Nymphomaniac tartışması sürüyor

- 05/03/2014
10,00(2 oy)

İlgili kurul tarafından Türkiye’de sinemalarda gösterilmesine izin verilmeyen Lars Von Trier’in “Nymphomaniac” filmiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Nuri Bilge Ceylan yaş sınırlaması yerine filme yasak uygulanmasını “şiddetle kınadığını” belirtirken Gazeteci ve sinema yazarı Uğur Vardan bu yasağın Türkiye’yi 12 Eylül öncesinin de öncesine götürdüğünü belirtti. Öte yandan filmi sinemada izlemek için 5 – 20 Nisan tarihleri arasındaki İstanbul Film Festivali sinemaseverler için şimdilik tek alternatif gibi duruyor.

Son yıllarda her filmi olay yaratan, son filminin gösterimi yasaklansa da Türkiye’de gösterilen filmleri ciddi bir izleyici kitlesine ulaşmayan ve katıldığı çeşitli film festivallerinde de aykırı şovlara imza atan Lars Von Trier’in 2009 tarihli ve pornografiye varan seks sahneleri barındıran “Antichrist” ( http://www.sinemablog.com/antichrist-deccal.html ) filmi ( ülkemizde “Deccal” adıyla vizyona girmişti ) 2010 tarihinde vizyona girmiş ve yaklaşık 40 bin seyirci tarafından izlenmişti. Zaten izleyici sayısı çok sınırlı olan bir sinemacının filminin gösterimi neden yasaklandı, sorgulanması gereken fakat pas geçilen ilk nokta herhalde.   

Nymphomaniac tartışması sürüyor Yorumları

2 Yorum


5 − beş =

  • İlkem 11 Mart 2014 1:15

    Kesinlikle katılıyorum yorumunuza , bu ülkede Lars Von Trier seyircisi halihazırda belirli bir kitledir. Zaten 18 yaş altınında filmi merak edip izleyeceğini düşünmüyorum. Yalnızca çok bilen Otoritelerin filmi yasaklayarak daha fazla filme dikkat çekilmesine sebep oldular. Ekstra reklam içinde sevgiler kendilerine.

  • senbilirsinabla 4 Mayıs 2014 10:35

    Lars Von Trier’in çağın en iyi sinemacılarından olduğu fikrinde “abla” Nymphomaniac’i izler; küçüğün balkon sahnesi ile Antichrist’teki benzer sahne arasında müzikle kurulan paralellik, zencilerin otel odası tartışması gibi sahnelerdeki tipik muzip Trier tavrını çok eğlenceli bulur. Filmin, başlayıp bittiği mekânı da anlamlı bulan “abla”ya kalırsa, sürprizsiz, olması gerektiği gibi akarken varılan son evde tartışmalara yol açar. Damadın ve kızının “anlamsız” bulduğu son “abla”ya göre yanlış anlaşılmıştır: “Kadın tüm yaşadıklarından duygusal açıdan bütün olarak çıkıyor, çünkü kendi hakkında duru bir algıya sahip, dahası kendisini uç yaşam tarzına karşın sevmekte, dolayısıyla da doyum noktasında, sonda, huzurla yeni bir yaşama karar kılıyor.” der; “Adam ise bütün gibi görünüyor ama hiç bir şey yaşamamış, kadından dinledikleri ona yaşamındaki dayanılmaz boşluğu gösteriyor. Böylece, nasıl kullanılacağını öğrettiği silahı kullanabilecek kadar uykusu derinleştiğinde kadını taciz ederek, bir biçimde artık anlamsız bulduğu yaşamını sonlandırmasını sağlıyor.”
    Yönetmenin Melancholia gibi bayıldığı filmlerine karşılık “abla”nın favorisi Krallık dizisidir.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri