- 04/02/2012 | mircturk:tesekkurler, ne zaman bir turk filmi oskar alacak...
- 21/01/2012 | senbilirsinabla:Film Festivalinde yönetmen Ümit...
- 21/01/2012 | onur çoban:son 10 yılda özellikle bilgisayar...
- 20/01/2012 | belmondo:tabi bir de benim listem var 1-a bitterseweet life...
- 15/01/2012 | senbilirsinabla:Bir kaç Filmekimi önce görüp çok...
29. Uluslararası İstanbul Film Festivali 10. Günü “abla” üç film görür: Rusya’dan Sevgilerle, Amrika, Gainsbourg
İngiltere, 1963 yapımı Rusya’dan Sevgilerle: Yönetmen Terence Young, oyuncular Sean Connery, Daniela Bianchi, Robert Shaw… Filmin başında, bir dansözün kıvrak bedenine yansıyan title’da, önce, kadının göğüslerinde 007, sonra göbeÄŸiyle birlikte seÄŸiren Sean Connery adı okunur. Kataloga göre, Dr. No’dan sonra, serinin ikinci filmi, İngiltere’de en fazla hasılat getireni ve en iyi Bond filmlerinden sayılan Rusya’dan Sevgilerle, 1963′ün İstanbul’unu bu kez renkli yansıtır. İçerde yapılan takas sırasında, turist grubu rehberi Ayasofya Camii’ni köşe bucak anlatır; Kerim Bey’in Kapalıçarşı’daki dükkânından gizli bir geçit Yerebatan Sarnıcı’na iner, Bond’la ikisi, kayıkla, -Halâskargazi Caddesi üzerinde, “abla”nın her zaman önünden geçtiÄŸi güzel taÅŸ mozaik patikalı bahçesiyle- Sovyet KonsolosluÄŸu altına ulaşır, bir periskopla toplantılara sızarlar. YeÅŸilköy Havaalanı, Sirkeci Garı, surlar içinde bir çingene obası barınağı… yine İstanbul: İçeriden ve Dışarıdan bölümünden… Sinepop Salonu yarıyarıya boÅŸ; “abla” merak eder, “nostalji deyip aÄŸlanan, maille birbirlerine habire eski İstanbul resimleri yollayanlar neredeler acaba?”
ABD-Kanada, 2009 yapımı Amrika: Yönetmen Cherien Dabis, oyuncular Hiam Abbass, Nisreen Faour, Melkar Muallem… Büyüleyici İsyancılar: OrtadoÄŸu ve Kuzey Afrika’dan Bağımsız Sinemalar Seçkisi bölümünden, ılımlı, sevimli göçmen filmi yönetmenin anılarına dayanmakta. Filistin’de yaÅŸarken, bankadaki iÅŸiyle evi arasındaki 15 dakikalık mesafe, duvardan sonra 2 saate çıkan Muna ile oÄŸlu, Amerika’ya göçme hakkı kazanır, 15 yıl önce oraya gidip yerleÅŸmiÅŸ kızkardeÅŸinin yanına gider, yerleÅŸirler. Gümrükte pasaport kontrolü sırasında, uluslararası düzeyde tanınmış bir ülkeleri olmadığından, bir de büyükannenin yolluk olarak verdiÄŸi bir torba hıyarı yemek zorunda kaldıklarından sıkıntı çekerler; o hayhuy arasında kurabiye kutusu, içine Muna’nın sakladığı 2500 dolarla kayıplara karışır. Amerika’nın Irak’ı iÅŸgâli sırasına denk gelen uyum çabaları, doktor eniÅŸtenin yavaÅŸ yavaÅŸ müşterilerini kaybettiÄŸi döneme rastlar. Bu arada Muna, iki okul ve uzun iÅŸ deneyimine karşın ancak hamburgercide iÅŸ bulur. Çocukların okuldaki yeniyetme itiÅŸkakışına ise, arabalarının camına yazdıkları gibi “ALKADE” boyutu eklenir. Bereket müdür, Polonyalı bir Yahudidir de, “…biz Müslüman bile deÄŸiliz…” diyen Muna’yı destekler, meseleler büyümez.
“Abla”, daha önceleri, yaÅŸadıklarını olduÄŸu gibi yansıtarak, -empati becerisi yüksek kendisine- olaÄŸanüstü acı yükleyen filmler yerine, giderek, gülmecenin karışıp trajediyi hafiflettiÄŸi filmler yapılmasını; öfkenin, nefretin sürdürülmesinden bir yere ulaÅŸamayacaklarını anlayan tarafların, -yeni bilinç düzeyi etkisiyle geniÅŸleyen- hoÅŸgörülü, affeden filmler üretmelerini sevinçle karşılar.
Fransa-ABD, 2010 yapımı Gainsbourg: Yönetmen, kendi çizgi romanından uyarlayarak Joann Sfar, oyuncular, çok baÅŸarılı casting ile Eric Elmosnino, Lucy Gordon, Laetitia Casta… OlaÄŸanüstü zekî, çok iyi çizer, iyi müzisyen, aykırı, en çok da tabu kırıcı Gainsburg’un yaÅŸam öyküsü: Sevgi dolu ebeveyn, Alman iÅŸgalindeki Paris dışında bir köyde, tehlikeden uzak bir çocukluk, kendisini çok çirkin bulmasına karşın, her zaman, -aralarında Laetitia Casta’nın canlandırdığı muhteÅŸem Brigitte Bardot’nun da bulunduÄŸu- kadınlarla, aÅŸkla çevrili bir yaÅŸam, zenginlik, romantizm… Parıldayan, çok güçlü bir mıknatıs etkisi yaratan karizmasına karşın Gainsburg, kemerli koca burnu ile iki kepçe kulağını sevmeye, benimsemeye yanaÅŸmaz; çocukluÄŸunda, büyüyen yüzünden yarattığı dört kollu koca kafa ile, -gençlik ve sonraki yıllarında- yelken kulaklı kocaman burunlu hayâlarkadaşı yanından hiç ayrılmaz. Bir ara, annesinin “ÅŸu kulaklarını düzelttirmedin…” sözleri, kulak ve burun meselesinin kökeni hakkında fikir verir niteliktedir.
“Abla” o dönemi ucundan yakalamış da olsa, Brigitte Bardot’dan esinlenilmiÅŸ, erotik çaÄŸrışımlı, gününe göre çok cesur “oh oui je t’aime!..” ÅŸarkısını bilir. Film, Jane Birkin’i oynayan, 2009 Mayıs’ında intihar eden genç oyuncu Lucy Gordon’a adanmış.
- Kategori:
- İstanbul Film Festivali
|- Film Festivali
- Etiketler:
Cherien Dabis, Daniela Bianchi, Eric Elmosnino, Hiam Abbass, Joann Sfar, Laetitia Casta, Lucy Gordon, Melkar Muallem, Nisreen Faour, Robert Shaw, Sean Connery, Terence Young



