<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; Aksiyon</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/sinema/turler/aksiyon/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Ip Man</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ip-man.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ip-man.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 00:15:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Donni Yen]]></category>
		<category><![CDATA[Ka Tung Lam]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Yam]]></category>
		<category><![CDATA[Siu-Wong Fan]]></category>
		<category><![CDATA[Wilson Yip]]></category>
		<category><![CDATA[Yu Xing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1538</guid>
		<description><![CDATA[“Ip Man”i çekici kılan en önemli unsur, hem son dönemde örneklerine sık rastlayamadığımız iyi dövüş filmlerinden olması, hem de anlattığı karakterin efsane isim Bruce Lee ile bağlantısı. “Ip Man”in oyuncu kadrosunda Donni Yen, Simon Yam, Ka Tung Lam, Siu-Wong Fan ve Yu Xing yer alıyorlar. Filmin yönetmeni Wilson Yip. Lafı uzatmadan önce Bruce Lee’nin Ip ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Ip Man”i çekici kılan en önemli unsur, hem son dönemde örneklerine sık rastlayamadığımız iyi dövüş filmlerinden olması, hem de anlattığı karakterin efsane isim Bruce Lee ile bağlantısı.</p>
<p>“Ip Man”in oyuncu kadrosunda Donni Yen, Simon Yam, Ka Tung Lam, Siu-Wong Fan ve Yu Xing yer alıyorlar. Filmin yönetmeni Wilson Yip.</p>
<p>Lafı uzatmadan önce Bruce Lee’nin Ip Man’le bağlantısını söylersek, Ip Man Bruce Lee’nin hocası! Daha doğrusu Bruce Lee’nin temel aldığı dövüş tekniğinin tarzı ona ait. Film, Ip Man’in hayatını irdeleyen bir biyografi örneği olduğundan, bu ilişkiye de haliyle girmiyor ve bu bilgiye yalnızca filmin sonunda yer veriyor. Başroldeki Donni Yen’in Ip Man karakterine büyük bir sempati kattığını ve çok başarılı bir iş çıkardığını da belirtelim.</p>
<p>Film 1935 yılında başlıyor. Çin’deki küçük bir bölgede, dövüş sanatı öğretimi veren pek çok okul aynı sınırlar içinde faaliyetini sürdürüyor. Bölgenin dövüş sanatı becerisi konusundaki yegane lideri Ip Man ise hiçbir öğrenciye eğitim vermiyor. Karısı ve tek çocuğu ile mütevazı bir hayat sürüyor. Mütevazılığını bu sanattaki ustalığında da sergiliyor. Kendisine meydan okuyan bir grubu, yaptığı az abartılı ve şiirsel bir pataklamanın ardından gelen övgülere “şanslıydım” cevabını veren biri Ip Man. Hem bu özelliklerinden, çevreyle ilişkilerinden ve hem de güler yüzlü yapısından dolayı etrafta oldukça seviliyor.</p>
<p>Ip Man’in hayatı Japonya’nın Çin’i işgal etmesiyle alt üst oluyor. Daha önce herhangi bir işte çalışmamış olan Ip Man, Japon kuvvetlerinin kapılarına dayanmasıyla evini terk edip çalışmaya başlıyor. Aslında film bu bölümlerinde Ron Howard’ın “Cinderella Man”ini oldukça anımsatıyor. Yani iki yaşam arasında hatırı sayılır bir paralellik var. Bu anlarda bir aile olmanın getirdiği zorlukla Ip Man bazı tavizler vermek durumunda kalıyor ve karısı da buna sadakat ile karşılık veriyor. Tabii yönetmen koltuğunda Sam Mendes veya Noah Baumbach gibi bir isim olsaydı bu anlar oldukça trajik olabilirdi ama burada aksi yönde bir işleyiş söz konusu. Buradan itibaren dönemin zor şartlarını fon alan yapım, Ip Man ile bir Japon generalin çekişmesini yansıtıyor. Aslında malum olan sonun gelmesi konusunda izleyen de bu sahnelerden itibaren biraz ısrarcı olabilir. Ama film yine de sonunu bir şekilde merak ettiriyor.</p>
<p>Dövüş sahnelerindeki inandırıcılık ve estetik filmi büyük oranda cazip kılıyor. Bazı sahnelerde yerçekimine meydan okunduğu gözükse de, belirli bir tarzı bünyesinde eriten bu kısımların normal bir dövüş filmine göre az olması da haliyle izleyeni daha da istekli yapabiliyor.</p>
<p>Kısacası kimi zaman ağırlaşan, kimi zaman yüksek bir ivme kazanan “Ip Man”, öncelikle dövüş sanatı meraklılarına ve biyografik öyküleri sevenlere sesleniyor. Bu filmden hoşlananlar, Jet Li’nin başrolünde oynadığı ve döktürdüğü “Fearless-Korkusuz”  filmini de sevecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ip-man.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>From Paris with Love &#124; Paris&#8217;ten Sevgilerle</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/from-paris-with-love-paristen-sevgilerle.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/from-paris-with-love-paristen-sevgilerle.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 22:54:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Amber Rose Revah]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Godon]]></category>
		<category><![CDATA[François Bredon]]></category>
		<category><![CDATA[John Travolta]]></category>
		<category><![CDATA[Jonathan Rhys Meyers]]></category>
		<category><![CDATA[Kasia Smutniak]]></category>
		<category><![CDATA[Luc Besson]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Durden]]></category>
		<category><![CDATA[Yin Bing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1535</guid>
		<description><![CDATA[Sinemaseverlerin yüksek tempolu aksiyon &#8220;Taken&#8221;dan hatırlayabileceği Pierre Morel&#8217;in yönettiği &#8220;From Paris with Love-Paris&#8217;ten Sevgilerle&#8221;, yönetmenin son yıllarda oluşturduğu anlatım dilinden uzaklaşmayan bir yapım. Pierre Morel, sokaklarına aşina olduğu Paris&#8217;te çektiği filminde, diğer filmlerindekilere benzer bir atmosfer oluşturuyor. Zaten konu da oldukça müsait. Ajanlık görevinde yükselmek isteyen James&#8217;in (Jonathan Rhys Meyers) hiç beklemediği anda aldığı bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinemaseverlerin yüksek tempolu aksiyon &#8220;Taken&#8221;dan hatırlayabileceği Pierre Morel&#8217;in yönettiği &#8220;From Paris with Love-Paris&#8217;ten Sevgilerle&#8221;, yönetmenin son yıllarda oluşturduğu anlatım dilinden uzaklaşmayan bir yapım.</p>
<div></div>
<div>Pierre Morel, sokaklarına aşina olduğu Paris&#8217;te çektiği filminde, diğer filmlerindekilere benzer bir atmosfer oluşturuyor. Zaten konu da oldukça müsait. Ajanlık görevinde yükselmek isteyen James&#8217;in (Jonathan Rhys Meyers) hiç beklemediği anda aldığı bir görevde, sıradışı ortağı Charlie&#8217;ye (John Travolta) ayak uydurmaya çalışması konu ediliyor.</div>
<div></div>
<div>Bir Luc Besson hikayesinden uyarlanan filmde John Travolta, göründüğü ilk andan itibaren farkını hissettiriyor. Yani onun bu 2010 yapımı filmde yaptığı seçim, Mel Gibson&#8217;un &#8220;Edge of Darkness&#8221;ındaki gibi ters tepmiyor. Yüksek aksiyonlu sahnelere her seferinde kendinden birşeyler katan usta oyuncu, Meyers ile de iyi bir kimya yakalamış.</div>
<div></div>
<div>Filmde Morel&#8217;in ileride klasikleşmesi mümkün olan araba takip sahnelerine filmin sonlarına doğru rastlıyoruz. Filmin en büyük kusuru ise eli yüzü düzgün bir Müslüman karakterin var olmuyor oluşu. Filmde görülen tüm teröristler Arap ve Müslüman. Dolayısıyla siyaseten hassas izleyicinin bu fikri ne kadar kanıksayacağı şüpheli. Bir sürprizin yaşanacağını beklemek de boşuna zira en düzgün Müslüman karakterin altından bile bir anda bir terörist fırlayıveriyor.</div>
<div></div>
<div>Filmin bir diğer aksayan yönü de yine Travolta&#8217;nın oynadığı Charlie karakterinde kendini gösteriyor ki, Charlie tek kişilik bir ordudan farksız. Bu iş için özel olarak yetiştirilmesi ona bir takım süper özellikler kazandıracak değil haliyle.  Fakat Charlie bunun aksine önüne kaç kişi çıkarsa çıksın haklayıveriyor. Yine de temposu yoğun bir aksiyon filminde bu çok da göze batacak bir terslik olmasa gerek.</div>
<div></div>
<div>Morel, Charlie&#8217;yi yeni tanımaya başladığımız kimi aksiyon kısımlarında, anlık ağır çekimlere de yer veriyor. Ama bunu yaparken Zack Snyder gibi on saniyelik bir sahneyi iki dakikada anlatmak değil amacı. Daha çok meraklı izleyiciye ufak çaplı bir şov izletmek.</div>
<div></div>
<div>Filmde John Travolta ve Jonathan Rhys Meyers&#8217;ın yanı sıra Kasia Smutniak, Richard Durden,Yin Bing,Eric Godon, François Bredon ve Amber Rose Revah gibi isimler de var.</div>
<div></div>
<div>Sonuçta Luc Besson&#8217;un elindeki malzeme son yıllarda sık sık olduğu üzere maharetli bir yapıya bürünemiyor. Morel de bu vaziyetin farkında sanırım. Bu sebeple sonuçta ortaya çıkan film, sosyal mesajları yönünden fazla ciddiye alınmaması gereken fakat iyi oyunculuklar, kaliteli aksiyon ve araya giren birkaç sürpriz ile, kimi zaman gerilim dozu da artan orta halli bir seyirlik oluyor. Aksiyon tutkunları muhakkak ilgi göstermeli.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/from-paris-with-love-paristen-sevgilerle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Taking of Pelham 1 2 3 &#124; Metrodan Kaçış</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-takin-of-pelham-1-2-3-metrodan-kacis.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-takin-of-pelham-1-2-3-metrodan-kacis.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 21:47:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Denzel Washington]]></category>
		<category><![CDATA[James Gandolfini]]></category>
		<category><![CDATA[John Travolta]]></category>
		<category><![CDATA[John Turturro]]></category>
		<category><![CDATA[Luis Guzman]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Scott]]></category>
		<category><![CDATA[Victor Gojcaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1524</guid>
		<description><![CDATA[Aksiyonun efendilerinden Tony Scott&#8217;ın son filmi &#8220;The Taking of Pelham 1 2 3-Metrodan Kaçış&#8221;, çok parlak bir film olmasa da Scott&#8217;ın son yıllarda çektiği yapımlar arasında önemli bir yere yerleşiyor. Filmde, Tony Scott&#8217;ın son dönemdeki gözdelerinden Denzel Washington ve John Travolta başrollerde yer alıyorlar. James Gandolfini, John Turturro, Luis Guzman ve Victor Gojcaj da yardımcı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aksiyonun efendilerinden Tony Scott&#8217;ın son filmi &#8220;The Taking of Pelham 1 2 3-Metrodan Kaçış&#8221;, çok parlak bir film olmasa da Scott&#8217;ın son yıllarda çektiği yapımlar arasında önemli bir yere yerleşiyor.</p>
<div>Filmde, Tony Scott&#8217;ın son dönemdeki gözdelerinden Denzel Washington ve John Travolta başrollerde yer alıyorlar. James Gandolfini, John Turturro, Luis Guzman ve Victor Gojcaj da yardımcı rollerde kendilerine yer buluyorlar.</div>
<div>Tony Scott, aksiyona kişilik kazandıran ve bu türün saygın bir yer edinmesini sağlayan birkaç yönetmenden biri. Bu alanda Michael Mann kadar yetkin olamasa da kendine has tarzı ile özel bir izleyici kitlesinin takip ettiği bir isim haline gelmiş durumda usta yönetmen. Son dönemde pek beğenilmeyen işleri &#8220;Domino&#8221; ve &#8220;Dejavu&#8221; gibi filmlerine bakıldığında &#8220;Metrodan Kaçış&#8221; yüksek tansiyonuyla beklentileri kısmen de olsa karşılıyor. Tabii ki &#8220;Devlet Düşmanı&#8221; gibi özel bir film değil &#8220;Metrodan Kaçış&#8221;, ama Scott&#8217;ın eski performansına kavuşmasında önemli bir basamak kanımca.</div>
<div>Filmde bir metrodaki insanları rehin alan bir grubu izliyoruz. Grubun başındaki Ryder (John Travolta) bir saat içinde istediği paranın getirilmemesi halinde elindeki rehineleri öldüreceği tehdidini savuruyor. Muhatabı ise, Ryder&#8217;ın isteği üzerine Victor Garber (Denzel Washington) adlı bir amir. İki isim bir telsiz yardımıyla konuşmalarını sürdürürken Ryder&#8217;ın incelediği borsa işlemlerinden asıl olayın başka olduğunu da rahatlıkla kavrıyoruz. Zaman ilerledikçe ve aksilikler üst üste geldikçe iki taraf arasında yoğun bir psikolojik mücadele başlıyor&#8230;</div>
<div>Tony Scott, özel çekim teknikleriyle ilk dakikalardan varlığını hissettiriyor. Zaman geçtikçe hikayesini 3-4 koldan birden anlatmaya başlayan yönetmenin en büyük zaafı ise hikayenin getirdiği klişelerden kurtulamamak oluyor. Fabrikasyon ürünü karakterlerin kol gezdiği film, gerilim yaratmada da pek başarılı değil. Oyunculuklardan yeri geldiğinde büyük güç alan yönetmen, zaman zaman eline geçen aksiyon fırsatlarını iyi değerlendiriyor ve filmi bir nebze de olsa izlenebilir kılıyor.</div>
<div>Scott, son dönemde süren düşüşünü tamamen yok edemese de, bu gidişe bir dur demeyi başarıyor. Özellikle türün meraklıları filmden memnun kalabilir.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">James Gandolfini, John Turturro, Luis Guzman ve Victor Gojcaj</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-takin-of-pelham-1-2-3-metrodan-kacis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Death and Life of Bobby Z</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-death-and-life-of-bobby-z.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-death-and-life-of-bobby-z.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 May 2010 21:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Flemyng]]></category>
