<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; Sinema-Tarih Buluşması</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/sinema/film-festivali/sinema-tarih-bulusmasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Acının Hayaleti, Komşum Katilim, Bir Kız</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/acinin-hayaleti-komsum-katilim-bir-kiz.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/acinin-hayaleti-komsum-katilim-bir-kiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 20:32:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Aghion]]></category>
		<category><![CDATA[Blanca Engström]]></category>
		<category><![CDATA[Florida Uwera]]></category>
		<category><![CDATA[Fredrik Edfeldt]]></category>
		<category><![CDATA[Jana Pallaske]]></category>
		<category><![CDATA[Matthias Emcke]]></category>
		<category><![CDATA[Shanti Rooney]]></category>
		<category><![CDATA[Til Schweiger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=883</guid>
		<description><![CDATA[12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması 7. ve son gününde &#8220;abla&#8221; üç film daha görür: Acının Hayaleti, Komşum Katilim, Bir Kız 2009 Almanya yapımı Acının Hayaleti: Yönetmen Matthias Emcke, oyuncular Til Schweiger, Jana Pallaske, Stipe Erceg, Luna Schweiger, Julia Brendler&#8230; Avrupa kültürlerini buluşturan festivalde, diğer insanların nasıl yaşadığına, değer yargılarına dair bir örnek de Alman Sineması&#8217;ndan: ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması 7. ve son gününde &#8220;abla&#8221; üç film daha görür: Acının Hayaleti, Komşum Katilim, Bir Kız</em></strong></p>
<p>2009 Almanya yapımı <strong>Acının Hayaleti:</strong> Yönetmen <strong>Matthias Emcke</strong>, oyuncular <strong>Til Schweiger, Jana Pallaske, Stipe Erceg, Luna Schweiger, Julia Brendler</strong>&#8230; Avrupa kültürlerini buluşturan festivalde, diğer insanların nasıl yaşadığına, değer yargılarına dair bir örnek de Alman Sineması&#8217;ndan: Babasıyla heesabını kapatamamış, sorumluluklarından kaçan, yaşamını yarım işler yarım ilişkilerle yürüten bisikletçi, ölümcül bir trafik kazasından bir bacağından vazgeçerek kurtulur. Arada, çevresindekilere anlattığı, işinden olmasına da neden olan hayâl gücü ürünü çok eğlenceli hikâyeler onun bir yazı ustası olduğunu gösterse de, geri dönen bir girişim yüzünden yazmayı bırakmıştır. Festivalde 16 film izlemişliğine gıpta ettiği arkadaşına &#8220;abla&#8221;, filmle ilgili saptamasını şöyle aktarır: <em>&#8220;Bizde olsa&#8230;&#8221;</em> der, <em>&#8220;&#8230;ne yapıp edip bisikletçiyi yazmaya ikna eder, hatta zorlardık;  demekki onlar, bu gibi durumlarda, ilgilinin, -bir yerde yalnızlığının da nedeni &#8211; seçim/özgürlük/kendilik sınırına gelip dayandıklarında dönüp gidiyorlar&#8230; Adam belki de, ıvır zıvır işler yerine, yalnızca yazarak yaşamını kazanabilecek&#8230;</em>&#8221; Gerçek bir öyküyü anlatan film,<em> izleyicinin sonda fotoğraflarını gördüğü</em> bisikletçiye adanmış.</p>
<p>&#8220;Abla&#8221;nın bir yıl önce, 11. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması <strong>İnsan Hakları bölümü</strong>nde izlediği, <strong>Roger Spottiswoode</strong>&#8216;un yönettiği <strong>Şeytanla El Sıkışmak</strong>&#8216;ta, 1993&#8242;te Birleşmiş Milletler görevlisi olarak Ruanda&#8217;ya gönderilen Kanada&#8217;lı <strong>General Romeo Dallaire</strong>&#8216;in, kimliği belirsiz bir grubun başkanın uçağını düşürmesiyle Tutsi&#8217;leri öldürmeye başlayan Hutu&#8217;ların uzun zamandır planladıkları, 500.000 kişiyi öldürdükleri kıyıma tanık oluşu anlatılır. Asilerle anlaşmaya çalışan ama sonuç alamayan Dallaire&#8217;in, BM Genel Sekreteri Bhutros Gali ile yaptığı ve <strong>sorumluluk alarak</strong> çekilme önerisini reddettiği telefon konuşması 32.000 kişinin yaşamını kurtarmıştır.</p>
<p>&#8220;Abla&#8221;nın 12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması İnsan Hakları bölümünde izlediği, 2009 ABD Fransa yapımı <strong>Komşum, Katilim</strong>, Ruanda&#8217;da Hutu&#8217;ların, 1994&#8242;te 100 günde, Tutsi azınlığın 3/4&#8242;ünü, el yapımı silahlar, machete denen palalarla öldürdükleri kıyım sonrası tutuklanan 100 bin kişinin 1/5&#8242;inin, suçunu itiraf etmesi üzerine ceza indirimi almaları ya da salıverilmeleri; kıydıkları komşularının hayatta kalanlarıyla bir arada yaşamaları, <em>&#8220;yeni Ruanda&#8217;yı, öldürme kültüründen arındırarak inşa etmenin yollarını aramaları&#8221;</em> fikri üzerine kurulan açık halk mahkemeleri <strong>Gacaca </strong>yargılamalarını, kurban ve katillerin tanıklığıyla anlatan <em>-akılalmaz, katlanılması zor ağırlıkta- </em>belgesel bir film. &#8220;Abla&#8221;nın aklında o yıllardan kalmış bir haber; bir kadın kucağındaki çocuğunun alınıp, palayla ikiye bölünüşünü sessizce izler, çünkü diğer çocukları, altında durduğu ağaçta saklanmaktadır!</p>
<p>15 yıl sonra kadınlar, tarlaları eker, hayvanları güder, bebekleri emzirir, ermiş sabrı ve sükûnetiyle anlatırlar: <em>&#8220;Beni çocuklarımdan önce kesmesini istedim&#8230; çocuğumu sırtımdan söküşünü halâ hissediyorum, onu önüme koydu, başını tokmakla&#8230; Nasıl bir arada yaşayacağız, aynı şeyleri yeniden yapmayacaklarına nasıl inanacağız&#8230;&#8221;</em> Aralarından birinin <em>&#8220;&#8230;kimse bu kıyımda pasif kalmadı&#8230;&#8221; </em>dediği katiller tekrarlarlar: <em>&#8220;Evet, ben de oradaydım, ama, onun çocuğunu öldüren ben değilim!&#8221;</em> Sokaktan kanın dere gibi akışına tanıklık etmiş, onlarca aile ferdinin ölümünü görmüş kadınlar, katilleriyle aynı çatı altında bir araya gelir, yoksul tahta sıralarda diğerini, <em>&#8220;abla&#8221;nın yüzyılın en önemli manevî davranışının bu olduğunu düşündüğü</em> <strong>affetme</strong>ye çalışırlar. Yönetmen <strong>Anne Aghion</strong>. <em>Çok güzel</em> müzik <strong>Florida Uwera, Jos Gansemanns, Cécile Kayirebwa.</strong></p>
<p><span style="color: #000000;font-family: arial,helvetica,sans-serif">2009 İsveç yapımı</span><strong> Bir Kız</strong><span style="color: #000000;font-family: arial,helvetica,sans-serif">: Yönetmen </span><strong>Fredrik Edfeldt</strong><span style="color: #000000;font-family: arial,helvetica,sans-serif">, oyuncular </span><strong>Blanca Engström, Shanti Rooney, Annika Hallin, Tova Magnusson Norling, Leif Andrée, la Langhammar</strong><span style="color: #000000;font-family: arial,helvetica,sans-serif">&#8230;</span> Anne-babası ve ağabeyi, AIDS&#8217;le ilgili gönüllü bir çalışma programına katılarak Afrika&#8217;ya giderken geride kalan 9.5 yaşındaki kız, teyzesini de ufak bir manevrayla başından atar, özgür bir yaz yaşar: Bereket karşılaştığı herkes iyiniyetlidir de film, taşıdığı dehşetli olaylar potansiyeline karşın, anne babanın dönüşlerinde, yaşadıklarıyla olgunlaşan küçük kızla sevgiyle kucaklaştıkları bir sonla biter.</p>
