televizyona yaptığı işlerle bilinen Alper Mestçi.</p>
<p>Takip ettiyseniz hatırlayacaksınızdır film vizyona girdiğinde aldığı en büyük eleştiri şu yöndeydi: film televizyondaki programları eleştiriyor ama onlardan daha kaliteli değil! Film, Türk filmi enflasyonunun yaşandığı bu sezonda çok büyük gişe rakamlarına ulaşamasa da, belirli bir izleyiciye ulaşmıştı. Okan Bayülgen televizyondaki programında &#8220;Avatar&#8221;ı eleştirirken birçok köşe yazarı ve sinema eleştirmeni de &#8220;Senin oynadığın Kanal-i-zasyon ne ki?&#8221; yaklaşımında ısrar edince gelinen son nokta Bayülgen&#8217;in sinema yazarlarına &#8220;gerizekalı&#8221; yakıştırması yapması olmuştu. Filmi izleyip hangi tarafın haklı olduğuna karar vermek size kalmış.</p>
<p>Film, televizyonda izlediği tüm programlar reytinglerde üst sıralara yerleşen temizlik işçisi İmdat&#8217;ın (Okan Bayülgen) bu maharetinden dolayı Kanal İ&#8217;nin başına getirilmesini anlatıyor. Zeki olduğu söylenemeyecek olan İmdat, kendi seviyesine uygun programları ekrana koymaya başlayınca kanal büyük bir reyting patlaması yaşıyor. Elbette programlardaki düzey de yerlerde sürünüyor. İmdat&#8217;ın kapasitesine sahip insanlar, yani televizyon ileyicileri programları kendilerine yakın buluyorlar. Burada eleştirilen programlardan bazılarına değinirsek; tuvaletini en uzun süre tutmaya çalışan yarışmacıların boy gösterdiği &#8220;Tuvaletteyiz&#8221;, &#8220;Yemekteyiz&#8221;e bir gönderme. Yanlış cevabın tokatla cezalandırıldığı &#8220;Kim 500 tokat ister?&#8221;, &#8220;Kim 500 bin ister?&#8221;i hatırlatırken &#8220;Boş musun Dolu musun?&#8221; adlı yarışma da hem evlilik yarışmalarına hem de &#8220;Var mısın Yok musun?&#8221;a dokunduruyor.</p>
<p>Film ilk dakikalarında, asıl meselesinden uzakta iyi bir mizah yakalıyor. İmdat&#8217;ın kanalın başına getirilmesiyle tiye alınan programlar da arka arkaya geliyor. Filmin en büyük dezavantajı da bu zaten. Bu programlar hem çok yer kaplıyor, hem de ard arda geldiği için izleyeni de sıkıyor. Sonuna doğru finalini belli eden yapım, televizyona yaptığı sert bir göndermeyle neticeleniyor.</p>
<p>Film, Okan Bayülgen&#8217;in kötü oyunculuğuyla konuşulmuştu. Gerçek şu ki; Okan Bayülgen kötü bir oyunculuk segilemiyor, tam aksine üzerine düşeni layıkıyla yerine getiriyor. Ama İmdat karakteri, Bayülgen&#8217;in şivesini bile kendi programında çok sık taklit ettiği bir tip. Dolayısıyla izleyen de ilk başlarda Bayülgen&#8217;i geçip İmdat&#8217;ı göremeyebiliyor. Fakat bir süre sonra bu sorun da ortadan kalkınca, Bayülgen&#8217;in performansı da artıyor. Yan karakterlerin pek çoğu da başarılı. Zaten filmin belki de en büyük kozu tecrübeli oyuncuların oluşturduğu kadrosu.</p>
<p>Neticede &#8220;Kanal-i-zasyon&#8221; büyük şeyler söylemese de,derdini -belli bölümlerinde olsa da- anlatabiliyor.Birçok tartışmaya konu olduğuna ve güçlü oyuncu kadrosuna bakıldığında,ilgiye değer bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/kanal-i-zasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Groundhog Day &#124; Bugün Aslında Dündü</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/groundhog-day-bugun-aslinda-dundu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/groundhog-day-bugun-aslinda-dundu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 18:30:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1993]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Andie MacDowell]]></category>
		<category><![CDATA[Angela Paton]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Murray]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Doyle-Murray]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Elliott]]></category>
		<category><![CDATA[Harold Ramis]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Tobolwsky]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1399</guid>
		<description><![CDATA[Zamanı kullanım konusunda benzerlerine göre bambaşka bir yol izleyip “aynı günü defalarca yaşayan” Phil karakterine odaklanan film, bu sayede türdeşlerinin arasından sıyrılıyor. “Groundhog Day-Bugün Aslında Dündü”nün oyuncu kadrosunda, son yıllarda başarılı bir grafikten yoksun olan Bill Murray, Andie MacDowell, Chris Elliott, Stephen Tobolwsky, Brian Doyle-Murray ve Angela Paton gibi isimler var. Andie MacDowell’in oyunculuğu yanında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanı kullanım konusunda benzerlerine göre bambaşka bir yol izleyip “aynı günü defalarca yaşayan” Phil karakterine odaklanan film, bu sayede türdeşlerinin arasından sıyrılıyor.</p>
<p>“Groundhog Day-Bugün Aslında Dündü”nün oyuncu kadrosunda, son yıllarda başarılı bir grafikten yoksun olan Bill Murray, Andie MacDowell, Chris Elliott, Stephen Tobolwsky, Brian Doyle-Murray ve Angela Paton gibi isimler var. Andie MacDowell’in oyunculuğu yanında sevimliliğiyle de filme ayrı bir renk kattığını belirtelim.</p>
<p>Phil (Bill Murray) burnu havada bir hava durumu sunucusudur. Etrafındaki kimse öyle düşünmemesine rağmen kendini bir TV yıldızı mertebesinde görmektedir. Phil, prodüktörü Rita (Andie MacDowell) ve kameramanı ile ülke çapında yoğun ilgi gören bir festival için küçük bir kasabaya doğru yola koyulur. Phil, buradaki insanları da diğer insanlara yaptığı gibi küçük görmektedir. Ve bir an önce görevini tamamlayıp evine dönmeyi arzulamaktadır. Fakat çıkan kar fırtınası bu üçlüyü o bölgede mahsur bırakır. Ertesi sabah Phil, tıpkı dünkü gibi “Groundhog Day”e, yani aynı güne uyandığını fark eder…</p>
<p>Aslında burada anlatılan Phil’in başına gelenlerin ilginçliği değil, Phil’in kendini bulma serüveni. Phil’in nefret ettiği bir yerde, hiç hoşlanmadığı insanlarla beklenmedik bir fırtına aracılığıyla rehin kalması, Phil’in bir şeyleri değiştirmesi gerektiğine bir işaret. Kaldı ki Phil, tekrar tekrar yaşadığı günde ölmek istese bile ölemiyor. Yani o gereken değişimi yaşayana kadar bu işten kurtulamayacağı kesin. Phil başlangıçta bunu bir lanet olarak görse de, sonra bu tuhaflığın meyvelerini toplamak istiyor. Bir yandan civarda yaşayan herkesi daha yakından tanırkeni, bir yandan da kendini geliştirmeyi ihmal etmiyor. Filmin izleyici üzerindeki en geniş hakimiyeti, filmin de iskeletini oluşturan bu fikir sayesinde gerçekleşiyor. Yani filmi izlerken ister istemez “acaba ben aynı durumda olsam ne yapardım?” diye sormadan edemiyor insan. Filmin yönetmeni Harold Ramis, elindeki malzemeyi eğlenceli bir kalıba sokarak, beylik laflar etmeden seyircinin ilgisini çekebiliyor ve hikayeyi sulandırmadan keyifli bir yapıt izlettiriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/groundhog-day-bugun-aslinda-dundu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Life is a Miracle &#124; Bir Mucizedir Yaşamak</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/life-is-a-miracle-bir-mucizedir-yasamak.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/life-is-a-miracle-bir-mucizedir-yasamak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 15:52:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2004]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksander Bercek]]></category>
		<category><![CDATA[Davor Janjic]]></category>
		<category><![CDATA[Emir Kusturica]]></category>
		<category><![CDATA[Natasa Solak]]></category>
		<category><![CDATA[Nikola Kojo]]></category>
		<category><![CDATA[Slavko Stimac]]></category>
		<category><![CDATA[Stribor Kusturica]]></category>
		<category><![CDATA[Vesna Trivalic]]></category>
		<category><![CDATA[Vuk Kostic]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1392</guid>
		<description><![CDATA[Kariyeri boyunca ilerleyen yıllarına nerdeyse hiçbir şey ekleyememiş yönetmen Emir Kusturica, burada da bildiği formül üzerinden gidip izleyene farklı birşey sunmuyor. Emir Kusturica, sinema yaşamı boyunca aynı yoldan ilerlemeye çalışmış, bu sebepten olacak ki son dönem filmlerinden hiçbiri akılda kalmayan bir yönetmene dönüşmüş bir isim. Muhtemelen sinema tarihine adı &#8220;Time of the Gypsies &#8211; Çingeneler ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kariyeri boyunca ilerleyen yıllarına nerdeyse hiçbir şey ekleyememiş yönetmen Emir Kusturica, burada da bildiği formül üzerinden gidip izleyene farklı birşey sunmuyor.</p>
<div>
<p>Emir Kusturica, sinema yaşamı boyunca aynı yoldan ilerlemeye çalışmış, bu sebepten olacak ki son dönem filmlerinden hiçbiri akılda kalmayan bir yönetmene dönüşmüş bir isim. Muhtemelen sinema tarihine adı &#8220;Time of the Gypsies &#8211; Çingeneler Zamanı&#8221; ile geçecek, onun dışındaki işleri -belki &#8220;Arizona Dream&#8221; hariç- kimsenin aklında kalmayacak. Yönetmen, 2004 yapımı filmi &#8220;Life is a Miracle &#8211; Bir mucizedir Yaşamak&#8221;ta sıfırı tüketmekte olan sinema tarzıyla son bir kurşun atmaya yeltenmiş ama ortaya çıkan sonuç pek de parlak olmamış.</p>
</div>
<div>
<p>Kusturica, bu filminde Bosna Savaşı üzerinden tuhaf bir ailenin savruluşuyla ilgili bir hikaye anlatıyor. Burada şunu belirtmekte fayda var. Filmi izleyen biri, kolaylıkla Emir Kusturica&#8217;yı savaş karşıtı biri ya da tüm dünyanın açık bir şekilde taraf olduğu bu savaşta onun Bosna&#8217;nın tarafında olduğunu sanabilir. Çoğu kişi Emir Kusturica&#8217;nın Bosna Savaşı başladığı günlerde, Müslüman babasının evinin bombalandığı sırada Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçip, adını değiştirdiğini bilmez. Tabii Sırp milliyetçiliği yaptığı yapıtı &#8220;Underground-Yeraltı&#8221;na hiç değinmiyorum! Dolayısıyla Kusturica, burada eşitlik ve kardeşlik naraları atarken yaptığı bunca şeyden sonra benim gözümde samimi olamadı. Sizin de, flmi izleyecekseniz, olaylara bu gözle bakmanızda yarar olduğunu düşünüyorum. Yani tank namlusunun ucuna konmuş güvercinlere falan aldanmayın filmde, Kusturica&#8217;nın &#8221;muhteviyatı&#8221; çok daha farklı!</p>
</div>
<div>
<p><br class="spacer_" /></p>
</div>
<div>
<p>Tabii tüm bunlar kendi bileceği işler. Saygı duymak gerekir. Biz yine filme dönersek, filmde Bosna&#8217;da demiryolu inşaatı esnasında bölgeye yardımcı olan bir Sırp mühendisi ve onun farklı ailesini izliyoruz. Oğlu, babasını sürekli &#8220;zeka kıvılcımına sahip olamamakla&#8221; eleştiriyor. Babasının olur olmaz yerde duygularını göstermesinden pek hoşnut değil. Futbolcu olup Partizan takımında top koşturmak istiyor (bazılarının hayalleri en başından küçük oluyor gördüğünüz gibi!). Fakat babasının işi nedeniyle geldikleri küçük bölgede, futbolcu olma ihtimalinin de azaldığını düşünüyor. Baba Luka&#8217;nın eşi ise filmin mizahi yönünü artırmak bir yana filmi daha da karikatürize hale getiren ilginç biri. Gerçi Kustruica&#8217;nın filmlerinde genel olarak farklı kişilerden geçilmiyor zaten, ama burada bu karakterler filmi eğlenceli kılmaktan ziyade, seyircinin filme ulaşmasında tümsek oluyorlar. Sürekli öfke nöbetleri geçirip, her geçen dakika daha da sinir bozan bu kadın, bir gün bir müzisyenle kaçıveriyor. Luka&#8217;nın oğlu Milos da, kulüp teklifi geldiği sırada askerlik için çağrıldığından ordunun yolunu tutuyor. Luka&#8217;nın kendini boşlukta hissettiği ve kendini oğluna adadığı bu zamanlarda karşısına Sabaha adlı Müslüman bir genç kız çıkıyor. Sabaha, kendini iyice Luka&#8217;ya bağlarken aralarındaki aşk da bir süre sonra çıkmaza giriyor&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Filmin 150 dakikaya yakın bir süresi var. Fakat bu sürenin 5&#8242;te biri kadarı, özellikle ilk 30-40 dakikası gerçekten çok gereksiz hissi uyandırıyor. Kusturica, ilk bölümlerde hikayeyi çok kollu bir şekilde anlatırken, ne bir hikaye bütünlüğü sağlıyor, ne de izleyiciyi yeterince eğlendirebiliyor. Masalsı anlatımının filme en fazla zarar verdiği anlar da bu kısımlar oluyor. Hikayenin bir türlü yoluna giremediği bu kısımlara, sabırsız seyircinin tahammül etmesi oldukça güç. Yine de sabrederseniz hikaye iyi bir doğrultuda bir düzleme yerleşiyor. Savaşın başlamasıyla beraber yoluna giren film, yine de Kusturica&#8217;nın bildik anlatımından kopmadığından seyirciye de yeni birşey vaat etmiyor. Burada da filmin karikatüre dönüştüğü bazı anlar mevcut üstelik.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin oyuncu kadrosunda Slavko Stimac, Natasa Solak, Vesna Trivalic, Vuk Kostic, Nikola Kojo, Aleksander Bercek, Stribor Kusturica ve Davor Janjic yer alıyorlar.</p>
</div>
<div>
<p>Kusturica filmi mutlu bir sona bağlıyor tahmin edildiği gibi. Aile içinde saygın bir erkek ol(a)mamanın yüküyle ilgili doğru şeyler de söylüyor yönetmen. Yer yer tebessüm de ettiriyor. Dramatik yönü oldukça zayıf olsa da bir bölümünde de olsa filme bağlanmanız muhtemel. Bunlar da filmin artıları olarak sıralanabilir.</p>
</div>
<div>
<p>Kısacası yönetmenin sinema diline aşinaysanız ve &#8220;aynı filmi bir kez daha izlemekten&#8221; sıkılmayacaksanız, &#8220;Bir Mucizedir Yaşamak&#8221; tavsiye olunur!</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/life-is-a-miracle-bir-mucizedir-yasamak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Good Bye Lenin! &#124; Elveda Lenin</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/good-bye-lenin-elveda-lenin.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/good-bye-lenin-elveda-lenin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 17:52:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2003]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türler]]></category>
		<category><![CDATA[Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander Beyer]]></category>
		<category><![CDATA[Chulpan Khamatova]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Brühl]]></category>
		<category><![CDATA[Florian Lukas]]></category>
		<category><![CDATA[Katrin Saß]]></category>
		<category><![CDATA[Maria Simon]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Gwisdek]]></category>
		<category><![CDATA[Wolfgang Becker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1299</guid>
		<description><![CDATA[“Good Bye Lenin-Elveda Lenin” dokunaklı, yürek burkan ve her karesinde “tam kapasite” çalışan bir film. “Good Bye Lenin!”in başrolünde “Inglourious Basterds-Soysuzlar Çetesi”nden hatırlanabilecek olan Daniel Brühl var. Katrin SaB, Chulpan Khamatova, Maria Simon, Florian Lukas, Alexander Beyer ve Michael Gwisdek de kadroda yer alan isimler. Filmin yönetmeni Wolfgang Becker. Film 1978 yılında start alıyor. Alexander ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Good Bye Lenin-Elveda Lenin” dokunaklı, yürek burkan ve her karesinde “tam kapasite” çalışan bir film.</p>
<p>“Good Bye Lenin!”in başrolünde “Inglourious Basterds-Soysuzlar Çetesi”nden hatırlanabilecek olan Daniel Brühl var. Katrin SaB, Chulpan Khamatova, Maria Simon, Florian Lukas, Alexander Beyer ve Michael Gwisdek de kadroda yer alan isimler. Filmin yönetmeni Wolfgang Becker.</p>
<p>Film 1978 yılında start alıyor. Alexander Kerner (Daniel Brühl) hikayesini o yıllardan anlatmaya koyuluyor. Almanya’nın uzaya kozmonot gönderdiği ve Berlin Duvarı’nın henüz yıkılmadığı yıllarda Alexander ve ailesi bir kriz yaşıyorlar. Babaları evi terk edince, annesi de bir süre ruhsal sorunlarla boğuşuyor. Alex ve kız kardeşi de bu sebeplerden ötürü küçük yaşlarda, yaşlarının ötesinde bir sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Bu giriş bölümünden sonra 1989 yılında açıyoruz gözümüzü. Almanya’da sosyalizmin hüküm sürdüğü yıllarda Alex’in annesi her zaman yaptığı gibi sosyalizmi daha çekici kılmak için uğraş verirken kalp krizi geçiriyor ve 8 ay komada kalıyor. Bu sırada Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla ülkede kapitalizm rüzgarları esiyor. Alex, annesi uyandığında çok az bir ömrü kaldığından ve annesinin kalan sayılı günlerini daha mutlu yaşamasını istediğinden kapitalizmin kazandığı hükümdarlığı sosyalist annesinden saklamak için büyük bir özveri göstermeye başlıyor…</p>
<p>Yapım, Almanya’da yaşanan değişim yıllarını fon alarak bir anne-oğul, daha doğrusu bir aile hikayesine el atıyor. Filmin güzel tarafı, her izleyicinin mutlaka kendinden bir parça bulabiliyor oluşu. Bu tarihi öyküde fedakarlık, dram, duygusallık, komedi ve hatta gerilim bile var. Filmin doruk noktasına ulaştığı yerler sırtını drama yasladığı anlar oluyor. Alex’in annesi için, çevresindeki herkese rağmen didinip durması yalın bir anlatımla konu ediliyor.</p>
<p>Hiçbir oyuncunun “sanal durmadığı” yapımda Almanlar’ın popüler yıldızı Daniel Brühl’ün oyunculuğuna özellikle dikkat edilmeli.</p>