		<category><![CDATA[Joaquim de Almeida]]></category>
		<category><![CDATA[Laurence Fishburne]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Bowen]]></category>
		<category><![CDATA[Olivia Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Walker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1442</guid>
		<description><![CDATA[Uzunca bir zamandır, biraz kafa dağıtmak için hafif bir aksiyon filmi izlemek istiyordum ki &#8220;Bobby Z&#8221; bu derdime derman oldu. Filmde, bu türün son dönemde dikkat çeken isimlerinden olan Paul Walker başrolde. Laurence Fishburne, Olivia Wilde, Jason Flemyng, Michael Bowen ve sinema izleyicilerinin daha çok &#8220;Desperado&#8221;dan hatırladığı Joaquim de Almeida da yan rollerde yer alıyorlar. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzunca bir zamandır, biraz kafa dağıtmak için hafif bir aksiyon filmi izlemek istiyordum ki &#8220;Bobby Z&#8221; bu derdime derman oldu.</p>
<p>Filmde, bu türün son dönemde dikkat çeken isimlerinden olan Paul Walker başrolde. Laurence Fishburne, Olivia Wilde, Jason Flemyng, Michael Bowen ve sinema izleyicilerinin daha çok &#8220;Desperado&#8221;dan hatırladığı Joaquim de Almeida da yan rollerde yer alıyorlar.</p>
<p>Filmde Tim Kearney (Paul Walker) adlı, sabıka dosyası kabarık bir tutuklunun başka birinin yerine geçerek kurtulma şansı doğuyor. Yerine geçeceği isim,uyuşturucu satıcısı Bobby Z.Polisler Tim Kearney&#8217;yi bir polis karşılığında Bobby Z olarak sunacaklar çünkü gerçek Bobby Z ölmüş. Fakat takas sırasında bir takım aksaklıklar çıkıyor ve daha sonra Bobby Z, yani Tim Kearney kendini bir kovalamacanın içinde buluyor&#8230;</p>
<p>Film büyük bölümünde sırtını aksiyona yaslamaktan ziyade,konuya odaklanıyor.Ayrıca sonunda beklenmedik iki sürprizle çıkıyor izleyicinin karşısına.Bunun yanında yine de finalinin biraz klasik olduğunu belirtelim.Oyunculuk adına büyük bir gövde gösterisi falan da yok.Aksiyonun yanında dövüş sanatlarının konuştuğu bazı sahneler görmek de mümkün.</p>
<p>Yaklaşık doksan dakikalık bir süreye sahip olan film, bu süresini elinden geldiğince doldurmaya çalışıyor. Ne yazık ki klişeler filmin tüm cazibesini yerle bir ediyor kimi zaman.</p>
<p>Bugüne kadar bolca çekilen, halen de çekilmekte olan kaygısız aksiyon filmlerinin bir ürünü &#8220;Bobby Z&#8221;. Filmi izleyecekseniz, bunu bilmenizde fayda var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-death-and-life-of-bobby-z.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Kingdom &#124; Krallık</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-kingdom-krallik.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-kingdom-krallik.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 17:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Suliman]]></category>
		<category><![CDATA[Ashraf Barhom]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Danny Huston]]></category>
		<category><![CDATA[Jamie Foxx]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Bateman]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Garner]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Mann]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Berg]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1419</guid>
		<description><![CDATA[Genel olarak Amerika’nın Suudi Arabistan’da yaptığı “iyilikleri ve güzellikleri” yansıtmaya çalışan “The Kingdom-Krallık” tipik Amerikan aksiyon filmlerinden hoşlananlar için bire bir! “Krallık”ın oyuncu kadrosunda karşımıza Jamie Foxx, Chris Cooper, Jennifer Garner, Jason Bateman gibi tanınmış oyuncuların yanı sıra yan rollerdeki becerileriyle dikkat çeken Ashraf Barhom, Ali Suliman ve Danny Huston gibi isimler çıkıyor. Filmin yönetmeni ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genel olarak Amerika’nın Suudi Arabistan’da yaptığı “iyilikleri ve güzellikleri” yansıtmaya çalışan “The Kingdom-Krallık” tipik Amerikan aksiyon filmlerinden hoşlananlar için bire bir!</p>
<p>“Krallık”ın oyuncu kadrosunda karşımıza Jamie Foxx, Chris Cooper, Jennifer Garner, Jason Bateman gibi tanınmış oyuncuların yanı sıra yan rollerdeki becerileriyle dikkat çeken Ashraf Barhom, Ali Suliman ve Danny Huston gibi isimler çıkıyor. Filmin yönetmeni son dönemde yönetmenliğe iyice alışan Peter Berg.</p>
<p>Film Suudi Arabistan’daki Amerikalıların yaşadığı bir bölgede meydana gelen birden fazla gösterişli patlama sahnesiyle, oldukça hızlı bir başlangıç yapıyor. Bunun üzerine FBI, deneyimli bir ekip oluşturarak, olayı enine boyuna araştırması için bu ekibi bölgeye göndermek istiyor. Bu ekipte Ronald (Jamie Foxx), Grant (Chris Cooper), Janet (Jennifer Garner) ve Adam (Jason Bateman) var. Diplomatik açıdan yeterli şartlar sağlanamasa da ekip, Arabistan’a gidiyor ve neredeyse hiç tanımadıkları bir coğrafyada, hiç tanımadıkları ve de kendilerine zorluk çıkarıp duran Arap yetkililere karşın, olayın içyüzünü ortaya çıkarmaya uğraş veriyorlar.</p>
<p>Michael Mann’in yapımcıların arasında yer almasıyla da dikkat çeken film, politik konularda pek suya sabuna dokunmayıp, gücünü filmin finalinde tavan yapan çatışma sahnelerinden almakta. Filmin en büyük eksiği de, politik bir söyleminin bulunmaması zaten. Öyle ki, diğer Hollywood yapımları gibi Amerikan hükümetinin dış siyasetini ucundan kıyısından bile eleştirmiyor. Hikayede de klişelerden sıyrılamayınca, gözde bir yapım olma ihitmalini de ortadan kaldırıyor.</p>
<p>Yine de yan karakterlerin oyunculukta Hollywood yıldızlarına adeta ders vermesiyle film bir nebze de olsa çekicilik kazanıyor. Eğer merak ediyorsanız “Krallık”ın “yeni” bir yapım olmadığını belirtmekte yarar var. Bu filmi beğenirseniz, Ridley Scoot’un “Body of Lies-Yalanlar Üstüne” adlı yapıtına izlemediyseniz, göz atın derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-kingdom-krallik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Animatrix</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/animatrix.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/animatrix.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 20:08:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2003]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1402</guid>
		<description><![CDATA[Animatrix, adı üzerinde Matrix&#8217;in anime versiyonu; 9 bölümden oluşan bir kolaj. Fakat neredeyse her bölüm farklı animasyon taktikleriyle çekilmiş: bana sorarsanız kalite baştan sonra doğru gittikte düştü, son bölüm gerçekten iğrençti&#8230; Matrix serisinin izleyenler bilirler, bir çok akılda kalan sorular vardı; örneğin &#8220;Osiris gemisinden gelen son haberler&#8221; benzeri replikler özellikle makinelerin Zion&#8217;a saldırdıkları vakit duymuştuk. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Animatrix, adı üzerinde Matrix&#8217;in anime versiyonu; 9 bölümden oluşan  bir kolaj. Fakat neredeyse her bölüm farklı animasyon taktikleriyle  çekilmiş: bana sorarsanız kalite baştan sonra doğru gittikte düştü, son  bölüm gerçekten iğrençti&#8230;</p>
<p>Matrix serisinin izleyenler bilirler, bir çok akılda kalan sorular  vardı; örneğin &#8220;Osiris gemisinden gelen son haberler&#8221; benzeri  replikler özellikle makinelerin Zion&#8217;a saldırdıkları vakit duymuştuk.  Kimdi bu Osiris? İşte bu sorunun cevabıyla başlıyor Animatrix&#8230; Fakat  tabii ki ilk bölüm öncesi fragman tadında bir video ile karşı karşıya  kaldık; Neo&#8217;nunda gemiye bindikten sonra yer aldığı programın  içerisindeyiz =) Eğlenceliydi ve kesinlikle kaliteli bir animasyon&#8230;  Sonrasında peşi sıra sorular cevaplanmaya devam etti: makineler ile  insanlar arasında ki sorun nasıl başladı, nasıl devam etti, gökyüzü  neden siyah, makine &#8211; insan savaşı nasıl oldu, matrix programı hakkında  bilgiler ve kötü makinelerin iyi makineye dönüştürülmeleri nasıl oluyor  gibi&#8230;</p>
<p>Bazen izlerken sıkılmadım diyemem&#8230; Çünkü başlangıçtan itibaren  sıkıntının dozu arttı diyebilirim. Sonlara doğru Trinity&#8217;i arayan  ajanlar hakkındaki bölüm biraz hareketliydi ama erken bitti. Onun  dışında dediğim gibi baştan itibaren bölümler daha sıkıcı olmaya  başladı..</p>
<p>Fakat şunu unutmayın: bu anime, Matrix konusunda bir rehber kitaptır  bir anlamda&#8230; Matrix&#8217;teki bir çok sorunun cevabını içinde barındıran bir  anime.. Tabii izledikten sonra sorular sormaya devam ediyoruz, o ayrı  =) Yani film belki de matrix konusundaki soruları cevaplandırmak adına  yapıldı ama izledikten sonra benimde kafamda yeni sorular oluştu; o kız  kimdi mesela? (anlayacaksınız izleyince&#8230;)</p>
<p>sinemalar.com puanı 6.7 olan film için ben 7 puan verdim =)</p>
<p>iyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/animatrix.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Surrogates &#124; Suretler</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 10:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Willis]]></category>
		<category><![CDATA[Helena Mattsson]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Cudlitz]]></category>
		<category><![CDATA[Radha Mitchell]]></category>
		<category><![CDATA[Rosamund Pike]]></category>
		<category><![CDATA[Ving Rhames]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1377</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Surrogates-Suretler&#8221; tipik bir Amerikan filmi görünümünde olsa da genelinde vasatı aşan ve çok da ütopik olmayan gelecek tasviriyle özellikle bilimkurgu meraklılarının görmesi gereken bir yapım. Filmde, yaşlılığı iyice ortaya çıkan Bruce Willis, Rosamund Pike, Radha Mitchell, son dönemde sık gördüğümüz oyunculardan Ving Rhames, Michael Cudlitz ve Helena Mattsson rol alıyor. Filmin yönetmeni Jonathan Mostow. Filmde, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Surrogates-Suretler&#8221; tipik bir Amerikan filmi görünümünde olsa da genelinde vasatı aşan ve çok da ütopik olmayan gelecek tasviriyle özellikle bilimkurgu meraklılarının görmesi gereken bir yapım.</p>
<div>
<p>Filmde, yaşlılığı iyice ortaya çıkan Bruce Willis, Rosamund Pike, Radha Mitchell, son dönemde sık gördüğümüz oyunculardan Ving Rhames, Michael Cudlitz ve Helena Mattsson rol alıyor. Filmin yönetmeni Jonathan Mostow.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde, çok da imkansız olmayan bir gelecek konu ediliyor. Buna göre insanların neredeyse hepsi, suretler olarak adlandırılan varlıklara bağlanmış durumda. Kişi yatağında uzanır vaziyetteyken bu suret harekete geçiyor ve insanın yapması gereken herşeyi günlük hayatta yerine getiriyor. Fakat film bilerek veya bilmeyerek bu suretlere oldukça ürkütücü bir görünüm vermiş. Suretler pürüzsüz ciltleriyle, oldukça çevik hareketleriyle ve mimiksiz suratlarıyla çok da sempatik durmuyorlar. Zaten filmde de bir grup insanın bu uygulamayı reddedip, hiçbir suretin giremeyeceği bazı bölgelerde yaşadıklarını görüyoruz. Filmin asıl konusu ise işlenen bir cinayetle başlıyor. İlginç olan, suretin öldürülmesiyle onun bağlandığı insanın da hayatını kaybetmesi. Bu sureti öldürenleri ve bunu sağlayan silahı araştıran Agent Greer (Bruce Willis) bir süre sonra kendini büyük bir entrikanın içinde buluyor&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Film aksiyon da barındırmasına rağmen bilimkurgu yönüne daha çok ağırlık veriyor. Küçük detaylar filme ayrı bir zenginlik katıyor. Başlangıcında gelinen noktayı aşama aşama anlatması da oldukça akıllıca. Teknolojinin hızına baktığımızda çok da uzak olamayan bir geleceği gösterdiği de söylenebilir. İnsanlığın gittiği nokta bundan pek de farklı değil bana göre.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin en klişe yönü artık kabak tadı veren &#8220;oğlunu kaybetmiş baba&#8221; betimlemesi oluyor. Belki de bugüne dek onlarca kez işlenmiş olmasındandır, bu unsur bazı izleyicilerin gözüne batabilir. Bunun yanında çatırdayan bir evlilik gibi bir başka klişe de kendine yer buluyor.</p>
</div>
<div>
<p>Hikaye ilerledikçe entrikanın boyutları da gözle görülür bir oranda artıyor. Suretleri öldüren bu silahın üzerine üzerine gidilmesiyle asıl konunun başka olduğunu da düşünmek mümkün. Üstelik yönetmen Mostow bunu pek kullanamasa da, gerçek hayatta hangi görünümün suret, hangi görünümün insan olduğuyla ilgili bazı şüpheler de doğuyor Greer&#8217;ın üzerinde. Sonlarına doğru, nasıl ki &#8220;Görevimiz Tehlike 2&#8243;de herkesin yüzünden bir maske eksik olmuyor, film de böyle bir havaya bürünüyor. Ama dediğim gibi, bu çok daha etkili de kullanılabilirmiş.</p>
</div>
<div>
<p>Finaline doğru aksiyonu arttıran film, son bölümüne koyduğu küçük sürprizlerle seyircisini şaşırtmayı beceriyor. Ayrıca salt klasik olmayan sonu da oldukça hoş olmuş.</p>
</div>
<div>
<p>&#8220;Suretler&#8221; pek çok açıdan tipik Amerikan filmlerine oldukça yakın olsa da, bazı avantajlarını akıllıca kullanarak tür içinde çok parlak olmasa da, nispeten iyi bir yere yerleşiyor. Bilimkurgu meraklılarının hoşlanacağı bir film olduğunu da yineleyelim.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/surrogates-suretler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mr. and Mrs. Smith &#124; Bay &amp; Bayan Smith</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/mr-and-mrs-smith-bay-bayan-smith.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/mr-and-mrs-smith-bay-bayan-smith.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 19:18:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2005]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türler]]></category>
		<category><![CDATA[Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Brody]]></category>
		<category><![CDATA[Angela Bassett]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt ve Angelina Jolie dışında Vince Vaughn]]></category>
		<category><![CDATA[Doug Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Greg Ellis]]></category>
		<category><![CDATA[Keith David]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Kinberg]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Mr. and Mrs. Smith-Bay ve Bayan Smith&#8221; zekasını fazla zorlamayan ve süresi ilerledikçe ilk anlardaki dinamizmini kaybeden, eğlencelik bir film. Film, hatırlanacağı üzere Brad Pitt ve Angelina Jolie&#8217;nin birlikteliklerinin başladığı film olarak lanse edilmişti uzunca bir süre. Zaten bu bilgi dışında filmin akılda kalıcı bir yönünün olmadığını filmi izleyince anlıyoruz. Filmde Brad Pitt ve Angelina ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>&#8220;Mr. and Mrs. Smith-Bay ve Bayan Smith&#8221; zekasını fazla zorlamayan ve süresi ilerledikçe ilk anlardaki dinamizmini kaybeden, eğlencelik bir film.</p>
</div>
<div>
<p>Film, hatırlanacağı üzere Brad Pitt ve Angelina Jolie&#8217;nin birlikteliklerinin başladığı film olarak lanse edilmişti uzunca bir süre. Zaten bu bilgi dışında filmin akılda kalıcı bir yönünün olmadığını filmi izleyince anlıyoruz. Filmde Brad Pitt ve Angelina Jolie dışında Vince Vaughn, Adam Brody, Angela Bassett, Greg Ellis ve Keith David gibi isimler de var. Filmin yönetmeni &#8220;Geçmişi Olmayan Adam&#8221;dan hatırlayabileceğimiz Doug Liman. Senaryo yazarı ise Simon Kinberg.</p>
</div>
<div>
<p>Aslında fena bir başlangıç yapmıyor film. Henüz başlangıçta izleyiciyi güldürmesi muhtemel olan bazı espiriler filmin başında ard arda sıralanıyor. Ayrıca Smith çiftinin yaşadığı evin kendine özgü bir mizahı var ve izleyiciye bunu hissettiriyor yapım. Yine ilk kısımlarda evlilikteki iki yüzlülük de içten içe kendine yer ediniyor filmde. Çiftin konuşmaları birbirlerine gösterdikleri sahte saygı bunun bir örneği. Tüm bu dediklerime rağmen filmi ciddiye almamız gerektiğini de anlıyoruz bir yandan. Yani amaç, birkaç espiriye gülüp bol bol patlama ve silah sesi duymak. Tabii Pitt ve Jolie de cabası. Filmin konusu birbirlerinden habersiz,ikisi de başka şirketler için çalışan tetikçi çiftin, bir karışıklık sonucu namluyu birbirlerine doğrultmak zorunda olmaları üzerine kurulu.</p>
</div>
<div>
<p>İki ismin -filmdeki adlarıyla Jane ve John- birbirlerinin hedefi olduklarını öğrendikleri bir kısım var. İkisi de evlerinde hayli temkinli davranıyorlar. Ama bu kısım çok kısa sürüyor maalesef. Keşke bir on dakikaya yayılsaymış da akılda kalıcı bir tarafı olsaymış filmin. Süresi ilerledikçe de Smith çiftinin aralarında gereksiz bir mizah yaratılmaya çalışılıyor. Evli çiftlere gönderme yapılan bu espiriler filmi iyice itici yapıyor. Ayrıca birçok dönemeç barındırması da film için bir eksi oluyor.</p>
</div>
<div>
<p>Yine de eğlenmek ve Jolie&#8217;yi veya Pitt&#8217;i izlemek için ilgi gösterilebilecek bir yapım olarak görülebilir &#8220;Bay ve Bayan Smith&#8221;.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/mr-and-mrs-smith-bay-bayan-smith.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>District 9 &#124; Yasak Bölge 9</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 18:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[David James]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Cope]]></category>
		<category><![CDATA[John Summer]]></category>
		<category><![CDATA[Nathalie Boltt]]></category>
		<category><![CDATA[Neill Blomkamp]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Blake]]></category>
		<category><![CDATA[Sharlto Copley]]></category>
		<category><![CDATA[Sylvaine Srike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1314</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;District 9-Yasak Bölge 9&#8243; geçtiğimiz yıl adından çok fazla söz ettiren, ilginç bir bilimkurgu örneği. &#8220;District 9&#8243; ilk karesinden itibaren kurgu ile belgesel arasında gidip gelmeye başlıyor. Belgesel türünde giriş yapan film Johannesburg&#8217;a konuşlanan uzaylılar ile açılıyor. Uzaylıların keşfini, dünyaya yerleşmesini ve dünya hayatına uyum sağlayamamalarını belgesel formatında gözlemliyoruz. Buradaki uzaylılar, robot ve böcek karışımı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;District 9-Yasak Bölge 9&#8243; geçtiğimiz yıl adından çok fazla söz ettiren, ilginç bir bilimkurgu örneği.</p>
<div>
<p>&#8220;District 9&#8243; ilk karesinden itibaren kurgu ile belgesel arasında gidip gelmeye başlıyor. Belgesel türünde giriş yapan film Johannesburg&#8217;a konuşlanan uzaylılar ile açılıyor. Uzaylıların keşfini, dünyaya yerleşmesini ve dünya hayatına uyum sağlayamamalarını belgesel formatında gözlemliyoruz. Buradaki uzaylılar, robot ve böcek karışımı bir görünümde. Zaten insanlar onlara &#8220;karides&#8221; lakabını uygun görmüş. Uzaylılar 20 yıl boyunca Yasak Bölge 9 adlı yerde tecrit edilmişler ve bölge halkının da uzaylılara sabrı tükenmek üzere. Yine belgesel tarzında bu kısımlarda halkın uzaylılara tepkilerini görüyoruz. Ama film bu havada ilerlerken, aradaki birkaç karede kurgu bir hikaye olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu seçimde ısrar edilmesi bir süre sonra filmin zararına olmaya başlıyor. Çünkü bu, yaşanıldığı iddia edilen bir olay falan değil, düpedüz bir kurgu. Böyle olunca da, kurgu-belgesel arasında gezinmesi, filmin aleyhine işlemeye başlıyor. Ayrıca buradaki uzaylılar, hem fiziksel görünümleri hem de yaşam tarzları olarak insanların kolaylıkla empati kurabilecekleri varlıklar değil. Etrafa saldırmaları, çevrelerindeki Nijerya&#8217;lı çetelerin güdümüne girmeleri, ölümcül silahlarıyla bu varlıklar karşısında çevredeki hoşgörüsüz insanların tepkisine katılmak bile mümkün bu manzarada. Yani izleyen de bu derece rahatsız olabilir gördüklerinden. Hikayenin devamında, uzaylıların Johannesburg&#8217;dan oldukça uzakta bir bölgeye tahliyesi için MNU adlı bir şirket, çalışanı Van De Merve&#8217;i (Sharlto Copley) bu projenin başına atayarak onlardan teker teker imza almak üzere bölgeyi ziyaret eder. Fakat burada yaşanan bir kaza, Van De Merwe&#8217;i kötü yönde etkiler ve Van De Merwe bir süre sonra vücudunda bazı değişimlerin olduğunu fark eder&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Film, yukarıda yazdığım son kısmından itibaren uzaylıları hoşgörü gösterilebilecek varlıklar olarak göstermeye başlıyor. Bunu yaparken bir baba-oğul uzaylı ilişkisine yer verip, konudan tahmin edildiği üzere bir dönüşüm hikayesini de fon alıyor. Yine buradan itibaren film, iddiası olduğu üzere, göçmen sorunları veya yabancı düşmanlığına tepki atmosferine giriyor. Yapımın farklı bir bilimkurgu örneği olduğunu, bu ziyaretçilerin gezegeni hakkında çok az bir bilgi almamızdan anlamak mümkün. Aynı şekilde devasa gemilerinin sistemi hakkında fazla bilgi de edinemiyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmin başrolünde, filmi adeta tek başına sırtlayan Sharlto Copley var. Jason Cope, Nathalie Boltt, Sylvaine Srike, John Summer, Nick Blake ve yine oyunculuğuyla öne çıkan David James diğer rollerdeki isimler. Filmin yönetmeni Neill Blomkamp.</p>
</div>
<div>
<p>Film ilginç konusunun yanında son anlarındaki dönemeçleriyle, sıradışı sonuyla ve zaman zaman insan içgüdüsünün acımasızlığını ön plana çıkarmasıyla dikkat çekiyor. Filmi izlemenizi tavsiye etsem de &#8220;mutlaka izleyin&#8221; de diyemiyorum maalesef çünkü film tüm çekiciliğine rapmen bir süre sonra içine girmesi hayli zor bir hal alıyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/district-9-yasak-bolge-9-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Red Cliff &#124; Kızıl Uçurum</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/red-cliff-kizil-ucurum.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/red-cliff-kizil-ucurum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 15:08:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[John Woo]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Leung Chiu Wai]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1298</guid>
		<description><![CDATA[Şu ana kadar sanırım &#8220;kadınların dünya savaşlarındaki yeri&#8221; konusunda herhangi bir kitap yazılmadı. Ama bu filmi okuduktan sonra, keşke yazılsaydı ya da imkanım olsa da bu konuda bir kitap yazsam dedim kendi kendime!&#8230; Kızıl uçurum filmi asya sinema endüstrisinin en pahalı filmlerinden biri oldu, hem de kendi kaynaklarını kullanarak&#8230; 80 milyon dolarlık dev bütçesinin yardımıyla ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu ana kadar sanırım &#8220;kadınların dünya savaşlarındaki yeri&#8221;  konusunda herhangi bir kitap yazılmadı. Ama bu filmi okuduktan sonra,  keşke yazılsaydı ya da imkanım olsa da bu konuda bir kitap yazsam dedim  kendi kendime!&#8230;</p>
<p>Kızıl uçurum filmi asya sinema  endüstrisinin en pahalı filmlerinden biri oldu, hem de kendi  kaynaklarını kullanarak&#8230; 80 milyon dolarlık dev bütçesinin yardımıyla  bilgisayar efektli bir çok sahne kullanan film, beraberinde bir çok  sorun ve beklenti getirdi fakat bütün bunlara değdi mi derseniz: sadece  hollywood bu tür filmleri yapabilir kanısını yenecek güçte bir film oldu  diyebilirim.</p>
<p>Film, Çin tarihinin en ünlü ve en kanlı  savaşlarından olan Kızıl Uçurum adlı savaşı konu alıyor ve aslına  bakarsanız o zamanlarda yazılmış bir kitabın senaryolaştırılmasıyla  oluşuyor. M.S. 208 yılında geçen savaşa Türklerin herhangi bir katkısı  veya ilişkisi oldu mu bilmiyoruz çünkü o tarihlerde o bölgede bir Türk  hanedanının olduğunu zannetmiyorum; ki iyi ki olmamış diyebilirim: bu  kadar büyük bir savaşa karışmalarını istemezdim doğrusu!.</p>
<p>Tarihsel bir konuyu ele aldığından bu  konuda bazı varsayımlarda bulunmak istiyorum: mesela, filmde o savaşta 1  milyon askerin öldüğü söyleniyor; bu rakam yabana atılacak bir rakam  değil.. Şu anda nüfusleri milyarı geçmiş bulunan Çin halkının o savaşı  yapmasaydı herhalde nüfusu bir kaç milyar daha fazla olurdu diye komplo  teorisi yapsam; herhalde yanılmam!. Ayrıca, bu savaştan sonra Türk  devletleri ortaya çıkmış ki karşısında zayıf bir Çin ülkesi olunca&#8230;.  Kader diyelim!</p>
<p>Film Çin Han Hanedanı&#8217;nın son demlerini  yaşadğı bir tarihte Han Hanedanı kralını etkisi altına alan divan  başkanının kendi otoritesini kurması adına isyancıları yok etmesi  peşi sıra karşısına çıkan son -kendi deyimiyle- hainlerle savaşmak için  ülkenin güneyine gidip son düşman olarak gördüğü güney krallığı ve  müttefiklerine saldırmasını işliyor diyebilirdim; ama ortada bir kadın  var! Ve görünen o ki; savaşın asıl kaynağı o idi&#8230;</p>
<p>Çin kadınlarının sadece bizim Türk  İmparatorluklarını yıkmadığını öğrenmiş olmaktan mutluluk duyuyorum =)  Bu filmde öğreniyoruz ki tarihin en büyük hanedanlarından olan Çin Han Hanedanı&#8217;nın yıkılıp yerine &#8220;üç krallığın&#8221; kurulmasına vesile olan bu  savaşın sebebi, evet: bir kadın! Hem de çok güzel bir kadın!&#8230; (Ama bu  kadının farkı herhalde hem savaşa sebebiyet vermesi, hem de  sonuçlandırmasına katkıda bulunması olsa gerek&#8230;)</p>
<p>Filmin Çin yani Uzakdoğu filmi olduğunu ilk  duyan her sinemasever, ilk olarak bu filmde de abartılı bir şekilde  dövüş sanatlarının yansıtıldığını düşünebilir; fakat izledikten sonra  yanılacaklarına eminim. Çünkü filmde gerçek savaş taktikleri öyle güzel  anlatıldı ki, savaş &#8211; kılıç sahneleri bazı abartılı sahneler dışında (Burada şunu vurgulamak istiyorum: kendi sinema endüstrisimize çok kaba  davranıyoruz&#8230; Kara Murat filmlerinde evet çok saçma sahneler var ama  yabancı filmlerde de var bu!. Bir mızrağı kendisine doğru gelirken  eliyle tutup durdurması herhalde saçma! ve bu her filmde olduğu gibi bu  filmde de var!) gerçekten çok gerçekçi çekildi bana göre&#8230; ama en kötü  hatayı bilgisayar efektleri sahnelerinde yaşadılar diyebilirim; çünkü  ben hiç beğenmedim. 80 milyon dolarlık bir bütçe ile daha iyi  çekilebilirdi diyeceğim ama burada da aklıma şu geliyor: filmde çok  figür kullanıldı sanki&#8230; Tüm para onlara mı gitti dersiniz?</p>
<p>Filmde savaş sahnelerinden çok savaş  taktikleri üzerinde durulması yerinde bir karar oldu bana göre; sıkmadan  akıllıca ilerledi film&#8230; Savaş taktikleri iki tarafın (saldıran ve  savunan) gözünden bizlere anlatıldı ki ilahi takdirin bir savaşa nasıl  etki edebileceğini de ayrıca gördük&#8230; Ve tabii ki doğanın böyle bir  savaşa nasıl ortak edildiğini de&#8230;</p>
<p>Filmin uzun bir bölümü savaşa hazırlık  olarak geçse de sıkılmadım diyebilirim; 80 milyon dolarlık bu filmin  kendini amorti ettiğini düşünüyorum fakat çok abartılı bir film mi  acaba? Hayır, değil&#8230; Ama bu tip filmlerin Hollywood dışında bir sinema  endüstrisi tarafından çekilmesi bana göre umut verici. (gerçi yönetmen  daha önce Hollywood&#8217;da görev almış bir yönetmen ama olsun&#8230;)</p>
<p>İzlenmeli mi? Bence Çin halkının kesinlikle  izlemesi gereken bir film; çünkü filmde tamamen onların yaşamlarından izler  var&#8230; Özellikle onların kendi çalgılarının yansıtıldığı sahneler &#8220;biraz önce geçse de filme devam etsek&#8221; cinsindendi, ki bu benim fikrim  tabii. =) Fakat, tarihi filmleri sevenler bana göre kaçırmasın derim&#8230;</p>
<p>Heyecan var&#8230;<br />
 Kan var&#8230;<br />
 Kurgu  süper&#8230;<br />
 Oyunculuklar süper&#8230; (özellikle Kara Murat vari  komutanların sürekli ön planda tutulması ve ilginç hareketler &#8211; dövüşler  yapması güzeldi; heyt be Yeşilçam&#8217;ım!)</p>
<p>Benim oyum 7,5 oldu film için..</p>
<p>İyi seyirler.</p>
<p><!-- google_ad_section_end --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/red-cliff-kizil-ucurum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Inglourious Basterds &#124; Soysuzlar Çetesi</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/inglourious-basterds-soysuzlar-cetesi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/inglourious-basterds-soysuzlar-cetesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 17:34:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[B. J. Novak]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Christoph Waltz]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Brühl]]></category>
		<category><![CDATA[Diane Kruger]]></category>
		<category><![CDATA[Eli Roth]]></category>
		<category><![CDATA[Melanie Laurent]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Fassbender]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Myers]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1260</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Tarantino tam bir sinema manyağı!&#8221;. Son zamanlarda bu cümleyi çok sık işitir olduk.&#8221; Inglourious Basterds &#8211; Soysuzlar Çetesi&#8221;ni izleyen pek çok eleştirmen ve yazar, yazılarında bu duruma vurgu yaptı. Öyle ki bu konuda yazılanların çoğu, aynı kalemden çıkmış izlenimi uyandırıyordu. Tarantino&#8217;nun &#8220;sinema manyağı&#8221; olarak nitelendirilmesinin sebebi olarak da filmlerinde sinema sanatına yaptığı sayısız göndermeler öne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Tarantino tam bir sinema manyağı!&#8221;. Son zamanlarda bu cümleyi çok sık işitir olduk.&#8221; Inglourious Basterds &#8211; Soysuzlar Çetesi&#8221;ni izleyen pek çok eleştirmen ve yazar, yazılarında bu duruma vurgu yaptı. Öyle ki bu konuda yazılanların çoğu, aynı kalemden çıkmış izlenimi uyandırıyordu.</p>
<div>
<p>Tarantino&#8217;nun &#8220;sinema manyağı&#8221; olarak nitelendirilmesinin sebebi olarak da filmlerinde sinema sanatına yaptığı sayısız göndermeler öne sürülüyor. Mesela &#8220;Soysuzlar Çetesi&#8221;nde kağıttan hızlı yanan filmlerin kullanılması, filmde yapılan bir sinema sohbeti sırasında klasiklerin adlarının anılması gibi. Eleştirmenler de bunu hayra yorup birkaç eski bilgiyi de toplayarak belki de başka hiçbir sinemacıya uygun görmedikleri &#8220;sinema manyağı&#8221; yakıştırmasını Tarantino&#8217;ya yapıyorlar. Peki bir sinemacının bu nitelemeyi kazanması için illa Tarantino&#8217;nun yolunu seçmesi mi gerekiyor? Yani sinema bilgisini ortaya saçıp içten içe &#8220;sinemaya hayranlık&#8221; çığlıkları atması mı lazım? Bugün Kubrick, Scorsese, Hitchcock veya herhangi bir büyük isim sinema aşkını deşifre etmediği için bu tip ünvanlardan yoksunlar maalesef! Tabii bu isimler büyük bir saygınlıkla anılıyor, o ayrı. Halbuki, örneğin Kubrick&#8217;in filmlerini nasıl kotardığını araştırmak bile onun sinema sevgisinini boyutlarını ortaya çıkarıyor. Tabii ki Tarantino iyi bir sinemacı ama tribüne oynadığını ne kadar düşünmek istemesem de tribünlerin (yani bu yazar ve eleştirmenlerin) onu bu konuda çılgınca alkışlaması, bu fikre saplanıp kalmamda etken oluyor.</p>
</div>
<div>
<p>Filme geçersek, Tarantino 2009&#8242;da oldukça ses getiren filmi &#8220;Soysuzlar Çetesi&#8221;nde 2. Dünya Savaşı&#8217;nda aslında hiç yaşanmamış, tamamı ile kurgu bir öykü anlatıyor. Öykünün omurgasını &#8220;Soysuzlar Çetesi&#8221; olarak isimlendirilen ve Yahudilerden oluşan bir Amerikan birliği oluşturuyor. Toplamda sekiz kişiler ve şöhretleri Alman ordusunda bile yayılmış durumda. Bunlar Alman askerlerini kendilerine özgü yöntemlerle öldürüp kafa derilerini kesiyorlar. Fransa&#8217;da ellerine Hitler&#8217;i dahi öldürebilecekleri bir fırsat geçiyor. Bunu üzerine girişimlere başlıyorlar ama bilmedikleri şey o gün için plan yapanın sadece kendileri olmadığı&#8230;</p>
</div>
<div>
<p>Tarantino filmi bölüm bölüm ayırarak anlatıyor. Filmde yine bolca diyalog mevcut ama Tarantino&#8217;nun eski işlerinde görmeye alıştığımız &#8220;doğal komik&#8221; karakterler bu filmde karşımıza pek çıkmıyorlar. Yani önceki yapımlarına göre diyaloglarla sağlanan mizah çok çok az. Tabii bu, yakaladığı sinematografik başarıyı gölgelemiyor. Özellikle giriş kısmı, yani filmin ilk bölümü çok etkileyici. Alman subayın Yahudilere yaptığı sıçan benzetmesi de, Nazilerin Yahudilere bakışını anlatan, bugüne kadar sinema alanında yapılmış en anlaşılır tanım belki de.</p>
</div>
<div>
<p>Oyuncu kadrosunda Brad Pitt, Diane Kruger, Melanie Laurent, Eli Roth, Christoph Waltz, Michael Fassbender, Daniel Brühl, B. J. Novak ve Mike Myers rol alıyorlar. Christoph Waltz&#8217;un yanında, sürekli &#8220;memnuniyetsiz&#8221; görünen Pitt&#8217;i izlemekte de oldukça eğlenceli.</p>
</div>
<div>
<p>Belli bir saygınlığı ve başarıyı çoktan yakalamış olan Tarantino, kendi başyapıtı olarak gördüğü bu filminde de sevenlerini düş kırıklığına uğratmamış gözüküyor. Ama yönetmenin en sevilen filmi de, 15 yıldır daha iyisini yapamadığı &#8220;Pulp Fiction-Ucuz Roman&#8221; elbette! Son olarak Christoph Waltz&#8217;un bu filmle beklendiği üzere en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscarını aldığını da belirtelim.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/inglourious-basterds-soysuzlar-cetesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Hurt Locker &#124; Ölümcül Tuzak</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/the-hurt-locker-olumcul-tuzak.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/the-hurt-locker-olumcul-tuzak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 16:28:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Mackie]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Geraghty]]></category>
		<category><![CDATA[David Morse]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Pearce]]></category>
		<category><![CDATA[Jeremy Renner]]></category>
		<category><![CDATA[Kathryn Bigelow]]></category>
		<category><![CDATA[Ralph Fiennes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1242</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;The Hurt Locker &#8211; Ölümcül Tuzak&#8221; bir Amerikan savaş filminden beklendiği üzere &#8220;yaptırana değil yapana&#8221; bakıyor. Yani batı cephesinde yeni birşey yok! Oscar ödül töreni yine geldi çattı. Ben bu yazıyı yazdığım sırada ödül törenine yaklaşık dokuz saat var. &#8220;The Hurt Locker&#8221; beklendiği üzere iş yapar mı bilemem ama umarım yapmaz. Bunun sebeplerine geçmeden önce ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;The Hurt Locker &#8211; Ölümcül Tuzak&#8221; bir Amerikan savaş filminden beklendiği üzere &#8220;yaptırana değil yapana&#8221; bakıyor. Yani batı cephesinde yeni birşey yok!</p>
<p>Oscar ödül töreni yine geldi çattı. Ben bu yazıyı yazdığım sırada ödül törenine yaklaşık dokuz saat var. &#8220;The Hurt Locker&#8221; beklendiği üzere iş yapar mı bilemem ama umarım yapmaz.</p>
<p>Bunun sebeplerine geçmeden önce Oscar ödüllerinin yapısına bakmamız yerinde olacaktır. Oscar ödüllerinde, aslında daha çok Hollywood&#8217;ta, her sene çok iyi filmler çıkmıyor bildiğiniz üzere. Fakat bu durum Oscarların şatafatını pek etkilemiyor. Çünkü Oscar ödül töreninin felsefesi şu: elimizde çok iyi bir film yoksa, iyilerin arasından bazılarını yüceltelim! Üzülerek görüyorum ki, biz de her sene bu dolmayı bir güzel yutuyoruz. Bunu şuradan anlamak da mümkün: Oscar ödüllerinde en iyi filme aday 10 film var. Peki kaç tanesi ülkemizde gösterime girmiş durumda? Yalnızca birkaç tanesi. Bu duruma rağmen her yıl, popüler kültür pompalamakla meşhur bazı internet siteleri ve TV kanalları seyircilerden Oscar tahmini yapmalarını istiyor. Tüm sinema ve magazin yazarları da sıralanıp tahminler yürütüyor. İyi de siz bu filmleri nerede izlediniz. Muhtemelen bir kısmının Amerika&#8217;da henüz DVD&#8217;si bile çıkmış değil. Genelde bir film vizyona girdikten 17 hafta sonra DVD&#8217;si piyasaya çıkıyor. Peki siz bu filmi izlemek için Amerika&#8217;ya mı gittiniz? Yoksa internetten illegal yollarla mı filmi izlediniz! Gerçekten nasıl filmler hakkında bilgi sahibi oluyorlar merak ediyorum. Birçoğunun en iyi film olarak &#8220;Avatar&#8221;ı görmesi de bu sebepten midir acaba? Tabii ki bilemeyiz. Bu yazarlar bir şekilde filmlere ulaşıyor olsalar bile, film izlemek için yurt dışına çıkamayacak izleyicilere Oscar tahmini yaptırmanın bir faydası var mı? Yok. Ama halen &#8220;ödülleri doğru bilin, şu hediyeyi kazanın&#8221; tarzında kampanyalar yapılıyor maalesef.</p>
<p>Asıl konuya dönersek, örneğin, benim de çok sevdiğim &#8220;Slumdog Millionare&#8221; en iyi film oscarını hak eden bir yapım değildi bana göre. Ama Oscarlarda 8 ödülü kapınca, film tüm dünyada büyük bir infial yarattı. Bu sene de komite akıllı davrandı ve tüm dünyada hasılat rekoru kıran, yani zaten meşhur olan bir filmin karşısına başka bir film çıkararak bir dualite yarattı. O film de &#8220;The Hurt Locker&#8221; oldu. Yönetmenlerin eski eşler olmasından da büyük pay çıkaran dünya basını da, ödül törenini bir çeşit düello havasına soktu. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde &#8220;The Hurt Locker&#8221;ın ödülleri toplaması da, olasılıkla &#8220;kadınların zaferi&#8221; olarak lanse edilecek. Sanki kaybedince kadınlar da kaybedecekmiş gibi.</p>
<p>&#8220;The Hurt Locker&#8221;a geçersek, film Irak&#8217;ta görevli bir bomba imha birliğinin Irak&#8217;ta geçirdiği 40 güne odaklanıyor. Girişte yazan &#8220;savaş uyuşturucudur&#8221; yazısı sizi fazla ümitlendirmesin. Çünkü filmin türdeşlerinden ayrılan bir tarafı yok.</p>
<p>Henüz girişte filmin atmosferine çok iyi bir şekilde giriyoruz aslında. Toz duman olmuş Irak&#8217;tan insan manzaraları eşliğinde, bomba imhasıyla uğraşan ekibimiz acı bir kayıp veriyor. Burada şöyle bir olay var: filmin genelinde Amerikan askerleri çok gergin anlar yaşıyorlar zira civarda görünen her Irak&#8217;lı muhtemel bir terörist aynı zamanda. Yani demokrasi düşmanı! Bu şartlarda çevresine bakan bir asker, elinde telefonla bir Irak&#8217;lıyı görüyor ve terörist olduğundan şüpheleniyor. Çok ayrıntı vermeyeyim, normalde esaslı bir savaş ve Amerikan eleştirisinde bu adamın ölüp, masum olması beklenebilir. Ama adamımız suçlu. Amerika askerleri de herkese potansiyel terörist muamelesi yapmakta çok haklı anlayacağınız!</p>
<p>Henüz başından pek çok şeyin aynı olduğu hissini veren film,  bundan sonra da aynı çerçevede yolculuğunu sürdürüyor.Irak&#8217;ın zorlu şartlarında askerler oldukça güçlük çekiyor, psikolojik çıkmazlara giriyorlar, trajik kayıplar veriyorlar. Peki genel olarak savaşı eleştiren film, savaşı çıkaranları eleştiriyor mu? Ne yazık ki hayır. Bunun yerine film &#8220;ağlak Full Metal Jacket&#8221; görünümünden bir türlü sıyrılamıyor.</p>
<p>Filmde Jeremy Renner, Anthony Mackie, Brian Geraghty başlıca rollerde karşımıza çıkıyorlar. Guy Pearce, Ralph Fiennes ve David Morse gibi isimleri görmek de mümkün.Yönetmen ise Kathryn Bigelow.</p>
<p>Filmin övgüye değer yanlarını biraz irdelemeye çalışırsak, elbette kadın bir yönetmenin bir savaş filmi çekmesindeki cesaret bile başlı başına övgüye layık. Bazı patlama sahnelerindeki estetikten de filmde &#8220;kadın eli&#8221; olduğunu anlayabiliyoruz. Ayrıca hareketli kamera, viraneye dönmüş sokaklar yani çeşitli yönetmenlik becerileri de görmek mümkün.</p>
<p>Bu geceki Oscar töreninde kim ne yapar bilmiyorum. Ama savaş filmlerinde savaşı çıkaran ülkelerini eleştirmeyen yapımlardan haz etmediğim, hatta gittikçe soğuduğum içi bu filmin ödülleri toplamasını da istemiyorum. Sanırım Amerika&#8217;nın artık elini taşın altına koyması gerek.Filmi her şeye rağmen izlemek isterseniz de filmin suya sabuna dokunmadığını bir kez daha hatırlatayım. Filmi &#8220;Hollywood&#8217;un son balonu&#8221; olarak isimlendirmek bile mümkün bana göre.</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 758px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Kathryn Bigelow</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/the-hurt-locker-olumcul-tuzak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ejder Kapanı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ejder-kapani-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ejder-kapani-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 14:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Berrak Tüzünataç]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyda Düvenci]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan İmirzalıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat İşler]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Yücel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1241</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce benzer bir film hakkında yorumda bulunduğum için &#8220;adalet&#8221; konusunda bu film için konuşmak istemiyordum ama şunu belirtmekte fayda var: bazen adaleti kanunlar doğru bir şekilde sağlayamıyor; yetersiz kalıyor&#8230; &#8220;Hiç kız kardeşin öldürüldü mü?&#8221; gibi sorular artık cevaplanamaz düzeyde ve bu suçları işleyenlerin cezaları ortada&#8230; Ki ülkemizde adam öldüren 2-3 yılda çıkarken baklava çalan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce benzer bir film hakkında yorumda bulunduğum için &#8220;adalet&#8221;  konusunda bu film için konuşmak istemiyordum ama şunu belirtmekte fayda  var: bazen adaleti kanunlar doğru bir şekilde sağlayamıyor; yetersiz  kalıyor&#8230; &#8220;Hiç kız kardeşin öldürüldü mü?&#8221; gibi sorular artık  cevaplanamaz düzeyde ve bu suçları işleyenlerin cezaları ortada&#8230;</p>
<p>Ki ülkemizde adam öldüren 2-3 yılda çıkarken baklava çalan çocuk 23  yıl ceza alabiliyor; bu mu adalet? Değil&#8230; Ama biz ne yapıyoruz bu  durumda?. Hiç bir şey!</p>
<p>Filme dönecek olursak 22 ocak tarihli bu filmi ben de ilk günden  izleme fırsatı buldum arkadaşım sayesinde&#8230; Aynı gün gösterimde olan  başka filmlerde olsa hatta Kutsal Damacana 2 gibi bir başka tercih  edilebilecek film olsa da yine de Ejder Kapanı niyetiyle sinemaya  gittiğim için bu filmi seyrettik, eh memnunuz biz!</p>
<p>Filmin konusunu uzun süredir filmi merak edenler internetten  okumuştur: kızkardeşi tecavüze uğrayan Ensar&#8217;ın üzerinden polis  teşkilatının yaşanan cinayetleri çözmek için sürdürdükleri çaba ve  şaşırtıcı bir son!.</p>
<p>Filmi izlerken sizde şu tespitime katılacaksınız: filmin ilk molası  verildiğinde sinema salonunda o an yer alan herkes aynı şeyi  tekrarlıyordu &#8220;sonu belli oldu daha 5. dakikada, film hiç iyi ilerlemiyor.&#8221; Evet, cidden o ana kadar çok sıradan gidiyordu film ve aslına  bakarsanız bizi kapana düşürmeseydi yönetmen filmin sonu da dahil her şey  belli olmuştu sanki&#8230; Bazı zorlama sahneler vardı, gereksiz  sahneler&#8230; İlk yarı bittiğinde çok kişi sıkıldığını belli eder tavırlar  sergilemeye başladı ki hatta ben de bir an olsun salondan çıkmak için &#8220;su almaya gideyim mi? diye düşündüm ama çok kalabalıktı salon,  kalkmadım.</p>
<p>Tarantino filmlerini izleyenler ya da Adalet Peşinde filmini  izleyenler bu filmle aralarında çok bağlar kurabilirler; o yüzden belki  de sıkılacaklardır bir ihtimal. Fakat en önemli farkı bu filmde biz &#8220;katille &#8211; kötü adamla &#8211; adaleti sağlamaya çalışan adamla&#8221; beraber her  şeyi yaptığımızı sanıyoruz&#8230; Yani mesela Adalet Peşinde filminde çok  zeki komplolar kuran ve bunları aniden yapan zeki bir baba ile  birlikteyiz; fakat bu filmde biz &#8220;gerçek katili&#8221; filmin sonuna kadar  tahmin bile edemiyoruz..</p>
<p>Yönetmen Uğur Yücel film için nerdeyse hep akşamları seçmiş, neden  bilmiyorum&#8230; Sin City havası mı katmaya çalıştı ne? Ve yağmur  çoğunlukla vardı. Herhalde kendisi için yağmur ve akşam çok anlam ifade  ediyor =)</p>
<p>Oyuncu kadrosu güçlü bir film diyebiliriz; zaten Nejat İşler&#8217;e aslına  bakarsanız fazla bir iş düşmemiş. Kenan İmirzalioğlu ile Uğur Yücel  yeterli idi zaten; Ceyda Düvenci&#8217;ye pek iş düşmedi. Berrak Tüzünataç&#8217;a  bence podyumlar daha yakışıyordu; film endüstrisinde iyi bir yer alması  için daha çok ekmek yemesi lazım diyebilirim ama güzelliği bile film  için yeterli bir unsurdu. Açıkcası filmi izlerken ben ilk başta filmin Berrak üzerine kurulu olduğunu ve finali O&#8217;nun yapacağını çok düşündüm  ama olmadı. Çünkü filmin başındaki ilk sahnede Nejat İşler bir kızı  vurmamıştı ve bu kız Berrak&#8217;a çok benziyordu; neden vurmadığını  öğrenemediğimiz gibi sonuca da, filme de etki etmeyen bir gereksiz sahne  olmaktan öteye gidemedi bu sahne&#8230;</p>
<p>Kenan İmirzalıoğlu filmde Urfalı bir polisi canlandırdı ve benim  izlediğim filmleri içerisinde Kabadayı&#8217;dan sonra ikinci defa böyle bir  rolde kendisini izledik; sonu da iki filmde de aynı oldu zaten =)  Bıyıklı halini ise Yandım Ali&#8217;den sonra tekrar görmek güzeldi, yine sert  bir delikanlıyı oynadı ama bu endamda bu yakışıklıkda birinin bu kadar  amatör çapkın olması ne bileyim; imkansızdır herhalde ama o rolü bile  hakkından gelerek oynadı diyebilirim: tabii finale doğru bombayı  patlattı =) Şive yapmaya çalışılarak oynanan oyunlardan hoşlanmıyorum  pek çünkü gerçekçi olmuyor; Kenan&#8217;da da benzer durum oldu çok sırıtmasa  da&#8230; Çünkü o güldüğü an tüm her şey insanın gözünde bitiyor&#8230; Gerçeği  görüyorsun o zaman sanki =)</p>
<p>Filmin cinayet işleme sahneleri için yabancılarla çalışıldığı ortada  sanki, bu konuda bilgim yok ama o sahneler gerçekten çok başarılı ve  gerçekçi idi diyebilirim. Kaçış sahneleri olsun gerçekten kaliteli bir  kadro ile çekildiğini ortaya seren nitelikte&#8230;</p>
<p>Ben filmden farklı şeyler bekliyordum açıkcası; şaşırdım diyebilirim.  Hatta çoğu izleyen de benim gibi düşünüyordur herhalde&#8230; Memnunum;  fakat Hollywood sinemasının yıllardır çektiği filmler gibi oldu  diyebilirim: en son Adalet Peşinde filminde izlediğimiz kurgu gibi&#8230;  Fakat şu açıdan iyi bir sonuç: biz de bu tip filmler yapabiliyoruz;  hatta bir çok Hollywood filmi kadar başarılı ve/veya daha başarılı  diyebilirim film açısından&#8230;</p>
<p>Oyunculuk güzeldi, zaten Uğur Yücel ile Kenan İmirzalıoğlu yeterli  oldu. Diğerleri göze batmadılar&#8230; Kurgu güzeldi, herkesi ters köşe  ettiler diyebilirim. Türk sinemasında iyi bir gişe yapacağını  düşünüyorum bu filmin&#8230;</p>
<p>Benim oyum, Adalet Peşinde filmine verdiğim oydan 0,5 puan düşük  olacak: 7,5 puan veriyorum.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ejder-kapani-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Underworld: Evolution &#124; Karanlıklar Ülkesi: Evrim</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/underworld-evolution-karanliklar-ulkesi-evrim.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/underworld-evolution-karanliklar-ulkesi-evrim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 21:15:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2006]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Nighy]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Steele]]></category>
		<category><![CDATA[Derek Jacobi]]></category>
		<category><![CDATA[Kate Beckinsale]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Sheen]]></category>
		<category><![CDATA[Scott Speedman]]></category>
		<category><![CDATA[Shane Brolly]]></category>
		<category><![CDATA[Steven Mackintosh]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Curran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1238</guid>
		<description><![CDATA[Açıkçası filmi izlemeye başlarken kafamda bir devam filmi olmasından doğan sıkıntılarla karşılaşmayacağım yönünde bir fikir vardı zira ilk filmi (Underworld) izlememiştim. Ama film ilerledikçe yanıldığımı anladım çünkü film, ilk yapıta bol bol değiniyor ve ilk filmi izlemeyen biri olarak benim için gittikçe hazmı zor bir hal alıyordu. Bu yüzden, özellikle hikaye gidişatıyla da ilgileniyorsanız ilk ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açıkçası filmi izlemeye başlarken kafamda bir devam filmi olmasından doğan sıkıntılarla karşılaşmayacağım yönünde bir fikir vardı zira ilk filmi (Underworld) izlememiştim. Ama film ilerledikçe yanıldığımı anladım çünkü film, ilk yapıta bol bol değiniyor ve ilk filmi izlemeyen biri olarak benim için gittikçe hazmı zor bir hal alıyordu. Bu yüzden, özellikle hikaye gidişatıyla da ilgileniyorsanız ilk filmi izlemeden bu filmin başına oturmayın derim.</p>
<div>
<p>&#8220;Underworld: Evolution&#8221;da Kate Beckinsale, Scott Speedman, Tony Curran, Derek Jacobi, Bill Nighy, Steven Mackintosh, Shane Brolly, Brian Steele ve Michael Sheen gibi isimler kendini gösteriyor. Filmin yönetmeni Len Wiseman.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde yarasalar ve kurt adamların geçmişten gelen husumetlerinin dallanıp budaklanması konu alınıyor. Görüldüğü üzere filmden beklenen sıkı bir korku-gerilim. Film gerilim ve korku yönlerine ağırlık vermiyor, bunun yerine görsel efektlerle süslü bol kanlı sahneler barındırıyor. Yeterli aksiyon da barındırdığı söylenemez.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde bir yandan bir aşk hikayesine de tanık olmak mümkün. O da Selene (Kate Beckinsale) ve Michael (Scott Speedman) arasında geçmekte. İlk filmden izler taşıdığını anladığım bu hikaye de, yönetmenin tüm çabasına rağmen biraz sırıtıyor denebilir. Yine bu tarz filmlerden alışık olduğumuz &#8220;geleceğe yön verme&#8221; veya &#8220;başka varlıkların insanlık yararına mücadelesi&#8221; gibi temalar da filmde bolca yer alıyor. Film finalinde ne yazık ki kendinden beklenen patlamayı gerçekleştiremiyor. Hatta finaldeki mücadelenin geleceği de çok belli.</p>
</div>
<div>
<p>Tekrar söylemekte yarar var: aksiyon kısmına aldanıp filmi ilk yapıtından önce izlerseniz, konuya hakim olamayacağınız kesin gibi. Filmdeki geri dönüşler konuyu kavramak için yeterli olmuyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/underworld-evolution-karanliklar-ulkesi-evrim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Star Trek &#124; Uzay Yolu</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 19:59:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Greenwood]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Pine]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Bana]]></category>
		<category><![CDATA[J.J. Abrams]]></category>
		<category><![CDATA[Leonard Nimoy]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Pegg]]></category>
		<category><![CDATA[Winona Ryder]]></category>
		<category><![CDATA[Zachary Quinto]]></category>
		<category><![CDATA[Zoe Saldana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1234</guid>
