1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (3 oy, ortalama: 7,67)
Loading ... Loading ...

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali 11. Günü “abla” üç film görür: Özgürlük, ÇaÄŸrı, Köpek DiÅŸi

İstiklâl Caddesi başında Fransız KonsolosluÄŸu’nu geçen geçmez, Belediye Zabıtası yazılı iki Ginger üzerinde, yüzlerinde çok ciddi ifadelerle turlar atan iki genç zabıta görevlisi manzarası, diÄŸerleri gibi “abla”nın da pek hoÅŸuna gider.

Festivalin baÅŸlarında, -Atlas ve Yeni Rüya’da bazı seanslarda, reklamların bitiminde birdenbire baÅŸlayan, örgütsüz olduÄŸu için çatlayıp azalarak batan- “abla”nın anlamadığı toplu alkış meselesine, Atlas Sineması’nda 11:00 seansında perde önünde bekçi düdüğüyle kalabalığı susturan genç, açıklık getirir: “Biliyorsunuz Emek Sineması yıkılmak isteniyor,” der, “Mimarlar Odası, sanatçı ve yazarların desteÄŸiyle Pazar günü saat beÅŸte, Taksim’de toplanıp Emek’e kadar yürüyeceÄŸiz, bir de insan zinciri yapılacak, sinemaseverler olarak bu eylemleri desteklemenizi bekliyoruz… ÅŸimdi yıkmak isteyenleri yuhalıyor, alkışlıyoruz”.

Fransa, 2009 yapımı Özgürlük: Yönetmen Tony Gatlif, oyuncular Marc Lavoine, Marie-Josee Croze, James Thierree… Sinemada İnsan Hakları Yarışması bölümünden, “abla”nın bayıldığı, anne tarafından Çingene Tony Gatlif’in son filmi, 1943′te Fransa’da, 15 kiÅŸilik bir Çingene ailesinin Belçika’da bir kampa, ardından Auschwitz’e gönderilip, -(Avrupa’da toplam) 250 bin-500 bin Çingeneyle birlikte- katledilmelerinden önceki gerçek olayları anlatır. Ne yapacaklarını bilmez biçimde, kök, meyve yiyip ormanda gizlenerek ilerlerken peÅŸlerine takılan ana-babasız bir çocuÄŸun katılımıyla, her zaman baÄŸbozumunda çalıştıkları köye gelip bildikleri biçimde sepet satıp, bohçacılık, tencere tamiri ve müzik yaparak para kazanmaya çalışan Çingenelerin, havanın deÄŸiÅŸtiÄŸini sezmeleri uzun sürmez. Hükümet, “savaÅŸ sonuna dek bir yerde konaklamalarını” ÅŸart koÅŸar, bu naif ve doÄŸuÅŸtan özgür insanlar kendilerini güvende hissetmez, hareketlenirler; ilk konakladıkları yerde kimliklerinin damgası eksik gerekçesiyle toparlanır bir toplama noktasına tıkılırlar. BaÄŸ sahibinin veteriner yeÄŸeni, büyükbabasından kalan evi ve araziyi 10 Frank’a Çingenelere “satar”ak onları kamptan kurtarırsa da, komÅŸuların düşmanlığı yüzünden ve “ancak nereye gittiklerinin kimsenin bilmediÄŸi yolda kendilerini özgür” hissedeceklerinden yine yola koyulurlar; Almanların eline düşene dek…

“Abla”, Dünyanın en eski yerli halkları Kızılderililer, Aborijinler, Pasifik Ada Halkları gibi, toprak ananın kucağında büyüyüp göğü yorgan edip uyuyan, hayvanlarıyla, bitkilerle kardeÅŸ gibi yaÅŸayan, giderken “ardakalanlara ÅŸans dileyen” Çingeneleri, kendine özgü kültürlerini, filmlerinin bazılarının muhteÅŸem müziklerini de besteleyen içeriden birinin gözünden izlemeye bayılır.

İngiltere, 2009 yapımı ÇaÄŸrı: Yönetmen Jan Dunn, oyuncular Brenda Blethyn, Emily Beecham, Susannah York… Antidepresan bölümünden olmasına karşın dram havasında geliÅŸen film, çocukken beyin ameliyatı geçirmek ve Azizlerin hayatları konusunda kendisini uzman sayan bakıcısının hikâyeleriyle büyümek zorunda kalan genç bir kızın, Tanrı’nın çaÄŸrısına uyarak yüksek öğrenimini yarıda bırakıp manastıra kapanma kararı alması, erkek arkadaşının intiharı, annesinin ölümü, bir bebek doÄŸurmasına karşın yolundan ayrılmamasını anlatır. Herbiri bir travmayla manastıra sığınmış bir avuç rahibe, insan olarak ellerinden geleni yaparlar, görünüşe göre kimse diÄŸerinden masum deÄŸildir.

“Tanrı tarafından seçilmiÅŸ biri olma”nın arandığı, sınandığı din/düşünce biçimiyle film, bu yanıyla “abla”ya teÄŸet geçer: O, -eski- Sufiler, -yeni- Yeni ÇaÄŸcılar gibi “Tanrı’nın eÅŸsiz güzellikte ve özgün bir parçası” olduÄŸuna inanır; böylece seçme-seçilme gibi, çevresinde suçluluk, yetersizlik, deÄŸersizlik yaratan duygulardan arınarak, tek hedefi kaynaÄŸa dönmek olan yolda, sabırla, sükûnetle yürümeyi seçer.

Yunanistan, 2009 yapımı Köpek DiÅŸi: Yönetmen Yorgos Lanthimos, oyuncular Christos Stergioglou, Michele Valley, Aggeliki Papoulia… Katalog tanıtımının, beÄŸendiÄŸi Lars von Trier ve Michael Haneke adlarını referans vererek “abla”yı “kafaladığı” hazmı zor film, Mayınlı Bölge bölümünden. Ebeveyninin hayatın kötülüklerinden korumak üzere, havuzlu, geniÅŸ bahçeli evlerinde tuttuÄŸu, okul ne kelime, TV, telefon bile görmemiÅŸ üç genç çocuk, yukarıdan geçen uçakların “düşmesini” diler, bahçeye düştüğünü düşündükleri plastik küçük uçaklarla oynarlar; yasak kelimeler, çocuklara yeni anlamlarla öğretilir, “gezinti” saÄŸlam yer döşemesi, “zombi” küçük sarı çiçek demektir.

Gençlerin, korkularını körükleyen yapay güvenli evde ÅŸiddet, tuhaf biçimde geliÅŸirken, delikanlının seks ihtiyacını gidermek üzere, babanın eve getirdiÄŸi genç kız, bir süre sonra oÄŸlanın kızkardeÅŸlerini kendi ihtiyaçlarına yönlendirir. Bir takas sırasında el deÄŸiÅŸtiren, biri Rocky filmi iki DVD, evden ancak, köpek diÅŸlerinden biri düştüğünde dışarı çıkabilecek olgunluÄŸa ulaÅŸacağı…” yalanıyla büyüyen kızlardan birinin, diÅŸini dambılla kırıp, babasının arabasını bagajına saklanmasına neden olur.

Temel fikriyle “abla”ya, Night Shyamalan filmi Köy‘ü hatırlatan, hakkında birÅŸey bilmeden izlemenin azim gerektirdiÄŸi zahmetli filmin gösterildiÄŸi Yeni Rüya Salonu, gösterim sırasında epeyce izleyicinin çıkışa yönelmesine sahne olur.


Yorum yapın