<p>Filmin tarihi bir öykünün tüm detaylarına sahip olması, akıcılığı ve “göz yaşartacak dercede gerçek” bir öyküsü var. Hiçbir abartıya kaçmıyor, aksine var olanı gösterip tercihi izleyiciye bırakıyor.</p>
<p>Kısacası izlememiş sinemaseverlerin adını mutlaka bir yerlere not etmesi gereken bir film “Good Bye Lenin!”.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/good-bye-lenin-elveda-lenin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Caramel &#124; Karamel</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/caramel-karamel.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/caramel-karamel.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 09:35:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adel Karam]]></category>
		<category><![CDATA[Aziza Seman]]></category>
		<category><![CDATA[Fadia Stella]]></category>
		<category><![CDATA[Fatme Safa]]></category>
		<category><![CDATA[Gisele Aouad]]></category>
		<category><![CDATA[Joanna Moukarzel]]></category>
		<category><![CDATA[Nadine Labaki]]></category>
		<category><![CDATA[Siham Haddad]]></category>
		<category><![CDATA[Yasmine Al Masri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1285</guid>
		<description><![CDATA[Lübnan’da yaşanan sıcak bir öyküyü anlatan “Caramel-Karamel” arkadaşlığa, dayanışmaya ve en çok da kadınlığa bir övgü. “Karamel”in oyuncu kadrosunda, aynı zamanda filmin yönetmeni de olan Nadine Labaki, Yasmine Al Masri, Joanna Moukarzel, Gisele Aouad, Siham Haddad, Aziza Seman, Fatme Safa, Fadia Stella ve Adel Karam gibi isimler bulunuyor. Filmde, bir güzellik salonunda çalışan ve oraya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lübnan’da yaşanan sıcak bir öyküyü anlatan “Caramel-Karamel” arkadaşlığa, dayanışmaya ve en çok da kadınlığa bir övgü.</p>
<p>“Karamel”in oyuncu kadrosunda, aynı zamanda filmin yönetmeni de olan Nadine Labaki, Yasmine Al Masri, Joanna Moukarzel, Gisele Aouad, Siham Haddad, Aziza Seman, Fatme Safa, Fadia Stella ve Adel Karam gibi isimler bulunuyor.</p>
<p>Filmde, bir güzellik salonunda çalışan ve oraya müşteri olarak gelen kadınların sorunları, sevinçleri, üzüntüleri yani hayatları irdeleniyor. Kadınların günlük yaşamda karşılarına çıkan her problem işlenmiş. Ayrıca hayatın her kesiminden bir kadın görmek de mümkün. Öyle ki; evli bir erkekle birliktelik yaşayan bir kadın, düğün telaşı yaşarken bakire olmadığı için kendini suçlu hissedip çözüm arayan bir kadın, yaşlı ve akıl hastası annesine bakmak zorunda olduğu için yalnız kalmak zorunda olan bir kadın, güzellik salonuna gelen bir müşterisinden hoşlanan lezbiyen eğilimli bir kadın, yaşlılığını örtmek için çeşitli sahteliklere başvuran bir kadın, yani adeta 32 kısım tekmili birden! Anladığımız üzere, bir kadın filminde olması gereken neredeyse tüm unsurlar var. Bunu yanında bazı karakterler, gerçekten çok incelikle işlenmiş. Ama kadın filmlerinin genel sorunu burada da kendini gösteriyor, o da filmde zaten az olan erkeklerin çok yüzeysel kalması. Tabii aynı sorun erkek filmlerinde de kadınlar için söz konusu.</p>
<p>Filmin, bir erkek izleyici olama rağmen beni de etkileyen bölümlerine gelirsek; yaşlanmayı kendine yediremediği için bir kadının başvurduğu yol (ayrıntı vermiyorum çünkü filmin finalinde bu gerçek ortaya çıkıyor ve yürek burkuyor), bir annenin evlenmek üzere olan kızıyla yaptığı konuşma ve annesinin bakımıyla ilgilenmek zorunda olduğu için hoşlandığı erkekle görüşme ümidini yitiren orta yaşlı bir kadın. Bir erkek izleyiciyi, yani beni, etkiliyor olması da, bu tarz bir filmde önemli bir detaydır sanıyorum.</p>
<p>Film kadınların güzellik sevdasına ve kadın dünyasına bir kadın yönetmen vesilesiyle içeriden bir bakış atıyor. Bu sebeple güzellik salonu çok yerinde bir seçim olmuş. Yalnız, bir erkek izleyici olarak yorumluyorum, kadın davranışlarının nedenlerinin üzerine pek eğilmemiş Nadine Labaki. Neden kadınların güzellik takıntıları bu kadar ön planda olmak zorunda? Veya bir kadın için yaşlanmak neden bu kadar zor? Bu tip sorular hep cevapsız kalıyor. Yani Labaki neden ile değil sonuç ile ilgilenmeyi yeğliyor. Daha önceki bir röportajında, kadın davranışlarını anlamak isteyen erkeklerin filmi izlemesi gerektiğini belirten Labaki, maalesef bu cümlenin arkasında duracak bir iş çıkarmamış. Birçok sorunun yalnızca tozunu silkelemiş anlayacağınız.</p>
<p>Özellikle tecrübeli oyuncuların döktürdüğü film, muhtemelen bayan izleyicilerin gönlünü fethedecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/caramel-karamel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>I Now Pronounce You Chuck and Larry &#124; Damadı Öpebilirsin</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/i-now-pronounce-you-chuck-and-larry-damadi-opebilirsin.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/i-now-pronounce-you-chuck-and-larry-damadi-opebilirsin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 09:34:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler]]></category>
		<category><![CDATA[Dan Aykroyd]]></category>
		<category><![CDATA[Gary Valentine]]></category>
		<category><![CDATA[Jessica Biel]]></category>
		<category><![CDATA[Kevin James]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Buscemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ving Rhames]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1286</guid>
		<description><![CDATA[Hollywood yapımı komedi filmleri, başka kültürlere hitap etmeyen yapılarından dolayı her ülkedeki seyirciyi aynı ölçüde memnun etmeyebiliyor. Bu yüzden bazı örnekler dışında, örneğin &#8220;The Hangover&#8221;, bu tip komedi filmlerinin büyük bir izleyici kitlesinin ilgisine mazhar olması pek mümkün olmuyor. &#8220;I Now Pronounce You Chuck and Larry-Damadı Öpebilirsin&#8221; ise bu tarz bir yapım değil. Filmin çoğunluğunda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hollywood yapımı komedi filmleri, başka kültürlere hitap etmeyen yapılarından dolayı her ülkedeki seyirciyi aynı ölçüde memnun etmeyebiliyor. Bu yüzden bazı örnekler dışında, örneğin &#8220;The Hangover&#8221;, bu tip komedi filmlerinin büyük bir izleyici kitlesinin ilgisine mazhar olması pek mümkün olmuyor.</div>
<div>&#8220;I Now Pronounce You Chuck and Larry-Damadı Öpebilirsin&#8221; ise bu tarz bir yapım değil. Filmin çoğunluğunda tüm izleyicileri güldürebiliyor.</div>
<div>Filmde bir emeklilik probleminden dolayı eşcinsel evlilik yapmak isteyen Larry (Kevin James) bunun için en yakın arkadaşı ve kendisi gibi bir itfaiyeci olan Chuck&#8217;ı (Adam Sandler) seçiyor. Bardağın dolu tarafını gösteren Larry, Chuck&#8217;ı ikna ediyor ve ikili kağıt üzerinde birliktelik yaşamaya başlıyorlar. Bir yasal boşluktan yararlandıklarını düşünen ikili, yürütülmesi gereken prosedürün tahmin ettiklerinden farklı olduğunu görüyorlar. Üstelik işin ucunda hapis cezası bile var. Bu yüzden Chuck ve Larry bir yandan &#8220;sevgiliymiş&#8221; gibi görünmeye çalışırken bir yandan da etraftan gelen kötücül bakışlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar.</div>
<div>Filmin başrollerinde komedi filmlerinin aranan ismi Adam Sandler var. Adam Sandler&#8217;a daha önce &#8220;Hitch&#8221; filminde rol alan, bunun yanında 4-5 sene önce ülkemizde de gösterilen ama anlayamadığım bir şekilde kıymeti bilinmeyen &#8220;The King of Queens&#8221; dizisinde de rol alan Kevin James eşlik ediyor. Jessica Biel, Steve Buscemi, Ving Rhames, Dan Aykroyd ve Gary Valentine de filmde rol alan isimlerden.</div>
<div>&#8220;Damadı Öpebilirsin&#8221; eğlenceli olsa da zeka pırıltısı görülmeyen ve doğrudan güldürmeye odaklanan bir yapım. Konusundan anlaşılacağı üzere eşcinsellik üzerine bol bol gönderme var. Bir yandan bu göndermeleri yaparken bir yandan da eşcinselliği eleştirmenin absürdlüğünü de gösteriyor zira çevremizde hiç tahmin etmediğimiz kişiler bile eşcinsel olabilir. Yani filmin iddiası bu. Dediğim gibi aşırı kilolu bir insana yapılan gönsermelerden tutun da cinsellik üzerine yapılan espirilere kadar filmde her çeşit konuya değiniliyor neredeyse. Ama bunu yaparken, antipatik de olmuyor .Bir şekilde insana keyifli dakikalar yaşatabiliyor. Bu sebeple espirilerin zekice olmamasından olumsuz bir anlam çıkartılmamalı.</div>
<div>Finale giderken &#8220;özgürlük havasına&#8221; giren yapım, &#8220;çapkın erkeğin doğru kadını bulması&#8221; gibi klişeleri de göstermeden edemiyor. Ama genelinde bulunduğu eksen hiç de sıkıcı değil.</div>
