Shutter Island | Zindan Adası

- 18/03/2010
9,70(10 oy)

En az hak ettiği filmiyle (The Departed) Oscar’ı kucaklayan Martin Scorsese yeni filmi “Shutter Island-Zindan Adası”nda son dönemdeki favori oyuncusu Leonardo DiCaprio’yu da yanına alarak tek kelimeyle döktürüyor. Sinemanın geleceği adına umut veren usta yönetmenin bu usta işi filmini, bir maniniz yoksa kaçırmayın derim.

Filmin kalitesine yakışan bir oyuncu kadrosu da var. Leonardo DiCaprio, Mark Ruffalo, Ben Kingsley, Michelle Williams, Max von Sydow, Emily Mortimer, Patricia Clarkson, Jackie Earle Haley ve John Carroll Lynch.

Filmin yönetmeni Martin Scorsese, nitelikli bir kara filme imza atmış. Bunun izlerini ilk dakikalardan görüyoruz. Filmin konusuna değinirsek, Teddy (Leonardo DiCaprio) ve Chuck (Mark Ruffalo) bir adada bulunan akıl hastanesinde gerçekleşen bir kaçış olayını sorgulamak için bu adaya geliyorlar. Kahramanımız Teddy daha ilk dakikalardan bir takım sağlık problemleriyle karşılaşıyor. Ayrıca bu adayı daha önce ziyaret ettiğini de öğreniyoruz henüz girişte. Adadaki 3 blok da çok sıkı bir şekilde korunuyor. Zaten buradaki hastalar çeşitli suçlardan hüküm giymiş, daha sonra akıl hastası olduğuna karar verilmiş kişiler. Teddy ve yeni tanıştığı ortağı girişte silahlarını bırakıyorlar ve olayı soruşturmaya başlıyorlar. Fakat bir süre sonra gördükleri manzara karşısında şaşırıyorlar zira hastane yönetimi onlara yardımcı olmaktansa daha çok köstek oluyor. Teddy ve ortağı soruşturma sırasında yavaş yavaş kimin dost kimin düşman ve asıl amaçlarının ne olduğu konusunda tereddüte düşüyorlar. Bir süre sonra iyice yalnız kalan Teddy, herkese karşı amansız bir psikolojik savaşa girişiyor…

Scorsese’nin atmosfer yaratmadaki başarısı neredeyse kusursuz. İnsanı her an diken üstünde tutuyor tecrübeli yönetmen. Giriş kısmındaki müziğiyle biraz da izleyeceği yol haritası hakkında bilgi veren film, eski usul sinema tarzından yeri geldiğinde yararlanmayı biliyor. Yönetmenin oyuncu yönetimindeki mahareti de görülmeye değer.

Bir roman uyarlaması olan yapım, daha en başından sağlam karakterlere yaslandığını belli ediyor. Hikaye genel olarak biraz ağır ilerlese de yeri geliyor yapıma anlam katan diyaloglarla bu eksikliği maskeliyor. Filmin sonuna doğru Teddy’nin paranoyak ruh halini, kime inanacağını bilemeyen tavırlarını çok iyi yansıtıyor. Bu tarz filmlerin olmazsa olmazı kötü hava koşulları Teddy’yi adaya hapseden bir unsur olarak da işlev görüyor. Teddy ne dış dünyayla irtibat kurabiliyor ne de kendine sığınacak bir alan bulabiliyor.

Filmin psikolojiye ne kadar dayandığını ise finalinde anlıyoruz. İzlmeyenler için ipucu verip filmi berbat etmeyeyim. Ama şu kadarını söyleyebilirim sanırım, yapım kendinden beklenmeyecek derecede farklı bir son ile neticeleniyor. Scorsese’nin film boyunca sürdürdüğü gerilim nedeniyle uzun süre olanlara inananmıyoruz. Filmi izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınızdır.

Filmin finalininin etkisini belirtmek için şunu da söyleyebilirm. Eğer sinema üzerine ve psikolojik yapıtların alt metinleri üzerine düşünen biriyseniz film bitip evinize gitmek için yola çıktığınızda muhtemelen halen izlediklerinize bir anlam vermeye çalışacaksınızdır. Konuda bir karışıklık yok, yalnızca neyin doğru olduğu konusunda kafa yormanız mümkün. Bunun sebebi de dediğim gibi Scorsese’nin yarattığı ve doğrunun ne kadar “göreceli” bir kavram olduğunu gösteren anlatım dili. Yani sinemadan çıktığınızda film de sizinle geliyor. Bir filmden daha ne beklenebilir ki?

Shutter Island | Zindan Adası Yorumları

2 Yorum


8 − yedi =

  • senbilirsinabla 20 Mart 2010 23:31

    Bir süredir üzerindeki miskinlik yüzünden eli klavyeye varmayan, bir yandan da “Zindan Adası’nı biri yazsa da…” diye bekleyen “abla”, güzel yazıyı zevkle okur; kuzeni ve kızıyla izledikleri filmle ilgili olarak, yazarın her satırına gönülden katılır.

    Film, kendisinin de bayıldıgı türden, psikolojik gerilim… Sürprizli muhtesem finali ise, tatminkâr biçimde açıklayıcı. “Abla”, “izleyicinin, bu türde bir film izleyip, aklına tek bir soru takılmaksızın sinemadan çıkabilmesi için, isin basında bu çapta bir yönetmen gerekli…” diye düsünse de, “anne bu denli genç olmasa, çocuklar ise daha küçük olsalar daha mı iyi olurdu acaba? Göl kıyısında daha inandırıcı durmazlar mıydı?” demekten kendini alamaz…

  • Spoiler 22 Mart 2010 10:31

    Filmin psikolojiye ne kadar dayandığını ise finalinde anlıyoruz. İzlmeyenler için ipucu verip filmi berbat etmeyeyim. Ama şu kadarını söyleyebilirim sanırım, yapım kendinden beklenmeyecek derecede farklı bir son ile neticeleniyor.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri