Nymphomaniac: Vol. 1 – İtiraf: Bölüm 1

- 06/02/2015

Buradaki yazılarımda siyasete girmemeye çalışıyorum fakat bazen siyaset sanata haddinden fazla müdahil olunca, bizim de yorum yapma fırsatımız oluyor. Geçen yıl vizyona girmesi yasaklanan “Nymphomaniac”, tabii ki bir hükümet direktifiyle bu yasağa maruz kalmadı fakat bu durum, son yıllarda ülkede yaşanan çelişkili gelişmelerden biri haline geldi. Tabii ciddi bir kültürel değişimden geçirtilen bir toplum için, cinselliğin gösterildiği bir filmin yasaklanması da, bir mesaj olarak algılandı. Bir yandan ruhsatlı genelevlerden, alkolden ve şans oyunlarından dünya kadar vergi elde edilip, bu vergiyi değerlendiren topluluk tarafından “dindar nesil yetiştireceğiz” cümleleri kurulurken, son yıllarda sürekli “İsrail karşıtı” olduğumuz halde, İsrail sermayesinin Cumhuriyet tarihinde ülkemizde en fazla egemen olduğu dönemi yaşıyorken, sık sık “şiir okudum diye hapis yattım” cümlesinin geçtiği memlekette bir sinema filmi de yasaklandı. Bu yasağa istinaden “internet yoluyla izlenebilir” şeklinde savunma yapanların vaziyeti gerçekten vahim. Birincisi, emek verilmiş bir sanat eserinin illegal yollarla seyirciye ulaşmasının bizzat önü açılmış oluyor, ikincisi ise internetten 12 yaşındaki bir çocuk bile filmi indirme şansına sahip denildiği gibi, o zaman neden bu film +18 ibaresiyle vizyonda yerini almadı? Ki, aynı oranda cinsellik barındıran ( biraz daha açalım, Gainsbourg filmin yaklaşık bir saatlik bölümünde belden aşağısı çıplak dolaşıyordu! ) “Antichrist” birkaç yıl önce ülkemizde vizyona girip 50 bin izleyiciyi bile bulamamıştı. Şimdi ne mi oldu, “nymphomaniac” Google’da ülkemiz internet kullanıcıları tarafından en çok aranan kelimeler listesine girdi, internet alemi de “yasaklanmasa adını bile duymazdım bu filmin” deyip filmi seyredenlerle dolu.

Neyse, konuyla ilgili görüşüm anlaşıldı sanıyorum. Geçelim “Nymphomaniac”a. Nemfomani, kadınlarda görülen seks bağımlılığına verilen isim. Bu bağımlılık her insanda görülebilen aşırı cinsel istek gibi bir durum değil. Ki, Oscarlı yönetmen Steve McQueen de “Shame” filminde aynı mevzunun “erkekli” versiyonuna imza atmıştı. Lars von Trier, tıpkı Tarantino’nun “Kill Bill”i gibi filmi iki bölüm halinde seyirciyle buluşturuyor. İlk bölümde yerde yaralı halde yatan Joe, kendisini bulup evine davet eden Seligman’ın yanında soluğu alıyor. Seligman’ın dinlemeye istekli olduğunu gören Joe, hikayesini anlatmaya başlıyor. Joe, henüz iki yaşındayken vajinasının tılsımını keşfetmiş, çocukluk çağında annesiyle arası iyi değilken, babasıyla keyifli vakit geçirmiş. Ergenlik döneminde oluşan cinsel açlığıyla birlikte de, biraz tatsız bir tecrübeyle de olsa bekaretini kaybetmesi de uzun sürmemiş. Birinci elden dinlediğimiz hikayede Joe hayatından geçen erkeklerin ve onlara karşı hislerinin bir geçitini yapıyor film boyunca.

Nymphomaniac-I-apartment

Doğruyu söylemek gerekirse Joe kolay kolay sempatiyle yaklaşılabilecek bir karakter de değil. En fazla erkekle seks yapma oyununda arkadaşıyla girdiği yarışı kazanabilmek için, çocuk sahibi olmak isteyip, eşinin yumurtlama dönemi yüzünden yolda olan bir adamı baştan çıkarması, sırf seks yapabilmek için erkeklerin duygularıyla oynaması, hatta durumdan kurtulmaya çalışırken aileleri yıkma noktasına gelmesi, Joe’yu rahatlıkla antipatik bir duruma sokuyor. Ne var ki Joe hikayeyi anlatırken kendisinin de kötü olduğunu kabul ediyor ve belki de samimiyetinden ötürü izleyende bir olumsuz duygu oluşturmuyor. Ayrıca Joe, aşk yaşamaya karşı, bu yüzden de bir kez birlikte olduğu bir erkekle birlikte olmamaya çalışıyor. Aynı durumda olan karşı cinslerinin aşık olup yeminlerini bozmaları karşısında savını ispatlamaya çalışsa da, aşkı hissettiğinde kendisi de aynı sulara kapılıyor, burada da film tahmin edilebileceği üzere safını aşktan yana seçiyor.