<div>İyi vakit geçirmek istiyorsanız, detaylara da fazla önem vermiyorsanız/vermeyecekseniz hoş bir iki saatin sizleri beklediğini söyleyebilirim.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/i-now-pronounce-you-chuck-and-larry-damadi-opebilirsin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Tiger and the Snow &#124; Kar ve Kaplan</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-tiger-and-the-snow-kar-ve-kaplan.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-tiger-and-the-snow-kar-ve-kaplan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 09:20:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2005]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Emilia Fox]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Reno]]></category>
		<category><![CDATA[Nicoletta Braschi]]></category>
		<category><![CDATA[Roberto Benigni]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Waits]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1279</guid>
		<description><![CDATA[Roberto Benigni &#8220;Life is Beautiful-Hayat Güzeldir&#8221; filminde yakaladığı şiirsel anlatımla sinemaseverlerin kalbini çalmış, salt iyimser olmayan finali sayesinde de birçok sinemaseverin en iyi filmler listesinde üst sıralarda kendine yer bulmuştu bu yapım. Ardından gelen &#8220;Pinocchio-Pinokyo&#8221; denemesi bir etki yaratamamasının yanında hemen unutulup gitmişti zaten. Roberto Benigni &#8220;La Tigre e la neve-Kar ve Kaplan&#8221;da eski formülü ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Roberto Benigni &#8220;Life is Beautiful-Hayat Güzeldir&#8221; filminde yakaladığı şiirsel anlatımla sinemaseverlerin kalbini çalmış, salt iyimser olmayan finali sayesinde de birçok sinemaseverin en iyi filmler listesinde üst sıralarda kendine yer bulmuştu bu yapım. Ardından gelen &#8220;Pinocchio-Pinokyo&#8221; denemesi bir etki yaratamamasının yanında hemen unutulup gitmişti zaten. Roberto Benigni &#8220;La Tigre e la neve-Kar ve Kaplan&#8221;da eski formülü olan komedi-drama odaklanıyor ama sonuç pek parlak olmuyor maalesef.</div>
<div>Filmde yönetmen Roberto Benigni aynı zamanda başrolü üstlenen isim. Jean Reno, Nicoletta Braschi, Tom Waits ve Emilia Fox da filmde başlıca rol alan isimler. Roberto Benigni&#8217;nin senaryoya da katkısı var.</div>
<div>Filmde Benigni, Attilio adlı bir şairi canlandırıyor. Attilio, her gece aynı rüyayı görüyor. Rüyasında sevdiği kadınla evlenmek üzereyken rüya orada sonuçlanıyor. Attilio&#8217;nun sevdiği kadın, gerçek hayatta da ondan çok uzakta değil. Attilio şiirsel anlatımıyla sevdiği kadını etkilemek istese de, bu girişimleri her seferinde hüsranla sonuçlanıyor. Attilio, sevdiği kadının yakın arkadaşı şair Fuad (Jean Reno) ile gittiği, savaşın hüküm sürdüğü Irak&#8217;ta hasta düştüğünü öğrenince Irak&#8217;a doğru yol alıyor. Amacı ise, nerdeyse imkansız olan bir şeyi başarıp, sevdiği kadının -Vittoria&#8217;nın- hayatını kurtarmak&#8230;</div>
<div>Filme girişteki ilk 10 dakika, filmi sevip sevmeyeceğiniz yolunda büyük bir etken bence. Benigni&#8217;nin, &#8220;Hayat Güzeldir&#8221;de insanı filme çeken masalsı anlatımı burada işe yaramazsa, filmi çok yapay bulmanız olası. Açıkçası bu dil beni kendine çekemedi. Bunun yanında Irak&#8217;ta geçen filmde Benigni siyasi bir duruştan çok uzak. Saddam&#8217;ı eleştirdiği bir sahne mevcut ama Iraklı&#8217;lara kurşun sıkan bir Amerikan askeri görmek mümkün olmuyor. Filmin geveze dili, sonunda ortaya çıkacak manzara konusunda yeterince bilgi veriyor. Şöyle söyleyelim, Benigni, finaldeki birkaç sahnede izleyiciyi diken üstünde tutsa da, buruk bir sona cesaret edemiyor. Filmin sonundaki sürpriz ise filme yaramıyor. Fuad karakterinin soru işaretleriyle dolu son hali de kafa karıştırıyor.</div>
<div>Tüm iyi niyetine rağmen Roberto Benigni ortaya sempatik bir film koyamamış. Yine de Avrupa sinemasının önemli sayılabilecek bir isminin filmini görmek istiyorsanız, filme vakit ayırabilirsiniz ama aşırı iyimser bir filmin sizi beklediğini unutmamanızda fayda var.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-tiger-and-the-snow-kar-ve-kaplan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Snatch &#124; Kapışma</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/snatch-kapisma.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/snatch-kapisma.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 19:54:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2000]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Alan Ford]]></category>
		<category><![CDATA[Benicio Del Toro]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Farina]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Ritchie]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Flemyng]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Statham]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Vinnie Jones]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1278</guid>
		<description><![CDATA[Guy Ritchie’yi hak ettiği şöhrete kavuşturan, birçok yıldız oyuncuyu kadrosunda bulunduran “Snatch-Kapışma”, tekrar tekrar izlense de insanı bunaltmayan, eğlenceli ve her anlamda doyurucu bir film. “Snatch”te çok değerli bir elmasın peşinde koşan “garip” mafya tiplemelerinin maceralarına tanık oluyoruz. Bir yandan yasadışı boks organizasyonu ile ilgilenen Turkish’in (Jason Statham) düştüğü oldukça berbat durumu, Ritchie’nin “anlayışı” sayesinde ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Guy Ritchie’yi hak ettiği şöhrete kavuşturan, birçok yıldız oyuncuyu kadrosunda bulunduran “Snatch-Kapışma”, tekrar tekrar izlense de insanı bunaltmayan, eğlenceli ve her anlamda doyurucu bir film.</p>
<p>“Snatch”te çok değerli bir elmasın peşinde koşan “garip” mafya tiplemelerinin maceralarına tanık oluyoruz. Bir yandan yasadışı boks organizasyonu ile ilgilenen Turkish’in (Jason Statham) düştüğü oldukça berbat durumu, Ritchie’nin “anlayışı” sayesinde gülerek seyrediyoruz. Turkish’in isminin hikayesi de ilginç: Turkish’in annesi ve babası bir uçak kazasında tanışmışlar ve çocuklarına da uçağın ismini koymuşlar! Zaten Guy Ritchie’nin filmindeki kimsenin aklına hayaline gelmeyecek bu detaylar, filme her zaman ayrı bir renk katıyor. Bunun yanında karakterler arasındaki diyaloglar ve meydana gelen garip tesadüfler, Ritchie’nin filmlerinde sırıtmaktan ziyade, çok iyi duruyor. Ritchie benzer konuları ele aldığı her filminde olayları ayrıntılarla süsleyip, kendine büyük ve eğlenceli bir saha oluşturuyor ve seyircinin de buraya girmesine engel olmuyor. Filmde yaşanan beklenmedik gelişmeler de hikayenin iskeletinde önemli bir yer tutuyor.</p>
<p>Filmin oyuncu kadrosunda Jason Statham, Brad Pitt, Alan Ford, Benicio Del Toro, Stephen Graham, Dennis Farina, Vinnie Jones ve Jason Flemyng gibi isimler var. &#8220;Snatch&#8221;i sırtlayan isim ise Jason Statham oluyor, tabii Brad Pitt’in de yardımını alarak.</p>
<p>“Snatch” doğal tuhaf! Karakterleriyle, garip infaz yöntemleri olan organizatörleriyle, çingenelerin yaşam tarzını,konuşmalarını abartmadan irdeleyerek ortaya çıkardığı durumlarıyla… Kısacası her yönüyle eğlenceyi garanti eden bir yapım.Bu filmden hoşlananlar yönetmenin “Lock, Stock and Two Smoking Barrels-Ateşten Kalbe Akıldan Dumana” filmini de beğeneceklerdir. Yönetmenin son filmi “Sherlock Holmes”un yakın zamanda vizyona girdiğini ve büyük beğeni topladığını da hatırlatalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/snatch-kapisma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangover &#124; Felekten Bir Gece</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/hangover-felekten-bir-gece.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/hangover-felekten-bir-gece.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 19:27:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Bradley Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Helms]]></category>
		<category><![CDATA[Heather Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Justin Bartha]]></category>
		<category><![CDATA[Zach Galifianakis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1266</guid>
		<description><![CDATA[Amerikanvari aşırı sulu, erotizm kokan komedi filmlerinden nefret ediyorsanız; bu filmi izlemek kararınızı değiştirebilir. (bittikten sonraki görüntüler hariç :D) Las vegas hakkındaki yorumları ya da insanların kurdukları hayalleri bir çoğumuz bilir; hatta bir çok erkeğin belki de bir gün gitmek isteyecekleri yerlerin başında gelir&#8230; İşte, böyle bir yere Amerikan kültüründe hem de düğünden 2 gün ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikanvari aşırı sulu, erotizm kokan komedi filmlerinden nefret  ediyorsanız; bu filmi izlemek kararınızı değiştirebilir. (bittikten  sonraki görüntüler hariç :D)</p>
<p>Las vegas hakkındaki yorumları ya da  insanların kurdukları hayalleri bir çoğumuz bilir; hatta bir çok  erkeğin belki de bir gün gitmek isteyecekleri yerlerin başında gelir&#8230;  İşte, böyle bir yere Amerikan kültüründe hem de düğünden 2 gün önce sırf  &#8220;bekarlığa veda partisi&#8221; yapmak için gitmek nasıl bir düşüncenin  ürünüdür ve iki çiftin arasındaki güven nasıl bu kadar kalın bir ipliğe  bağlıdır bilemiyorum ama; sonuçta ortaya &#8220;akıllı bir komedi&#8221; filmi  çıktı diyebilirim.</p>
<p>Öncelikle filmin afişinde filmin konusunda  çok önemli yere sahip bir oyuncu neden yok; bilmiyorum =) Fakat filmin  başlangıcı ile sonunu saymassak hep bu 3 lüyü izledik &#8211; güldük&#8230;</p>
<p>Film çok komik değil ama adından da  anlaşılacağı üzere &#8220;felekten bir gece&#8221; yaşayan 4 arkadaşın hikayesini  izliyoruz&#8230; Düğün öncesi son birlikte yaşayacakları gece için Las Vegas&#8217;a giden arkadaşlar, uyandıklarında gece ne yaptıklarını bilmezler:  evlerinde bir çocuk, birinin dişi yoktur, banyoda bir kaplan ve damat  ortada görünmüyordur! Gece neler yaptıklarını sorgulamak için otelden  ayrıldıktan sonra yavaş yavaş ipuçlarını takip ederler; tabii bu arada  komik sözler/olaylar baş gösterir&#8230; Tabii neler yaptıklarını  bilmediklerinden ve bizde de merak uyandırdığından film izlenir  kılındı&#8230;</p>
<p>Fazla gülmedim&#8230; O kesin&#8230; Ama özellikle  Zach Galifianakis (afişte gözlüklü olan) gerçekten çok basit ama  enterasan bir oyunculuk sergiledi&#8230; Belki de sadece onun sözlerine ve  yaptıklarına güldük diyebilirim =) Fakat, eğlendik ve filmi izlerken  sıkılmadık&#8230;</p>
<p>Filmin bize anlatacağı tek şey; arkadaşının  en mutlu günü öncesinde felekten bir gece geçirmek için elinden gelenin  yapmaya çalışılması&#8230; Tabii bu işi abarttıklarından, bunu da  anlatamadılar diyebilir miyiz? Aslına bakarsanız komedi filmi türünde  olsa da film izlerken güldürmekten çok bizi düşündürmeye olayları  çözmeye sefketti&#8230; Sıkıcı bir film değil kesinlikle; espriler ve  yaşananlar daha çok amerikan kültürünün izlerini taşısa da boş vakit  öldürmek için birebir bir film =)</p>
<p>Ben 6,5 puan verdim; düşük olsa bile boş  vakitinizde izlemek isterseniz kaçırmayın! iyi seyirler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/hangover-felekten-bir-gece.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eyvah Eyvah</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/eyvah-eyvah.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/eyvah-eyvah.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:58:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Borak Şakrak]]></category>
		<category><![CDATA[Ata Demirer]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Şakrak]]></category>
		<category><![CDATA[Bican Günalan]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Akbağ]]></category>
		<category><![CDATA[Meray Ülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Kalyon]]></category>
		<category><![CDATA[Tanju Tuncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1256</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Eyvah Eyvah&#8221; komik bir film olmasının yanında sağlam bir temel üzerine kurulmuş senaryosuyla da izleyenleri memnun edecektir. Ata Demirer, bu film ile yönetmen Hakan Algül&#8217;den daha çok gündeme geldi. Böyle olması da normal çünkü ülkemizdeki önemli komedyenlerin arka arkaya film çıkardıkları ve amansız bir gişe yarışına girdikleri şu sıralarda herkes senaryosunda Ata Demirer imzası olan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Eyvah Eyvah&#8221; komik bir film olmasının yanında sağlam bir temel üzerine kurulmuş senaryosuyla da izleyenleri memnun edecektir.</p>
<p>Ata Demirer, bu film ile yönetmen Hakan Algül&#8217;den daha çok gündeme geldi. Böyle olması da normal çünkü ülkemizdeki önemli komedyenlerin arka arkaya film çıkardıkları ve amansız bir gişe yarışına girdikleri şu sıralarda herkes senaryosunda Ata Demirer imzası olan &#8220;Eyvah Eyvah&#8221;ı da merakla bekliyordu. Ata Demirer, hem tek kişilik şovlarında hem de verdiği röportajlarda Ege bölgesine ve bölgenin insanlarına olan hassasiyetini dile getiriyor. Filmde de Hüseyin Badem adlı bir karakterin babasını bulma hikayesini, Çanakkale&#8217;den İstanbul&#8217;a uzanan bir macerayla izliyoruz.</p>
<p>Hüseyin (Ata Demirer) hiç tanımadığı ve yıllar önce öldüğünü sandığı babasının aslında hayatta olduğunu öğreniyor. Bunun üzerine sevdiği kızı dahi geride bırakarak İstanbul&#8217;a, babasının izini sürmeye gidiyor. Ama Hüseyin yapısı gereği! her türlü belayı üzerine çekme potansiyeline sahip. Bu yüzden de babasını ararken başına gelmedik de kalmıyor&#8230;</p>
<p>Filmde Ata Demirer, Demet Akbağ, Özge Borak Şakrak, Salih Kalyon, Tanju Tuncel, Bican Günalan, Bülent Şakrak ve Meray Ülgen rol alıyorlar.</p>
<p>Film oldukça komik başlıyor. Hüseyin karakterinin günlük hayatını izliyoruz bir süre. Aşık olduğu Müjgan (Özge Borak Şakrak) karşısında gösterdiği çaresizlik, ninesinin (Tanju Tuncel) ve dedesinin (Salih Kalyon) doğal komikliği, arkadaşlarıyla konuşmaları gerçekten çok eğlenceli. Bu sırada popüler kültürün parçaları da (mesela Kurtlar Vadisi) karşımıza çıkıyor, mizahi bir dille. İlerleyen kısımlarında bu tempoyu biraz yitirse de gerektiği yerde hızlanan, gerektiği yerde durulan hikaye yapısı dikkatleri ayakta tutuyor. Bunun yanında filmin duygusal yoğunluğu da zaman zaman yükseliyor. Basit görülebilecek bir fikirden ortaya çıkan etkili duygusallık da dikkat çekici.</p>
<p>Ayrıca Ata Demirer&#8217;in, Hüseyin karakterinin sempatikliğini arttıran şivesi de bir sahne de bile sırıtmıyor. Salih Kalyon&#8217;un kısa ama öz performansı da görülmeye değer.</p>
<p>&#8220;Eyvah Eyvah&#8221; şu günlerde 1 milyon izleyiciye yaklaşmış durumda. Ata Demirer de devam filmi olduğu düşüncesini katıldığı bir programda açıklamıştı. Zaten finalde de hikayenin devamının gelebileceğini tahmin ediyoruz. Umarım Ata Demirer bu filmin devamıyla veya başka bir yapımla en kısa sürede karşımıza çıkar. Bizler de sanal reklamların olmadığı, daha doğrusu sırıtmadığı, sağlam bir senaryoyla nitelikli bir komedi filmi daha izleriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/eyvah-eyvah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahşi Batı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:09:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Western]]></category>
		<category><![CDATA[Özkan Uğur]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Evgar]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Güven]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Algöz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1255</guid>
		<description><![CDATA[Bizim Türk insanı sinemadan anlamıyor bunu öncelikle söylemek istiyorum&#8230; Komedi filmi olduğu aşikar olan bir filmde gülmekten ziyade farklı şeyler arıyor ya da buluyor; olmadığı halde&#8230; Neden böyle diyorum? Filme gitmeden önce ben de webden araştırma yaptım film hakkında, her ne kadar Cem Yılmaz&#8217;ın olması benim için yeterli sebep olsa da yine de baktım&#8230; Gidenler ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim Türk insanı sinemadan anlamıyor bunu öncelikle söylemek  istiyorum&#8230; Komedi filmi olduğu aşikar olan bir filmde gülmekten ziyade  farklı şeyler arıyor ya da buluyor; olmadığı halde&#8230;</p>
<p>Neden böyle diyorum? Filme gitmeden önce ben de webden araştırma  yaptım film hakkında, her ne kadar Cem Yılmaz&#8217;ın olması benim için  yeterli sebep olsa da yine de baktım&#8230; Gidenler ne düşünüyor, neler  yazmışlar, yorumlar nelerdir&#8230; Sonuçda 7,5 TL vercem değil mi =)  Yorumlar içerisinde acımasızca yapılanlar da vardı ama bazıları o kadar  abartmış ki filmi izledikten sonra &#8220;acaba farklı bir Yahşi Batı mı  izledim ben? &#8221; dedim kendi kendime&#8230;</p>
<p>Filme bir arkadaşımla gittim; Cem Yılmaz filmleri hakkında unuttuğum  tek şey küfürlü olması idi&#8230; Bu filmden sonra bunu kulağıma küpe edip  dikkat etmem gerekecek =)</p>
<p>Film dakka bir gol bir hesabı daha 1.dakikada küfür ile başlıyor. Ama  bunun farkında olmak lazım yıllarca Cem Yılmaz&#8217;ın stand-up gösterilerini  veya diğer videolarını internetten izledik Telsim hakkında bile küfürlü  bir video yapmıştı yani bunlar bilmediğimiz şeyler değildi o yüzden ben  şaşırmadım ama hala gidipte &#8220;çok küfürlü film&#8221; diyenlere kızıyorum bu  noktada işte&#8230; Zaten film başlamadan +13 olduğu belirtildi ki küfürlü  olduğunu eleştirenler bence yanlış eleştiriyorlar&#8230; Şöyle deseler daha  mantıklı: &#8220;+18 olmalı&#8221; O zaman evet doğru bir düşünce olabilir diye  düşünürdüm ben de&#8230;</p>
<p>Cem yılmaz oyunculuk dışında yapımcısı da olduğu filmde hollywood  sinemasında daha çok gördüğümüz &#8221; benzer oyuncu kadrosu ile film yapma &#8221;  özelliğini bu filmde de devam ettirdi. Daha önce bir çok filmde beraber  oynadığı Ozan güven, Özkan Uğur, Zafer Özkan, Yılmaz Köksal gibi  oyuncular bu filmde de yer aldılar ki bunların çoğu başrol oyuncuları  idi.</p>
<p>Yönetmen koltuğunda 3 kişi vardı: Cem Yılmaz, Ömer Faruk Sorak, Ali  Taner Baltacı. Fakat filmden önceki oyuncu tanıtımlarında sadece Ömer  Faruk Sorak&#8217;ın ismi yazılmıştı, şaşırtıcı geldi bana bu&#8230; Ama bu  yönetmenler de daha önceki Cem Yılmaz filmlerinden bildiğimiz kişiler  zaten.</p>
<p>Kurguya gelince; sondan başlamak istiyorum: sonu bence anlamsız  bitti. Devam filmi çekilebilir edasıyla bitirmek istemişler sanırım ama  gereksizdi bana göre; fakat yeni film çekerler ise bunu nasıl devam  ettirirler bilemiyorum. Artık İvedik üçlemesinden sonra alıştık komedi  filmlerinin gereksiz uzamasına&#8230;</p>
<p>Filme gidenlerin çoğu gülmek konusunda sıkıntı çekmedi sanırım ben  hem güldüm, hem eğlendim&#8230; Fakat benim komedi filmlerinden asıl  beklentim, güldürürken düşündürmesidir. Yani İvedik filmlerinde evet  daha fazla gülüyoruz ama hep sulu şakalar&#8230; Bu filmde o yoktu; mesela  adamlara para verip kızıldereli elbisesi giydirdiği sahne&#8230; Ya da papaz  efendiye para verip günahlarını bağışlandırması&#8230; Yani komedi  konusunda eskiden beri bildiğimiz budur ve beklentimi bu filmde  karşıladım diyebilirim.</p>
<p>Çok iyi bir film değildi, bunu ben de kabul ediyorum; hatta arog ve  gora kadar bile değildi belki de ama daha anlamlı buldum. Giysi &#8211; kostüm  konusunda gerçekten iyi çalışılmış yine&#8230; Zaten bunun için özel bir  plato hazırlamışlar diye biliyorduk.</p>
<p>Gittim &#8211; gördüm &#8211; geldim. Memnunum =) Cem yılmaz hayranlarının  özellikle izlemesi gerekir herhalde, boş zamanı olan ve gülerken  eğlenmek isteyenler için de birebir&#8230;</p>
<p>Ve abuk subuk gereksiz yabancı filmlere haha huhu diye gülen ya da  onlarca puan veren bizler lütfen türk filmlerini yerden yere vurmak  yerine adam gibi izleyip adam gibi yorum yapalım&#8230;</p>
<p>Ben 7 puan verdim, iyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/yahsi-bati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Hangover &#124; Felekten Bir Gece</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-hangover-felekten-bir-gece.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-hangover-felekten-bir-gece.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 20:20:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Bradley Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Helms]]></category>
		<category><![CDATA[Heather Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Justin Bartha]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Tyson]]></category>
		<category><![CDATA[Todd Phillips]]></category>
		<category><![CDATA[Zach Galifianakis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1237</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;The Hangover-Felekten Bir Gece&#8221; belki başından sonuna dek durmaksızın insanı güldürebilen bir film değil ama sadece 2009&#8242;un değil, son yılların Amerika&#8217;dan çıkan en komik filmi olduğu su götürmez bir gerçek. &#8220;The Hangover&#8221;da bekarlığa veda partisi için Las Vegas&#8217;ın yolunu tutan bir dörtlüyü izliyoruz. Doug (Justin Bartha) ve en yakın iki arkadaşı, bir de evleneceği kişinin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;The Hangover-Felekten Bir Gece&#8221; belki başından sonuna dek durmaksızın insanı güldürebilen bir film değil ama sadece 2009&#8242;un değil, son yılların Amerika&#8217;dan çıkan en komik filmi olduğu su götürmez bir gerçek.</p>
<div>
<p>&#8220;The Hangover&#8221;da bekarlığa veda partisi için Las Vegas&#8217;ın yolunu tutan bir dörtlüyü izliyoruz. Doug (Justin Bartha) ve en yakın iki arkadaşı, bir de evleneceği kişinin sıradışı erkek kardeşi, eğlenceli bir gece geçirebilmek için Vegas&#8217;ın yolunu tutuyorlar. Aslında planlarında bol miktarda alkol almak ve kumar oynamak gibi faaliyetler yok. Yani en azından bunun için pek niyetli görünmüyorlar! Yine de kendilerini tutamayıp alkolün dozunu kaçırıyorlar. Sabah uyandıklarında ise kaldıkları otel odasını harap bir şekilde buluyorlar. Odada sürpriz misafirleri de var. Üstelik müstakbel damat da kayıp&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;The Hangover&#8221; Amerika&#8217;daki yüksek hasılat rakamları ile dikkat çekmişti hatırlanacağı üzere. Bu sayede sadece Amerika&#8217;da değil tüm dünyada ilgi görmüştü. Filmin en büyük başarısı elbette karakterlerinin çekiciliğinde yatıyor. Bir komedi filminde olabilecek tüm aksilikler de &#8220;sistematik&#8221; bir şekilde karakterlerin başına geliyor. Bunun yanında malum gecede seyirci de ne olduğunu bilmediğinden, hikayede atılan her adım sayesinde izleyici bilgi sahibi oluyor. Bu sayede hikayeye yerleştirilen sürprizler de neticesini veriyor. Mike Tyson sürprizi de takdire değer.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin oyuncu kadrosunda göze çarpan bir yıldız yok. Bradley Cooper, Ed Helms, Zach Galifianakis, Justin Bartha, Heather Graham ve konuk oyuncu olarak Mike Tyson oyuncu kadrosunu oluşturuyorlar. Filmin yönetmeni Todd Phillips.</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;The Hangover&#8221; bir erkek komedisi gibi görünmesinin yanında,film bayan izleyicileri de-bazı kısımlar dışında!- güldürecektir.Yani öyle umuyorum!Bunun dışında erkeklerin eğlence şekilleri hakkında bilgi sahibi olmak mümkün.Ayrıca hepsini bir yana bırakırsak,bazı kısmlarda ortaya çıkan çok komik bölümler için bile izlenmeye değer bir film &#8220;The Hangover&#8221;.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-hangover-felekten-bir-gece.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Times &#124; Modern Zamanlar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/modern-times-modern-zamanlar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/modern-times-modern-zamanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 20:38:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1936]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Chester Conklin]]></category>
		<category><![CDATA[Hank Mann]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[Paulette Goddard]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Alexander]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Blystone]]></category>
		<category><![CDATA[Tiny Sanford]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1228</guid>
		<description><![CDATA[Charlie Chaplin&#8217;in zekasını en fazla öne çıkardığı filmlerden &#8220;Modern Times-Modern Zamanlar&#8221; aynı zamanda Chaplin&#8217;in endüstri toplumuna yaptığı ağır bir eleştiri. İngiltere&#8217;nin yetiştirdiği en büyük sinema efsanelerinden biri olan Chaplin&#8217;in filmleri artık yeterince konuşulmasa da belli bir kesim tarafından halen el üstünde tutulmakta. Ayrıca oyuncunun zamanında Amerika&#8217;da komünist suçlamasıyla! yüz yüze kaldığını da hatırlatalım. Bu filmi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Charlie Chaplin&#8217;in zekasını en fazla öne çıkardığı filmlerden &#8220;Modern Times-Modern Zamanlar&#8221; aynı zamanda Chaplin&#8217;in endüstri toplumuna yaptığı ağır bir eleştiri.</p>