<p>Festivali 5. gününde yakalayan ve <em>Zeki Demirkubuz filmleri de hesaba katılırsa </em>topu topu 12 film izleyebilen &#8220;abla&#8221; bir yıldız listesi yapmaz, buna yüzü tutmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/acinin-hayaleti-komsum-katilim-bir-kiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buruk Hasat, Tetro, Domuzcuklar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/buruk-hasat-tetro-domuzcuklar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/buruk-hasat-tetro-domuzcuklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 20:18:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Alden Ehrenreich]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Furmanik]]></category>
		<category><![CDATA[Filip Garbacz]]></category>
		<category><![CDATA[Francis Ford Coppola]]></category>
		<category><![CDATA[Janos Derzsi]]></category>
		<category><![CDATA[Maribel Verdu]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Glinski]]></category>
		<category><![CDATA[Tamas Tavasz]]></category>
		<category><![CDATA[Viktor Oszkár Nagy]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Gallo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=882</guid>
		<description><![CDATA[12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması 6. gününde &#8220;abla&#8221; üç film daha görür: Buruk Hasat, Tetro, Domuzcuklar 12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması Perdenin Karanlık Yüzü bölümünde, &#8220;abla&#8221;nın gönlünde özel bir yeri olan Zeki Demirkubuz&#8216;un üç filmi, Masumiyet, Kader, Kıskanmak, Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde -ücretsiz olarak- gösterimde&#8230; 2009 Macaristan yapımı Buruk Hasat: Yönetmen Viktor Oszkár Nagy, oyuncular Janos Derzsi, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması 6. gününde &#8220;abla&#8221; üç film daha görür: Buruk Hasat, Tetro, Domuzcuklar</strong></em></p>
<p><strong> </strong>12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması <strong>Perdenin Karanlık Yüzü </strong>bölümünde, <em>&#8220;abla&#8221;nın gönlünde özel bir yeri olan</em> <strong>Zeki Demirkubuz</strong>&#8216;un üç filmi, <strong>Masumiyet, Kader, Kıskanmak</strong>, Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde<em> -ücretsiz olarak- </em>gösterimde&#8230;</p>
<p>2009 Macaristan yapımı <strong>Buruk Hasat: </strong>Yönetmen <strong>Viktor Oszkár Nagy</strong>, oyuncular<strong> Janos Derzsi, Tamas Tavasz, Andrea Nagy, Istvan Znamenak, Lukacs Bicskey&#8230; </strong>Film bitiminde kataloğa göz atıp, geniş panoramalı, kadrajın bir yanından giren kişinin yavaş adımlarla yürüyüp diğer yandan çıkışının gerçek zamanlı görüntülendiği, çok yavaş anlatılan <em>hapisten çıkan baba, yokluğunda ölen anne, enişteye meyilli genç teyze, teyzeye hayran gencin suça bulaşmasının hikâyesi </em>Buruk Hasat&#8217;ın yönetmeninin, <em>Béla Tarr&#8217;ın ardılı olarak selamlandığı</em>nı okuyan &#8220;abla&#8221; birden hatırlar: 2000&#8242;li yıllarda, <em>yine festivalde</em>, bir Macar kasabasına gelen sirki konu edinen, <em>aralarında bir balinanın da olduğu </em>sembollerle yüklü, uzun, karanlık, ağır filmi Karanlık Armoniler&#8217;i görüp, Beyoğlu Sineması&#8217;nın en arka sırasında, kapı dibinde oturan yönetmen Béla Tarr&#8217;ın önünden geçerek hızla dışarı çıkarken <em>çok sıkılmış ifadesini gizleyememekten ötürü</em> suçluluk duyan, <em>Angelopulosvâri sinemasını, </em>metobalizmasının hızına <em>hiç de </em>uygun bulmayan &#8220;abla&#8221;, bu ismi <em>asla </em>unutmamak kararı almıştır!</p>
<p>2009 ABD İtalya İspanya Arjantin yapımı <strong>Tetro: </strong>Yönetmen <strong>Francis Ford Coppola</strong>, oyuncular, <strong>Vincent Gallo, Maribel Verdu, Alden Ehrenreich, Klaus Maria Brandauer, Carmen Maura&#8230;</strong> &#8220;Abla&#8221;nın günün en iyi filmi saydığı, <em>-bir yıl önce gittiklerinde görüp beğendikleri </em><em>güzel </em><em>Buenos Aires mekânlarında </em><em> (La Boca, Cafe Tortoni, Dikilitaş&#8230;) </em><em>geçen- </em>Tetro, İtalyan asıllı bir ailede, <em>deha ile malûl </em>babanın yarattığı, birbirlerini seven fertlerin <em>iyi niyetle</em> kemikleşmesine neden oldukları düşmanlık üzerine dağılması, en genç ferdinin kayıplara karışan ağabeyini bulması ve aile sırlarının yavaş yavaş ortaya dökülüşünü anlatır. Coppola&#8217;nın <em>&#8220;ikinci kariyerinin ikinci filmi&#8221;</em> olarak nitelediği siyah beyaz film, dönüşlerin anlatıldığı renkli bölümler, dans, bale&#8230; ile harmanlanmış, değişik, duygusal, çok güzel film, sırların aydınlandığı finalde, bir sürprizle sona erer. Carmen Maura&#8217;nın oynadığı sanat eleştirmeni Alone karakteri ile, &#8220;abla&#8221;nın aklı, sanat nedir, <em>-piyasa konusu, duygusal hesaplar olmasa-</em> eleştirmen, eleştirmenin kriterleri nedir, sorularına <em>bir kez daha</em> takılır.</p>
<p>2009 Polonya Almanya yapımı <strong>Domuzcuklar: </strong>Yönetmen <strong>Robert Glinski</strong>, oyuncular, <strong>Filip Garbacz, Daniel Furmanik, Bogdan Koca, Katarzyna Pyszynska, Dorota Wierzbicka&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong>Polonya&#8217;nın Almanya sınırında, kendileri gibi kıt kanaat yaşayan kasaba halkından, antrenör baba ile hemşire annenin oğlu Tomek, <em>-en yakın arkadaşı Almanlara seks hizmeti verirken- </em>Astronomiye meraklı ve çalışkan bir öğrencidir. Kameralı teleskop için para toplamaya çalışırken, bir gün, ablasının, <em>defterini aldığını </em>söylediği arkadaşını görmek üzere Zodiac diskoya gider. Orada rastladığı Marta&#8217;ya aşık olur, onun yüksek bedel gerektiren, bitmeyen taleplerini karşılamaya çalışırken paraya artan ihtiyacını farkeden kişilerin yönlendirmesiyle seks pazarına kayar.</p>
<p>&#8220;Abla&#8221;yı, doğal gelişim içinde anlatılan olaylar arasında en çok şaşırtan, ablasının Tomek&#8217;e, <em>&#8220;&#8230;hırsızlık mı, uyuşturucu mu, neyse&#8230; senin birşeyler çevirdiğini biliyorum, paraya ihtiyacım var, bana da bir iş ayarlasan&#8230;&#8221; </em>talebidir. Sadık festival izleyicisi arkadaşına sorar, <em>&#8220;değer yargılarının, sadece bir kuşak sonra, böyle birdenbire, tamamen değişmiş olması tuhaf değil mi?&#8221; </em>der, <em>&#8220;&#8230;hiç değilse iki-üç kuşak sürmesi gerekmez miydi?&#8221;</em><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/buruk-hasat-tetro-domuzcuklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emma Blank&#8217;ın Son Günleri, Kayıp Geçmiş, Gözlerindeki Giz</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/emma-blankin-son-gunleri-kayip-gecmis-gozlerindeki-giz.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/emma-blankin-son-gunleri-kayip-gecmis-gozlerindeki-giz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 17:53:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Alex van Warmerdam]]></category>
		<category><![CDATA[Annet Malherbe]]></category>
		<category><![CDATA[Áron Mátyássy]]></category>
		<category><![CDATA[Eszter Földes]]></category>
		<category><![CDATA[Gene Bervoets]]></category>
		<category><![CDATA[József Kádas]]></category>
		<category><![CDATA[Juan José Campanella]]></category>
		<category><![CDATA[Marlies Heuer]]></category>
		<category><![CDATA[Pablo Rago]]></category>
		<category><![CDATA[Ricardo Darin]]></category>
		<category><![CDATA[Soledad Villamil]]></category>
		<category><![CDATA[Teréz Vass]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması 5. gününde &#8220;abla&#8221; üç film görür: Emma Blank&#8217;ın Son Günleri, Kayıp Geçmiş, Gözlerindeki Giz Alkazar Sineması&#8217;nda öğrenci 4 TL, tam 5 TL bilet fiyatıyla, Fransız Kültür Merkezi&#8216;nde ücretsiz, 30&#8242;dan fazla filmin gösterildiği Avrupa Kültürleri İstanbul Buluşması başlıklı 12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması&#8216;nı -damadı askere uğurlama harala gürelesi arasında- ancak, 5. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması 5. gününde &#8220;abla&#8221; üç film görür: Emma Blank&#8217;ın Son Günleri, Kayıp Geçmiş, Gözlerindeki Giz</strong></em></p>
<p><strong>Alkazar Sineması&#8217;</strong>nda<em> öğrenci 4 TL, tam 5 TL bilet fiyatıyla</em>, <strong>Fransız Kültür Merkezi</strong>&#8216;nde <em>ücretsiz</em>, 30&#8242;dan fazla filmin gösterildiği <strong><em>Avrupa Kültürleri İstanbul Buluşması </em></strong>başlıklı <strong>12. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması</strong>&#8216;nı <em>-damadı askere uğurlama harala gürelesi arasında- ancak, </em>5. gününde farkeden &#8220;abla&#8221;, aklını başına toplar toplamaz, durumu toparlamak amacıyla, Salı sabahı Okmeydanı eski SSK Hastanesi önünden başlattığı <em>geleneksel festival </em>yürüyüşüyle Taksim&#8217;e varır.</p>
<p>2009, Hollanda Belçika yapımı <strong>Emma Blank&#8217;ın Son Günleri: </strong>Yönetmen, <strong>Alex van Warmerdam</strong>, oyuncular <strong>Marlies Heuer, Gene Bervoets, Annet Malherbe, Eva van de Wijdeven, Gijs Naber&#8230;</strong> Miras vaadiyle kendilerine dağıtılmış, kâhya, aşçı, oda hizmetçisi<em> hatta </em>köpek rollerini benimsemiş yoksul akrabalarına,<em> -yoksunu olduğu sevgiyi nasıl elde edeceğini bilemeden- </em>manevî işkence yapmakta ustalaşmış Emma Blank, sözkonusu mirasın, kırda, medeniyetten uzak, <em>halen içinde oturdukları</em> ipotekli eski ev olduğu açıklar açıklamaz, önce (kardeşi) <em>köpek </em>Theo tarafından, bayılıp düştüğü yere giysilerinden zımbalanır, sonra oradan kaldırılır ama, epeydir kendisi dahil herkesin beklediği şekilde ölmesi uzun sürmez. Bazı yerleri çok komik kara komedi, &#8220;abla&#8221;ya göre günün en iyi filmi.</p>
<p>2009, Macaristan yapımı <strong>Kayıp Geçmiş</strong>: Yönetmen<strong> Áron Mátyássy</strong>, oyuncular <strong>József Kádas, Teréz Vass, Eszter Földes, Attila Kasvinszki, Mariann Szalay, Attila László</strong>&#8230; 90&#8242;lı yıllarda, Komünist sistemin elini eteğini çektiği Macaristan&#8217;da yaşadıkları<em> -kır çekimlerinin belli bir bakışı yansıttığı- </em>küçük köyde, oto tamirciliği yaparken sınırdan benzin de kaçırarak ayakta kalmaya çalışan, annelerinin ölümünden sonra birlikte yaşadığı otistik kız kardeşinin tecavüze uğraması, bir de, o arada yakınlaştığı genç kızın üniversite için kente gitmesi sonucu sarsılan genç, <em>rastlantıyla öğrendiği </em>failleri cezalandırmaya sıvanır. Sinema çıkışı, merdivenlerde, genç bir kızın <em>&#8220;böyle olacağı filmin başından belliydi&#8221;</em> dediği gibi, görsellik, müzik yeni, intikam öyküsü binlerce yıllık&#8230;</p>
<p>2009, İspanya Arjantin yapımı<strong> Gözlerindeki Giz: </strong>Yönetmen <strong>Juan José Campanella</strong>, oyuncular <strong>Ricardo Darin, Soledad Villamil, Pablo Rago, Javier Godino, Guillermo Francella&#8230;</strong> Bir kaç kez <em>şimdi bitti! </em>duygusu yaratan, ilginç dönemeçlerle yeniden bayıra saran film, Faşist dikta yönetimi sırasında (Arjantin) Buenos Aires&#8217;de işlenen bir tecavüz ve cinayet olayını, 25 yıl sonra romanlaştırmak isteyen hukuk adamının, takıntılı biçimde izlediğinin, aslında belki de kendi takıntılı aşkı olduğunu itiraf edecek güce ulaşmasının hikâyesi. Geri planda faşistlerin, <em>&#8220;&#8230;halkın güvenliği sözkonusu iken bir kadının tecavüze uğrayıp öldürülmesinin ne önemi olabilir?&#8221;</em> diyerek korudukları, koruma, tetikçi&#8230; olarak kullandıkları katil, itirafına karşın mahkum olmayınca ölen kadının kocası, adaleti kendince yerine getirir.</p>
<p><strong>Costa Gavras</strong>&#8216;ın siyasi filmleriyle,<em> Latin Amerika&#8217;dan </em><strong>Resmi Tarih, Garaj Olympo</strong> gibi filmleri ortaya döktüğü karanlık dönemin, sonsuz görünen iki aşkla harmanlanarak anlatılması, &#8220;abla&#8221;ya kalırsa, öfkeden, nefretten yılan insanoğlunun, yeni bir bilinç düzeyine ulaşırken yaşadığı affetme çabalarından kaynaklanmakta&#8230;<strong><br />
</strong><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/emma-blankin-son-gunleri-kayip-gecmis-gozlerindeki-giz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zülfü Livaneli&#8217;ye verilen Onur Ödülü</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/zulfu-livaneliye-verilen-onur-odulu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/zulfu-livaneliye-verilen-onur-odulu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2008 13:18:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/zulfu-livaneliye-verilen-onur-odulu.html</guid>
		<description><![CDATA[11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması&#8217;nın en önemli etkinliği, Zülfü Livaneli&#8217;ye verilen Onur Ödülü 19-25 Aralık 2008 günleri boyunca, Taksim Alkazar, Fransız Kültür Merkezi ve Maçka Cinebonus G-Mall salonlarında, Tarih Boyunca Mülteciler başlıklı 11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması kapsamında gösterilen 30 filmden 12 tanesini izleyen &#8220;abla&#8221; kendince bir yıldız listesi yapmaya niyetlenir. Ateşten Kalp Ayrı Dünyalar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması&#8217;nın en önemli etkinliği, Zülfü Livaneli&#8217;ye verilen Onur Ödülü</h3>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;"><strong>19-25 Aralık 2008</strong> günleri boyunca, <strong>Taksim Alkazar, Fransız Kültür Merkezi</strong> ve<strong> Maçka Cinebonus G-Mall </strong>salonlarında, <strong>Tarih Boyunca Mülteciler </strong>başlıklı <strong>11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması</strong> kapsamında gösterilen 30 filmden 12 tanesini izleyen &#8220;abla&#8221; kendince bir yıldız listesi yapmaya niyetlenir.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">Ateşten Kalp<br />
Ayrı Dünyalar<br />
Herşey Yoluna Girecek<br />
İçerideki Hayatım<br />
İhanet<br />
Kar<br />
Miloseviç Mahkemesi<br />
Mülteci Kassım<br />
Serçelerin Şarkısı<br />
Şafağın Sınırı<br />
Şeytanla El Sıkışmak<br />
Şili&#8217;de Saklı Günler</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">&#8230;&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">&#8220;Abla&#8221;, aklında, <em>&#8220;neye yıldız vereceksin?&#8221;</em> sorusu, listeye bakar; hafızasında en çok yer eden, canını en fazla yakan, en ağır şartlarda canı en çok yanan, acının akıl almaz boyutunu yaşayan insanları anlatan filmler/belgeseller; sorgulama sürer <em>&#8220;acıya mı yıldız vereceksin?&#8221; </em></span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;"><em>&#8220;Bu yazıyı yazmayacağım&#8221; </em>diyerek bilgisayarın başından kalkan &#8220;abla&#8221;nın, salonda TV izleyen kızı ve damadı, onun dışarı taşan içsel tartışmasına katılır, konuyu birlikte irdelerler; fotoğrafçı damadın önerisi, &#8220;abla&#8221;nın, film/belgeselin teknik yetkinliğini/başarısını değerlendirmesi yönünde&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">Gördüğü filmleri teknik açıdan değerlendirmek, &#8220;abla&#8221;nın ne haddine!</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">İnsana, çevresindeki olaylara bakan, derslerini oradan çıkaran &#8220;abla&#8221;nın en beğendiği, Şeytanla El Sıkışmak filmdeki <strong>Kanadalı General</strong> ile Şili&#8217;de Saklı Günler filmindeki <strong>İsveç Büyükelçisi</strong>; ellerinden gelenden çok daha fazlasını yapıp hayatlar kurtaran bu iki insan, &#8220;abla&#8221; değerlendirmesine göre, <strong>&#8220;muhteşem!&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">Diğer yandan, <strong>Ateşten Kalp, Ayrı Dünyalar, Herşey Yoluna Girecek, Mülteci Kassım, Kar</strong> film/belgesellerinin kahramanları, hayatlar kurtarmamış da olsalar, değişip dönüşerek doğru seçimler yaparak, iyiye evrilerek hayatı yaşanmaya değer kılan güzellikler üreterek, kendi yollarında &#8220;muhteşem&#8221;ler&#8230; İhanet, sadakati sorgularken, İçerideki Hayatım önyargıyı gözler önüne serer; insan değer yargıları üzerine -yaşanmış ve yaşanıyor olmaları yüzünden- <strong>çok güçlü film/belgeseller. </strong></span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;"><strong>Salonları da değerlendirmesi</strong> gerektiğini düşünen &#8220;abla&#8221;ya göre, Cinebonus Maçka G-Mall, projeksiyonla perdeye yansıtılan alt yazı konusunda ilgisiz/sorumsuz iken, Alkazar oturmuş, olgun işletmeci tavrını sürdürür. Fransız Kültür&#8217;deki gençler ise, gösteri başlamadan izleyiciye arka sıralardan yazının okunup okunmadığını sorarlar.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;"><strong>11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması</strong>&#8216;nın en önemli etkinliği ise, müzik, film, kitap yaratarak barışa yaptığı katkı dolayısıyla; &#8220;abla&#8221;yı inşa edenlerden biri olan, müziklerini en karamsar anlarında arşivinden çıkarıp mırıldandığında içindeki karanlığı ışıtıp &#8220;yarın daha güzel olacak&#8221; umuduyla onu bir gün daha yaşatan <strong>Zülfü Livaneli</strong>&#8216;ye verilen <strong>Onur Ödülü&#8230;<br />
</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/zulfu-livaneliye-verilen-onur-odulu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herşey Yoluna Girecek, Şafağın Sınırı ve Dünyanın Durduğu Gün</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/hersey-yoluna-girecek-safagin-siniri-dunyanin-durdugu-gun.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/hersey-yoluna-girecek-safagin-siniri-dunyanin-durdugu-gun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 20:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/hersey-yoluna-girecek-safagin-siniri-dunyanin-durdugu-gun.html</guid>
		<description><![CDATA[11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması son gününde &#8220;abla&#8221;, üç film görür: Herşey Yoluna Girecek, Şafağın Sınırı ve bir vizyon filmi, Dünyanın Durduğu Gün Dünya Festivalleri bölümünden, Herşey Yoluna Girecek, 2007 Polonya yapımı: Tomasz Wiszniewski yönetiminde, Robert Wickiewicz, Adam Werstak, İzabela Dobrowska&#8230;&#8216;nın oynadığı film, alkolik babasının ölümünden sonra, hafif zihinsel özürlü ağabeyi ve kanserden ölmekte annesi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana,geneva;"><strong>11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması son günü</strong>nde &#8220;abla&#8221;, üç film görür: <strong>Herşey Yoluna Girecek, Şafağın Sınırı </strong>ve bir vizyon filmi, <strong>Dünyanın Durduğu Gün</strong></span></p>
<p><img src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/hersey_yoluna_girecek.jpg" alt="HERŞEY YOLUNA GİRECEK | ALL WILL BE WELL" /><img src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/safagin_siniri.jpg" alt="ŞAFAĞIN SINIRI | FRONTIER OF DAWN" /></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">Dünya Festivalleri bölümünden, <strong>Herşey Yoluna Girecek</strong>, 2007 Polonya yapımı: <strong>Tomasz Wiszniewski</strong> yönetiminde, <strong>Robert Wickiewicz, Adam Werstak, İzabela Dobrowska&#8230;</strong>&#8216;nın oynadığı film, alkolik babasının ölümünden sonra, hafif zihinsel özürlü ağabeyi ve kanserden ölmekte annesi ile yaşayan 11 yaşındaki Paulie&#8217;nin, annesiyle ilgili bir mucize yaratmak üzere Siyah Meryem&#8217;e &#8220;koşarak&#8221; yaptığı, bir çeşit hac yolculuğunu anlatır.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">Koşuculukla ilgili yeteneğini keşfeden, TV sunucusu eşinden ayrılmış alkolik beden eğitimi öğretmeni ile birlikte, oğlanın karnını doyurmak için yaptığı küçük hırsızlıklar, öğretmenin sarhoşluklarıyla sürdürdükleri koşuya TV programlarıyla yönelen ilgi, annenin, sağ çıkamadığı ameliyatı için fon yaratır. Paulie, yolu üzerinde kendisini alkışlayan köylülerin yanısıra, <strong><em>&#8220;ben annem için koşuyorum, para için değil&#8221;</em></strong> diyerek reddettiği, enerji içeceği markası yazılı tişört ve kasketle koşması karşılığında 7000 dolar öneren, aldığı olumsuz yanıt karşılığında da<strong><em> &#8220;yeni Polonya&#8217;yı böyle inşa edemeyiz&#8221; </em></strong>diyen iş adamıyla karşılaşır. Bir &#8220;hedef&#8221;in yaşama katTığı anlam üzerine güzel, incelikli, son derece de gerçek bir fim.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;"><strong>Fransız Kültür Merkezi&#8217;nden </strong>çıkıp aşağı, denize doğru inen &#8220;abla&#8221; ile arkadaşı, girişinde, poposunu sıcak cama dayamış kapkara sevecen bir kedinin ikamet ettiği <strong>Cinebonus G-Mall&#8217;a </strong>varırlar. Dünya Festivalleri bölümünden, bu kez bir Fransız filmi,<strong> Şafağın Sınırı</strong>: 2008 Fransa yapımı siyah beyaz filmin oyuncuları, yönetmen <strong>Philippe Garrel</strong>&#8216;in oğlu <strong>Louis Garrel, Laura Smet, Clementine Poidatz&#8230;</strong> Kocası uzakta yalnız güzel aktris, fotoğrafını çeken adama âşık olur, ilişkileri sürerken yaşadıkları ayrılığa katlanamayan kadının intiharı üzerinden bir yıl geçmişken fotoğrafçı, yaşamına giren bir başka kadınla evlenmeye niyetlenir ama aynada yüzyüze geldiği, halâ sevdiğini anladığı eski sevgili onu rahat bırakmaz, adam suçluluk duygusu etkisiyle nikâh günü canına kıyar. Değil izleyiciye, kendilerine bile açılamayan, ketum karakterlerin sürüdüğü ağır tempolu film, &#8220;abla&#8221; ve kız kardeşinin <strong>&#8220;tipik Fransız filmi&#8221;</strong> dedikleri, refah toplumlarının <strong>&#8220;Allah başka tasa vermesin! sineması&#8221; </strong>şeklinde sınıflandırdıkları türden&#8230;</span></p>
