<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; Bilimkurgu</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/sinema/turler/bilimkurgu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>The Thing &#124; Şey</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-thing-sey.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-thing-sey.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 13:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1982]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[John Carpenter]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Russell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1725</guid>
		<description><![CDATA[1982 yapımı ve bir yeniden çevrim olan &#8220;The Thing-Şey&#8221;, halen insanı ürkütmeyi başaran görsel efektleri ve kimi zaman bir dedektiflik hikayesine bürünen kurgusuyla, sadece korku filmlerini sevenlerin değil, tüm sinemaseverlerin hoşlanabileceği bir John Carpenter filmi. Filmin başrolünde Kurt Russell yer almakta. T. K. Carter, David Clennon, Wilford Brimley, Richard Dysart ve Peter maloney de, sınırlı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1982 yapımı ve bir yeniden çevrim olan &#8220;The Thing-Şey&#8221;, halen insanı ürkütmeyi başaran görsel efektleri ve kimi zaman bir dedektiflik hikayesine bürünen kurgusuyla, sadece korku filmlerini sevenlerin değil, tüm sinemaseverlerin hoşlanabileceği bir John Carpenter filmi.</p>
<div>
<p>Filmin başrolünde Kurt Russell yer almakta. T. K. Carter, David Clennon, Wilford Brimley, Richard Dysart ve Peter maloney de, sınırlı bir oyuncu kadrosuna sahip filmin bazı diğer oyuncuları.</p>
</div>
<div>
<p>Film, dünyaya yüzyıllar önce bir şekilde yerleşen uzaylıların yeraltındayken, bir insan müdahalesi sonunda uyanıp, insanlığı yok etme planlarını uygulamaya geçirmesini anlatıyor. Bu uzaylılar, Norveç&#8217;te bir Amerikan üssüne musallat oluyorlar. Kan yoluyla insanları ele geçiren bu varlıklar, her türlü canlının görünümüne rahatlıkla bürünebiliyorlar. Yani olay bir kez patlak verdikten sonra, sınırlı sayıdaki ekipte yer alan herhangi birinin ya da birden fazla kişinin, insan görünümünde birer uzaylı olabileceğini görüyoruz. Dolayısıyla sonuçta, ekipteki herkesin diken üstünde durması gerektiği ve herkesin, çevresindeki tüm insanlardan doğal olarak şüphelendiği bir tablo ortaya çıkıyor.</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;The Thing&#8221; insan psikolojisini iyi bir şekilde eşeliyor. Mesela filmin açılış sahnesinde bir uçan dairenin dünyaya doğru yol aldığını görüyoruz. Yani izleyicinin kafasında uzaylıların varlığı ile iligli herhangi bir soru işareti kalmıyor. Ama söz konusu ekipte, bir takım bulgulara rağmen konu &#8220;uzaylılar gerçekten var mıdır?&#8221;a takılıp kalıyor. Daha sonra, uzaylı veya değil bu yaratıklar ortaya çıkınca, her bir kişi, çevresindeki tüm insanlara karşı kendini korumaya başlıyor. Bir an önce gerçeğe ulaşmak istedikleri için de basitçe yanılgılara sürüklenebiliyorlar. Bunun yanında dış dünya ile irtibatları kesildiği için, üzerlerine psikolojik bir baskı da çöküyor.</p>
</div>
<div>
<p>Kurt Russell&#8217;ın üst düzey bir performans sergilediği film, zaman zaman yükselen temposuyla ve insanı tedirgin eden atmosferiyle &#8220;The Thing&#8221;, tüm sinemaseverlerin hoşlanabileceği, doyurucu bir film.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-thing-sey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Animatrix</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/animatrix.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/animatrix.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 20:08:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2003]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1402</guid>
		<description><![CDATA[Animatrix, adı üzerinde Matrix&#8217;in anime versiyonu; 9 bölümden oluşan bir kolaj. Fakat neredeyse her bölüm farklı animasyon taktikleriyle çekilmiş: bana sorarsanız kalite baştan sonra doğru gittikte düştü, son bölüm gerçekten iğrençti&#8230; Matrix serisinin izleyenler bilirler, bir çok akılda kalan sorular vardı; örneğin &#8220;Osiris gemisinden gelen son haberler&#8221; benzeri replikler özellikle makinelerin Zion&#8217;a saldırdıkları vakit duymuştuk. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Animatrix, adı üzerinde Matrix&#8217;in anime versiyonu; 9 bölümden oluşan  bir kolaj. Fakat neredeyse her bölüm farklı animasyon taktikleriyle  çekilmiş: bana sorarsanız kalite baştan sonra doğru gittikte düştü, son  bölüm gerçekten iğrençti&#8230;</p>
<p>Matrix serisinin izleyenler bilirler, bir çok akılda kalan sorular  vardı; örneğin &#8220;Osiris gemisinden gelen son haberler&#8221; benzeri  replikler özellikle makinelerin Zion&#8217;a saldırdıkları vakit duymuştuk.  Kimdi bu Osiris? İşte bu sorunun cevabıyla başlıyor Animatrix&#8230; Fakat  tabii ki ilk bölüm öncesi fragman tadında bir video ile karşı karşıya  kaldık; Neo&#8217;nunda gemiye bindikten sonra yer aldığı programın  içerisindeyiz =) Eğlenceliydi ve kesinlikle kaliteli bir animasyon&#8230;  Sonrasında peşi sıra sorular cevaplanmaya devam etti: makineler ile  insanlar arasında ki sorun nasıl başladı, nasıl devam etti, gökyüzü  neden siyah, makine &#8211; insan savaşı nasıl oldu, matrix programı hakkında  bilgiler ve kötü makinelerin iyi makineye dönüştürülmeleri nasıl oluyor  gibi&#8230;</p>
<p>Bazen izlerken sıkılmadım diyemem&#8230; Çünkü başlangıçtan itibaren  sıkıntının dozu arttı diyebilirim. Sonlara doğru Trinity&#8217;i arayan  ajanlar hakkındaki bölüm biraz hareketliydi ama erken bitti. Onun  dışında dediğim gibi baştan itibaren bölümler daha sıkıcı olmaya  başladı..</p>
<p>Fakat şunu unutmayın: bu anime, Matrix konusunda bir rehber kitaptır  bir anlamda&#8230; Matrix&#8217;teki bir çok sorunun cevabını içinde barındıran bir  anime.. Tabii izledikten sonra sorular sormaya devam ediyoruz, o ayrı  =) Yani film belki de matrix konusundaki soruları cevaplandırmak adına  yapıldı ama izledikten sonra benimde kafamda yeni sorular oluştu; o kız  kimdi mesela? (anlayacaksınız izleyince&#8230;)</p>
<p>sinemalar.com puanı 6.7 olan film için ben 7 puan verdim =)</p>
<p>iyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/animatrix.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Surrogates &#124; Suretler</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 10:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Willis]]></category>
		<category><![CDATA[Helena Mattsson]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Cudlitz]]></category>
		<category><![CDATA[Radha Mitchell]]></category>
		<category><![CDATA[Rosamund Pike]]></category>
		<category><![CDATA[Ving Rhames]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1377</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Surrogates-Suretler&#8221; tipik bir Amerikan filmi görünümünde olsa da genelinde vasatı aşan ve çok da ütopik olmayan gelecek tasviriyle özellikle bilimkurgu meraklılarının görmesi gereken bir yapım. Filmde, yaşlılığı iyice ortaya çıkan Bruce Willis, Rosamund Pike, Radha Mitchell, son dönemde sık gördüğümüz oyunculardan Ving Rhames, Michael Cudlitz ve Helena Mattsson rol alıyor. Filmin yönetmeni Jonathan Mostow. Filmde, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Surrogates-Suretler&#8221; tipik bir Amerikan filmi görünümünde olsa da genelinde vasatı aşan ve çok da ütopik olmayan gelecek tasviriyle özellikle bilimkurgu meraklılarının görmesi gereken bir yapım.</p>
<div>
<p>Filmde, yaşlılığı iyice ortaya çıkan Bruce Willis, Rosamund Pike, Radha Mitchell, son dönemde sık gördüğümüz oyunculardan Ving Rhames, Michael Cudlitz ve Helena Mattsson rol alıyor. Filmin yönetmeni Jonathan Mostow.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde, çok da imkansız olmayan bir gelecek konu ediliyor. Buna göre insanların neredeyse hepsi, suretler olarak adlandırılan varlıklara bağlanmış durumda. Kişi yatağında uzanır vaziyetteyken bu suret harekete geçiyor ve insanın yapması gereken herşeyi günlük hayatta yerine getiriyor. Fakat film bilerek veya bilmeyerek bu suretlere oldukça ürkütücü bir görünüm vermiş. Suretler pürüzsüz ciltleriyle, oldukça çevik hareketleriyle ve mimiksiz suratlarıyla çok da sempatik durmuyorlar. Zaten filmde de bir grup insanın bu uygulamayı reddedip, hiçbir suretin giremeyeceği bazı bölgelerde yaşadıklarını görüyoruz. Filmin asıl konusu ise işlenen bir cinayetle başlıyor. İlginç olan, suretin öldürülmesiyle onun bağlandığı insanın da hayatını kaybetmesi. Bu sureti öldürenleri ve bunu sağlayan silahı araştıran Agent Greer (Bruce Willis) bir süre sonra kendini büyük bir entrikanın içinde buluyor&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Film aksiyon da barındırmasına rağmen bilimkurgu yönüne daha çok ağırlık veriyor. Küçük detaylar filme ayrı bir zenginlik katıyor. Başlangıcında gelinen noktayı aşama aşama anlatması da oldukça akıllıca. Teknolojinin hızına baktığımızda çok da uzak olamayan bir geleceği gösterdiği de söylenebilir. İnsanlığın gittiği nokta bundan pek de farklı değil bana göre.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin en klişe yönü artık kabak tadı veren &#8220;oğlunu kaybetmiş baba&#8221; betimlemesi oluyor. Belki de bugüne dek onlarca kez işlenmiş olmasındandır, bu unsur bazı izleyicilerin gözüne batabilir. Bunun yanında çatırdayan bir evlilik gibi bir başka klişe de kendine yer buluyor.</p>
</div>
<div>
<p>Hikaye ilerledikçe entrikanın boyutları da gözle görülür bir oranda artıyor. Suretleri öldüren bu silahın üzerine üzerine gidilmesiyle asıl konunun başka olduğunu da düşünmek mümkün. Üstelik yönetmen Mostow bunu pek kullanamasa da, gerçek hayatta hangi görünümün suret, hangi görünümün insan olduğuyla ilgili bazı şüpheler de doğuyor Greer&#8217;ın üzerinde. Sonlarına doğru, nasıl ki &#8220;Görevimiz Tehlike 2&#8243;de herkesin yüzünden bir maske eksik olmuyor, film de böyle bir havaya bürünüyor. Ama dediğim gibi, bu çok daha etkili de kullanılabilirmiş.</p>
</div>
<div>
<p>Finaline doğru aksiyonu arttıran film, son bölümüne koyduğu küçük sürprizlerle seyircisini şaşırtmayı beceriyor. Ayrıca salt klasik olmayan sonu da oldukça hoş olmuş.</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;Suretler&#8221; pek çok açıdan tipik Amerikan filmlerine oldukça yakın olsa da, bazı avantajlarını akıllıca kullanarak tür içinde çok parlak olmasa da, nispeten iyi bir yere yerleşiyor. Bilimkurgu meraklılarının hoşlanacağı bir film olduğunu da yineleyelim.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Night of the Living Dead &#124; Yaşayan Ölülerin Gecesi</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/night-of-the-living-dead-yasayan-olulerin-gecesi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/night-of-the-living-dead-yasayan-olulerin-gecesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 18:38:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1968]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Duane Jones]]></category>
		<category><![CDATA[George A. Romero]]></category>
		<category><![CDATA[John A. Russo]]></category>
		<category><![CDATA[Judith O'Dea]]></category>
		<category><![CDATA[Judith Ridley]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Hardman]]></category>
		<category><![CDATA[Keith Wayne]]></category>
		<category><![CDATA[Marilyn Eastman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1327</guid>
		<description><![CDATA[George A. Romero, yıllar önce çektiği (1968) &#8220;Night of the Living Dead-Yaşayan Ölülerin Gecesi&#8221;nde, bir korku filminin yönetmeninin üzerine düşen tüm görevleri fazlasıyla yerine getiriyor. George A. Romero&#8217;nun, bırakın yönetmenliği, iyi bir oyunculuk için bile genç bir dönemde, 28 yaşında bitirdiği filmi &#8220;Yaşayan Ölülerin Gecesi&#8221;, basit bir diyalogla açılıyor. Bir mezar ziyaretine gelen erkek ve kız ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>George A. Romero, yıllar önce çektiği (1968) &#8220;Night of the Living Dead-Yaşayan Ölülerin Gecesi&#8221;nde, bir korku filminin yönetmeninin üzerine düşen tüm görevleri fazlasıyla yerine getiriyor.</p>
<div>
<p>George A. Romero&#8217;nun, bırakın yönetmenliği, iyi bir oyunculuk için bile genç bir dönemde, 28 yaşında bitirdiği filmi &#8220;Yaşayan Ölülerin Gecesi&#8221;, basit bir diyalogla açılıyor. Bir mezar ziyaretine gelen erkek ve kız kardeşler, henüz filmin ilk dakikalarında kendilerini bekleyen trajik sonla burun buruna geliyorlar. Ziyareti tamamlayıp arabalarına dönerken bir &#8220;yaşayan ölü&#8221;nün gazabına uğrayan çiftten Barbara (Judith O&#8217;Dea), kaçıp yakınlardaki bir eve sığınıyor. Ne yapacağını bilemez haldeki Barbara&#8217;ya saldırılardan kurtulan biri katılıyor bir süre sonra. Havanın kararmasıyla, kaldıkları evi kendilerine sığınak edinen bu ikili, gece boyunca yaşayacakları can pazarı için beklemeye koyuluyorlar&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Romero, bir iki sene önce verdiği bir röportajda zombilerin koşmasının saçma olduğunu, bu sırada &#8220;bacaklarının falan&#8221; kopması gerektiğini ifade etmişti. Bu açıklaması son dönemdeki zombi filmlerinin içeriğiyle ilgili yeterince bilgi veriyordur sanırım.</p>
</div>
<div>
<p>Romero filmde ilk olarak bu zombilerin nasıl olup da canlandığını veya bunlarla baş etme yolunu vermiyor. Bunun yerine insanların savunma içgüdülerini ön plana çıkarıyor. Barbara&#8217;ya saldıran zombinin yarattığı bunalımdan izleyen de nasibini alıyor. Yine etrafı zombilerle çevrili evde, çok iyi bir klostrofobik ortam yakalıyor. Filme dahil olan seyirci de karakterlerin çıkar yolu için düşünce yürütebiliyor. Normalde bu tip yapımlarda fazlasıyla sırıtan yakın çekimler, Romero&#8217;nun filminde atmosfere katkıda bulunuyor. Konu dallanıp budaklanırken zombilerin ortaya çıkış sebebini karakterlerin dinlediği bir radyo aracılığıyla öğreniyoruz. Romero, burada hikayesine bir takım doğaüstü açıklamalar serpiştirmiyor, tam tersine -iyi ya da kötü- mantıklı bir açıklama getirme zahmetine giriyor. Kesinlikle takdir edilmesi gereken bu davranış, filmin izlenebilirliğini daha da arttırıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Bu arada abartılı müzik kullanımı ve arada ortaya çıkan, bu tip filmlerin olmazsa olmazı uyumsuz ve sevimsiz kişilik de, açıkçası oldukça eğreti duruyor.</p>
</div>
<div>
<p>Sonuna doğru ilerledikçe gerilim seviyesini iyice yukarılara çıkaran yapım, sinema tarihinin en şık ve en karamsar finalllerinden birine imza atıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin oyuncu kadrosunda Duane Jones, Judith O&#8217;Dea, Karl Hardman, Marilyn Eastman, Keith Wayne ve Judith Ridley var. Senaryo John A. Russo ve George A. Romero&#8217;ya ait.</p>
</div>
<div>
<p>Tabii ki bol aksiyona ve görsel efekte yaslanan bir sinema anlayışından hoşlanıyorsanız, bu siyah-beyaz ve oldukça efektsiz! yapım sizi pek memnun etmeyebilir. Sonuçta günümüzün sinemasına yatkın olan ve eski yapıtlarla alakadar olmayan birinin bu filmi beğenmesi çok güç. Ama klasiklere meraklı izleyici için,z ombi filmlerini sevemeyenler için bile &#8220;Yaşayan Ölülerin Gecesi&#8221; bu fikri tersine çevirebilecek bir yapım.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/night-of-the-living-dead-yasayan-olulerin-gecesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>District 9 &#124; Yasak Bölge 9</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 18:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[David James]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Cope]]></category>
		<category><![CDATA[John Summer]]></category>
		<category><![CDATA[Nathalie Boltt]]></category>
		<category><![CDATA[Neill Blomkamp]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Blake]]></category>
		<category><![CDATA[Sharlto Copley]]></category>
		<category><![CDATA[Sylvaine Srike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1314</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;District 9-Yasak Bölge 9&#8243; geçtiğimiz yıl adından çok fazla söz ettiren, ilginç bir bilimkurgu örneği. &#8220;District 9&#8243; ilk karesinden itibaren kurgu ile belgesel arasında gidip gelmeye başlıyor. Belgesel türünde giriş yapan film Johannesburg&#8217;a konuşlanan uzaylılar ile açılıyor. Uzaylıların keşfini, dünyaya yerleşmesini ve dünya hayatına uyum sağlayamamalarını belgesel formatında gözlemliyoruz. Buradaki uzaylılar, robot ve böcek karışımı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;District 9-Yasak Bölge 9&#8243; geçtiğimiz yıl adından çok fazla söz ettiren, ilginç bir bilimkurgu örneği.</p>
<div>
<p>&#8220;District 9&#8243; ilk karesinden itibaren kurgu ile belgesel arasında gidip gelmeye başlıyor. Belgesel türünde giriş yapan film Johannesburg&#8217;a konuşlanan uzaylılar ile açılıyor. Uzaylıların keşfini, dünyaya yerleşmesini ve dünya hayatına uyum sağlayamamalarını belgesel formatında gözlemliyoruz. Buradaki uzaylılar, robot ve böcek karışımı bir görünümde. Zaten insanlar onlara &#8220;karides&#8221; lakabını uygun görmüş. Uzaylılar 20 yıl boyunca Yasak Bölge 9 adlı yerde tecrit edilmişler ve bölge halkının da uzaylılara sabrı tükenmek üzere. Yine belgesel tarzında bu kısımlarda halkın uzaylılara tepkilerini görüyoruz. Ama film bu havada ilerlerken, aradaki birkaç karede kurgu bir hikaye olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu seçimde ısrar edilmesi bir süre sonra filmin zararına olmaya başlıyor. Çünkü bu, yaşanıldığı iddia edilen bir olay falan değil, düpedüz bir kurgu. Böyle olunca da, kurgu-belgesel arasında gezinmesi, filmin aleyhine işlemeye başlıyor. Ayrıca buradaki uzaylılar, hem fiziksel görünümleri hem de yaşam tarzları olarak insanların kolaylıkla empati kurabilecekleri varlıklar değil. Etrafa saldırmaları, çevrelerindeki Nijerya&#8217;lı çetelerin güdümüne girmeleri, ölümcül silahlarıyla bu varlıklar karşısında çevredeki hoşgörüsüz insanların tepkisine katılmak bile mümkün bu manzarada. Yani izleyen de bu derece rahatsız olabilir gördüklerinden. Hikayenin devamında, uzaylıların Johannesburg&#8217;dan oldukça uzakta bir bölgeye tahliyesi için MNU adlı bir şirket, çalışanı Van De Merve&#8217;i (Sharlto Copley) bu projenin başına atayarak onlardan teker teker imza almak üzere bölgeyi ziyaret eder. Fakat burada yaşanan bir kaza, Van De Merwe&#8217;i kötü yönde etkiler ve Van De Merwe bir süre sonra vücudunda bazı değişimlerin olduğunu fark eder&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Film, yukarıda yazdığım son kısmından itibaren uzaylıları hoşgörü gösterilebilecek varlıklar olarak göstermeye başlıyor. Bunu yaparken bir baba-oğul uzaylı ilişkisine yer verip, konudan tahmin edildiği üzere bir dönüşüm hikayesini de fon alıyor. Yine buradan itibaren film, iddiası olduğu üzere, göçmen sorunları veya yabancı düşmanlığına tepki atmosferine giriyor. Yapımın farklı bir bilimkurgu örneği olduğunu, bu ziyaretçilerin gezegeni hakkında çok az bir bilgi almamızdan anlamak mümkün. Aynı şekilde devasa gemilerinin sistemi hakkında fazla bilgi de edinemiyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin başrolünde, filmi adeta tek başına sırtlayan Sharlto Copley var. Jason Cope, Nathalie Boltt, Sylvaine Srike, John Summer, Nick Blake ve yine oyunculuğuyla öne çıkan David James diğer rollerdeki isimler. Filmin yönetmeni Neill Blomkamp.</p>
</div>
<div>
<p>Film ilginç konusunun yanında son anlarındaki dönemeçleriyle, sıradışı sonuyla ve zaman zaman insan içgüdüsünün acımasızlığını ön plana çıkarmasıyla dikkat çekiyor. Filmi izlemenizi tavsiye etsem de &#8220;mutlaka izleyin&#8221; de diyemiyorum maalesef çünkü film tüm çekiciliğine rapmen bir süre sonra içine girmesi hayli zor bir hal alıyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Donnie Darko &#124; Karanlık Yolculuk</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/donnie-darko-karanlik-yolculuk.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/donnie-darko-karanlik-yolculuk.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 18:44:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2001]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türler]]></category>
		<category><![CDATA[Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Taxier]]></category>
		<category><![CDATA[Drew Barrymore]]></category>
		<category><![CDATA[Holmes Osborne]]></category>
		<category><![CDATA[Jake Gyllenhaal]]></category>
		<category><![CDATA[Maggie Gyllenhaal]]></category>
		<category><![CDATA[Mary McDonnell]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Swayze]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Kelly]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1306</guid>
		<description><![CDATA[Sinema sanatı takipçilerinin ismini hafızalarına çoktan kazımış olduğu &#8220;Donnie Darko-Karanlık Yolculuk&#8221;, zaman kavramıyla ilgili sade ve farklı görüşüyle öne çıkıyor. &#8220;Donnie Darko&#8221;da Jake Gyllenhaal,  Holmes Osborne,Maggie Gyllenhaal, Mary McDonnell, Arthur Taxier, yakın zamanda kaybettiğimiz aktör Patrick Swayze ve Drew Barrymore rol alıyorlar. Filmin yönetmeni son olarak &#8220;The Box-Kutu&#8221; filmiyle izleyici karşısına çıkan Richard Kelly. Filmde Donnie Darko&#8217;nun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema sanatı takipçilerinin ismini hafızalarına çoktan kazımış olduğu &#8220;Donnie Darko-Karanlık Yolculuk&#8221;, zaman kavramıyla ilgili sade ve farklı görüşüyle öne çıkıyor.</p>
<div>
<p>&#8220;Donnie Darko&#8221;da Jake Gyllenhaal,  Holmes Osborne,Maggie Gyllenhaal, Mary McDonnell, Arthur Taxier, yakın zamanda kaybettiğimiz aktör Patrick Swayze ve Drew Barrymore rol alıyorlar. Filmin yönetmeni son olarak &#8220;The Box-Kutu&#8221; filmiyle izleyici karşısına çıkan Richard Kelly.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde Donnie Darko&#8217;nun (Jake Gyllenhaal) gördüğü hayalleri çözmeye çalışmasını izliyoruz. Donnie sürekli olarak tavşan kostümü giymiş Frank adlı birini görmektedir. Frank, Donnie&#8217;ye verdiği talimatlar doğrultusunda yaşadıkları yerde bir takım karışıklıklara yol açmaktadır. Üstelik Donnie&#8217;yi yaklaşan son hakkında uyarmaktadır. Donnie bir yandan psikolojik tedavi görürken bir yandan yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışmaktadır. Bu çabaları onu zaman yolculuğuyla ilgili bazı teorilere götürecektir&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Filmin en büyük kozu, izleyicinin merak duygusunu kamçılıyor oluşu. İlk andan itibaren olanlara bir anlam veremeyen izleyici haliyle filmin sonunu beklemeye başlıyor. Yapımın en büyük artısı da burada kendini gösteriyor zira film, sonunu beklediğinize değiyor. Pek çok sinemaseverin gözünde filmin bir efsaneye dönüşmüş olması da bu yüzden muhtemelen.</p>
</div>
<div>
<p>Yönetmen Richard Kelly, irdelemek istediği zaman yolculuğu kavramına ağır ağır ilerlerken, ulaştığı zaman da konuyu karmaşık bir hale getirmiyor, yalın bir anlatım yolu seçiyor. Yani anlamadığımız teknolojik terimler duymak zorunda kalmıyoruz. Böyle, kolayca bilimkurguya kayabilecek bir temayı sadelikle sunması, filmin geldiği kült mertebesinde şüphesiz önemli bir faktör.</p>
</div>
<div>
<p>Bir ara filmin yeniden çevrim kervanına katılacağına dair bazı söylentiler dolaşıyordu. Hatta bir devam filmi çekilmesi bile gündemdeydi. Ama tahminimce bu söylentilerin aslı yok. Filmi gördükten sonra şöyle de söyleyebilirim, umarım bu söylentilerin aslı yoktur.</p>
</div>
<div>
<p>Zaman zaman eğitim sisteminin subjektifliğine ve kokuşmuşluğuna da ince göndermeler yapan film, filmi görmeyip sadelik ve yenilik arayanlar için bulunmaz bir fırsat sunuyor. Ayrıca filmin içinde &#8220;Şirinler&#8221;le ilgili yapılan &#8220;deneysel yaklaşım&#8221; görülmeye değer!</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/donnie-darko-karanlik-yolculuk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Underworld: Evolution &#124; Karanlıklar Ülkesi: Evrim</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/underworld-evolution-karanliklar-ulkesi-evrim.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/underworld-evolution-karanliklar-ulkesi-evrim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 21:15:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2006]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Nighy]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Steele]]></category>
		<category><![CDATA[Derek Jacobi]]></category>
		<category><![CDATA[Kate Beckinsale]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Sheen]]></category>
		<category><![CDATA[Scott Speedman]]></category>
		<category><![CDATA[Shane Brolly]]></category>
		<category><![CDATA[Steven Mackintosh]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Curran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1238</guid>
		<description><![CDATA[Açıkçası filmi izlemeye başlarken kafamda bir devam filmi olmasından doğan sıkıntılarla karşılaşmayacağım yönünde bir fikir vardı zira ilk filmi (Underworld) izlememiştim. Ama film ilerledikçe yanıldığımı anladım çünkü film, ilk yapıta bol bol değiniyor ve ilk filmi izlemeyen biri olarak benim için gittikçe hazmı zor bir hal alıyordu. Bu yüzden, özellikle hikaye gidişatıyla da ilgileniyorsanız ilk ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açıkçası filmi izlemeye başlarken kafamda bir devam filmi olmasından doğan sıkıntılarla karşılaşmayacağım yönünde bir fikir vardı zira ilk filmi (Underworld) izlememiştim. Ama film ilerledikçe yanıldığımı anladım çünkü film, ilk yapıta bol bol değiniyor ve ilk filmi izlemeyen biri olarak benim için gittikçe hazmı zor bir hal alıyordu. Bu yüzden, özellikle hikaye gidişatıyla da ilgileniyorsanız ilk filmi izlemeden bu filmin başına oturmayın derim.</p>
<div>
<p>&#8220;Underworld: Evolution&#8221;da Kate Beckinsale, Scott Speedman, Tony Curran, Derek Jacobi, Bill Nighy, Steven Mackintosh, Shane Brolly, Brian Steele ve Michael Sheen gibi isimler kendini gösteriyor. Filmin yönetmeni Len Wiseman.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde yarasalar ve kurt adamların geçmişten gelen husumetlerinin dallanıp budaklanması konu alınıyor. Görüldüğü üzere filmden beklenen sıkı bir korku-gerilim. Film gerilim ve korku yönlerine ağırlık vermiyor, bunun yerine görsel efektlerle süslü bol kanlı sahneler barındırıyor. Yeterli aksiyon da barındırdığı söylenemez.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde bir yandan bir aşk hikayesine de tanık olmak mümkün. O da Selene (Kate Beckinsale) ve Michael (Scott Speedman) arasında geçmekte. İlk filmden izler taşıdığını anladığım bu hikaye de, yönetmenin tüm çabasına rağmen biraz sırıtıyor denebilir. Yine bu tarz filmlerden alışık olduğumuz &#8220;geleceğe yön verme&#8221; veya &#8220;başka varlıkların insanlık yararına mücadelesi&#8221; gibi temalar da filmde bolca yer alıyor. Film finalinde ne yazık ki kendinden beklenen patlamayı gerçekleştiremiyor. Hatta finaldeki mücadelenin geleceği de çok belli.</p>
</div>
<div>
<p>Tekrar söylemekte yarar var: aksiyon kısmına aldanıp filmi ilk yapıtından önce izlerseniz, konuya hakim olamayacağınız kesin gibi. Filmdeki geri dönüşler konuyu kavramak için yeterli olmuyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/underworld-evolution-karanliklar-ulkesi-evrim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Star Trek &#124; Uzay Yolu</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 19:59:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Greenwood]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Pine]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Bana]]></category>
		<category><![CDATA[J.J. Abrams]]></category>
		<category><![CDATA[Leonard Nimoy]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Pegg]]></category>
		<category><![CDATA[Winona Ryder]]></category>
		<category><![CDATA[Zachary Quinto]]></category>
		<category><![CDATA[Zoe Saldana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1234</guid>
		<description><![CDATA[J. J. Abrams&#8217;ın ne kadar başarılı bir isim olduğu açık. TV efsanesi halini çoktan almış olan &#8220;Lost&#8221; dizisiyle ünlendi kendisi. &#8220;Lost&#8221; eski performansından çok şey kaybetse de hayranları endişeyle de olsa diziyi takip etmeye devam ediyorlar. Bunun yanında yönetmenliğiyle en fazla öne çıktığı film ise hiç kuşkusuz &#8220;Star Trek&#8221; oldu. Bunun altında kanımca yeni neslin yarım yamalak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>J. J. Abrams&#8217;ın ne kadar başarılı bir isim olduğu açık. TV efsanesi halini çoktan almış olan &#8220;Lost&#8221; dizisiyle ünlendi kendisi. &#8220;Lost&#8221; eski performansından çok şey kaybetse de hayranları endişeyle de olsa diziyi takip etmeye devam ediyorlar. Bunun yanında yönetmenliğiyle en fazla öne çıktığı film ise hiç kuşkusuz &#8220;Star Trek&#8221; oldu. Bunun altında kanımca yeni neslin yarım yamalak bildiği &#8220;Star Trek&#8221; hakkında bilgi sahibi olmak istemesi yatıyor. Eski kuşaklar da muhtemelen bu kült dizinin son sinema versiyonunun nasıl olacağını merak etmiş olacaklar.</p>
<div>
<p>&#8220;Star Trek&#8221; ülkemizde tek kanal döneminde yayınlandığını öğrendiğim bir dizi. Bir aralar TV&#8217;de eski bölümlerini görmek de mümkündü. Türk izleyicisinin, yani yeni neslin &#8221;Uzay Yolu&#8221; hakkında bilgi almasını sağlayan en önenli yapım, tabii ki Sadri Alışık&#8217;ın başrolünde olduğu &#8220;Turist Ömer Uzay Yolunda&#8221;. Ülkemizde, &#8220;Uzay Yolu&#8221;nu bilmeyenlerin bile Mr. Spock şakaları yapmalarının sebebi de o filmde ortaya çıkan Spock karakteri. &#8220;Star Trek&#8221; ile &#8220;Uzay Yolu&#8221;nu çok daha &#8220;teknolojik&#8221; bir şekilde izleyebiliyoruz. Üstelik ilgi uyandıran bir hikaye de mevcut.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde &#8220;Uzay Yolu&#8221;nda yaşanan serüvenin en başına gidiyoruz. Öyle ki daha sonra büyük bir bağlılıkla birbirlerine kenetlenecek olan gemi mürettebatı da henüz elektrikli ilişkiler yaşıyorlar. Aralarında bir dostluktan söz etmek çok zor. Hikayenin bu yapısı, belki dizinin orijinalini izlemiş seyircileri memnun edecektir. Eğer dizideki daha önce yaşayamadığınız o havayı solumak istiyorsanız, bu durumdan muhtemelen memnun kalmayacaksınız. Yani filmde, dizide yer alan gemideki hiyerarşik düzenle ilgili mühim bir bilgi yer almıyor. Bunun yerine efsane geminin oluşum sürecine tanık oluyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmdeki hikayeye göre, gelecekten gelip, yok olan gezegenleri için Mr. Spock&#8217;un dahil olduğu ırkı &#8220;temizlemek&#8221; isteyen bir devasa geminin gözü dönmüş bir şekilde Dünya&#8217;yı hedef alan tehditlerinin önlenme çabalarını izliyoruz. Filmin henüz girişinde zamanla oynandığını anlayabiliyoruz. Bu zaman yolculukları, finalde ortaya çıkan bir sürprizin de zeminini hazırlıyor bir yandan. Hikayede iki kişiyi yakın plandan takip edebiliyoruz: James T. Kirk ve Mr. Spock. Burada asıl kafa karıştıran mesele, bu iki karakterin hangisinin &#8220;esas kişi&#8221; olduğu. Yani öyle ki: filmin Mr. Spock karakterinin üzerine kurgulandığını söylemek bile mümkün. Dolayısıyla filmi James karakterinin hikayesi olarak bekleyenler biraz yanılacaktır. Ayrıca oldukça &#8220;mantıklı&#8221; olarak bildiğimiz Spock&#8217;ın insani yönlerine de tanık oluyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde Chris Pine, Zachary Quinto, Eric Bana, Simon Pegg, &#8220;Avatar&#8221;la yıldızı parlayan Zoe Saldana, Leonard Nimoy, Bruce Greenwood ve Winona Ryder rol alıyorlar.</p>
</div>
<div>
<p>Hikayenin, dolayısıyla filmin en büyük başarısı, sirki andıran bir uzay macerası anlatmaması. Yani filmde, akla gelebilecek makul veya makul olmayan her türlü yaratık bulunmuyor. Buradaki çeşitlilik abartılmamış ve filme zenginlik katıyor. Filme bu açıdan bakmakta da yarar var.</p>
</div>
<div>
<p>Yine de, asıl öykünün altyapısına hakim olmayan izleyicinin tatmin olamayabileceği bir yapım &#8220;Star Trek&#8221;. Bu sebeple, filmi izlemeden büyük beklentiler beslememekte fayda var.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cloverfield &#124; Canavar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/cloverfield-canavar-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/cloverfield-canavar-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 22:28:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[J.J. Abrams]]></category>
		<category><![CDATA[Jessica Lucas]]></category>
		<category><![CDATA[Lizzy Kaplan]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Reeves]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Stahl-David]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Vogel]]></category>
		<category><![CDATA[T. J. Miller]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1197</guid>
		<description><![CDATA[Ne olduğu bilinmeyen devasa bir varlığın New York&#8217;a saldırmasıyla gelişen olayları anlatan &#8220;Cloverfield-Canavar&#8221;, farklı bir korku-gerilim filmi arayan sinemaseverlerin ilgisini çekebilir. Cloverfield&#8217;in başrollerinde Mike Vogel, Michael Stahl-David, T. J. Miller, Jessica Lucas ve Lizzy Kaplan rol alıyorlar. Film, izleyeceklerimizin New York&#8217;daki felaketten sonra bulunan bir video kaset olduğunu gösteren bir açıklamayla başlıyor. Ve tüm film, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne olduğu bilinmeyen devasa bir varlığın New York&#8217;a saldırmasıyla gelişen olayları anlatan &#8220;Cloverfield-Canavar&#8221;, farklı bir korku-gerilim filmi arayan sinemaseverlerin ilgisini çekebilir.</p>
<p>Cloverfield&#8217;in başrollerinde Mike Vogel, Michael Stahl-David, T. J. Miller, Jessica Lucas ve Lizzy Kaplan rol alıyorlar. Film, izleyeceklerimizin New York&#8217;daki felaketten sonra bulunan bir video kaset olduğunu gösteren bir açıklamayla başlıyor. Ve tüm film, yalnızca bir el kamerasının görüntülerinden oluşuyor. Başlangıçta, filmin iskeletini oluşturmayı amaçlayan basit bir aşk hikayesiyle karşılaşıyoruz. Tabii bunun koyulması gerek ki, izleyeceğimiz görüntüler, bu bilinmeyen canavarı daha yakından görmemizi sağlasın! Zaten film kısa bir girişin ardından hemen canavarla ilgilenmemizi sağlıyor.</p>
<p>Bu canavarın kökenine dair herhangi bir bilgi yok film boyunca. Öyle ki ;bu canavar bir &#8220;yoldan çıkan hükümet çalışmasının&#8221; eseri de olabilir, okyanusta yaşarken birden insanları &#8220;ziyeret etmek&#8221; isteyen bir varlık da olabilir. Tüm filmi, bu varlığın kökenini bilmeden izliyoruz. Filme, sahip olduğu gerçeklik hissini veren en önemli unsur ise tabii ki tüm olanları bir el kamerasından izliyor olmamız. Bu bilinçli seçim, filme çok yaramış.</p>
<p>Genç oyuncuların bir türlü &#8220;oynamayı bırakmaması&#8221; filmin başarısını baltalayan en büyük etmen. Belki oyuncu tercihleri daha farklı yapılsaymış, film hakkında olumsuz düşünenlerin fikirleri de, bugünkünden farklı olabilirmiş.</p>
<p>Yönetmenliğini Matt Reeves&#8217;in üstlendiği filmde belki de daha da önemli olan şey, yapımcı koltuğunda, dünyaca ünlü &#8220;Lost&#8221; dizisinin yaratıcılarından ve &#8220;Mission: Impossible 3-Görevimiz Tehlike 3&#8243;ün yönetmeni J. J. Abrams&#8217;ın oturuyor oluşu.</p>
<p>Film tüm çekiciliğine rağmen, öncelikle korku-gerilim türünü sevenlerin tercih etmesi gereken bir yapım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/cloverfield-canavar-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Invictus &#124; Yenilmez</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/invictus-yenilmez.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/invictus-yenilmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 19:51:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oğuzcan Önver</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Clint Eastwood]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1187</guid>
		<description><![CDATA[John Carlin’in romanından senaryolaştırılan &#8216;Invictus&#8217; Clint Eastwood’un 26 Şubatta Türkiye&#8217;de vizyona girecek son filmi… Morgan Freeman ve Matt Damon filmdeki performanslarıyla bu yılki Oscar ödüllerine aday oldular. En iyi erkek oyuncu dalında Morgan Freeman ve En iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Matt Damon ödül alırlarsa sinemaseverler için  bu hiç de sürpriz olmaz. Clint Eastwood 89 yaşında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>John Carlin’in romanından senaryolaştırılan &#8216;Invictus&#8217; Clint Eastwood’un 26 Şubatta Türkiye&#8217;de vizyona girecek son filmi…</p>
<p>Morgan Freeman ve Matt Damon filmdeki performanslarıyla bu yılki Oscar ödüllerine aday oldular. En iyi erkek oyuncu dalında Morgan Freeman ve En iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Matt Damon ödül alırlarsa sinemaseverler için  bu hiç de sürpriz olmaz.</p>
<p>Clint Eastwood 89 yaşında olmasına rağmen her yıl en az 1 ‘kült’ film çekme başarısına ulaşıyor. Invictus Nelson Mandela’nın hapisten çıktıktan sonraki hayatından bir kesit sunarken bunu rugby sporu endeksinde yapıyor. Ve hikâye anlatmaktaki üstün performansını bu filmde üst düzeye çıkarıyor zira konu başka yerlere sapmadan gayet hedefe fok uslanmış şekilde, dramatik ve biyografik bir hal alıyor.</p>
<p>Bu film Francois Pieenar karakteriyle Matt Damon için kariyerinin  zirve noktası olarak görülebilir. Morgan Freeman ise oynamıyor! adeta Mandela oluyor ve büyük bir seyir zevki yaşatıyor izleyenlere…</p>
<p>Film Mandela’nın hapisten çıkması ve devlet başkanı olmasıyla başlıyor. İlk konuşmasında Mandela ‘Asla, asla ve asla bu ülkede insanlar bir daha satılmayacak! diyerek değişim sinyali veriyor&#8230; Ve Maldiva (Böyle denmesinden çok hoşlanırmış) ülkesinin birliği için rugby&#8217;i  bir araç olarak kullanıyor ve bunun uğruna siyasi kariyerini tehlikeye bile atıyor. (Japon delegelerle görüşmek yerine kulüple ilgileniyor vs.) &#8220;Ben yapmam gereken şeyi yapıyorum belkide bu beni yok edecek!&#8221; repliği Mandiva’nın felsefesini yeterince açıklıyor.</p>
<p>Mandela’nın desteğiyle takım başarılı oluyor ve son maçlarından önce takım kaptanı Francois Pieenar (Matt Damon) takımı Mandiva’nın 13 yıl hapis yattığı adaya götürüyor… Bu takım için büyük bir motivasyon, seyirci içinde duygusal anlara sebep oluyor tabii…</p>
<p>Filmde geçen bir şiir Mandiva&#8217;ya hapisteyken ilham olmuştur ve filmin sonunda bu şiiri dinleme fırsatı da buluyoruz: Ben kaderimin efendisiyim! Ruhumun kaptanıyım!</p>
<p>Gerçekçi düşünürsek film 89 yaşındaki yönetmenin son filmlerinden biri olabilir, belki de sonuncusu olacaktır. Genç neslin daha fazla Eastwood filmi izleyememesi çok acıklı bir durum olsada bu film bir çok filminin yerini tutacaktır Eastwood’un.</p>
<p>Filmin Güney Afrika’da düzenlenen dünya kupası öncesi çekilmesi biraz manidar ama ne de olsa Amerikalı bunlar !</p>
<p>Sonuç olarak seyir zevki yüksek ve sinematografik açıdan gayet doyurucu bir film Invictus!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/invictus-yenilmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avatar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/avatar-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/avatar-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 17:27:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Giovanni Ribisi]]></category>
		<category><![CDATA[James Cameron]]></category>
		<category><![CDATA[James Horner]]></category>
		<category><![CDATA[Laz Alonso]]></category>
		<category><![CDATA[Mauro Fiore]]></category>
		<category><![CDATA[Michelle Rodriguez]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Worthington]]></category>
		<category><![CDATA[Sigourney Weaver]]></category>
		<category><![CDATA[Zoe Saldana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1014</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda &#8220;abla&#8221; da, kızı ve kardeşleriyle Avatar&#8217;ı görür; ona göre film, tümüyle güçlü bir mistik mesajdır! Bir gece önce, kızkardeşleri ve kızının kardeşi ile, yüzlerinde kızının simlerle boyadığı 2, 0, 1, 0 ve !, boyunlarına doladıkları yanıp sönen pirinç lambalarla poz verdikleri laptop ekranı karşısında güle oynaya yeni yıla giren &#8220;abla&#8221; kadrosu, 2010&#8242;un ilk filmini, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sonunda &#8220;abla&#8221; da, kızı ve kardeşleriyle Avatar&#8217;ı görür; ona göre film, tümüyle güçlü bir mistik mesajdır!</strong></em></p>
<p><strong></strong>Bir gece önce, kızkardeşleri ve kızının kardeşi ile, yüzlerinde kızının simlerle boyadığı 2, 0, 1, 0 ve !, boyunlarına doladıkları yanıp sönen pirinç lambalarla poz verdikleri laptop ekranı karşısında güle oynaya yeni yıla giren &#8220;abla&#8221; kadrosu, 2010&#8242;un ilk filmini,<em> ince, hafif ve baş hareketiyle görüntü kaybı yaratmayan 3 Boyut gözlüklerle,</em> izlemek üzere önceden yer ayırttıkları havadar alışveriş merkezine giderler.</p>
<p>Uzunca reklam faslı ardından, &#8220;abla&#8221;ya, okuduğunda çarpıldığı <strong>Lobsang Rampa</strong>&#8216;nın <strong>Üçüncü Göz</strong> kitabında anlatılan, Tibet&#8217;te bir manastırda, Himalayalar&#8217;ın derinliklerine saklı mağaralara gizlenmiş, tarih öncesi mezarlarda yatan 4,5-5 metre uzunluktaki mumyalanmış bedenleri hatırlatan Na&#8217;vi halkının, <em><strong>James Churchward</strong>&#8216;ın, Pasifik Okyanusu&#8217;ndaki <strong>Batık Kıta Mu</strong>&#8216;nun kalıntıları olduğunu belirttiği, muhteşem</em> Yeni Zelanda ormanlarında çekilmiş öyküsünü anlatan film başlar.</p>
<p>2009, ABD yapımı <strong>Avatar</strong>: Yönetmen <strong>James Cameron</strong>, görüntü yönetmeni <strong>Mauro Fiore</strong>, müzik <strong>James Horner</strong>, oyuncular <strong>Sam Worthington, </strong><strong>Zoe Saldana, Sigourney Weaver, Giovanni Ribisi, Michelle Rodriguez, Laz Alonso</strong>&#8230;</p>
<p><strong>Thea Alexander</strong>&#8216;in,<em> okuduğunda &#8220;abla&#8221;yı çok etkileyen kitabı</em><strong><em> </em>M.S. 2150</strong>&#8216;in, bacaklarını kullanamazken, uykusunda yolculuk ettiği boyutta bir başka bedende yaşayan kahramanını anımsatan, tekerlekli sandalyedeki asker Jake Sully, DNA&#8217;sının uyumlu olduğu biliminsanı erkek kardeşi için üretilen Na&#8217;vi bedeniyle, toprakları altındaki değerli madene ulaşmak üzere Pandora Gezegeni&#8217;ni işgale hazırlanan askerler için <em>-başlangıçta- </em>casusluk eder.</p>
<p>Dünya Kızılderili halklarını hatırlatır geleneklerle yaşayan Na&#8217;viler ile, <em><strong>Frank Herbert </strong>klasiklerindeki gibi</em> tasarım dille anlaşan, avatar bedenlerdeki <em>-başlarında Alien&#8217;den tanıdık Sigourney Weaver&#8217;in bulunduğu-</em> biliminsanları, araştırmaları sırasında, ağaçlar arasında, Na&#8217;vilerin girip, atalarının deneyimlerinden yararlandıkları çok geniş bir iletişim/bilgi ağı olduğunu keşfederler. İncelikle tasarlanmış laboratuvarda, içine yattıkları kapsüller aracılığıyla transfer oldukları avatar bedende, kötürümlüğünden sıyrılan asker Jake Sully, Na&#8217;vi prensesinden öğrendiği şekilde, <em>-akılalmaz zenginlikteki bitki, hayvan&#8230; çeşitliliğinde,<strong> Churchward</strong>&#8216;ın,<strong> Batık Kıta Mu</strong> serisinde, </em><em>&#8220;insanın, gelişimini tamamlamış biçimde Dünya&#8217;ya indiğini&#8221; belirttiği semboldeki, <strong>arka ayakları</strong></em><em><strong> üzerinde yükselmiş geyik</strong>- </em>geyiğe benzeyenini öldürür, kızılderili geleneğince, onun <em>Eywa&#8217;ya ulaşacağını, bedeninin halkına karışacağını </em>belirterek teşekkür ederken, kız askere, karşılıklı kültür alışverişi Amerikancasıyla<em> &#8220;temiz işti!&#8221;</em> der.</p>
<p>Jake Sully&#8217;nin, <em>anlamlı biçimde </em><strong>Ağustos 2154</strong> tarihli kayıtlarından birinde, <em>&#8220;&#8230;onlarda olmayıp bizde olan, ne blucine ne kolaya ihtiyacı olmayan Na&#8217;viler, topraklarından asla vazgeçmeyecekler&#8230;&#8221;</em> demesi üzerine, <em>&#8220;yumuşamak&#8221;</em>tan ödü kopan komutanın belirlediği üç ayın bitiminde, Dünya üzerinde olduğu gibi, <em>&#8220;&#8230;zenginliklerine göz diktikleri halkların düşman ilân edildiği&#8230;&#8221; </em>malûm stratejiyle, doğayla tam bir uyum içinde yaşayan naif halka, tüm güçleriyle saldırdıkları, güçlerin<em> hiç de </em>eşit görünmediği bir savaş başlar.</p>
<p>Uzun, ayrıntılı, izleyicinin kalbini kıran pek çok ölümden sonra,<em> Toruk Macto </em>Jack Sully&#8217;nin saçıyla, saçaklarıyla bağlantı kurduğu Ruh Ağacı aracılığıyla yardım istediği Eywa (Tanrı, Doğa&#8230;), kendi güçleriyle yardıma gelir. O arada, komutanın saldırısına uğrayan bedeninin bulunduğu kapsülde havasız kalan kötürüm asker eşini kurtaran prensesin, kucağındaki, yarısı boydaki askere sevgiyle bakarken gördüğü, bir yabancı<em>-öteki-</em>dan<em> </em>çok daha ötesidir. &#8220;Abla&#8221;, diğerini dış görünüşüne göre sınıflayan insanoğluna bakarak,<em>&#8220;ben bir başka sen&#8217;im!&#8221;</em> anlamında Maya selamı <em>&#8220;In L&#8217;akesh!&#8221; </em>örneğindeki gibi,<em> sadece,</em> derindekini görme becerisinin ne çok sorunu çözebileceğini düşünür.</p>
<p>En eski kültürlerde tabletlerde, egemenin gücü elde tutma çabasıyla kendi lehine bozduğu din kitaplarında sıkça sembolize edilen <strong>Hayat Ağacı&#8217;</strong>nın, yangın bombalarıyla, çok ölüme yol açan yıkılışı, yüzen kayalar, <strong>Ursula Le Guin</strong> kitaplarından tanıdık ejderler, yerlilerin &#8220;abla&#8221;nın <strong>Baraka</strong> filminde izlediği ritüelleri, melodileri&#8230; Son zamanların en yüksek bütçeli filmi, muhteşem görselliği yanında &#8220;abla&#8221;ya kalırsa<strong>, John Calleman</strong>&#8216;ın,<strong> Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü</strong> kitabında ayrıntılı biçimde, şemalarla açıkladığı bilinç değişimiyle sağlanacak kuantum sıçrayışını haberleyen, güçlü mistik bir mesaj&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/avatar-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Next</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/next.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/next.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 19:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jessice Biel]]></category>
		<category><![CDATA[Julianne Moore]]></category>
		<category><![CDATA[Lee Tamahori]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Cage]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Pajon]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Kretschmann]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=945</guid>
		<description><![CDATA[İlgilendiği konuya dair hiçbir yeni düşünce üretemeyen, &#8220;mantıksızlığı yüksek&#8221; senaryosuyla &#8220;Next&#8221;, tüm klişeleri kullanmaya çalışan bomboş bir Hollywood yapımı. &#8220;Next&#8221;in başrolünde,son yıllarda önüne gelen hiçbir oyunculuk fırsatını kaçırmayan! Nicolas Cage var. Jessice Biel, Julianne Moore, Thomas Kretschmann ve Nicolas Pajon&#8217;u da diğer rollerde görüyoruz. Filmin, dışarıdan çok süslü görünse de pek matah olmayan konusu ise ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İlgilendiği konuya dair hiçbir yeni düşünce üretemeyen, &#8220;mantıksızlığı yüksek&#8221; senaryosuyla &#8220;Next&#8221;, tüm klişeleri kullanmaya çalışan bomboş bir Hollywood yapımı.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">&#8220;Next&#8221;in başrolünde,son yıllarda önüne gelen hiçbir oyunculuk fırsatını kaçırmayan! Nicolas Cage var. Jessice Biel, Julianne Moore, Thomas Kretschmann ve Nicolas Pajon&#8217;u da diğer rollerde görüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Filmin, dışarıdan çok süslü görünse de pek matah olmayan konusu ise şöyle; Cris Johnson (Nicolas Cage), Frank Cadillac sahne ismiyle Las Vegas&#8217;ta bir sahne gösterisi düzenlemektedir. Johnson&#8217;ı diğer insanlardan ayıran özelliği ise iki dakika sonra olacakları önceden görebilmesi. Ve bu yeteneği, tahmin edileceği üzere FBI&#8217;ın yakın ilgisine maruz kalıyor. Yalnız Johnson, bu kabiliyete doğuştan sahip olsa da, FBI Johnson&#8217;ı ancak son iki yılda fark edebilmiş! Yani inanılmaz bir istihbarat ağına sahip olan FBI, bu adamdan daha önce hiçbir şekilde haberdar olamamış! Tam FBI&#8217;ın Johnson&#8217;la iletişime geçtiği sırada, Amerikalı masum insanları nükleer patlayıcı aracılığıyla yok etmek isteyen Ruslar,  bir yandan 8 milyon insanı yok etmek için hazırlıklarını sürdürürken, bir yandan da Johnson&#8217;ı etkisiz hale getireblmek için uğraş veriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Zaten &#8220;nükleer başlık, Ruslar ve FBI&#8221; sözcüklerinin bir araya gelmesi, bir filmi izlememek için yeterli bir neden iken, senaryoda yer alan mantık hataları ve aşırı yapay görsel efektler de filmi iyice itici yapıyor. Filme ilave edilen aşk hikayesi de, yeterince klişe barındıran filmde basit bir obje olmaktan öteye gidemiyor. İzlerken toparlanmasını umut ettiğimiz film, finaline yaklaşırken gider ayak daha fazla saçmalamaya başlıyor. Durumu kurtarmak için sürpriz sona sığınınca, daha da absürd bir şekil alıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Uzun lafın kısası, oyuncu kadrosundan hayranı olduğunuz bir isim yoksa, Yönetmen Lee Tamahori&#8217;nin bu çalışması, hiçbir şey vaat etmiyor/edemiyor.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/next.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avatar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/avatar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/avatar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 14:24:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[James Cameron]]></category>
		<category><![CDATA[Michelle Rodriguez]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Worthington]]></category>
		<category><![CDATA[Sigourney Weaver]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Lang]]></category>
		<category><![CDATA[Zoe Saldana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=884</guid>
		<description><![CDATA[James Cameron&#8217;un son filmi &#8220;Avatar&#8221; insanla doğanın bitmek bilmeyen &#8220;çekişmesine&#8221; farklı bir pencereden bakıyor. &#8220;Titanic&#8221;, &#8220;Terminator&#8221;, &#8220;Terminator 2&#8243; ve &#8220;Aliens&#8221; gibi popüler filmlerin yönetmeni James Cameron&#8217;ın aylardır beklenen filmi &#8220;Avatar&#8221; nihayet vizyonda. Cameron, filminin özellikle üç boyutlu izlenmesini istemiş, iki boyutlu salonlarda filmin vizyona sokulmaması için de stüdyoyla sıkı bir pazarlık yapmış. Ama filmin maliyetini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>James Cameron&#8217;un son filmi &#8220;Avatar&#8221; insanla doğanın bitmek bilmeyen &#8220;çekişmesine&#8221; farklı bir pencereden bakıyor.</p>
<p>&#8220;Titanic&#8221;, &#8220;Terminator&#8221;, &#8220;Terminator 2&#8243; ve &#8220;Aliens&#8221; gibi popüler filmlerin yönetmeni James Cameron&#8217;ın aylardır beklenen filmi &#8220;Avatar&#8221; nihayet vizyonda. Cameron, filminin özellikle üç boyutlu izlenmesini istemiş, iki boyutlu salonlarda filmin vizyona sokulmaması için de stüdyoyla sıkı bir pazarlık yapmış. Ama filmin maliyetini karşılayamayacağı düşüncesiyle film normal sinema salonlarında da gösterime sokulmuş durumda. Cameron, bir daha yalnızca üç boyutlu salonlarda gösterilecek filmler yapacağı kararını da bu durum üzerine açıklamış. 14 yıl önce tasarlanan proje, o günün teknolojisi yeterli olmadığından ancak günümüzde vizyon şansı bulabilmiş durumda. Film 500 milyon dolar bütçeye sahip.</p>
<p>Ben filmi üç boyutlu izledim. Cameron&#8217;un söylediği kadar büyük bir etki olur mu bilemem ama sizlere de tavsiyem &#8220;Avatar&#8221; veya başka bir film olsun, üç boyutlu film fırsatı bulduğunuzda, bu fırsatı kaçırmamanız.</p>
<p>&#8220;Avatar&#8221; Pandora adlı bir gezegende insanların &#8220;yayılma&#8221; amaçlarını anlatan bir film. Pandora adlı bu gezegende Na&#8217;vi adında, kendine özgü yaşayış tarzları, dilleri olan bir ırk yaşamakta. İnsanoğlu bu gezegene göz dikmiş durumda çünkü buradaki değerli taşlar, dünyada oldukça para etmekte. Bunun için tüm askeri güçlerini kullanmaya hazırlar. Jake Sally adlı felçli bir asker, abisinin ölümü üzerine yarıda kalan bu &#8220;Avatar&#8221; projesine katılıyor ve teknik olanaklar dahilinde bu halkla iletişime geçiyor. Ancak Jake, bir süre sonra hangi halkın haklı olduğu konusunda bir kafa karışıklığı yaşamaya başlıyor&#8230;</p>
<p>&#8220;Avatar&#8221; birçok ayrıntı barındıran bir film. Bu yüzden yukarıda özetlemeye çalıştığım konuyu beğenmeseniz de ziyanı yok. Çünkü film, bu konudan çok daha fazlasını barındırıyor. Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır ya, bu film de aynen öyle. Pandora gezegeninin &#8220;doğal&#8221; güzelliği insanı büyülüyor. Buradaki yaratıcılık da hayranlık uyandırıcı boyutlarda. Bu gezegende yer alan envayi çeşit böcekten tutun da vahşi hayvanlara kadar, tasarımların hepsi gerçekten müthiş. Kaldı ki 3D teknolojisi bir filmi etkileyici kılmak için yeterli bir varlık zaten.</p>
<p>Cameron elindeki teknolojiyi çok iyi kullanarak müthiş bir görsellik yaratıyor ve yaklaşık 3 saat boyunca seyircinin dikkatinin dağılmasını engelliyor. Ama Cameron bununla yetinmiyor ve hikayeyi de ayrıntılarla bezeyerek çok boyutlu bir anlatı sunuyor. Yani filmde ilgi çeken tek şey görsellik değil. Doğanın insana karşı direnişi, alt metinlerle doldurulmuş bir hikayeyle anlatılıyor. İnsanoğlunun gözünün bir türlü doymayışı, her durumda kendini haklı çıkarmaya çalışan bencilliği ve &#8220;rakibe&#8221; saygısızlığı filmde abartıya kaçmadan işlenmiş.</p>
<p>James Cameron,f ilmin sinema tarihinde yeni bir devri başlatacağını belirtmişti. Açıkçası ben bunun gerçekleşeceğini pek düşünmüyorum ama &#8220;Avatar&#8221;, gelecekte sinemanın &#8220;nasıl birşey&#8221; olacağıyla ilgili mühim ipuçları veriyor. Bu tür sinemanın ne kadar etkili olacağını da elbette zaman gösterecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/avatar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Transformers: Revenge of the Fallen &#124; Transformers: Yenilenlerin İntikamı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/transformers-revenge-of-the-fallen-transformers-yenilenlerin-intikami.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/transformers-revenge-of-the-fallen-transformers-yenilenlerin-intikami.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:42:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[John Turturro]]></category>
		<category><![CDATA[Josh Duhamel]]></category>
		<category><![CDATA[Matthew Marsden]]></category>
		<category><![CDATA[Megan Fox]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Bay]]></category>
		<category><![CDATA[Shia LaBeouf]]></category>
		<category><![CDATA[Tyrese Gibson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=847</guid>
		<description><![CDATA[Oldukça zorlama bir öyküyle, etkileyici görsel efektler sunan film, ilk film gibi (Transformers) izleyene görsel bir şölen sunuyor. İkinci filmin kadrosunda, ilk filme göre önemli bir değişiklik göze çarpmıyor. Shia LaBeouf ve Megan Fox yine başrollerde. Onlara Josh Duhamel, Tyrese Gibson, John Turturro ve Matthew Marsden eşlik ediyorlar. İlk film, Autobot&#8217;ların Deception&#8217;lara karşı üstünlüğüyle sonuçlanmıştı. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oldukça zorlama bir öyküyle, etkileyici görsel efektler sunan film, ilk film gibi (Transformers) izleyene görsel bir şölen sunuyor.</p>
<p>İkinci filmin kadrosunda, ilk filme göre önemli bir değişiklik göze çarpmıyor. Shia LaBeouf ve Megan Fox yine başrollerde. Onlara Josh Duhamel, Tyrese Gibson, John Turturro ve Matthew Marsden eşlik ediyorlar.</p>
<p>İlk film, Autobot&#8217;ların Deception&#8217;lara karşı üstünlüğüyle sonuçlanmıştı. İkinci filmin girişinde, Deception&#8217;ların bazılarının halen dünyada olduğunu görüyoruz. Zaman zaman beklenmedik yerlerde ortaya çıkıyorlar ve çeşitli bahaneler sayesinde, bu robotların varlığı, insanlardan saklanıyor. Bir yandan da Dünya dışındaki Deception&#8217;lar intikam almak için fırsat kolluyorlar. Ve bir dizi &#8220;talihsiz tesadüf&#8221; sonucu, başlatmak için bekledikleri intikam planını harekete geçirebiliyorlar&#8230;</p>
<p>&#8220;Transformers: Revenge of the Fallen-Transformers: Yenilenlerin İntikamı&#8221; epey zorlama bir hikayeye sahip. Yönetmen Michael Bay, zaten pek sağlam olmayan bu hikayenin boşluklarını doldurmakla uğraşmayıp daha fazla aksiyon sahnesine yer verse, kimsenin bir itirazı olmazdı sanırım. Çünkü aksiyon sahneleri, ilk filmi aratmaktan ziyade onun bir adım önüne geçiyor.</p>
<p>Filmin büyük bir gişe başarısı kazandığına bakıldığında, ufukta bir devam filmi daha gözüktüğü söylenebilir. Zaten filmin finalinde de, bir devam filmi için yeterince açık bir kapı bırakılıyor. Yalnız Megan Fox, bu filmden sonra yönetmen Michael Bay&#8217;a nazi benzetmesi yapmış ve filmin berbat bir hikayeye sahip olduğunu söylemişti. Megan Fox&#8217;un olası bir devam filminde yer alması, bu şartlarda pek mümkün gözükmüyor. Tabii bunu zaman gösterecek.</p>
<p>Amerikan filmi olmanın getirdiği, filmde bolca yer alan &#8220;yüce Amerikalıların fedakarlıkları&#8221;nı dikkate almazsak, filmin görsel açıdan son derece etkileyici bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/transformers-revenge-of-the-fallen-transformers-yenilenlerin-intikami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/2012.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/2012.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 11:47:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Amanda Peet]]></category>
		<category><![CDATA[Danny Glover]]></category>
		<category><![CDATA[John Cusack]]></category>
		<category><![CDATA[Roland Emmerich]]></category>
		<category><![CDATA[Thandie Newton]]></category>
		<category><![CDATA[Woody Harrelson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=833</guid>
		<description><![CDATA[Roland Emmerich&#8217;in filmlerine baktığımızda (Godzilla, Independence Day-Kurtuluş Günü, Yarından Sonra-The Day After Tomorrow&#8230;) sinemanın görsel bir sanat olmasından çıkardığı anlamın, ahneleri olabildiğince abartarak bol görsel efekt kullanmak olduğunu kolaylıkla idrak etmek mümkün. Yani Emmerich sinemayı belli ki karakter odaklı bir sanat olarak görmüyor. Bu yüzden de filmlerindeki karakterlerin bir hayli yapay olması da kaçınılmaz oluyor. &#8220;2012&#8243;de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Roland Emmerich&#8217;in filmlerine baktığımızda (Godzilla, Independence Day-Kurtuluş Günü, Yarından Sonra-The Day After Tomorrow&#8230;) sinemanın görsel bir sanat olmasından çıkardığı anlamın, ahneleri olabildiğince abartarak bol görsel efekt kullanmak olduğunu kolaylıkla idrak etmek mümkün. Yani Emmerich sinemayı belli ki karakter odaklı bir sanat olarak görmüyor. Bu yüzden de filmlerindeki karakterlerin bir hayli yapay olması da kaçınılmaz oluyor.</p>
<p>&#8220;2012&#8243;de de Emmerich yine alışık olduğu bir tarza, bir felaket filmine el atıyor. Filmde, artık bir fenomen haline gelen ve birçok insanın inandığı Maya takvimine göre 2012&#8242;de Dünya&#8217;nın &#8220;kendi kendini yok etmesi&#8221;ni işliyor. Bunu yaparken de her zaman ki alışkanlıklarından da pek taviz vermiyor. Filmi bir aile üzerinden yürütüyor Emmerich. Biz de bu andan itibaren Dünya&#8217;da yaşamını yitiren insanlara üzülmeyi bırakıp,bu ailenin kurtulmasına odaklanıyoruz.Yani o kadar insanın ölümünün seyirci için önemli olmaması gerekiyor. Önemli olan bu sıcak  Amerikan ailesinin kurtulması! Tabii bir yandan Siyahi Amerikan Başkanı&#8217;nın ne kadar insancıl ve şefkatli olduğunu da izliyoruz.Öyle ki,Dünya&#8217;dan kurtulmaya hak kazanan sayılı insanlardan olduğu halde, bu hakkından feragat ediyor ve yerini Bilimadamları&#8217;na bırakıyor .Artık ölmek üzere olan Dünya&#8217;da kalıp, yaşlı insanlarla ilgileniyor ve arada da bol bol dua etmeyi de ihmal etmiyor kendileri. Tüm bunları perdeye aktarırken bir yandan siyasileri eleştirmeyi, onların bencilliklerini &#8220;gözler önüne sermeyi&#8221; de ihmal etmiyor. Yani &#8220;dengeci bir politika izliyor&#8221;.</p>
<p>Fimin görsel gücünün hakkını da vermek gerekiyor. Son teknoloji ürünü filmde yapım şirketi belli ki kesenin ağzını açmış ve hiçbir masraftan kaçınmamış. Bu da gösteriyor ki film tamamıyle gişeye oynayan bir film. Çünkü tüm o yıkım ve kargaşayı sinemada izlemek bir başka oluyor elbette ki.</p>
<p>Filmde John Cusack, Amanda Peet, Thandie Newton, Woody Harrelson ve Danny Glover başlıca rolleri paylaşan oyuncular. İçlerinde en iyisi ise &#8220;komplo teoricisi&#8221; rolüyle Harrelson oluyor.</p>
<p>Sinemada görsellik arayanların, bunun dışında hiçbir şeye önem vermeyenlerin hoşuna gidecek bir çalışma &#8220;2012&#8243;. Yani görsellik dışında herhangi bir şeye önem vermeniz, filme gitmemek için yeterli bir neden!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/2012.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Battle Royale &#124; Ölüm Oyunu</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/battle-royale-olum-oyunu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/battle-royale-olum-oyunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 19:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2000]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Aki Maeda]]></category>
		<category><![CDATA[Kinji Fukasaku]]></category>
		<category><![CDATA[Kou Shibasaki]]></category>
		<category><![CDATA[Masanobu Ando]]></category>
		<category><![CDATA[Taro Yamamoto]]></category>
		<category><![CDATA[Tatsuya Fujiwara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=824</guid>
		<description><![CDATA[Çıktığı yıl fırtınalar koparmasa da pek çok hayran toplayan &#8220;Battle Royale &#8211; Ölüm Oyunu&#8221;, tüm sinemaseverlerin görmek isteyebileceği farklı bir dram. &#8220;Battle Royale&#8221;in oyuncu kadrosunda Tatsuya Fujiwara, Aki Maeda, Taro Yamamoto, Masanobu Ando ve Kou Shibasaki gibi, meraklısı olmayanın pek tanıyamayacağı oyuncular var. Filmin konusu bir hayli ilginç: 2000&#8242;li yıllarda gençler, iyiden iyiye kendilerini kaybeden bir sınıfa ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çıktığı yıl fırtınalar koparmasa da pek çok hayran toplayan &#8220;Battle Royale &#8211; Ölüm Oyunu&#8221;, tüm sinemaseverlerin görmek isteyebileceği farklı bir dram.</p>
<p>&#8220;Battle Royale&#8221;in oyuncu kadrosunda Tatsuya Fujiwara, Aki Maeda, Taro Yamamoto, Masanobu Ando ve Kou Shibasaki gibi, meraklısı olmayanın pek tanıyamayacağı oyuncular var. Filmin konusu bir hayli ilginç: 2000&#8242;li yıllarda gençler, iyiden iyiye kendilerini kaybeden bir sınıfa dönüşüp, yaşlılar ve büyükleri için tehlike olmaya başlamışlardır. Bunun üzerine hükümet, BR adlı bir yasa çıkarır. Bu yasaya göre, lise öğrencilerinin bulunduğu, ülkedeki, herhangi bir okuldaki herhangi bir sınıf kurayla belirlenir ve gözetim altında tutulan ıssız bir adaya sevk edilirler. Burada oynayacakları oyunda, üç gün sonunda, hayatta kalan tek kişi oyunu kazanacaktır. Yani öğrencilerden, birbirlerini öldürmeleri ve ne pahasına olursa olsun hayatta kalan tek kişi olmaları bekleniyor. Bunun için her öğrenciye, içlerinde farklı özellikte silahlar bulunan çantalar veriliyor. Boyunlarına takılan metal bir halka ile takip ediliyorlar. Bu halka, zorlamaya karşı patlayıcı özelliğe sahip. Üç gün sonunda, kalan kişi birden fazla olursa, kalan herkes ölüyor&#8230;</p>
<p>Filmde, öğrencilerin neden bu oyuna katılmak zorunda oldukları fikrinin altı biraz boş kalıyor. Yalnızca &#8220;büyüklerini dinlememeleri&#8221;, bu oyun için yeterli bir sebep değil elbette. Film bu fikirle pek ilgilenmeyip, oyunun sıradışılığına yaslanıyor. Öğrencilerden, intihar edenlerinden tutun da, birlik olup oyuna karşı çıkmayı amaçlayan, bunun yanında zevk için insanları öldüren bile var. 42 farklı karakteri içeriyor olmasını, film için bir avantaja çeviriyor Yönetmen Kinji Fukasaku. Tüm öğrencilerin istemeden içine düştüğü bu zor durumu ve psikolojik baskıyı çok iyi anlıyoruz. Ayrıca enteresan konusu nedeniyle, her an bir sürprizle de karşılaşabiliyoruz. Kimi öğrencilerin &#8220;normal hayatta&#8221; nasıl olduklarını da izleyip, oyun sırasında barındırdıkları merhamet veya gaddarlık duygularını da, nedenleriyle idrak edebiliyoruz.</p>
<p>2000 yılında Japonya&#8217;dan çıkan film, tüm sinemaseverlerin ve sinefillerin ilgi ve alakasını hak ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/battle-royale-olum-oyunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>District 9 &#124; Yasak Bölge 9</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 20:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Cope]]></category>
		<category><![CDATA[John Sumner]]></category>
		<category><![CDATA[Nathalie Boltt]]></category>
		<category><![CDATA[Neill Blomkamp]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Jackson]]></category>
		<category><![CDATA[Sharlto Copley]]></category>
		<category><![CDATA[Wiliam Allen Young]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=820</guid>
		<description><![CDATA[Politik bilim kurgu kara komediye bayılan &#8220;abla&#8221; için Yasak Bölge 9, bir başyapıt! 2009, Yeni Zelanda-ABD yapımı Yasak Bölge 9&#8216;un yönetmeni Neill Blomkamp, -&#8221;abla&#8221; hiç üşenmez, arar tarar bir fotoğraf bulur- bir beyaz! Filmin, 1948&#8242;den başlayarak uzun yıllar Apartheid acısı yaşamış topraklarda, Johannesburg&#8217;da geçen öyküsünü &#8220;en iyi bir siyah anlatabilir&#8221; diye düşünen &#8220;abla&#8221;, uzun saçlı, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Politik bilim kurgu kara komediye bayılan &#8220;abla&#8221; için Yasak Bölge 9, bir başyapıt!</strong></em></p>
<p>2009, Yeni Zelanda-ABD yapımı <strong>Yasak Bölge 9</strong>&#8216;un<strong> </strong>yönetmeni <strong>Neill Blomkamp</strong>, <em>-&#8221;abla&#8221; hiç üşenmez, arar tarar bir fotoğraf bulur- </em>bir beyaz! Filmin, <em>1948&#8242;den başlayarak uzun yıllar <strong>Apartheid </strong>acısı yaşamış topraklarda</em>, Johannesburg&#8217;da geçen öyküsünü <em>&#8220;en iyi bir siyah anlatabilir&#8221; </em>diye düşünen &#8220;abla&#8221;, uzun saçlı, yakışıklı, neşeli bir beyazla karşılaşınca şaşırmadan edemez.</p>
<p>Gençlik yıllarında gördüğü, ırkçı-ayrılıkçı rejim karşıtı <strong>Steven Biko</strong>&#8216;nun işkenceyle sona erdirilen yaşamının anlatıldığı, <strong>Richard Attenborough</strong>&#8216;nun yönettiği, <strong>Denzel Washington, Kevin Kline</strong>&#8216;ın oynadığı <strong>Cry Freedom</strong> filmi ile yüreğinde, bu ülkenin insanları için bir acı kompartımanı açılan &#8220;abla&#8221;nın, <strong>Joan Baez</strong>&#8216;in Biko&#8217;ya adadığı şarkıyı, her dinleyişinde içi kanar. Trajedinin başlangıcından 40 yıl sonra, <em>ailenin seyahat gurusu</em> küçük kız kardeş Güney Afrika&#8217;ya gidip, acılı tarihin müzesini gezer. Dönüşünde izlenimlerini anlatırken, insanların geçmişe ilişkin tavırlarının, <em>-&#8221;abla&#8221;ya hediye getirdiği t-shirt&#8217;ün üstünde yazılı şekliyle-</em> <em><strong>&#8220;Hakuna matata!&#8221;</strong></em> olduğunu söyler, yani <em>&#8220;takma kafana!&#8221;</em></p>
<p>Günümüzün 50 yıl sonrasında geçen filmde, Güney Afrika Cumhuriyeti&#8217;nin başkenti Johannesburg üzerinde uzun süre hareketsiz duran koca gemiye ulaşan beyazlar, <em>siyahlar üzerinde yıllar boyu edindikleri </em>engin deneyimle, &#8220;karides&#8221; dedikleri, <em>-bir nedenle çaptan düşmüş- </em>uzaylıları tecrit ederler. Yıllar içinde aynı dili konuşup çatpat anlaşabilseler de, bu, karideslerin yaşam kalitelerini artırmaz. Bir zaman sonra fazla kalabalıklaştıkları gerekçesiyle bir başka kampa aktarılmaları gündeme gelir. Bu arada çıkan olaylarda, bir itiş kakış sırasında DNA&#8217;sı etkilenen ve hızla bir dönüşüm içine giren, işine, eşine âşık Wikus, anında, onu uyuşturmadan kesip sırrına ulaşmak isteyen bilim adamlarının ardına gizlenmiş paragözlerin hedefi haline gelir.</p>
<p>&#8220;Abla&#8221;, filmde, <em>kırmızısı bol bilgisayar oyunlarına düşkün </em>yeniyetme hevesiyle yüklenmiş, aksiyon denilen, akıl almaz şiddet, vahşet, dehşetle, gürültü patırdıyı 1979&#8242;lu yönetmenin gençliğine verir. Kamptaki bir başka &#8220;uzaylı&#8221; grup Nijeryalılar, onlarla karideslerin karaborsa kedi maması ağırlıklı  ticaret ilişkileri, beyazlar arasında dönen dolaplar, derinde, toprak altında 20 yıldır incelikle, sabırla damıtılagelen yakıt, DNA&#8217;ya uyumlu uzaylı silahları, finalde sevgili eşinin kapısına, çöplükten topladığı ıvırzıvırla yaptığı küçük çiçeği bırakan Wikus&#8217;un hüznü&#8230;</p>
<p>Tüm sertliği altında, bir o kadar komik film, &#8220;abla&#8221;nın beğenisini, hayranlığını <em>bileğinin hakkıyla </em>hakeder&#8230;<strong><br />
</strong><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Fifth Element &#124; 5. Element</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-fifth-element-5-element.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-fifth-element-5-element.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 21:12:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1997]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Willis]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Tucker]]></category>
		<category><![CDATA[Gary Oldman]]></category>
		<category><![CDATA[Ian Holm]]></category>
		<category><![CDATA[Luc Besson]]></category>
		<category><![CDATA[Milla Jovovich]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=818</guid>
		<description><![CDATA[Luc Besson&#8217;un &#8220;Leon&#8221;dan sonraki en iyi yapımı olarak nitelendirilebilecek &#8220;The Fifth Element &#8211; 5. Element (5. Güç)&#8221; döneminde yankı uyandırmasına rağmen, aradan geçen yaklaşık on yıldan sonra, yeniden izlendiğinde, seyirciyi eskisi gibi eğlendiremiyor&#8230; &#8220;5. Element&#8221;in oyuncu kadrosunda Bruce Willis, Gary Oldman, Ian Holm, Milla Jovovich ve Chris Tucker gibi isimler var.    2259 yılında geçen filmde,artık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Luc Besson&#8217;un &#8220;Leon&#8221;dan sonraki en iyi yapımı olarak nitelendirilebilecek &#8220;The Fifth Element &#8211; 5. Element (5. Güç)&#8221; döneminde yankı uyandırmasına rağmen, aradan geçen yaklaşık on yıldan sonra, yeniden izlendiğinde, seyirciyi eskisi gibi eğlendiremiyor&#8230;</p>
<p>&#8220;5. Element&#8221;in oyuncu kadrosunda Bruce Willis, Gary Oldman, Ian Holm, Milla Jovovich ve Chris Tucker gibi isimler var.    2259 yılında geçen filmde,artık filmi izlemeyenin bile, konu üzerinde yeterince bilgi sahibi olduğu üzere, insanlığı büyük bir kötülükten koruma çabaları anlatılıyor. Bu öyle bir kötülük ki, dünyanın yok olmasına sebebiyet verebilecek derecede &#8220;kötü&#8221;.  Tabii fantastik bir film olduğu için, işin içine başka gezegenlerden varlıklar da giriyor. Bu varlıklarla, hikayeye biraz mizah unsuru katılmak istenmiş. En nihayetinde de, hikaye bir şekilde &#8220;5 elemente&#8221; bağlanıyor.</p>
<p>Filmin görsel efektlerine diyecek yok. Uçan arabalar, geleceğin şehir manzaraları vs. görsel olarak etkileyici.   Ama filmi 2009 yılında izleyince,belki hikaye de iyice &#8220;eskidiğinden&#8221; olacak,karşınızda &#8220;eğlencelik&#8221; bir film olduğunu görüyorsunuz. Yani filmi, ilk kez izleyen kişi, oldukça eğlenceli vakit geçirebilir ama daha önce seyrettiyseniz, tekrar seyretmemenizde fayda var. Luc Besson da, belli ki filmin görselliğine güvenmiş. Yoksa filmde yer alan o &#8220;büyük kötülük&#8221; öyle ucu açık bırakılmazdı. Besson&#8217;un derdi hikayede değil, hikayeye serpiştirilen espirilerde ve aksiyonda. Bu tip bir gelecek yerine, daha karanlık bir gelecek yorumu yapsaymış, çok daha iyi olurmuş. Böyle yapmayıp, filmin mizahi yönünü klişelere yaslayınca, tekrar tekrar seyredilebilecek bir film çıkmıyor ortaya.</p>
<p>Gary Oldman&#8217;ın oyunculuğuyla yıldızlaştığı film, ilk defa izleyecek olanlara tavsiye edilir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-fifth-element-5-element.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babylon A.D. &#124; Babil M.S.</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/babil-ms-babylon-ad.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/babil-ms-babylon-ad.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 17:59:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hayal Kahramanı</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Gérard Depardieu]]></category>
		<category><![CDATA[Michelle Yeoh]]></category>
		<category><![CDATA[Vin Diesel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/babil-ms-babylon-ad.html</guid>
		<description><![CDATA[Vatanı Amerika’dan kovulmuş eski bir paralı asker olan Tooroop (Vin Diesel), kanun dışı bir suç örgütünün başı olan Gorsky (Gerard Depardieu) tarafından Aurora (Melanie Thierry) isminde bir kızı ve bakıcısı olan Rahibe Rebeka’yı (Michelle Yeoh) Amerika’ya götürmek zorunda bırakılır. Sırbistan’dan başlayıp Rusya’yı boydan boya geçerek Bering Boğazına ulaşan Tooroop ve kargoları (filmde öyle isimlendirilmiş), sınırı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vatanı Amerika’dan kovulmuş eski bir paralı asker olan Tooroop (Vin Diesel), kanun dışı bir suç örgütünün başı olan Gorsky (Gerard Depardieu) tarafından Aurora (Melanie Thierry) isminde bir kızı ve bakıcısı olan Rahibe Rebeka’yı (Michelle Yeoh) Amerika’ya götürmek zorunda bırakılır. Sırbistan’dan başlayıp Rusya’yı boydan boya geçerek Bering Boğazına ulaşan Tooroop ve kargoları (filmde öyle isimlendirilmiş), sınırı geçerek Kanada üzerinden Amerika’ya ulaşırlar. Görevini tamamladığında Aurora’nın çok kıymetli bir şey taşıdığını öğrenen Tooroop hayatını tehlikeye atmaktan çekinmeyecektir.</p>
<p>Yukarıda konusunu kısaca özetlediğimiz filmin yönetmeni, adını 1995 yapımı Protesto – Nefret (La Haine) isimli filmle duyuran ve daha sonra çektiği Nehirler Kızıl Akacak (Les Riviéres Pourpres) ve Gothika ile de ününü perçinleyen Mathieu Kassovitz. Filmin başrol oyuncusu Vin Diesel. Kendisine Kaplan ve Ejderha (Crouching Tiger, Hidden Dragon) filminin başrol oyuncusu Michelle Yeoh eşlik ediyor. Bir diğer önemli rolü Fransız aktris Mélanie Thierry üstlenmiş. Bir de küçük bir rolde Gerard Depardieu’yu görüyoruz.</p>
<p>Film, tarih olarak 2017 sonrası bir zaman dilimi içerisinde geçiyor. Bu yönüyle bir bilim-kurgu. Sadece tarih sebebiyle değil, 2017’de Avrupa ve Rusya büyük bir yıkım geçirmiş, merkezi idareler iktidarlarını kaybetmiş ve tamamen bir kaos ortamı hüküm sürmektedir. Ama öte yanda Amerika kıtası ise medeni havasından hiçbir şey yitirmemiş ve ayakta kalabilmeyi başarmıştır. Filmin ilk yarısı boyunca insan hayatının hiçbir değer ifade etmediği, türlü sıkıntıların yaşandığı, yanmış, yıkılmış Asya ve Avrupa’nın içler acısı hali bir yol hikâyesi şeklinde aktarılıyor. Filmin ikinci yarısı ile Amerika’daki düzen, nizam ve intizam senaryo açısından ciddi bir çelişki gibi görünüyor. Filmde biraz Aurora kimliği üzerinden yönetmenliğini Alfonso Cuaron’un yaptığı Son Umut (Children of Men) havası verilmek istenmiş. Kargo teslimatı da akıllara Taşıyıcı (Transporter) isimli filmi getiriyor. İki filmi karıştırın, karakterleri de hem görünümleri hem de davranışları açısından 6. Element (Fifth Element)’den klonlayıp aynı tencereye atın, kısık ateşte 5 dk. pişirin, tuzunu, salçasını ilave edin, böyle bir film ortaya çıksın.</p>
<p>Zaten filmin yönetmeni de, yaptığı işi beğenmemiş olacak ki, yapımcı Fox şirketi ile sorunlarını dile getirip “Film için hiç mutlu değilim. Bir sahne bile isteğime göre çekilmedi. Senaryoya uyan hiçbir sahne yok. Kötü yapımcılar, kötü bir deneyim. Fox pg-13 tarzı bir çocuk filmi yapmak istedi. Onlarla kavgaya hazırım ancak umurlarında değil.” demiş. Filmin Amerikan versiyonu 90 dk., Fransız versiyonu 101 dk. ve Director’s Cut ise 161 dk. Böyle olunca da film de konu olarak neden bir yere varamadığımızı biraz olsun anlıyoruz. 71 dakika kesilmiş filmden :).</p>
<p>Oyunculuk açısından ise, Vin Diesel her zaman bildiğimiz standartlarında bir oyunculuk sergilemiş. Ya da şöyle diyeyim, Riddick’ten iyi değil. Kendisine eşlik eden Michelle Yeoh ise dövüş sahnelerindeki performansı ile durumu biraz olsun kurtarıyor, ama bu senaryo ile ancak bu kadar dedirtiyor. Melanie Thierry ise vasat bir oyunculuk sergiliyor.</p>
<p>Konu sonuca bağlanmadan bir anda bitiverince filmde pek çok şey yerli yerine oturmuyor, havada kalıyor. Sanki bir devam filmi gelecekmiş havası var, ancak ben bunun küçük bir ihtimal olduğunu düşünüyorum. İlk başlangıcıyla izleyiciyi sarıveren, normal düşünce kalıplarının dışına çıkaran (bilim kurgu filmlerini bu yüzden severim), ikinci bölümü ve finaliyle izleyicilerini fazla memnun edemiyor. Böyle olunca da izlesem de olur, izlemesem de tarzında bir film ortaya çıkıyor.</p>
<div>
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="225" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/k2mDXQ4tm8Dl4DBczg&amp;related=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="225" src="http://www.dailymotion.com/swf/k2mDXQ4tm8Dl4DBczg&amp;related=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>
</div>
<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-10-701">


	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-124" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-5.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-5.jpg" alt="babylon-ad-5.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-5.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-125" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-10.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-10.jpg" alt="babylon-ad-10.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-10.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-126" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-2.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-2.jpg" alt="babylon-ad-2.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-2.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-127" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-9.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-9.jpg" alt="babylon-ad-9.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-9.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-128" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-3.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-3.jpg" alt="babylon-ad-3.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-3.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-129" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-4.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-4.jpg" alt="babylon-ad-4.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-4.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-130" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-8.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-8.jpg" alt="babylon-ad-8.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-8.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-131" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-1.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-1.jpg" alt="babylon-ad-1.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-1.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-132" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/babylon-ad-6.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_10" >