<div>
<p>İngiltere&#8217;nin yetiştirdiği en büyük sinema efsanelerinden biri olan Chaplin&#8217;in filmleri artık yeterince konuşulmasa da belli bir kesim tarafından halen el üstünde tutulmakta. Ayrıca oyuncunun zamanında Amerika&#8217;da komünist suçlamasıyla! yüz yüze kaldığını da hatırlatalım. Bu filmi de ona bu yakıştırmanın yapılmasında etken olsa gerek.</p>
</div>
<div>
<p>Chaplin &#8220;Modern Times&#8221;da ilk olarak fabrikaların zorlu şartlarına değinmekle işe başlıyor. Koşullar o kadar kötü ki, çalışan birinin mesai saati dahilinde nefes almaya bile vakti yok çünkü üretim aksamamalı. Dinlenmek için tuvalete gittiğinde bile patronun gözleri üstünden ayrılmıyor. Onlar bu şartlarda direnmeye çalışırken patron ise gazeteleri inceleyip puzzle yapmakla meşgul. Fırsat buldukça da işçileri gözlem altında tutuyor. Kendisine yeni teklif edilen teknoloji harikası bir ürünü de doğal olarak! bir işçinin üzerinde denetiyor. Filmin en eğlenceli kısımlarından birini de burası oluşturmakta. Chaplin bu kısımları fazla uzun etmeden ama yine dönemin sefaletini fon alarak genelde yaptığı gibi masum bir aşkı anlatmaya yöneliyor.</p>
</div>
<div>
<p>Charlie Chaplin&#8217;in yazıp yönettiği ve de başrolünü üstlendiği 1936 tarihli yapımda Paulette Goddard, Henry Bergman, Tiny Sanford, Chester Conklin, Hank Mann, Stanley Blystone ve Richard Alexander da rol alan diğer isimler.</p>
</div>
<div>
<p>Chaplin, sanki teknolojinin insanlığı hangi noktaya götüreceğini çok önceden görmüş gibi, yıllar öncesinden sanayi toplumuna bir eleştiri getrimeye soyunmuş. Filmin mizahi dozunun tavan yaptığı sahneler de fabrikalarda geçenler zaten. Sonuçta bir komedi filmi istediğinden olacak, güldürmesine rağmen eleştirilerini filmin tamamına yaymamış. Yani hedef saptırmamış ünlü yönetmen. Ayrıca diğer filmlerine göre, yine mutlu bir sonla bitmesine rağmen, finalinin mutlu ama ucu açık olduğunu belirtelim. Diğer filmlerinde karakterleri tam anlamıyla mutluluğa kavuşmuş olurlardı filmin finalinde. Burada ise mücadelenin bitmeyeceği mesajı veriliyor, buruk bir iyimserlikle.</p>
</div>
<div>
<p>Chaplin günümüzde yaşasaydı filmleri bu kadar iyimserlikle örülü olur muydu, hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Benim merakım ise şu, Chaplin sinemaya başlarken trajediye yönelseydi, acaba ortaya çıkan filmler nasıl olurdu?</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/modern-times-modern-zamanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benny &amp; Joon</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/benny-joon.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/benny-joon.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 11:52:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1993]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Aidan Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[CCH Pounder]]></category>
		<category><![CDATA[Johnny Depp]]></category>
		<category><![CDATA[Julianne Moore]]></category>
		<category><![CDATA[Mary Stuart Masterson]]></category>
		<category><![CDATA[Oliver Platt]]></category>
		<category><![CDATA[William H. Macy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1189</guid>
		<description><![CDATA[Popüler bir film olmamasından ötürü &#8220;Benny ve Joon&#8221;un öncelikle oyuncu kadrosunu vermek doğru olur sanıyorum: Johnny Depp, Mary Stuart Masterson, Aidan Quinn, Julianne Moore, Oliver Platt, William H. Macy ve CCH Pounder. Gördüğünüz gibi oldukça dişe dokunur bir kadro. Bugüne kadar fazla dikkat çekmiş bir yapım olmaması da şaşırtıcı. En azından ben duymamıştım. Filmin yönetmeni ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Popüler bir film olmamasından ötürü &#8220;Benny ve Joon&#8221;un öncelikle oyuncu kadrosunu vermek doğru olur sanıyorum: Johnny Depp, Mary Stuart Masterson, Aidan Quinn, Julianne Moore, Oliver Platt, William H. Macy ve CCH Pounder. Gördüğünüz gibi oldukça dişe dokunur bir kadro. Bugüne kadar fazla dikkat çekmiş bir yapım olmaması da şaşırtıcı. En azından ben duymamıştım. Filmin yönetmeni ise Jeremiah S. Chechik.</p>
<p>Filmde,beraber yaşayan iki kardeş Benny (Aidan Quinn) ve Joon&#8217;un (Mary Stuart Masterson) tesadüfen hayatlarına dahil olan Sam (Johnny Depp) ile değişen düzenleri konu alınıyor. Joon, hayatta kalan tek akrabası olan kardeşi Benny ile yaşamaktadır. Joon bir akıl hastası olduğundan, kardeşi Benny tüm zamanını ona göz kulak olarak harcamaktadır. Joon&#8217;un akli dengesizliğinden doğan takıntıları Benny&#8217;e ağır gelmese de, onu her geçen gün daha fazla bezdirmektedir. Bu iki kardeşin hayatı, Joon&#8217;un, Benny&#8217;nin arkadaşlarıyla, Benny orada yokken oynadığı bir kumar sonucu, Benny&#8217;nin arkadaşının kuzeni Sam&#8217;i evlerine almalarıyla değişir. Bir akıl hastalığı bulunmayan Sam yine de normal bir tip değildir ve zamanla Joon&#8217;la birbirlerinden hoşlanmaya başlarlar.</p>
<p>Romantik-komedi tarzında olan film, bu türden alışık olduğumuz bir finalle nihayete erse de ardında iyi bir izlenim bırakıyor. Kahkahayla gülebileceğiniz en fazla bir veya iki sahne bulunsa da,tüm filmi ufak bir tebessümle izlemeniz muhtemel. Sam ve Joon&#8217;un sevimlilikleri (özellikle Mary Stuart Masterson filme sevimliliğiyle çok şey katıyor) ve masumiyetleri filmin en büyük kozu. Bu tür filmlerden aşina olduğumuz bazı klişe sahnelerin filmin bazı kısımlarını işgal etmesi ve Benny&#8217;nin Ruthie (Julianne Moore) ile yürütmeye çabaladığı beraberliğin gereksiz yanları filmin en büyük dezavantajlarını oluşturuyorlar.</p>
<p>Tüm klasikliğine ve romantik-komedi olmasına rağmen film abartısız ve doğal. Özellikle türün takipçileri ve Depp hayranları filmden memnun kalacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/benny-joon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>It&#8217;s Complicated &#124; İlişki Durumu: Karmaşık</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/its-complicated-iliski-durumu-karmasik.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/its-complicated-iliski-durumu-karmasik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 22:32:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Alec Baldwin]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep]]></category>
		<category><![CDATA[Nancy Meyers]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Martin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1181</guid>
		<description><![CDATA[En yaşlısı &#8220;abla&#8221; dört kadın, bir kadın filmi İlişki Durumu: Karmaşık&#8217;ı izler, beğenirler. 11-21 Şubat, !f Bağımsız Filmler Festivali haberini alır almaz, sıkıca çalışıp birer liste oluşturan &#8220;abla&#8221; ile küçük kız kardeşi, cumartesi öğlen, gösterimlerin yapılacağı iki salonun bulunduğu Fitaş&#8217;ta buluşur, acı haberi alırlar; biletler, %10 indirimli mybilet satışı sonrası pazartesiden itibaren gişelerden alınabilecek&#8230; Tüm ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>En yaşlısı &#8220;abla&#8221; dört kadın, bir kadın filmi İlişki Durumu: Karmaşık&#8217;ı izler, beğenirler.</strong></em></p>
<p><strong>11-21 Şubat</strong>, !f Bağımsız Filmler Festivali haberini alır almaz, sıkıca çalışıp birer liste oluşturan &#8220;abla&#8221; ile küçük kız kardeşi, cumartesi öğlen, <em>gösterimlerin yapılacağı iki salonun bulunduğu</em> Fitaş&#8217;ta buluşur, acı haberi alırlar; biletler, <em>%10 indirimli mybilet satışı sonrası</em> pazartesiden itibaren gişelerden alınabilecek&#8230; Tüm bir sabahı, asker kocasıyla internet bağlantısı kurup görüntülü konuşarak geçirirken, <em>-bir mekik indirme operasyonu idare edercesine-</em> bir elinde cep telefonu, diğer elinde ev telefonu ile kayınvalidesi ile ev halkını da görüşmelere katan<em> teknoloji beceriklisi</em> kızının tersine, &#8220;abla&#8221;nın, <em>internetten bilet</em> işine aklı yatmaz, yatsa da kredi kartı kullanmadığından faydası olmaz.</p>