<p><img title="Dünyanın Durduğu Gün" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/dunyanin_durdugu_gun.jpg" alt="Dünyanın Durduğu Gün" align="left" /><span style="font-family: verdana,geneva;">Üçüncü film festival dışı, kızının çok beğendiğini söylediği, bilimkurguya bayılan &#8220;abla&#8221;nın boşveremeyeceği bir vizyon filmi; <strong>Dünyanın Durduğu Gün</strong>. <strong>1951’de Robert Wise</strong>&#8216;ın çektiği, Dünya liderlerini uyarmak niyetiyle Washington D.C.’ye inen, uzaylı Klaatu’nun dev robot bodyguardı Gort’un yardımıyla mücadelesini anlatan film, zaman içinde bir klâsiğe dönüşmüş. 2008 ABD yapımı, <strong>senaryo</strong>yu <strong>Edmund H. North </strong>ile <strong>David Scarpa</strong> ile birlikte yazmışlar, <strong>yönetmen Scott Derrickson</strong>, oyuncular, <strong>Keanu Reeves, Jennifer Connelly,</strong> -kızından Will Smith&#8217;in oğlu olduğunu öğrendiği- <strong>Jaden Smith, John Cleese, Kathy Bates&#8230;</strong> Günümüzden 28 yıl önce Dünyaya inip bir insandan aldıkları DNA ile kopyaladıkları -insan görünümüyle bile yeterince korku yaratan- uzaylı, ışıktan bir küre içinde, ekonomisi, neredeyse tümüyle korkuya dayalı Korku İmparatorluğu&#8217;nun başkenti Newyork&#8217;un Central Park&#8217;ına iner. Dünyayı, -insanı değil- insandan kurtarmaya gelmiş Uzaylı, niyetini anlayan silahlı güçlerce tıkılıp sorgulandığı üsten, bilme merakı korkusuna üstün gelen bir biyoloğun yardımıyla kaçar. Küreler, Nuh&#8217;un Gemisi gibi, Dünyadan canlı örnekleri toparlarken, <em>uzlaşmanın imkansız olduğunu düşünen </em>Uzakdoğulu formundaki diğer uzaylı ile bağlantıya geçen, insanoğlunun yıkıcılığı yanısıra, sevgiyi hakeden güzellikler de barındırdığına dair şüpheye düşen Klaatu (Keanu Reeves), artık kuş cıvıltılarının duyulabildiği harika finalde, Dünyayı, tüm enerjisini dondurup, <strong>yeni bir başlangıçta </strong>bırakarak gider.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana,geneva;">Edmund H. North kitabında, Din kitaplarında, mitolojide tekrarlanıp duran, bir felaketle yokoluş öykülerinden farklı olarak, &#8220;abla&#8221;ya Kryon kitaplarında okuduğu, toplu yokoluş yerine, insanın kendi iradesiyle geleceği, -bağlı olarak geçmişi değiştirebileceği-, manyetik kutupların -geçmişte Dünyanın defalarca yaşadığı gibi- altüst oluşunu hatırlatan, insana &#8220;son bir şans&#8221; verilmesi temasını işler.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/hersey-yoluna-girecek-safagin-siniri-dunyanin-durdugu-gun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhanet ve İçerideki Hayatım</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ihanet-icerideki-hayatim.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ihanet-icerideki-hayatim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 20:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/ihanet-icerideki-hayatim.html</guid>
		<description><![CDATA[11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 6. gününde &#8220;abla&#8221;, Cinebonus Maçka G-Mall&#8217;da iki film görür: İhanet, İçerideki Hayatım Mülteciler bölümünden 2007 ABD yapımı İhanet, muhteşem görüntülerinden anlaşıldığı gibi, Sundance Film Festivali&#8217;nde En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü üç kez kazanan Ellen Kuras&#8216;ın ilk yönetmenliği&#8230; Vietnam savaşı sırasında ABD&#8217;nin, Laos&#8217;ta yürüttüğü, Nixon&#8217;ın &#8220;bu konuda konuşmak istemediğini belirttiği&#8221; gizli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 6. gününde &#8220;abla&#8221;, Cinebonus Maçka G-Mall&#8217;da iki film görür: İhanet, İçerideki Hayatım</h3>
<p><img src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/ihanet.jpg" alt="İHANET | THE BETRAYAL NERAKHOON" /><img src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/icerideki_hayatim.jpg" alt="İÇERİDEKİ HAYATIM | MY LIFE INSIDE" /><br />
Mülteciler bölümünden 2007 ABD yapımı <strong>İhanet</strong>, muhteşem görüntülerinden anlaşıldığı gibi, Sundance Film Festivali&#8217;nde En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü üç kez kazanan <strong>Ellen Kuras</strong>&#8216;ın ilk yönetmenliği&#8230; Vietnam savaşı sırasında ABD&#8217;nin, Laos&#8217;ta yürüttüğü, Nixon&#8217;ın <em>&#8220;bu konuda konuşmak istemediğini belirttiği&#8221;</em> gizli operasyonlar sırasında, ülkesine ihanet eden, insanlarının ölümlerine yol açan bombardımanlarla <strong>&#8220;ülkenin istikrara kavuşturulması&#8221;</strong>na yardım eden, daha sonra da vatana ihanet suçuyla tıkıldığı savaş suçluları kampında yıllarca, bombaların açtığı kraterleri kapatan adam, diğer yandan da yeni bir aile kurarak, ABD&#8217;ye kaçmak zorunda kalan 10 çocuklu karısına ihanet eder.</p>
<p>Senaryoyu yönetmenle yazan ve kurguyu yapan büyük oğlunun; çete arkadaşları tarafından <em>-Amerikan yaşam tarzı formatında-</em> öldürülen üvey kardeşinin cenazesine gittiğinde tanık olduğu üvey annenin acısı ile, kaçışları sırasında Laos&#8217;ta kalan iki kızı için ağlayan annesi arasında, <strong><em>&#8220;aynı adamdan çocuk sahibi olmuş iki kadın evlatları için ağlıyorlar&#8221;</em></strong> diyerek kurduğu paralellik, savaşın savurduğu insanların acısını özetler. Bu filmden &#8220;abla&#8221;nın aklından silinmeyecek bir bölüm de, yıllarca 10 çocuğunu hayatta tutma savaşı sürdüren kadının, halâ sevdiği kocasının ihanetini öğrendiğinde, <em>&#8220;biz böyle bir acıyla karşılaştığımızda doğaya döner, bir kuş, balık ya da kaplumbağayı doğal ortamına salarız, bunun acılarımızı hafifleteceğine inanırız&#8221;</em> diyerek kızıyla bir kaplumbağayı suya saldıkları -ışığı, görüntüsü çok güzel- sahne!</p>
<p><strong>İkinci film</strong> de mülteciler bölümünden, <strong>İçerideki Hayatım</strong>: 2007 Meksika yapımı belgeselin yönetmeni <strong>Lucia Gaja</strong>, broşüre göre, bu filmle &#8220;Morelia Film�  Festivali&#8217;nde En İyi Belgesel ve <strong>bir kadın tarafından yapılan*</strong> En İyi Belgesel dallarında ödül kazanmış&#8221;. Meksikalı Rosa 17 yaşındayken ırmağı geçerek ABD, Teksas Austin&#8217;e gider. Çocuk bakıcılığı yaparken, kızıyla beraber baktığı 2 yaşındaki çocuk, boğazına kağıt havlu tıkanır, ölür. Cinayet suçuyla yargılandığı 2 yıl süren mahkemede, uzman kişilerce, bedeninde travma izi olmayan çocuğun ağzına -kendisinin- soktuğu havluların su emerek genişlediği, gelen ilk yardım ekiplerinin sun&#8217;i solunum sırasında topağı geriye iterek ölüme yol açtığı kanıtlansa da,<strong> <em>kaçak, göçmen,</em> </strong><em>-avukatının, önyargının altını çizen deyişiyle- <strong>&#8220;Meksikalı olmasına karşın zekî&#8221;</strong></em>, <em>-&#8221;abla&#8221;nın eklemesiyle-<strong> &#8220;kadın&#8221;</strong></em><strong> </strong>Rosa, hakkındaki önyargıyı aşmayı başaramaz ve 99 yıla mahkûm olur. Ahlâksız Amerikan hukuk sisteminin, yargılamalar sürerken <strong><em>&#8220;itiraf et, 45 yılla kurtul!&#8221; </em></strong>önerisini suçsuzluğu nedeniyle reddettiğine <em>-neredeyse- </em>pişman, <em>&#8220;burada nasıl yaşarım bilmiyorum, zaman hakkında düşünmek istemiyorum&#8221; </em>diyen Rosa, durumunun yeniden gözden geçirileceği 2035&#8242;i beklemekte&#8230;<br />
<em><br />
<strong>*&#8230;bir kadın tarafından yapılan&#8230;</strong> &#8220;abla&#8221; tarafından belirginleştirilmiştir.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ihanet-icerideki-hayatim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şili&#8217;de Saklı Günler ve Miloseviç Mahkemede</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/silide-sakli-gunler-milosevic-mahkemede.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/silide-sakli-gunler-milosevic-mahkemede.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 20:27:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/silide-sakli-gunler-milosevic-mahkemede.html</guid>
		<description><![CDATA[11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 5. gününde &#8220;abla&#8221;, biri, üçüncü festival mekânı Cinebonus Maçka G-Mall&#8216;da, diğeri Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde iki film görür. &#8220;Abla&#8221; posta kutusunu kontrol etmekteyken, bilgisayardaki müziği kulağına taşıyan kulaklıkların perdelediği TV sesleri arasında dikkatini çeken bir iki İngilizce sözcük üzerine alt yazıları izlemeye başlar: Köşesinde bir artı işareti üzerinde SHOW yazılı ekranda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 5. gününde &#8220;abla&#8221;, biri, üçüncü festival mekânı <strong>Cinebonus Maçka G-Mall</strong>&#8216;da, diğeri Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde iki film görür.</h3>
<p><img src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/milosevic-mahkemede.jpg" alt="Miloseviç Mahkemede" /><img src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/silide-sakli-gunler.jpg" alt="Şili’de Saklı Günler" /></p>
<p>&#8220;Abla&#8221; posta kutusunu kontrol etmekteyken, bilgisayardaki müziği kulağına taşıyan kulaklıkların perdelediği TV sesleri arasında dikkatini çeken bir iki İngilizce sözcük üzerine alt yazıları izlemeye başlar: Köşesinde bir artı işareti üzerinde SHOW yazılı ekranda genç bir kız, yanında yaşlı bir adam, güzel bir-iki kadın daha, sunucu ise manken Tyra Banks; stüdyodaki izleyicilerle, telefon bağlantılarıyla, hararetle tartıştıkları konu ise kızın artırmaya çıkardığı, 1 milyon dolara yaşlı bey üzerine kaldığı anlaşılan bekâreti!<span id="more-673"></span>Her nasılsa, millî kaynana Semra&#8217;nın sunduğu çöpçatan programı izleyeli, &#8220;abla&#8221;nın, açık sözlülük mü, nezaketsizlik mi, dangalaklık mı, ne diyeceğini bilemediği, mal varlıkların bir bir döküp, birbirlerinin yüzüne karşı, <em>&#8220;sizden elektrik alamadım&#8221; </em>diyerek sergiledikleri durum, burada, bekâret başlığı altında gözler önünde! Konu, salondaki &#8220;abla&#8221;, kızı, damat üçlüsünün değer ve ön yargılarına dayanılmaz darbeler indirerek en detaylı biçimde incelenmekte; telefonla katılan bir kadın, -satan- Natalie&#8217;yi kınarken, yanında oturan emektar hayat kadını, <em>&#8220;benim bilmem kaç yıllık kazancımı bir gecede alacak, Amerika fırsatlar ülkesi, tebrik ediyorum&#8221;</em> demekte&#8230; 59 yaşında olduğunu söyleyen -alan- bey, sunucunun &#8220;dede&#8221; yakıştırmasına istifini bozmadan Natali&#8217;ye bir şeyler öğretebileceğini söylerken, temiz kalpli damadını, çanak bir soruyla tuzağa düşüren kızının yaratabileceği olası tartışmayı önlemek amacıyla &#8220;abla&#8221;, <em>&#8220;hava güzel, Maçka&#8217;ya kadar yürüyelim&#8221;</em> diyerek, ikisini önüne katar, çıkarlar.</p>
<p>&#8220;Abla&#8221;nın esintili temiz serin havada sevinçle sürdürdüğü yürüyüş, performansı düşük ikilinin, ikide bir geride kalmasıyla sekteye uğrar; yaklaşmakta olan toplantı saatini bahane ederek bindikleri taksiden, Teşvikiye&#8217;deki Abdi İpekçi Anıtı önünde inerler, onlar soldaki caddeye girerlerken &#8220;abla&#8221; sağdan Küçükçiftlik Parkı&#8217;na inen caddeyi izler.</p>
<p>Cinebonus Maçka G-Mall&#8217;da, <strong>Şili&#8217;de Saklı Günlerim</strong>: 2007 İsveç yapımı, <strong>Ulf Hutberg</strong>&#8216;in yönettiği, <strong>Michael Nyqvist, Lumi Kavazos, Kate del Castillo, Lisa Werlinder&#8230;</strong>&#8216;in oynadığı film, Şili&#8217;de görevli İsveç ataşesi Herald Edelstam&#8217;ın, 11 Eylül 1973&#8242;te, Allende&#8217;yi deviren Cunta&#8217;nın eylemlerine tanıklık edişi ve o günlerde yüzlerce hayatı kurtarışını anlatır. Arjantin&#8217;den gelir gelmez, şehir turu sırasında gittikleri Plaza de Armas&#8217;ın bir kenarını kaplayan Başkanlık Sarayı(La Casa de Moneda)&#8217;nı, -yaşı elvermediğinden olacak- <em>&#8220;Pinochet burayı kullanmadı&#8221;</em> diye anlatır rehber; gençkızlığına rastlayan olayı, içinde devlet başkanıyla bombalanan Başkanlık Sarayı ve Allende&#8217;nin ölümünü ailece üzüntüyle yaşadıklarını hatırlayan &#8220;abla&#8221;nın sorusu üzerine, akranı yerel rehber binanın 20 dakika boyunca top ateşine tutulduğunu, solcu, sosyalist başkan Allende&#8217;nin ise intihar ettiğinin söylendiğini ama buna kimsenin inanmadığı Şili&#8217;den döneli henüz bir hafta bile olmamış &#8220;abla&#8221; için bu kaçırmaması gereken bir film! Edelstam, naklen izlediği sarayın bombalanışı ardından, baskı altındaki Küba Büyükelçiliği&#8217;ne gider, İsveç bayrağını çekerek oradakilerin, İsveç Büyükelçiliği&#8217;nin kapılarını açarak kapı önüne yığılmış insanların, komutanlardan birinin yardımıyla, işkencelerin yapıldığı stadyumdan pek çok hükümlünün kaçırılıp hayatta kalmasını sağlar. Santiago ve Stadyum çekimlerinin gerçek mekânlarda yapıldığı film &#8220;abla&#8221;&#8216;ya, ağlaya ağlaya çıktığı <strong>Marco Becis</strong>&#8216;in <strong>Garage Olympo</strong> ile <strong>Costa Gavras</strong>&#8216;ın <strong>Z </strong>filmlerini hatırlatır.</p>
<p>Bir sonraki film için Taksim&#8217;e yürüyerek çıkmasa, &#8220;abla&#8221;nın bu konuda bir film daha seyredecek gücü yok!</p>
<p>Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde, <strong>Michael Christoffersen</strong>&#8216;in çektiği Miloseviç Mahkemesi, kayıtları 2000 saat süren, en uzun süreli -dört yıl- savaş suçu mahkemesi, Nürnberg&#8217;den sonraki en önemli yargılamadır. Mahkemeyi reddeden Balkan Kasabı Slobodan Miloseviç, önemli şahitlere, video kayıtlarına, tecavüzler bir yana 125.000 ölü ve 3 milyon kayba karşın inkârla, kafa karıştırmayla sürdürdüğü�  yargılanışı sona ermeden, 11 Mart 2006&#8242;da ölür. Adamın taktiği &#8220;abla&#8221;ya, Türkçe konuştuğu halde kimsenin bir şey anlamadığı, Mehmet Ali Ağca&#8217;nın savunmasını hatırlatır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/silide-sakli-gunler-milosevic-mahkemede.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mülteci Kassim ve Şeytanla El Sıkışmak</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/multeci-kassim-seytanla-el-sikismak.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/multeci-kassim-seytanla-el-sikismak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 09:07:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/multeci-kassim-seytanla-el-sikismak.html</guid>
		<description><![CDATA[11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 4. gününde &#8220;abla&#8221;, İstiklâl Caddesi&#8217;ndeki diğer festival mekânı Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde iki film görür. Mülteciler bölümünden, başarılı uzun metraj belgeselci Kief Davidson&#8217;ın yönettiği, 2008 ABD yapımı film, Mülteci Kassım: Uganda doğumlu, 6 yaşındayken kaçırılıp 12 yıl süren savaşta çocuk asker olarak kullanılan, cinayet işleyip işkence yapan, ordunun boks takımına katılıp ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 4. gününde &#8220;abla&#8221;, İstiklâl Caddesi&#8217;ndeki diğer festival mekânı Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde iki film görür.</h3>
<p><a title="Mülteci Kassim | Kassim The Dream" href="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/multeci_kassim-kassim_the_dream.jpg"><img title="Mülteci Kassim | Kassim The Dream" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/multeci_kassim-kassim_the_dream.kucukresim.jpg" alt="Mülteci Kassim | Kassim The Dream" align="left" /></a>Mülteciler bölümünden, başarılı uzun metraj belgeselci Kief Davidson&#8217;ın yönettiği, 2008 ABD yapımı film, Mülteci Kassım: Uganda doğumlu, 6 yaşındayken kaçırılıp 12 yıl süren savaşta çocuk asker olarak kullanılan, cinayet işleyip işkence yapan, ordunun boks takımına katılıp ABD&#8217;ye kaçtıktan sonra bir süre evsiz yaşayan The Dream lakaplı Dünya şampiyonu Kassım Ouma&#8217;yı anlatır. Kaçışından sonra, onu bulamadıkları için babasını öldürmüş olsalar da, bağlılığını sürdürdüğü ülkesi Uganda bayrağı altında dövüştüğü için, oğlunu Amerika&#8217;ya yollarlar, gelip büyükannesini görmesine, babasının mezarını, evini ziyaret etmesine izin verirler. Ouma, iyi insan mayasıyla, işlemiş olduğu cinayetlerin ağırlığı altında, çocuklarına, ailesine düşkün, neşeli, sevgi dolu, yaşamı tekrar tekrar kurmaya gayret eden bir güzel insan! &#8220;Abla&#8221;yı, suç, ceza, günâh&#8230; kavramlarını, önyargılarını gözden geçirmeye zorlayan filmlerden&#8230;<span id="more-665"></span></p>
<p>Ücretsiz film gösterimlerini sürdüren Fransız Kültür Merkezi, salonun üst katında yenilenen sergilerle, -kalabalık öyle görünmese de- &#8220;abla&#8221;nın tahminlerine göre, öğrenci cenneti&#8230;</p>
<p><a title="ŞEYTANLA EL SIKIŞMAK | SHAKE HANDS WITH THE DEVIL" href="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/seytanla-el-sikismak.jpg"><img title="ŞEYTANLA EL SIKIŞMAK | SHAKE HANDS WITH THE DEVIL" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/seytanla-el-sikismak.kucukresim.jpg" alt="ŞEYTANLA EL SIKIŞMAK | SHAKE HANDS WITH THE DEVIL" align="left" /></a>Aynı salonda ikinci film, İnsan Hakları bölümünden Şeytanla El Sıkışmak; 2008 Kanada yapımı filmi Roger Spottiswoode yönetmiş, Roy Dupuis, James Gallanders, Odile Katesi Gakire, Deborah Kara Unger&#8230; oynamış. 1993&#8242;te Birleşmiş Milletler görevlisi olarak Ruanda&#8217;ya gönderilen Kanada&#8217;lı General Romeo Dallaire, kimliği belirsiz bir grubun başkanın uçağını düşürmesiyle Tutsi&#8217;leri öldürmeye başlayan Hutu&#8217;ların uzun zamandır planladıkları, 500.000 kişiyi öldürdükleri kıyıma tanık olur. Asilerle anlaşmaya çalışan ama sonuç alamayan Dallaire&#8217;in BM Genel Sekreteri Bhutros Gali ile yaptığı, çekilme önerisini reddettiği telefon konuşması 32.000 kişinin yaşamını kurtarır. Dallaire&#8217;in yazdıklarına dayanan filmin çekimleri Ruanda Kigali&#8217;de yapılmış.</p>
<p>&#8220;Abla&#8221;nın &#8220;insanlık öldü&#8221; deyip insana inancını kaybetmeyen sevgili arkadaşının söylediği bu olsa gerek: Kanada, Dünyanın silah üreticisi ilk beş ülkesi arasındaki şanlı yerini korur, kimbilir nerelere atılan nifak tohumları filizlendiğinde kullanılacak silahları üretmeye devam ederken, Kanadalı Dallaire, uzlaşma adına midesi bulanarak şeytanla el sıkışır; Fransızlar eski Belçika sömürgesi Ruanda&#8217;ya silah satar, asker eğitirken, Fransız Kültür Merkezi bunların söylendiği filmi ücretsiz gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/multeci-kassim-seytanla-el-sikismak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrı Dünyalar, Ateşten Kalp ve Serçelerin Şarkısı</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/ayri-dunyalar-atesten-kalp-ve-sercelerin-sarkisi.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/ayri-dunyalar-atesten-kalp-ve-sercelerin-sarkisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 08:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/ayri-dunyalar-atesten-kalp-ve-sercelerin-sarkisi.html</guid>
		<description><![CDATA[11. Sinema-Tarih Buluşması 3. gününden; Ayrı Dünyalar, Ateşten Kalp ve Serçelerin Şarkısı &#8220;Tarih Boyunca Mülteciler&#8221; başlıklı 11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 3. gününde &#8220;abla&#8221; üç film görür. 14:00 ve 16:30 biletlerini alırken, kendisi gibi film izlemek için emekli olmuşa benzeyen bir arkadaşı ve onun -işi gereği- Pakistan Devlet Başkanı, Irak Enerji Bakanı türünden arkadaşları olan, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>11. Sinema-Tarih Buluşması 3. gününden; Ayrı Dünyalar, Ateşten Kalp ve Serçelerin Şarkısı</h3>
<p>&#8220;Tarih Boyunca Mülteciler&#8221; başlıklı 11. İstanbul Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması 3. gününde &#8220;abla&#8221; üç film görür.</p>
<p><a title="WORLDS APART TO VERDENER | AYRI DÜNYALAR" href="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/ayri-dunyalar.jpg"><img title="WORLDS APART TO VERDENER | AYRI DÜNYALAR" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/ayri-dunyalar.kucukresim.jpg" alt="WORLDS APART TO VERDENER | AYRI DÜNYALAR" align="left" /></a>14:00 ve 16:30 biletlerini alırken, kendisi gibi film izlemek için emekli olmuşa benzeyen bir arkadaşı ve onun -işi gereği- Pakistan Devlet Başkanı, Irak Enerji Bakanı türünden arkadaşları olan, iletişim mühendisi eşi ile karşılaşan &#8220;abla&#8221;, küçük kız kardeşinin de eklenmesiyle önce Dünya Festivalleri bölümünden Niels Arden Oplev&#8217;in yönettiği, 2008 Danimarka yapımı Ayrı Dünyalar&#8217;ı izler. Gerçek bir öyküden uyarlanan, Rosalinde Mynster, Johan Philip Asbaek, Jens Jorn Spottag&#8230;&#8217;ın oynadığı film, Yehova Şahitleri üyesi bir ailenin öyküsünü anlatır. Sara, hippi ana-babanın oğlu müzisyen Teis&#8217;e rastlayıp ona âşık olana kadar sorgulamadığı derin inancını, okul arkadaşı genç kızın, inançları kan verilmesini reddettiği için ölümü üzerine tümüyle terkeder. <span id="more-664"></span>Ağabeyi uygunsuz bir kitap okuduğu için cemaatten dışlanmış genç kızın geliş gidişlerle süren sarsıntılı dönemi Tanrı ile yaptığı son konuşma ile biter. Tutucu tüm tarikatlar gibi cinselliği belli şartlar altında, sosyal yaşamı belirlenmiş modelden kıl kadar sapmaksızın�  yaşamayı, kıyametle seçilmişler dışında herkesin öleceğini&#8230; vaazeden Yehova Şahitleri öğretisini merak eden &#8220;abla&#8221;, &#8220;keşke&#8221; der, &#8220;biri de Scientology üzerine bir film yapsa&#8230;&#8221;</p>