								<img title="babylon-ad-6.jpg" alt="babylon-ad-6.jpg" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/gallery/babylon-ad/thumbs/thumbs_babylon-ad-6.jpg" width="100" height="80" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class='ngg-clear'></div>
 	
</div>

<p>[imdb]0364970[/imdb]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/babil-ms-babylon-ad.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cloverfield &#124; Canavar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/cloverfield-canavar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/cloverfield-canavar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 13:51:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hayal Kahramanı</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/cloverfield-canavar.html</guid>
		<description><![CDATA[New York&#8217;u yerle bir eden yaratık. Yönetmenin ifadesine göre kendisine ilham veren fikir, Japonya gezisi sırasında oğluyla oyuncak satan dükkânları gezerken adeta Japonların milli canavarı olan Godzilla figürlü oyuncakların çokluğunu görünce “neden bizim (Amerikalıların) bir canavarı yok? Bizim sinema dünyasına sunabildiğimiz tek canavar figürü King Kong” tezinden yola çıkarak yaratılmış bir ürün. Bu düşünceden yola ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>New York&#8217;u yerle bir eden yaratık.</h3>
<p>Yönetmenin ifadesine göre kendisine ilham veren fikir, Japonya gezisi sırasında oğluyla oyuncak satan dükkânları gezerken adeta Japonların milli canavarı olan Godzilla figürlü oyuncakların çokluğunu görünce “neden bizim (Amerikalıların) bir canavarı yok? Bizim sinema dünyasına sunabildiğimiz tek canavar figürü King Kong” tezinden yola çıkarak yaratılmış bir ürün. Bu düşünceden yola çıkarak önce nereden geldiği ve ne şekilde var olduğu belli olmayan dünyadaki hayvan türlerinden hiç birine benzemeyen belki biraz dış görünüşü dinozorları andıran bir figür yaratması için animasyon sanatçılarıyla irtibata geçer. 100 metre boyunda, bir darbe ile ABD’nin sembolü olan Özgürlük Anıtının kafasını koparabilecek güçte, insanoğlunun sahip olduğu silahlardan etkilenmeyen bir anatomiye sahip canavar sipariş edilir.<span id="more-604"></span></p>
<p>Canavarımız normal yaşantılarına devam eden insanların arasına bir anda çıkıverir ve pek çok insanın ölmesine, birçok da binanın yıkılmasına sebep olur. Hikâyemiz de bir veda partisi için toplanmış kahramanlarımızın hatıra kalması amacıyla amatör bir video kaydı çektikleri bir sırada başlar. Kamera olaylar sırasında hiç kapanmadan çekime devam eder. Canavarın icrayı faaliyet gösterdiği ve askerlerinde müdahale ettiği bölgede esas oğlanın kız arkadaşı yaralı bir vaziyette mahsur kalmıştır. O halde ne pahasına olursa olsun esas kız kurtarılmalıdır.</p>
<p>Hikâyemize, güçlü bir gerçeklik duygusu oluşturulması için parkta bulunan, Amerikan devletinin gizli belgeleri arasına dâhil edilmiş ve olayların başlangıcından itibaren amatör bir kameraman tarafından çekilmiş video kaydedicideki kayıtlar kaynaklık etmektedir. Kaydı yapanların kaydedicide unuttukları bir kasette zaman zaman devreye girmekte ve kahramanlarımız hakkında geçmişe giderek birbirleri arasındaki bağ vurgulanmaktadır. Anlatım tekniği açısından aynen “Blair Cadısı” filminde olduğu gibi çekimi yapan kurbanların akıbetlerinin ne olduğu bilinmemektedir. Büyük ilgi gören filmin yüksek bir ihtimalle devam filminin çekileceğini tahmin ediyoruz.</p>
<p>Konu olarak “War of the Worlds” (Dünyalar Savaşı) ile benzerlikler arz etse de anlatım olarak farklı ve başarılı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. İki filmi birbiri ile karşılaştırırsak;</p>
<ul>
<li>War of the Worlds’da dünya dışından gelen yaratıklar tarafından saldırı gerçekleştiriliyor. Cloverfield’da ise saldırıyı gerçekleştiren yaratığın dış dünyadan mı, yoksa bu dünyadan mı olduğu konusunda bir şey belli değil.</li>
<li>War of the Worlds’da da Cloverfield’da da saldırıya uğradıktan sonra kaçış hikâyeleri işleniyor.</li>
<li>Görsel efektler ve bilgisayar animasyonları her iki filmde de başarı ile uygulanmış.</li>
</ul>
<p>Başrol oyuncuları daha çok televizyon dizilerinde rol almış oyunculardan seçilmişler. Zaten filmin yapımcısı olan J.J. Abrams aynı zamanda sevilen diziler “Lost” ve “Alias”ında yapımcısı olduğunu düşünürsek, filmin kaliteli olabileceği hakkında bir kanıya varabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/cloverfield-canavar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>V for Vendetta</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/v-for-vendetta.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/v-for-vendetta.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 04:02:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bronze</dc:creator>
				<category><![CDATA[2005]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Wachowski]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Weaving]]></category>
		<category><![CDATA[James McTeigue]]></category>
		<category><![CDATA[John Hurt]]></category>
		<category><![CDATA[Larry Wachowski]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Fry]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Rea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/v-for-vendetta.html</guid>
		<description><![CDATA[Alan Moore’nin çizgi romanından beyazperdeye uyarlanan 2006 yılı başlarında vizyona girmiş enfes bir film. Hem senaryosu hem de oyunculuğuyla “enfes” kelimesini gerçekten de hak eden ve tavsiye edebileceğim bir yapıt olmuş. Filmin konusu, içerdiği sahneler ve özenle seçilmiş cümleler aklınızdan uzun zaman çıkmayacak. &#8220;Remember, remember, the fifth of November&#8221; cümleleriyle başlayan film, 400 yıl önce ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alan Moore’nin çizgi romanından beyazperdeye uyarlanan 2006 yılı başlarında vizyona girmiş enfes bir film. Hem senaryosu hem de oyunculuğuyla “enfes” kelimesini gerçekten de hak eden ve tavsiye edebileceğim bir yapıt olmuş.</p>
<p>Filmin konusu, içerdiği sahneler ve özenle seçilmiş cümleler aklınızdan uzun zaman çıkmayacak. &#8220;Remember, remember, the fifth of November&#8221; cümleleriyle başlayan film, 400 yıl önce <a title="Guy Fawkes" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Guy_Fawkes" target="_blank">Guy Fawkes</a> tarafından yapılan <a title="Barut komplosu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Barut_komplosu" target="_blank">Barut komplosu</a> adıyla bilinen İngiliz Parlamento binasının havaya uçurulması girişimine atıflarla başlıyor ki kahramanımız V’yi de onun maskesiyle görmekteyiz. Film boyunca altı çizilmesi, üzerinde uzun uzun düşünülmesi ve konuşulması gereken öyle replikler var ki bazen film izlediğinizi dahi unutuyor, olayın geçtiği 2020’li yılları bırakıp günümüz ortamında yansılarını aramadan kendinizi alamıyorsunuz. Aksiyon sahneleri ve müzikleri de filmin başarısı ile aynı oranda başarılı. V for Vendetta İngiliz&amp;Alman ortak yapımı bir film, filmdeki enfes repliklerden zaten Amerikan işi olmadığı hemen belli oluyor, belki de bu nedenle bu film hak ettiği ilgiyi ve yankıyı bulamıyor.</p>
<p>Başroldeki maskenin altında Matrix filmindeki Ajan Smith rolünden dolayı suratını hiçbir zaman unutmayacağımız <a title="Hugo Weaving" href="http://imdb.com/name/nm0915989/" target="_blank">Hugo Weaving</a> var. Evey rolündeki <a title="Natalie Portman" href="http://imdb.com/name/nm0000204/" target="_blank">Natalie Portman</a>’ın aksanıyla ve oyunculuğuyla parmak ısırtıyor, o güzelim saçlarına da üzülmeden edemiyoruz. Başbakan rolündeki <a title="John Hurt" href="http://imdb.com/name/nm0000457/" target="_blank">John Hurt</a> ise rolünün hakkını çok iyi vermiş, aslında biraz makyajla bu adama Hitler rolü de gidermiş ya konumuz o değil. Sözün özü Wachowski kardeşler çok iyi bir iş çıkarmışlar ortaya, izlememezlik yapmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/v-for-vendetta.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A Scanner Darkly</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/a-scanner-darkly.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/a-scanner-darkly.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jan 2007 17:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yamahe</dc:creator>
				<category><![CDATA[2006]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Keanu Reeves]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Linklater]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Downey Jr.]]></category>
		<category><![CDATA[Winona Ryder]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/a-scanner-darkly.html</guid>
		<description><![CDATA[A Scanner Darkly; Before Sunrise, Before Sunset ve Tape gibi filmleriyle kendisine hayran bırakan anlatı ustası Richard Linklater ile Minority Report, Paycheck ve Blade Runner gibi filmlere romanlarıyla kaynaklık eden bilimkurgu üstadı Philip K. Dick&#8216;in kesiştiği noktada ortaya çıkan bir yapım. Gerçek oyuncularla çekilen sahnelere özel bir efekt bindirilmesiyle oluşturulan animasyon tekniği, alışılagelmişin dışında olması ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>A Scanner Darkly; <a href="http://www.imdb.com/title/tt0112471/">Before Sunrise</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0381681/">Before Sunset</a> ve <a href="http://www.imdb.com/title/tt0275719/">Tape</a> gibi filmleriyle kendisine hayran bırakan anlatı ustası <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000500/">Richard Linklater</a> ile <a href="http://www.imdb.com/title/tt0181689/">Minority Report</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0338337/">Paycheck</a> ve <a href="http://www.imdb.com/title/tt0126817/">Blade Runner</a> gibi filmlere romanlarıyla kaynaklık eden bilimkurgu üstadı <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001140/">Philip K. Dick</a>&#8216;in kesiştiği noktada ortaya çıkan bir yapım.</p>
<p>Gerçek oyuncularla çekilen sahnelere özel bir efekt bindirilmesiyle oluşturulan animasyon tekniği, alışılagelmişin dışında olması nedeniyle rahatsız edici olabiliyor. Bununla beraber, yönetmenin ilk olarak <a href="http://www.imdb.com/title/tt0243017/">Waking Life</a>&#8216;da kullandığı teknik anlatım gücüne kattığı olumlu etki ile öne çıkıyor. Teknik; bir romanın sinemaya uyarlanması sırasında kaçınılmaz olan kayıpların, daha aza indirgenmesinde fayda sağlıyor. Ögeler arasındaki soyut ve pastel renkler/çizgiler izleyicinin hayal gücüne daha geniş bir alan kalmasına olanak tanıyor.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/name/nm0001140/">Philip K. Dick</a>&#8216;in kendi deneyimlerinden yola çıkarak, -yüzeysel olarak- uyuşturucuya karşı verilen mücadele üzerine yazdığı romanından uyarlandığından, bir mesajı belirgin bir şekilde vermesini beklediğim bir filmdi. Bunun yerine çok katmanlı ve karmaşık bir yapıya sahip, içice geçmiş mesajlardan oluşan bir film çıktı karşıma.</p>
<p>Farklı bir deneyimse aradığınız, bunu bulacağınız bir film A Scanner Darkley.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/a-scanner-darkly.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