<p><em>&#8220;Abla&#8221;nın kızının ilâvesiyle </em>üç kişilik grup, B planına geçer;<strong> Hala</strong>&#8216;nın, <em>acısız şalgam suyu ile daha bir lezzetli</em> Güneydoğu mutfağıyla karın doyurur, İstiklâl Caddesi&#8217;ne her gelişlerinde olduğu gibi, önceden işaretledikleri bir filmi izlemek üzere, rastladıkları arkadaşlarının da katılımıyla kalabalıklaşarak, <em>cadde boyu onca salon arasında </em>bir tek <strong>Yeni Rüya</strong>&#8216;da oynayan Meryl Streep filmine girerler.</p>
<p>2009 ABD yapımı<strong> İlişki Durumu: Karmaşık</strong> filminin yönetmeni <strong>Nancy Meyers</strong>, oyuncular <strong>Meryl Streep, Steve Martin, Alec Baldwin</strong>&#8230; Bazı sahneleri bayağı komik film, yaşı ve cinsiyeti gereği, <em>-kızı dışında- </em>&#8220;abla&#8221;, kardeşi ve arkadaşına pek hitabeder nitelikte, <strong>tam bir kadın filmi</strong>.</p>
<p><strong>The Deer Hunter </strong>(1978)&#8217;dan bu yana, <em>her zaman muhteşem</em><strong><em> </em>Meryl Streep</strong>, üç yetişkin çocuklu, şık bir pastanenin sahibi, aşçısı, boşanmanın enkazını ancak 10 yılda kaldırabilmiş Jane rolünde. Eski koca <strong>Alec Baldwin</strong>, yarı yaşında bir lâtin dilberi <em>-ve onun, şefkate aç beş yaşındaki oğlu Pedro-</em> ile evli, lâf cambazı, kaşarlanmış avukat Jake; sempatik koca gülüşlü <strong>Steve Martin</strong> ise, Jane&#8217;nin yeni mutfağının mimarı Adam rolünde, kendisi de eski bir evliliğin yıkımını onarmaya çalışmakla meşgul&#8230;</p>
<p>Çocuklardan biri evlilik hazırlığında, bir diğeri evden uzaklaşırken, sonuncunun diploma töreni nedeniyle Newyork&#8217;ta karşılaşan eski eşlerden Jake, genç karısının verdiği yorgunlukla güvenli, huzurlu limana, eski karısına yanaşır, ona yeniden tutulur. Öte yandan, mesleğinden gelen <em>&#8220;uyanıklık&#8221;</em>la olsa gerek, <em>-kafası karışık, duyguları allak bullak Jane&#8217;in kararı belli olana dek-, </em>&#8220;evdeki huzuru&#8221; da bozmama eğilimindedir. Bu, <em>&#8220;ne serden, ne yardan vazgeçmeme&#8230;&#8221;</em> döneminde, çocuk isteyen genç karısının girişimlerini, gizliden aldığı ilaçlarla sperm kalitesini düşürerek sabote etmekte sakınca görmez.</p>
<p><em>İki arada bir derede kalmış</em>, ilgi ve cinsellikten memnun, gelişmelerden huzursuz Jane, kahveli kekle ziyaret edip net bir öneri beklediği terapistinin, <em>&#8220;&#8230;en kötü ne olabilir ki?&#8221;</em> yanıtı üzerine,<em> -içine pek sinmese de-</em> buluşmaya devam ettiği eski kocasının,<em> &#8220;pilates yaramış!&#8221; (izleyici Jane&#8217;i, </em>sadece bir kez,<em> koşarken görmüştür), </em> türünden iltifatına da mazhar olur.</p>
<p>Mimarın ilgisini farkeden Jake&#8217;in <em>nihayet</em> bir seçim yapıp, genç karısını terkederek eve dönmesi ve aynı akşam bilgisayar aracılığıyla yapılan Adam-Jane sohbetine<em> farketmeden</em> dahil olmasıyla yaşanan çok eğlenceli kriz sonunda, durumu anlayan ve <em>henüz boşanmanın travması atlatamamış</em> çocuklarının sorusu karşısında Jane&#8217;in tavrı netleşir.</p>
<p>Görüntülü bilgisayar sohbeti krizi, ilk buluşmada Jake&#8217;in, yerli yerinde, çok hoş <em>&#8220;evim güzel evim!&#8221;</em> esprisi, Jane&#8217;in arkadaş toplantıları, buluşmalardan birinin tanığı sempatik damadın otelde yaşanan krizi idare edişi, <em>nişanlısının pijamasıyla ailenin doğal bir parçası </em>güzel yumuşak oyunculuğu&#8230;</p>
<p>Yaşı ilerlemekte olan kadınların, daha genç olanlarca tedavülden kaldırılmalarının<em> neredeyse</em> doğal yaşandığı/karşılandığı, <em>-tüp bebek merkezi bekleme salonundaki yaşlı bir adam, genç bir kadın kombinasyonu sahnesiyle muhteşem-</em> tüketim toplumlarında, çocukların, ekonomik şartların&#8230; dayatmasıyla değil, beğeninin <em>-elbette avukatın içten içe yaptığı, sağlıklı yaşamı, bakımı&#8230; içeren içten pazarlıklı yaklaşımının da- </em>etkisiyle durumun, tamamiyle tersine dönüşünü anlatan film, &#8220;abla&#8221;ya kalırsa, <em>-sanki sadece kadınlar arası bir meseleymiş de &#8220;hırsızın hiç suçu yokmuş&#8221;-</em> erkeklerin, sonunda <strong>yeni bir bilinç düzeyi</strong>ne ulaşmakta olduklarının habercisi, müjdecisi gibidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/its-complicated-iliski-durumu-karmasik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Tutulması</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ask-tutulmasi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ask-tutulmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 13:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Erkazan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayten Uncuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Fahriye Evcen]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Akkoyunlu]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Şeker]]></category>
		<category><![CDATA[Suzan Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Seyfi]]></category>
		<category><![CDATA[Tolgahan Sayışman]]></category>
		<category><![CDATA[Yasemin Öztürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1175</guid>
		<description><![CDATA[Futbol her geçen gün dünyada ve ülkemizde dev bir endüstri görünümü kazanmakta. Özellikle ülkemizde insanlar, her konuda olduğu gibi, futbol konusunda da ikiye bölünse de, futbolu benimseyen ve destekleyen kesimin çok daha kalabalık olduğu aşikar! Karşı taraftan da sanırım artık futbola &#8220;yirmi iki adamın bir top peşinden koşması&#8221; gözüyle bakanların sayısı hayli azaldı. Yönetmen Murat ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Futbol her geçen gün dünyada ve ülkemizde dev bir endüstri görünümü kazanmakta. Özellikle ülkemizde insanlar, her konuda olduğu gibi, futbol konusunda da ikiye bölünse de, futbolu benimseyen ve destekleyen kesimin çok daha kalabalık olduğu aşikar! Karşı taraftan da sanırım artık futbola &#8220;yirmi iki adamın bir top peşinden koşması&#8221; gözüyle bakanların sayısı hayli azaldı.</p>
<p>Yönetmen Murat Şeker, futbol aşkıyla sevgiliye olan aşkı harmanladığı filmi &#8220;Aşk Tutulması&#8221;nda, fanatik Fenerbahçe&#8217;li Uğur&#8217;un (Tolgahan Sayışman) tesadüfler sonucu bir araya geldiği Pınar (Fahriye Evcen) ile başlayan aşklarının, Uğur&#8217;un Fenerbahçe sevgisi ile çakışması sonucu yaşananlar, nispeten komik bir dille anlatılıyor</p>
<p>Uğur, babasının onu Fenerbahçe maçına götürdüğünden beri Fenerbahçe&#8217;ye tutkuyla bağlanmış. Hatta zamanında &#8220;Fenerbahçe mi, ben mi?&#8221; diye soran kız arkadışına &#8220;Kendine hiç şans tanımıyorsun&#8221; cevabını yapıştırmış. İş için taktığı kravat bile sarı-lacivert. Bazen de &#8220;totem&#8221; yapıp, takımının kazanması için maçları izlemiyor. Pınar ise aşk meşk konularından, kendisini yarı yolda bırakan erkek arkadaşı yüzünden oldukça muzdarip. İş yerindeki Burç Bey (Tim Seyfi), bir yandan onun arkadaşıyla birlikteyken bir yandan Pınar&#8217;a asılıyor. Pınar ve Uğur, bu ahval ve şerait içinde aşklarını yaşamaya başladıklarında, karşılarına, başta Uğur&#8217;un futbol aşkı olmak üzere birçok engel çıkıyor&#8230;</p>
<p>Filmde Tolgahan Sayışman, Fahriye Evcen ,Tim Seyfi, Ayten Uncuoğlu, Suzan Aksoy, Ali Erkazan, Murat Akkoyunlu ve Yasemin Öztürk rol alıyorlar.</p>
<p>Murat Şeker, kendine has niteliklerini bu filmde de sergiliyor. Filmi fazla ciddiye almadığı bölümler var yine. Kendi filminin (2 Süper Film Birden) reklamını, filmdeki karakterlere yaptırıyor. Yine aynı filmde geçen bir repliği bu filme aktarıyor vs.</p>
<p>Ayrıca film, daha önce &#8220;2 Süper Film Birden&#8221;in yazısında değindiğim gibi Farrelly kardeşlerin 2005 yapımı filmi &#8220;Fever Pitch&#8221;i epey bir andırıyor. Her ne kadar orada beyzbol aşkı irdelendiyse de, içerikler birbirleriyle uyuşuyor! Tabii ki iki film birbirine benzeyebilir, ama ikinci filmi çekenin, filmini biraz daha özgünleştirmesi gerekir bence bu tip durumlarda.</p>
<p>Her şeye rağmen, yalnızca Fenerbahçe&#8217;lilerin değil tüm futbolseverlerin beğenebileceği bir film &#8220;Aşk tutulması&#8221;. Son olarak; &#8220;Fenerbahçelilikle&#8221; ilgili bir film çekip, yalnızca 400 bine yakın insanı salonlara çekebilmenin ayrı bir meziyet(!) olduğunu belirtmekte yarar var!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ask-tutulmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