<p><a title="Heart of Fire | Ateşten Kalp" href="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/atesten-kalp-heart-of-fire.jpg"><img title="Heart of Fire | Ateşten Kalp" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/atesten-kalp-heart-of-fire.kucukresim.jpg" alt="Heart of Fire | Ateşten Kalp" align="left" /></a>Dörtlünün ikinci filmi yine Alkazar&#8217;da; Telekomünikasyon alanında çalıştığı Pakistan&#8217;a sık sık gidip gelen arkadaşının, yolculuk ettikleri uçakların bazısının dörtte üçünün, Avrupa&#8217;nın çeşitli ülkelerinden toparlanıp sınırdışı edilmiş, kaderine boyun eğmiş görünen Pakistanlı&#8217;larla dolu olduğunu anlatıp, bu yüzden ilgisini çektiğini söylediği Mülteciler bölümünden Ateşten Kalp: 2008 Almanya yapımı, Luigi Falorni&#8217;nin yönettiği, Letekidan Micael, Salomie Micael, Seble Tilahun&#8230;&#8217;un oynadığı film, İtalyan rahibelerin bakımındaki zeki küçük kız Awet&#8217;in, ablası tarafından alınıp kahraman sandığı babasına götürülüşünü, babasının yeni ailesinin hizmetkârı olmaya zorlanışını, adamın iki kızı Eritre&#8217;nin Kızları adlı özgürlük ordusuna vermesiyle, 300.000 çocuğun öldürmeye zorlandığı, ölüp öldürüldüğü savaşa, içinden tanık oluşunu anlatır. Dünya üzerinde silah üretildiği sürece, pazarını bulacağı, yaratacağını bilen &#8220;abla&#8221;, en küçükleri Awet&#8217;in sağ kalan üç dört çocuğu toplayıp küçük bir isyanla silahlarını bırakarak çöle, Sudan&#8217;a yürüyüşlerini hüzünle izler.</p>
<p><a title="THE SONG OF SPARROWS | SERÇELERİN ŞARKISI" href="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/sercelerin-sarkisi.jpg"><img title="THE SONG OF SPARROWS | SERÇELERİN ŞARKISI" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2008/12/sercelerin-sarkisi.kucukresim.jpg" alt="THE SONG OF SPARROWS | SERÇELERİN ŞARKISI" align="left" /></a>Günün üçüncü filmi, sevdikleri Alkazar salonunda, Ödüllü Filmler bölümünden, 2008 İran yapımı, Serçelerin Şarkısı: Yönetmen Mecid Mecidi, oyuncular, başta yüzünden/fiziğinden güç alan etkili oyunuyla, Gümüş Ayı ödüllü Mohammad Amir Naji, Reza Naji, Maryam Akbari, Karman Dehghan, Hamed Aghazi&#8230; Bir devekuşunun kaçışıyla çiftlikteki işinden olan Kerim, kızının kulaklığı için kente gidişinde rastlantıyla motorsiklettaksi olur; bu, para ile teklifsizce karşılaşmasına, değerler ile yeni yaşam modeli arasında bocalamasına yol açar. Durum, girişimci küçük oğlunun milyoner olma hayaliyle yaptığı ataklarla da beslenince aile, kalender, neşeli yaşamında ufak tefek krizler yaşar. Eski alışkanlığıyla, İran filmi izlerken her an bir felaket bekleyen &#8220;abla&#8221;, -Kerim&#8217;in iyilikle atlatılmasını sağladığı- balıkların içinde durduğu fıçı dağıldığında rahat bir soluk alır. Tek yaprak broşürün arkasındaki listede adı geçen filmlerden&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/ayri-dunyalar-atesten-kalp-ve-sercelerin-sarkisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Snijeg &#124; Kar</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/snijeg-kar.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/snijeg-kar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 08:30:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>senbilirsinabla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tarih Buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/snijeg-kar.html</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Tarih Boyunca Mülteciler&#8221; başlıklı 11. Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması&#8217;ndan: Kar. Fırının üst rafındaki tepside topan patlıcanlardan birini çatalla dürtüp piştiğini gören &#8220;abla&#8221;, kızına, alt raftaki kırmızı biberle ilgili közleme talimatını hızlıca tekrarlayıp sokağa fırlar. Hava yağışlı, trafik olanaksız: Taksim Alkazar Sineması&#8216;na, Tarih Boyunca Mülteciler başlıklı 11. Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması ikinci günü, 14:00&#8242;teki ilk filmi için ulaşabilmenin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>&#8220;Tarih Boyunca Mülteciler&#8221; başlıklı 11. Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması&#8217;ndan: Kar.</h3>
<p>Fırının üst rafındaki tepside topan patlıcanlardan birini çatalla dürtüp piştiğini gören &#8220;abla&#8221;, kızına, alt raftaki kırmızı biberle ilgili közleme talimatını hızlıca tekrarlayıp sokağa fırlar. Hava yağışlı, trafik olanaksız:<strong> Taksim Alkazar Sineması</strong>&#8216;na,<strong> Tarih Boyunca Mülteciler başlıklı 11. Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması</strong> ikinci günü, 14:00&#8242;teki ilk filmi için ulaşabilmenin tek yolu, minibüsle Şişhane&#8217;ye inip, oradan yukarı tırmanmak!</p>
<p>14:05; biletini almasıyla merdivene sarması bir olan, göz aşinası &#8220;abla&#8221;yı selamlayarak karşılayan yer gösterici <em>&#8220;yoksa sizi sokmayacaklar mıydı, ben onları döverim&#8221; </em>diye şakalaşarak önüne düşer. &#8220;Abla&#8221; soluğunu dengelemeye çalışırken, şakacı teşrifatçının <em>&#8220;öne mi geçersiniz?&#8221;</em> sorusunu başını sallayarak yanıtlar, gösterilen koltuğa yerleşir, ekran kararır.</p>
<p><strong>Sinemada Yeni Keşifler</strong> bölümünden 2008, Bosna Hersek yapımı <strong>Kar</strong>: <strong>Aida Begiç</strong> yönetiminde <strong>Zana Marjanoviç, Jasna Beri, Sadzida Setiç&#8230;</strong>&#8216;in oynadığı film 1997&#8242;de savaş sonrasında, katliamlardan arta kalan 5-6 kadın ve 3-4 çocuk ile yaşlı bir adamın yaşadığı köy kalıntısında kardan önceki bir haftayı anlatır. Oğlunu yitirmiş, dul Sırp gelinine huysuzlanan büyük toprak sahibi hanım ile, beraber pestil yapıp, turşu ile birlikte &#8220;Bosna&#8217;nın yarısını besleme&#8221; hayali kuran kadınlar, yaşamlarını sınırlı olanaklarla sürdürmeye çalışırlarken topraklarını alma kararıyla köye gelen iki adam, ayak oyunlarıyla imza toplar. Şehirde daha iyi bir hayat bulacağını sanan iki kadın, Sırp gelinin -huysuz kaynanasının desteklediği- direncine karşın imza verirken, kilim dokuduğu tezgahı başındaki nine<em> &#8220;herkes verdi&#8221; </em>diye kandırılır. Şehir yaşamını kenarından deneyimlemiş az yırtık genç kadın, iş adamlarından birinin cep telefonunu yürütür, yaptığı çok kısa telefon konuşması -ki bu sahne &#8220;abla&#8221;nın en beğendiği bölümdür- sonucu akla zarar bir sürede akıllanır. Fırtınalı gece, alışverişi aşan bir krize sürüklenirken, iki iş adamından biri, tanık olduğu katliam sonucu dili tutulan onun yerine saçları uzayan küçük oğlanın tanıklığıyla masumiyetini, cinayet işlemediğini iddia eder ama sonunda, cesetleri koydukları Mavi Mağara&#8217;ya onları götürmeyi kabul eder. Pestil, reçel ve turşularını Bosna&#8217;ya taşıyıp hayallerini gerçekleştirebilecek genç adam, ertesi sabah köye arabasıyla girerken kar başlar. Sadeliği içinde trajediyi, hüznü, yaşama gücünü, bunca güzel anlatabilen filmi, &#8220;abla&#8221; pek beğenir.</p>
<p>Kız kardeşiyle, <strong>2 YTL bedelle satılan biletler</strong>in yanında 2 YTL&#8217;ye birer katalog alan &#8220;abla&#8221;, tuvalet görevlisiyle <em>&#8220;A.R.O.G. ile bekledikleri geliri yakalayamadıkları&#8230;&#8221;</em> dedikodusunu yaptığı Beyoğlu Sineması Cafe&#8217;sinde birer kahve içip evinin yolunu tutar. Şişli-Şişhane minibüsü baş durağına giderken, Meşrutiyet Caddesi&#8217;nde rastladığı, üzerinde <strong><em>&#8220;çekinmeden adres sorabilirsiniz&#8221; </em></strong>yazılı tabelanın önünde durduğu Hitit Büfe&#8217;ye girip zarif dükkan sahibini tebrik eder, teşekkürlerle yoluna devam eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/snijeg-kar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