		<description><![CDATA[J. J. Abrams&#8217;ın ne kadar başarılı bir isim olduğu açık. TV efsanesi halini çoktan almış olan &#8220;Lost&#8221; dizisiyle ünlendi kendisi. &#8220;Lost&#8221; eski performansından çok şey kaybetse de hayranları endişeyle de olsa diziyi takip etmeye devam ediyorlar. Bunun yanında yönetmenliğiyle en fazla öne çıktığı film ise hiç kuşkusuz &#8220;Star Trek&#8221; oldu. Bunun altında kanımca yeni neslin yarım yamalak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>J. J. Abrams&#8217;ın ne kadar başarılı bir isim olduğu açık. TV efsanesi halini çoktan almış olan &#8220;Lost&#8221; dizisiyle ünlendi kendisi. &#8220;Lost&#8221; eski performansından çok şey kaybetse de hayranları endişeyle de olsa diziyi takip etmeye devam ediyorlar. Bunun yanında yönetmenliğiyle en fazla öne çıktığı film ise hiç kuşkusuz &#8220;Star Trek&#8221; oldu. Bunun altında kanımca yeni neslin yarım yamalak bildiği &#8220;Star Trek&#8221; hakkında bilgi sahibi olmak istemesi yatıyor. Eski kuşaklar da muhtemelen bu kült dizinin son sinema versiyonunun nasıl olacağını merak etmiş olacaklar.</p>
<div>
<p>&#8220;Star Trek&#8221; ülkemizde tek kanal döneminde yayınlandığını öğrendiğim bir dizi. Bir aralar TV&#8217;de eski bölümlerini görmek de mümkündü. Türk izleyicisinin, yani yeni neslin &#8221;Uzay Yolu&#8221; hakkında bilgi almasını sağlayan en önenli yapım, tabii ki Sadri Alışık&#8217;ın başrolünde olduğu &#8220;Turist Ömer Uzay Yolunda&#8221;. Ülkemizde, &#8220;Uzay Yolu&#8221;nu bilmeyenlerin bile Mr. Spock şakaları yapmalarının sebebi de o filmde ortaya çıkan Spock karakteri. &#8220;Star Trek&#8221; ile &#8220;Uzay Yolu&#8221;nu çok daha &#8220;teknolojik&#8221; bir şekilde izleyebiliyoruz. Üstelik ilgi uyandıran bir hikaye de mevcut.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde &#8220;Uzay Yolu&#8221;nda yaşanan serüvenin en başına gidiyoruz. Öyle ki daha sonra büyük bir bağlılıkla birbirlerine kenetlenecek olan gemi mürettebatı da henüz elektrikli ilişkiler yaşıyorlar. Aralarında bir dostluktan söz etmek çok zor. Hikayenin bu yapısı, belki dizinin orijinalini izlemiş seyircileri memnun edecektir. Eğer dizideki daha önce yaşayamadığınız o havayı solumak istiyorsanız, bu durumdan muhtemelen memnun kalmayacaksınız. Yani filmde, dizide yer alan gemideki hiyerarşik düzenle ilgili mühim bir bilgi yer almıyor. Bunun yerine efsane geminin oluşum sürecine tanık oluyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmdeki hikayeye göre, gelecekten gelip, yok olan gezegenleri için Mr. Spock&#8217;un dahil olduğu ırkı &#8220;temizlemek&#8221; isteyen bir devasa geminin gözü dönmüş bir şekilde Dünya&#8217;yı hedef alan tehditlerinin önlenme çabalarını izliyoruz. Filmin henüz girişinde zamanla oynandığını anlayabiliyoruz. Bu zaman yolculukları, finalde ortaya çıkan bir sürprizin de zeminini hazırlıyor bir yandan. Hikayede iki kişiyi yakın plandan takip edebiliyoruz: James T. Kirk ve Mr. Spock. Burada asıl kafa karıştıran mesele, bu iki karakterin hangisinin &#8220;esas kişi&#8221; olduğu. Yani öyle ki: filmin Mr. Spock karakterinin üzerine kurgulandığını söylemek bile mümkün. Dolayısıyla filmi James karakterinin hikayesi olarak bekleyenler biraz yanılacaktır. Ayrıca oldukça &#8220;mantıklı&#8221; olarak bildiğimiz Spock&#8217;ın insani yönlerine de tanık oluyoruz.</p>
</div>
<div>
<p>Filmde Chris Pine, Zachary Quinto, Eric Bana, Simon Pegg, &#8220;Avatar&#8221;la yıldızı parlayan Zoe Saldana, Leonard Nimoy, Bruce Greenwood ve Winona Ryder rol alıyorlar.</p>
</div>
<div>
<p>Hikayenin, dolayısıyla filmin en büyük başarısı, sirki andıran bir uzay macerası anlatmaması. Yani filmde, akla gelebilecek makul veya makul olmayan her türlü yaratık bulunmuyor. Buradaki çeşitlilik abartılmamış ve filme zenginlik katıyor. Filme bu açıdan bakmakta da yarar var.</p>
</div>
<div>
<p>Yine de, asıl öykünün altyapısına hakim olmayan izleyicinin tatmin olamayabileceği bir yapım &#8220;Star Trek&#8221;. Bu sebeple, filmi izlemeden büyük beklentiler beslememekte fayda var.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/star-trek-uzay-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sherlock Holmes</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-3.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 19:48:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Conan Doyle]]></category>
		<category><![CDATA[Jude Law]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Downey]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1233</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda yine çok film izlemeye başladım; keşke hepsi bu film gibi olsa =) Sherlock Holmes, aslında bir kitap uyarlaması filmi&#8230; Hollywood&#8217;un son zamanlarda başvurduğu yöntemlerden biri ama çok başarılı bir uyarlama diyebilirim. Sherlock Holmes, polisiye roman dünyasının en tanınmış kişilerinden kuşkusuz; hatta Wikipedia&#8217;da hayat hikayesine bile rastlayabilirsiniz (doğum tarihi vs.). Hakkında &#8220;nasıl göründüğüne dair ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda yine çok film izlemeye başladım; keşke hepsi bu film  gibi olsa =)</p>
<p>Sherlock Holmes, aslında bir kitap uyarlaması filmi&#8230; Hollywood&#8217;un  son zamanlarda başvurduğu yöntemlerden biri ama çok başarılı bir  uyarlama diyebilirim.</p>
<p>Sherlock Holmes, polisiye roman dünyasının en tanınmış kişilerinden  kuşkusuz; hatta Wikipedia&#8217;da hayat hikayesine bile rastlayabilirsiniz (doğum tarihi vs.). Hakkında &#8220;nasıl göründüğüne dair &#8221; resimler çizilmiş  ve bunlar gazetelerde bile basılmıştı&#8230; Sir Arthur Conan Doyle  tarafından kurgulanan bu polisiye roman (ki kendisi polisiye roman  konusunda usta bir yazardır; adalet konusunda çalışmaları olduğu gibi  çevresindeki olayları kitaplarına katmayı büyük bir ustalıkla  gerçekleştirmiştir.) zamanında en çok okunan yazılardan biriydi; çünkü  ilk başta sadece gazetelerde yayınlanan bu yazılar polisiye roman  türünün gelişmesine katkıda bulunmuştu.</p>
<p>Sevilmesinin bir nedeni de herhalde filmde her unsurdan bulunması  idi:  Aksiyon,  Dram,  Gerilim,  Gizem,  Macera,  Polisiye,  Romantik,   Suç,  Tarih&#8230; Tarih kısmı belki yazılmayabilir, çünkü yazarın kendi  dönemini anlatmasından dolayı bunu gözardı edebiliriz, ama 21. yüzyıl  insanları olarak 19. yüzyılda yaşananları film aracılığıyla izlerken o  dönemden izleride görüyoruz. Ki filmde dönemin şartları, evleri,  nehirleri, gemileri, insanları aklınıza gelebilecek her şey çok güzel  yansıtılmış diyebilirim; ki hollywood sinemasının bu huyunu seviyorum!</p>
<p>Film, sanayi devrimi sonrasını konu alıyor sanırım; daha önce Sherlock Holmes konusunda filmler çekildi hatta bir ara Sherlock Holmes&#8217;i canlandıran karaktere İngiltere nişanı verildiğini öğrendim de  şaşırdım; demek ki konu olarak çok dikkat çekici bir film ve ülkeler  arasında da sorunlara neden olmuş. Fakat şunu biliyorum, kitabın yazarı  özellikle İngiltere&#8217;de adaletin gelişmesine çok büyük katkılar yaptı.  Adalette yaşanan haksızlıkları çok iyi gözlemledi ve Sherlock Holmes  karakteri ile de olsa hepsini çözmesi; kanun koyucuların daha dikkatli  olmasına neden olmuştur herhalde, kim bilir.</p>
<p>Film oyuncu kadrosu gerçekten izlemeye değerdi; Jude Law, Robert  Downey Jr. ikilisi gerçekten birbirlerine uyan çok iyi arkadaş gibi  idiler, ama yönetmen aralarındaki ilişkiyi öyle bir noktaya getirdi ki  bir ara &#8220;Holmes&#8217;in gay olabileceğini ima ediyor sanki&#8221; diye düşünmedim  değil. =)</p>
<p>Kostümler harika, dönemin şartları; evleri, yolları, binaları, nehirleri, gemileri ve aklınıza gelebilecek tüm ayrıntılar -bilgisayar efektleri yardımıyla da olsa- çok güzel yansıtıldı. Bu bence en  önemlisi idi. Polisiye filmlerinde yer alan kurgu -ince ayrıntılar-  filmin işleyişi ve ayrıntılar arasındaki bağ bu filmde çok zekice  kurgulandı. Bizim bile bazen gözden kaçırdığımız ayrıntılar &#8220;aaa evet&#8221;  dedirten türden zamanla karşımıza çıktı ve Holmes ile beraber bizde  olayı çözmeye çalıştık.</p>
<p>Film heyecanlıydı, çünkü çok aksiyon sahneleri vardı diyebilirim;  özellikle dövüş sahnelerinde önce Holmes&#8217;in kendi kafasında olayın  ayrıntılarını bir bütün haline gelecek şekilde sırayla düşünmesi ve  bunların bize yavaş halde gösterilmesi ile peşi sıra her şeyin tekrar  hızlı bir şekilde yansıtılması çok güzel düşünülmüş bir şeydi&#8230; Zaten  Holmes&#8217;in en büyük özelliği sanırım ipuçlarını teker teker  değerlendirmek yerine tüm ipuçlarını elde edip bir bütün halinde  düşünmesi idi sanırım. Film eğlenceliydi, çünkü diyaloglar gerçekten çok  güzel yazılmıştı. Konuşmalar, mimikler, hareketler hepsi gerçekten çok  tutarlıydı. Sıkıcı değildi film, çünkü kopukluk yoktu. &#8220;ne oluyor yahu&#8221;  demiyorsun izlerken, kopamıyorsun&#8230; Düşündürücü idi film; Ejder  filmindeki kadar az ipucu yoktu; ipuçları daha derindi ve olayı çözmek  için bilimsel verilerden tutun her şeyi değerlendirmeleri gerekmişti.  Zekiceydi, çünkü filmi izlerken bir ara ben de &#8220;sihir&#8217;e&#8221; nerdeyse  inanacaktım diyebilirim =)</p>
<p>Filmi izlerken diğer filmler aklınıza gelebilir belki de; mesela  tarihi mekanları görüntülerken ya da tarikatları izlerken aklınıza Melekler ve Şeytanlar filmi gelebilir&#8230; Ya da Robert Downey Jr. Holmes  karakteri ile espritürel kişiliğini oynarken bir an Iron Man filmi  aklınıza gelebilir&#8230; Hatta 1 saatten fazla büyü ile haşır neşir  olduktan sonra filmin sonunu görünce kendinizi Scooby Doo filminde  sanabilirsiniz =) Fakat yönetmen Guy Ritchie gerçekten başarılı bir iş  çıkardı; ayrıntılar somurtmadı ve işte bu! dedirtecek türden bir film  çıktı ortaya&#8230;</p>
<p>Lord Blackwood&#8217;un idam ediliş sahnesini izlerken aklıma nedense Saddam Hüseyin&#8217;in idam edilme sahnesi geldi; hepimiz o videoyu  izlemişizdir herhalde&#8230; Ve sonrasında gelen komplo teorileri: aslında  öldürülmedi gibisinden&#8230; Bu idam sahnesini ve sonrasında yaşananları  filmde izleyenler ne demek istediğimi anlamışlardır diye düşünüyorum&#8230;  Ayrıca, &#8220;korku&#8221; politikası uygulaması son dönemde ülkemizde sıkça  duyduğumuz &#8220;darbe planlarının&#8221; ana temasını teşkil ediyor, değil mi?  Korkut &#8211; kaos oluştur &#8211; ele geçir&#8230;</p>
<p>Tabii ki bu filmin tutacağından emin olan kalabalık bir senaryo ekibi  ile yapımcı kadrosu; devam filmi için de tarih belirlediler: 2011. Bu  filmde belki de Lord Blackwood&#8217;dan kurtulduk ama baştan sona ne olduğunu  göremediğimiz Profesör Moriarty ile Holmes&#8217;in macerasını devam filminde  izleyebileceğiz.</p>
<p>Bu yılın en iddaalı filmlerden biridir diyebilirim Sherlock Holmes  için.. Siz de eğlenmek, izlediğiniz filmden zevk almak istiyorsanız ve  sonunda bir yabancı filmde kötülemeden &#8220;Türkiye ve hatta karadeniz  bölgesi&#8221; cümlesini 1 kaç saniye de olsa duymak istiyorsanız;  seçeneğiniz film bu olsa gerek =)</p>
<p>8,5 puan verdim.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ninja Assassin &#124; Ninjanın İntikamı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ninja-assassin-ninjanin-intikami.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ninja-assassin-ninjanin-intikami.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 20:50:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[James McTeigue]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1229</guid>
		<description><![CDATA[Fragmanına kanarak bundan sonra film izlemicem diye 100 defa yazmak geliyor içimden =) evet, yine fragmanı ile filmin tümü arasında bir fark olmadığı bir film ile karşılaştım. Bilindik bir konuyu işleyen daha çok bilgisayar efektleri katılmış eski ninja filmlerine benziyor desem, yalan olmaz&#8230; Konusu itibariyle; suikastçı yetiştiren 1000 yıllık bir klanın öğrencilerinden biri, sevdiği kızı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fragmanına kanarak bundan sonra film izlemicem diye 100 defa yazmak  geliyor içimden =) evet, yine fragmanı ile filmin tümü arasında bir fark  olmadığı bir film ile karşılaştım.</p>
<p>Bilindik bir konuyu işleyen daha çok  bilgisayar efektleri katılmış eski ninja filmlerine benziyor desem,  yalan olmaz&#8230; Konusu itibariyle; suikastçı yetiştiren 1000 yıllık bir  klanın öğrencilerinden biri, sevdiği kızı kaybetmesinden sonra, artık bu  caniliğe &#8220;dur&#8221; demek için kendi klanına savaş açar ve onları teker  teker bulmaya çalışır&#8230; Fakat bu sırada klanda boş durmamaktadır: klana  ihanet eden bu öğrenciyi bulup öldürmek istemektedir. Bu sırada olaya  karışan interpol yardımıyla iki düşman birbirlerini bulurlar ve  sonrasında gelen bol aksiyonlu, dövüş sahneleri ve mutlu son&#8230;</p>
<p>Film çok kısa sürdü diyebilirim; çok fazla  da sahne yok aslında fragmandaki sahneler dışında&#8230; Onun dışında konuyu  öğreniyoruz film boyunca&#8230; Yani bence ha fragman, ha film&#8230; farketmez;  zaman dışında&#8230; fakat sonuna kadar izletti sıkılmadan, onu da  belirteyim.</p>
<p>Oyuncu kadrosu Asya sinema endüstrisinin en  iyi genç oyuncularından oluşuyor, tabii Amerika kökenli oyuncularda  var. Fakat film Amerika &#8211; Almanya ortak yapımı&#8230; Film değişik ülkelerde  geçiyor fakat o ülkelere ait isimler dışında pek bir şey göremiyoruz,  zaten film genellikle karanlık ortamlarda çekildi. Oyuncu kadrosunda  korenin ünlü pop şarkıcısı ve dizi oyuncusu Rain var; aslına bakarsanız  bu dövüş sahnelerini yapmakta zorlanmadı sanırım: çünkü kendisi aynı  zamanda çok iyi dans eden biri; videolarını izleyin ne demek istediğimi  anlarsınız. Hayran sayısı da hayli fazla&#8230; Yönetmen koltuğunda ise V for Vendetta filmininde yönetmeni olan James Mcteigue gibi biri var, zaten  filmin bilgisayar efektleri güzel ama bazı sahneler hoşuma gitmedi &#8211;  gereksizdi diyebilirim.</p>
<p>Örnek vermek gerekirse; ninjanın elini  kesip sonra birden yaranın iyileşmesi.. mistik bir olay katmış olaya&#8230;  final sahnesindeki ortadan kaybolma numarası&#8230; her şey normal &#8211; olası  şekilde giderken böyle bir artisliğe gerek yoktu bence =) Ve kanlar: çok  abartılmıştı ve aşırı kırmızıydı =) Boya hissini ha safhada veriyordu.</p>
<p>Bu arada filmde Türklerden de bahsedildi =)  Bu klanların ilkini ziyaret edip klanlar hakkında yazı yazan bir Türk  bilgininden bahsedildi. Bu da hoşuma gitti doğrusu&#8230;</p>
<p>İzlenmesi gereken bir film mi? bana göre  hayır, çünkü benzerleri çok var ve bu filmin pek farkı yok&#8230;  İzlenebilirliği ne kadar derseniz eğer, fragmandan aldığım sinezevki  filmden de aynı oranda aldım. değişen bir şey olmadı. İzlenebilecek  türden bir film ama izlemeseniz de bir şey kaybetmezsiniz; fragmanı  izledikten sonra insan daha fazla şeyler bekliyor: aynı şeyleri değil&#8230;</p>
<p>Benim puanım 10 üzerinden 6 oldu; zaten  sinemalar.com puanı da buna yakın.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ninja-assassin-ninjanin-intikami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Legion</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/legion.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/legion.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 14:38:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>iCon</dc:creator>
				<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Quaid]]></category>
		<category><![CDATA[Lucas Black]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Bettany]]></category>
		<category><![CDATA[Scott Stewart]]></category>
		<category><![CDATA[Tyrese Gibson]]></category>
		<category><![CDATA[Willa Holland]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1225</guid>
		<description><![CDATA[Henüz ülkemizde gösterime girmemiş bir filmi izlemek, nasıl bir duygu size anlatmak zor:). Fakat şurası kesin ki: bundan sonra &#8220;din&#8221; ve &#8221; insanların ahlaki durumu&#8221; konusunda hollywood daha bir çok filme imza atacak gibi gözüküyor. Nisan ayı sonlarında ülkemizde gösterime girecek olan bu film içinde bazı tezat düşünceleri barındırsa da temelde insanların nasıl &#8220;yoldan saptıklarını&#8221; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz ülkemizde gösterime girmemiş bir filmi izlemek, nasıl bir duygu  size anlatmak zor:). Fakat şurası kesin ki: bundan sonra &#8220;din&#8221; ve &#8221;  insanların ahlaki durumu&#8221; konusunda hollywood daha bir çok filme imza  atacak gibi gözüküyor.</p>
<p>Nisan ayı sonlarında ülkemizde gösterime girecek olan bu film içinde  bazı tezat düşünceleri barındırsa da temelde insanların nasıl &#8220;yoldan  saptıklarını&#8221; ve kurtuluşun ne olduğunu ya da olabileceğini sorguluyor.</p>
<p>Filmin konusu; kafası attığında, insanlara olan inancı bittiğinde tüm  insanlığı yok eden Tanrı yine dayanamayıp tüm insanlığı yok etmesi için  meleklerini görevlendirir; fakat Mikail adlı dört büyük melekten biri  bu emire uymaz ve insanlığa yardım etmek için dünyaya gelir. Bu sırada  çölün ortasında ıssız bir yerdeki mola yerinde duran birbirlerini  tanımayan insanlar neler olduğundan habersizdiler; ta ki melekler onları  öldürmek için geldiklerinde bir şeylerin olduğunun farkına  varana dek&#8230; İçlerinde ise insanlığın son umudu olan hamile bir  kadın vardır: çünkü doğuracağı bebek insanlığa yol gösterecek kişi  olacaktır. Çocuğu korumak için her şeyi yapar ve mutlu son.</p>
<p>Yukarıdaki film konusunu okurken bile, filmde yanlış konulara  değinildiğinin farkına varacaksınız: eski mitoloji zamanındaki tanrılar  gibi bir Tanrı var: insanlığa istediği vakit istediğini yapan bir Tanrı&#8230; Filmde bu Tanrı&#8217;nın ilk insanlığı cezalandırdığı tufandan  bahsediliyor. Ve şu anki cezalandırmanın da kıyamet olmadığını  biliyoruz&#8230; Peki o zaman bu durumda &#8220;iyileri&#8221; kurtaracak peygamber  adayı kim? Yok. Bu ilk hata; fakat bu görevi &#8220;tanrının emrini yerine  getirmeyen&#8221; bir melek eline almış: meleklerin komutanı&#8230; Bizim  inandığımız inanca ters bir durum ama konumuz değil; fakat film  konusunun kendi içinde tezat oluşturması eksi puan&#8230;</p>
<p>Bir de &#8220;melekler&#8221; kavramını tamamen alt üst eden bir yaklaşım vardı  filmde; meleklerin hepsi kötü!. Ve meleklerin insan şekline girdikten  sonra ki tavırları zombivari bir görüntü oluşturdu. Melekler kötü  müdür? Sanırım filmde sadece melekler için &#8220;asker&#8221; yakıştırması  yapılmış: tanrı ne derse, onu yaparlar&#8230;</p>
<p>Film bir yerde iyi ile kötünün savaşını anlatıyor diye düşündüm ama  kötü kim, iyi kim? Her şeyin suçlusu olarak Tanrı&#8217;yı  göstermek hata olurdu ki, böyle bir hataya da düşülüyor filmde&#8230;</p>
<p>Film ülkemize geç gelecek, hatta bir ara listelerde adı bile yoktu, ama  az önce sinemalar.com sayfasında baktığımda 30 Nisan tarihinde  gösterimde olacakmış ülkemizde; şu an Amerika&#8217;da Avatar&#8217;dan sonra en çok  izlenen film durumunda Legion&#8230;</p>
<p>Oyuncu kadrosuna gelince, hızlı ve öfkeli filmlerinden tanıyacağımız  başrol oyuncusu 2 kişi var filmde: Lucas Black ve Tyrese Gibson. Lucas  inançlı birini oynuyor, doğacak çocuğu yetiştirecek kişi&#8230; Tyrese&#8217;nin  ise ne olduğunu bilemiyoruz filmde, bi den çölün ortasında kendini  kaybetmiş biri olarak ortaya çıkıyor, telefondaki konuşmasından  mahkemelik olduğunu anlıyoruz ama öncesi ve sonrası yok. Ünlü oyuncu  Dennis Quaid&#8217;da filmde başrol olarak görev aldı ve bence tam rolüne  uygun kişi idi. bazen onu Harrison Ford ile karşılaştırıyorum; ikisi de  muhteşem oyuncular&#8230; Ve tabi ki mikail rolündeki Paul Bettany.  Gerçekten duruşuyla konuşmasıyla muhteşem bir rol çıkardı. Hakkını verdi  diyebilirim rolünün&#8230; Benzeri filmlerde genellikle en iyi olarak  gördüğümüz Gabriel adlı meleği ilk defa bu filmde kötü olarak gördük ki Gabriel filmini izleyenler bilir orada kötü melek Mikail idi (ki  aslında bu filmde kötü yok, kötü olduğunu düşündüğümüz şahıslar var&#8230; Gabriel de verilen emiri düşünmeden yerine getiren kötü diye lanse  ettiğimiz bir melek&#8230;) Filmde başrolde 3 tane bayan karakter var ama  benim aklımda kalan sahne Willa Holland&#8217;ın müzik kutusundan şarkı  seçerken ki bölümdü&#8230; Gerçekten güzel kız:).</p>
<p>Filmde insanlığın çöküşü ve bundan nasıl kurtulacağı sorgulansa da  bazen aile ilişkilerine de değinilmesi konunun zenginleştirilmesi  açısından iyi bir yöntem olmuş&#8230; Diyaloglar ve sözler kötü değildi,  sıkmıyordu insanı. Fakat bizim açımızdan hiç bir yararı olmayan bir film  diyebilirim.</p>
<p>Gabriel ve süper natural filmlerde görmüş olduğumuz &#8220;kötü melek&#8221;  kavramının yeniden yer aldığı, fantastik bir film Legion. Bir bakıma  aklıma &#8220;kötü orduyu&#8221; yenmesi için gönderilen ebabil kuşları geldi bu  filmi izlerken&#8230; Fakat orada belirli bir kesim hedef alınırken burada  tüm insanlık hedef alınmış ve iyi &#8211; kötü ayrımı yapılmamış&#8230; Filmde  tufan örnek verilmesine karşın, orada alınan önlemler hiç alınmamış ve  kıyamet olayı hesaba katılmamış&#8230; Meleklerin insan versiyonları zombi  gibi gösterilmiş ki kanatlı halleri ile gelseler daha iyi olurdu:).  Oyuncu kadrosu zengin, oyunculukların süper olduğu bir film.</p>
<p>10 üzerinden 7,5 puan verdiğim filmi izlemezseniz bir şey  kaybetmessiniz; fakat fantastik film sevenler için birebir film&#8230;  Constantine, Gabriel, Super Natural gibi film hayranlarının kaçırmaması  gereken bir film&#8230; Ki bu tip konular her zaman gişede başarılı  olmuştur.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/legion.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Death Proof &#124; Ölüm Geçirmez</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 20:04:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jordan Ladd]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Russell]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[Rosario Dawson]]></category>
		<category><![CDATA[Rose McGovan]]></category>
		<category><![CDATA[Vanessa Ferlito]]></category>
		<category><![CDATA[Zoe Bell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1217</guid>
		<description><![CDATA[Quentin Tarantino&#8217;nun yazıp yönettiği &#8220;Death Proof-Ölüm Geçirmez&#8221;, Tarantino&#8217;nun bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği bir B filmi örneği. Filmin oyuncuları arasında Kurt Russell, Rosario Dawson, Vanessa Ferlito, Jordan Ladd, Rose McGovan ve Zoe Bell gibi isimler var. Tarantino, hakkında yazıldığı hemen hemen her yazıda geçen meşhur video dükkanında çalıştığı sırada B filmlerine sempati duydu muhtemelen. B filmlerini; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Quentin Tarantino&#8217;nun yazıp yönettiği &#8220;Death Proof-Ölüm Geçirmez&#8221;, Tarantino&#8217;nun bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği bir B filmi örneği.</p>
<p>Filmin oyuncuları arasında Kurt Russell, Rosario Dawson, Vanessa Ferlito, Jordan Ladd, Rose McGovan ve Zoe Bell gibi isimler var.</p>
<p>Tarantino, hakkında yazıldığı hemen hemen her yazıda geçen meşhur video dükkanında çalıştığı sırada B filmlerine sempati duydu muhtemelen. B filmlerini; belirli bir konu bütünlüğü olmayan, genelde absürd bir içeriğe sahip, kamera kullanımının ve görüntü tekniğinin önemsiz olduğu filmler olarak betimlemek mümkün. Tarantino bu türe hayranlığını her fırsatta dile getirir ve genelde eleştirmenler de bunu takdirle karşılar. İlginç olduğunu düşündüğüm bu olayın tartışması da ayrı bir yazının konusu tabii.</p>
<p>Filmde, genç kızları, kullandığı arabasıyla öldürmeye çalışan Dublör Mike&#8217;ın (Kurt Russell) hikayesi işleniyor. İki bölümden oluşan filmde Dublör Mike, önce gözüne kestirdiği üç genç kızı öldürmek için uğraş veriyor. Filmin ikinci kısmında ise yine yakın arkadaş dört kızı hedef alıyor Dublör Mike. Bu kısım karmaşıklaştıkça, absürd bir sona doğru ilerlememiz de kaçınılmaz oluyor.</p>
<p>Film görüntü kalitesi olarak yıllar önce çekilmiş ve zamanla yıpranmış eski bir yapıtı anımsatıyor. Film boyunca genç kızların cinsellik ve tuhaf merakları üzerine yaptıkları konuşmalara bol bol şahit oluyoruz. Belli bir omurgadan yoksun olan filmde Tarantino da kendine bir rol ayırmış.</p>
<p>Tarantino&#8217;nun daha önceki hiçbir işiyle benzerlik kuramayacağınız bu çalışma, görülüyor ki Tarantino&#8217;nun tamamen kendi zevki için çektiği, seyircilerin tepkisini arka planda tuttuğu bir iş. Tarantino hayranları ve bu türü merak edenler dışında kimseyi enterese edeceğini sanmıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/death-proof-olum-gecirmez-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seven Samurai &#124; Yedi Samuray</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/seven-samurai-yedi-samuray.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/seven-samurai-yedi-samuray.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 16:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[1954]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Akira Kurosawa]]></category>
		<category><![CDATA[Daisuke Kato]]></category>
		<category><![CDATA[Isao Kimura]]></category>
		<category><![CDATA[Kamatari Fujiwara]]></category>
		<category><![CDATA[Keiko Tsushima]]></category>
		<category><![CDATA[Minoru Chiaki]]></category>
		<category><![CDATA[Takashi Shimura]]></category>
		<category><![CDATA[Toshiro Mifune]]></category>
		<category><![CDATA[Yukiko Shimazaki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1207</guid>
		<description><![CDATA[Akira Kurosawa&#8217;nın sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmasında büyük katkısı olan &#8220;Shichinin no samurai &#8211; Seven Samurai &#8211; Yedi Samuray&#8221; sinema tarihine meraklı izleyicilerin mutlaka görmesi gereken bir film. Akira Kurosawa&#8217;nın yönettiği filmde Toshiro Mifune, Takashi Shimura, Keiko Tsushima, Yukiko Shimazaki, Kamatari Fujiwara, Daisuke Kato, Isao Kimura ve Minoru Chiaki rol alıyorlar. Filmin yapım yılı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akira Kurosawa&#8217;nın sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmasında büyük katkısı olan &#8220;Shichinin no samurai &#8211; Seven Samurai &#8211; Yedi Samuray&#8221; sinema tarihine meraklı izleyicilerin mutlaka görmesi gereken bir film.</p>
<p>Akira Kurosawa&#8217;nın yönettiği filmde Toshiro Mifune, Takashi Shimura, Keiko Tsushima, Yukiko Shimazaki, Kamatari Fujiwara, Daisuke Kato, Isao Kimura ve Minoru Chiaki rol alıyorlar. Filmin yapım yılı 1954.</p>
<p>Film 16. yüzyılda geçiyor. İç savaş nedeniyle eşkiyalar köyleri basıp, köylerde buldukları tüm gıda maddesine el koymaktalar. Köylüler de her yıl emeklerinin helak olmasına bıkmış durumdadırlar ama hayatları söz konusu olduğu için çaresizdirler. Hikayenin geçtiği köyde, köylüler bir çare ararken, köyün yaşlı adamı, yani bir nevi bilgesi onlara Samuraylardan yardım istemelerini öğütler. Bunun üzerine birkaç köylü Samuraylarla görüşmek için köylerinden ayrılırlar. Neticede toplam 7 samuray toplanır ve karın tokluğuna kabul ettikleri bu işte tüm varlıklarını köylülerin refahı için harcamaya başlarlar&#8230;</p>
<p>Filmin yaklaşık üç buçuk saate varan oldukça uzun bir süresi var. Ama bu süre bile dikkatli izleyicinin sıkılmasına izin vermiyor. Ayrıca filmi izlerken o dönemin teknolojisini değerlendirip, savaş sahnelerini buna göre yorumlamanızda fayda olacağını düşünüyorum. Günümüzdeki kadar bol patlamalı ve çok inandırıcı görsel efektler yok belki ama günümüzdeki yapımlardan çok daha estetik olduğu kesin.</p>
<p>Kurosawa hikaye anlatımında gerçekten döktürmüş. Hikayeyi anlatırken fazla aceleci davranmıyor. Filmin karakterlerini izleyiciye sindirebileceği şekilde sunuyor. Ayrıca filmin geçtiği köyü öyle bir tasvir ediyor ki, izleyici de kendini o köyde hissedebiliyor. Köylülerin kaygısı, umudu, hüznü, kısacası duyguları izleyicilerin duygularına karışıyor. Yenilikçi filmler yaptığı bilinen Kurosawa, bir aşk hikayesi üzerinden bu kavrama da göz kırpıyor. Savaş sahneleri, yüksek heyecan dozuyla ve ince düşünülmüş stratejisiyle bir satranç mücadelesini anımsatıyor adeta.</p>
<p>Filmin mizahi yönünü de ihmal etmeyen Kurosawa, Samuraylar üzerinden iyi bir mizahı izleyiciye yansıtıyor. Elbette filmin tüm oyuncularının ışıltılı oyunculukları da filmi güzel yapan bir diğer etken oluyor.</p>
<p>Uzun lafın kısası, &#8220;Seven Samurai&#8221; sinema tarihine damga vurmuş bir filmi görmek istiyorsanız, başvurabileceğiniz sayılı filmlerden biri. Duygusal yoğunluğu, savaş sahnelerindeki benzersiz atmosferi ve birinci sınıf bir yönetmenlikle, Kurosawa&#8217;nın filmi üzerinden 50 yıldan fazla süre geçmesine rağmen halen merak uyandırıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/seven-samurai-yedi-samuray.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaptan Feza</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/kaptan-feza.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/kaptan-feza.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 15:23:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Mümtaz Taylan]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Ünal]]></category>
		<category><![CDATA[Candan Erçetin]]></category>
		<category><![CDATA[Dila Bölükbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Okay]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Tugay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1155</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Abla&#8221;, kızkardeşinin görüp, &#8220;&#8230;görmeden olmaz!&#8221; dediği Kaptan Feza&#8217;yı görür. Beyazperde sitesinde konusunu okuduğunda &#8220;hımmmm, pek klişe!&#8221; diyerek önyargı üreten abla&#8221;nın, kız kardeşi, bünyesi, Japon filmleri gösterimindeki üstüste, uzun kuyruklara dayanamadığından, cumartesi, ablasının yerlere göklere koyamadığı aykırı vampir filmi Gir Kanıma ile Kaptan Feza&#8216;yı görür. Fikrini soran &#8220;abla&#8221;ya &#8220;gör!&#8221; der, &#8220;görmezsen olmaz&#8230;&#8221; Haftanın ilk günü yağmur ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&#8220;Abla&#8221;, kızkardeşinin görüp, &#8220;&#8230;görmeden olmaz!&#8221; dediği Kaptan Feza&#8217;yı görür.</strong></em></p>
<p>Beyazperde sitesinde konusunu okuduğunda<em> &#8220;hımmmm, pek klişe!&#8221; </em>diyerek önyargı üreten abla&#8221;nın, kız kardeşi, <em>bünyesi, </em><em>Japon filmleri gösterimindeki </em><em>üstüste, uzun kuyruklara dayanamadığından, </em>cumartesi, ablasının yerlere göklere koyamadığı aykırı vampir filmi <strong>Gir Kanıma </strong>ile <strong>Kaptan Feza</strong>&#8216;yı görür. Fikrini soran &#8220;abla&#8221;ya<em> &#8220;gör!&#8221; </em>der, <em>&#8220;görmezsen olmaz&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Haftanın ilk günü yağmur altında Taksim&#8217;e yürüyen &#8220;abla&#8221;, koca caddede, <em>sadece </em><strong>Atlas Sineması</strong>&#8216;nın,<em> üstelik </em>en küçük salonunda 5-6 kişiyle izlediği güzel filmden, filmden kalan hüzünle, sinema adına kaygıyla çıkar.</p>
<p>2010 Türkiye yapımı <strong>Kaptan Feza</strong>: Yönetmen, <em>-&#8221;abla&#8221;nın, ilk filmi 9&#8242;a bayılıp izlemeye aldığı, tüm filmlerini izlediği, Ara&#8217;da filmin kahramanlarından birinin diğerine &#8220;İstanbul&#8217;un ortasında Hummerlarla, biz ne yapıyoruz</em><em> ağbi</em><em>?</em><em>&#8221; demesini bir aydınlanma işareti olarak değerlendirdiği, Gölgesizler&#8217;i izler izlemez koşup kitabını alıp okuduğu- </em>üretken<em> </em><strong>Ümit Ünal</strong>; oyuncular <strong>Hakan Karahan, Meral Okay, Dila Bölükbaş, Mine Tugay, Ahmet Mümtaz Taylan</strong>&#8230;</p>
<p>Yalnız geçen çocukluğu yüzünden, yoksulluk içinde ölen aktör babası ile hesabını kapatamamış,<em> bilinen yollarla </em>tetikçi olmuş, <em>-maydanozların büyümesini izlemek için</em>- emekli olma talebi üzerine bileti kesilen tetikçi Ömer, son işi sırasında, mesai arkadaşınca vurulur. Kendini korumak için ateş ettiği diğer tetikçi, <em>gerçekçi diyalogların doğru bir örneğini vererek </em>şaşkınlık içinde ölürken, Ömer, mahalle arasında bir pencereden içeri atlar. <em>-Gökten düştüğü- </em>oda, babasının oynadığı Evrenin Hakimi Kaptan Feza filmini döne döne izleyen küçük kızla babaannesine aittir.</p>
<p><em>-Muhteşem oyunuyla Meral Okay</em>-, babaanne, başlangıçta <em>sessiz kalma</em> karşılığında küçük kızın okul masrafını denkleştirirse de, <em>-oğluyla beraber, 19 Aralık 2000&#8242;de, hapishanelerde yapılan &#8220;Hayat Dönüş&#8221; operasyonu sırasında canlarından olan- </em>gelininin arkadaşı hemşire, kapı önüne konuşlanmış gangster tayfasının yarattığı ablukadan, durumun ne denli riskli olduğunu görür. Yine de, pansuman yaptığı Ömer&#8217;i, akşama dek saklama kararına katılır, beraberce Kaptan Feza hikâyesini sürdürürler. <em>&#8220;Morötesi kuvvetler&#8221;</em>in elebaşısı Selami, olay yerini kolaçan ederken küçük kızdan duyduğu ipucu üzerine, Ömer&#8217;in <em>&#8220;seni çok mutlu ederim, benimle gel&#8221;</em> talebini, hemşirenin <em>&#8220;sen gerçekten gökten düştün galiba!&#8221;</em> diye yanıtladığı noktada, herşey, tam bir peri masalına dönüşecekken, <em>-romantik &#8220;abla&#8221;nın bir kaç saniye boyunca bu tuhaf ailenin denize tepeden bakan bir evde, güneş altında çok mutlu olduklarını hayâl ettiği sırada-</em>, olaylar olması gerektiği biçimde gelişir, sonlanır. Title akarken <strong>Candan Erçetin</strong>, şarkısını hüzünle söyler: <em>&#8220;Kul kurar, kader gülermiş&#8230;&#8221;</em></p>
<p>&#8220;Abla&#8221;, <em>kızkardeşinin pek beğendiği</em> Hakan Karahan&#8217;ı bir tetikçi için <em>fazla zarif </em>bulsa da,<em> -işinin erbabı olmayan bir yönetmen elinde başına neler geleceği belli-,</em> doğru, diyalogları filmden daha doğru, düzgün iyi filmin, izlenmeyi, daha fazla ilgiyi hakettiği düşüncesindedir.<strong><br />
 </strong><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/kaptan-feza.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sherlock Holmes</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-2.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 11:46:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Eddie Marsan]]></category>
		<category><![CDATA[Geraldina James]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Ritchie]]></category>
		<category><![CDATA[Jude Law]]></category>
		<category><![CDATA[Kelly Reilly]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Strong]]></category>
		<category><![CDATA[Rachel McAdams]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Downey Jr.]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Maillet]]></category>
		<category><![CDATA[William Houston]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=1142</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Sherlock Holmes&#8221; başarılı bir dönem filmi olmasının yanında, iyi de bir Guy Ritchie filmi. Sherlock Holmes, malumunuz daha önce defalarca kez sinemaya uyarlanmış bir zat. Dolayısıyla filmin yönetmeni Guy Ritchie burada biraz daha alışılmışın dışında bir Holmes portresi çizmiş. Ama bunu yaparken de Holmes&#8217;u seyirciye yabancılaştırmış değil. Yani filmdeki Holmes, dövüş sanatlarında usta bir isim. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Sherlock Holmes&#8221; başarılı bir dönem filmi olmasının yanında, iyi de bir Guy Ritchie filmi.</p>
<p>Sherlock Holmes, malumunuz daha önce defalarca kez sinemaya uyarlanmış bir zat. Dolayısıyla filmin yönetmeni Guy Ritchie burada biraz daha alışılmışın dışında bir Holmes portresi çizmiş. Ama bunu yaparken de Holmes&#8217;u seyirciye yabancılaştırmış değil. Yani filmdeki Holmes, dövüş sanatlarında usta bir isim. Bir davayla uğraşmadığı zaman içine kapanıyor. En yakın yardımcısı Dr. Watson&#8217;la aralarında elektrikli bir ilişki var. Bu özelliklerin baskın olmasıyla gerçek Holmes&#8217;un ne kadar iyi yansıtıldığı tartışılabilir. Ama tüm bunların yanında dedektiflikteki maharetini konuşturuyor Holmes. Zaten Holmes&#8217;un tamamı ile daha öncekilere benzer bir karakter olarak çizilmesi, zannediyorum filme bir yeniden çevrim havasını kazandırırdı ki, bu da izleyicileri mutsuz edebilirdi.</p>
<p>Filmde Robert Downey Jr.&#8217;ı Sherlock Holmes rolünde izliyoruz. Holmes&#8217;un sadık yardımcısı Watson rolünde Jude Law var. Rachel McAdams, Mark Strong, Eddie Marsan, Robert Maillet, Geraldina James, Kelly Reilly ve William Houston da diğer oyuncular. Son dönemde yıldızı iyice parlayan Robert Downey Jr.&#8217;ın bu filmde de başarılı bir iş çıkardığını ekleyelim.</p>
<p>Filmde Sherlock Holmes, birçok kişinin katili Lord Blackwood&#8217;u (Mark Strong) yakalamakla işe başlıyor. Blackwood, idam olmadan birkaç gün önce Holmes&#8217;u görmek istiyor ve onu bazı konularda uyarıyor. İdam edildikten sonra da gizemli bir şekilde mezarından kayboluyor Blackwood. Bunun üzerine Sherlock Holmes, bu doğaüstü görünen davayı kökünden çözmeye karar veriyor&#8230;</p>
<p>Guy Ritchie,hem eğlenceli hem kasvetli bir film ortaya çıkarmayı başarıyor.Yani bir yandan kendine has üslubundan taviz vermezken,bir yandan da İngiltere&#8217;nin doğasından gelen kasveti olduğu gibi yansıtmayı beceriyor.Film bir yanıyla eğlenceli,bir yanıyla karanlık oluyor böylece.Ucu açık finali de bir serinin habercisi olarak yorumlanabilir.</p>
<p>Guy Ritchie, uzun süre Madonna ile evliliğiyle gündemde kalmıştı. O yıllarda dişe dokunur bir film yapamamıştı ne yazık ki. En son &#8220;RocknRolla&#8221; ile eski tarzına geri dönmüştü. Bir uyarlama, şu an için kariyerinde verebileceği en iyi karar gözüküyordu ve öyle de yaptı. İstediklerini tam olarak kullanabileceği bir alan olmasa da, kendini toparlaması için iyi bir fırsattı, bir uyarlama çekmek. Bu fırsatı da iyi değerlendirmişe benziyor.</p>
<p>Film iyi aksiyon sahneleri de barındırıyor. Filmin içindeki küçük sürprizler filme ayrı bir hava katıyor. Her şeyin çözüldüğü finali de, filmin her şeyden önce bir dedektiflik hikayesi olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>&#8220;Sherlock Holmes&#8221;, gişeye oynadığı biraz belli olsa da, iyi bir film arayanları ve Guy Ritchie&#8217;yi formda görmek isteyenleri de memnun edecek bir yapım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/sherlock-holmes-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