Uma-Thurman-Nymphomaniac

“Nymphomaniac” bir hayat öyküsüne iyisiyle kötüsüyle bizi tanıklık ederken, bir yandan da Seligman ve Joe arasındaki sanat ve yaşam dolu konuşmaya da bizleri misafir ediyor. Daha çok dramatik tonunu ön plana çıkarıyor. Zaman zaman erotizm sınırlarını aşan sahneler izliyoruz. Trier’in kendine has becerilerinin en fazla yaradığı film olmakla birlikte, Trier’e başlayacak sinemaseverler için de iyi bir seçenek. Yönetmeni pek sevmediğim için beklentimi düşük tuttuğumdan mıdır bilmiyorum ( zaten yasaklanmasa izlemeyecektim! ) “Dalgaları Aşmak”tan sonraki en beğendiğim filmi oldu “Nymphomaniac”ın birinci bölümü.

nymphomaniac-charlotte-gainsbourg

Filmin senaryosu da Lars von Trier’e ait. Dikkat edilir mi bilmiyorum, Trier “Hitler’i anlıyorum” minvalindeki açıklamasının ardından epey eleştirilmiş, ardından İsrail’in Filistin politikasını eleştirmek istediğinden bahsetmişti. Bu filmde de Seligman, Yahudi olduğunu söyleyip Siyonizme karşı olduğunu ekliyor. Dediğine göre Siyonizm ile Yahudilik aynı şey olmamasına rağmen son yıllarda o şekilde bir algı oluşturulmuş. Oyuncu kadrosunda Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgard, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Uma Thurman, Sophie Kennedy Clark ve Connie Nielsen var.

Nymphomaniac: Vol. 1 – İtiraf: Bölüm 1 Yorumları

2 Yorum


× üç = 27

  • ismilazımdeğil 14 Şubat 2015 22:23

    Aslına bakarsak bu filmin yasaklanması çok da siyasi değil bildiğim kadarı ile bir çok ülkede gösterilmedi aynı şekilde yasaklandı. Yasaklanmasının sebebi aslında TV’lerdeki fluu sigara içki kadehi kan hatta bazı dizilerde boyun kırma sesi bile ya çıkmaz yada aza indirilir aynı mantıkla yasaklandı. Sonuç olarak filmin bu ülkede ya da diğer ülkelerde gösterilmemesi olayın cinsellikle alakalı değil tamamen psikoloji ile alakalı bir durum olması yoksa yakın zamana kadar ” bu ülke de 3 film birden” diye porno film oynatan sinema salonları mevcuttu. (film asla o şekilde değil yanlış anlaşılmasın) . Bu filmin en temel özelliği ingilizce tabiri ile filmlerdeki gerçeklik durumu ”Unsimulated” olgusu yani birebir gerçek seks herhangi bir sahtelik ya da kurgu olmaması. Sonuç olarak filmin temeli aslında cinsellikten çok psikoloji bu da doğal olarak gelişmemiş ya da bu konuda az gelişmiş toplumları rahatsız edecek bir durum filmin karakteri. Filmdeki ana karakterin cinselliği saplantı şeklinde ve gerçek hayattaki kültürel ya da ahlaki durumlara aykırı aleni yaşaması filmin yasaklanmasının en temel durumu.
    Sonuç olarak ülkemiz insanın nette bu filmi en çok arayan olması durumu da sadece gizli olan şey merak edilir psikolojisinden ortaya çıkan bir şey. Ekstra bir durumsa bu filmin ilk fragmanları dönmeye başladığında bir çok Amerikalı tv kanalı ve büyük sinema ya da magazin temelli internet siteleri de aynı tepkiyi vermişti… Kuru fasulyenin faydaları kısmında ise film normal bir film değil yasakçı değilim tam tersi saklanmasın filmler yasaklanmasın uyarını ver gerisine karışma durumu olsun diyenlerdenim ama bu film harbiden bahsettiğin 12-13 hatta 18 hatta 21 yaşındaki kişinin kafasını bile bozacak şekilde şu da var hiç bir insanın bir filmden etkilenipte bir vaziyetinin değiştirdiğini hiç görmedim naparsın hayat böyle…

  • ismilazımdeğil 15 Şubat 2015 18:32

    Diğer ülkelerin verdiği tepkiden bahsetmem durumun bizde verilen tepkinin normal olmasını anlatabilmek içindi… Amerika ya da başka Avrupa ülkelerinin kültürel yapıları ile bizimki aynı olmadığını biliyoruz onlarda cinsellik kavramı olağan dururken bizde tukaka şeklindedir… Onlar bile sert tepki verirken bizim vermememiz saçma olurdu…
    ”Unsimulated” olgusu ise filmin nereden baksan tüm sahnelerinde var. Trendeki adam mesela… Shia LaBeouf un olduğu sahnelerin yarısı zaten böyle… Ayrıca bu filmin vizyon hali ile yönetmenin kendisi filmin dozunu düşürmüş yönetmen kendisi internette yayınladığı versiyonlarında çok daha aleni sahneler mevcut. Bazı sahnelerin dozunu düşürmüşken orjinalinde çok daha sert sahnelerin olduğunu görebiliyoruz en azından ben 1 ve 2. bölüm dahil o orjinal halinide izlemiş biri olarak filmin tamamında kurgu olmayan sahnelerin mevcut olduğunu gördüm. Sahnelerin inandırıcı olması gerçek olduğunu elbette göstermez ama örnek verirsek 9 song/9 şarkı filminden hiçbir farkı yok sahneler bazında diyebilirim… Yoksa inandırıcılık konusunda sahte ama gerçek gibi gösteren tek yönetmen Tinto Bras’tır onu da diyim :) Anlatımının temel yapısı olarak aynı fikirdeyiz o da bir gerçek, öyle ya da böyle sonuç olarak aykırı bir filmin tartışılmaması ya da herhangi bir yaptırıma maruz kalmaması da düşünülemez bunları bilerek yapılan bir iş ve ortaya dökülen bir film. Ayrıca bir de dipnot eminim farkındasındır; Eğer bu tarz ya da benzer bir filmi Türkçe dublaj ya da bu ülkedeki dağıtımcısı Türk firmasıysa o film aslında senin gördüğün film olmayabilir eksik noksan olabilir. Bu filmler her zamaman orjinalini izlemek gerekir, tıpkı ingilizce küfür edipte kahretsin diye çevirmek gibi bir ince ayrıntı olur herzaman.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri