"> ">

No Country for Old Men | İhtiyarlara Yer Yok

- 06/04/2008
7,60(20 oy)

Pardon Kardeş! İhtiyarsan bu Filmi İzleme! Çünkü bu filmde ihtiyarlara yer yok. Enteresan bir başlangıç oldu değil mi? Ama 2008 yılı Oscar ödüllerinin hangi filme ve oyunculara verildiğine baktığımızda orijinal ismi “No Contry for Old Men” olan “İhtiyarlara Yer Yok” isimli filmin 4 ödül ile 80. Oscar ödül törenine damgasını vurduğunu söyleyebiliriz. Üstelik kazandığı ödüller yarışmaya katılan ya da aday olan onca filmin arasından sıyrılarak, “En iyi film”, “En iyi yardımcı erkek oyuncu”, “En iyi yönetmen”, “En iyi uyarlanan senaryo” gibi ödülleri de toplamışsa bu konu üzerine biraz eğilmemiz sanırım yerinde olacak. Bakalım sinema dünyasının aynı zamanda kardeş olan iki dahi bize nasıl bir hikâye anlatmışlar.

Öncelikle eseri bu filme konu olan romanın yazarı Cormac McCarthy ile başlayalım isterseniz. Yazarımız filme konu olan eserini 2003 yılında yayınladığında Amerika’da büyük bir başarı kazanmış. Eserlerine konu olarak Amerikan toplumunun günümüzde geçirdiği sosyal değişimi ve bu değişimin sonucu olarak batı tarzı yaşamın hızla yaklaşan sonu, erdem, saygı, dürüstlük gibi kaybolan veya yitirilen değerleri ele almıştır. Şimdiye kadar yazmış olduğu 10 romanında ki bunlar arasında daha önce Billy Bob Thornton tarafından beyazperdeye aktarılan “All The Pretty Horses” de olmak üzere iç içe geçmiş öyküler şeklinde ortak bir anlatım tarzı söz konusudur. Konu edindiğimiz filmde, romanın bu özelliğini gerçekten vurucu bir şekilde yansıtmış. Görünüşü, konuşması ve duruşuyla ürkütücü bir görüntü veren psikopat katil “Anton Chigurh” ayrı bir hikâye, insanların uğrunda can vermesine sebep olan parayı bulan ve parayı bir kurtuluş fırsatı olarak değerlendirerek bir kaçış hikâyesi başlatan özünde iyi bir kişilik sergileyen “Llewelyn Moss” ve adalet, erdem, doğruluk, tecrübe ve yaşlılık sembolü şerif “Ed Tom Bell” ayrı dünyaların insanları. Sanki karakter özellikleri olarak “iyi, kötü ve ortada” olan kişilikler ete kemiğe bürünerek bir değerler çatışması şeklinde gözlerimizin önüne serilmiş. Romanı okumadım ama hikâyenin bize akseden tarafında bazı kopukluklar olmakla beraber sinemaya güzel bir şekilde uyarlandığını belirtebilirim.

Yönetmenlik açısından baktığımızda Ethan Coen ve Joel Coen kardeşlerin daha önce izlediğim ve kendilerine 2 Oscar ödülü kazandırmış “Fargo” filmindekine benzer bir anlatım dili kullandıklarını söyleyebiliriz. Her iki filmde bir “suç draması”. Ancak bu filmdeki performansları “Fargo” daki performanslarının çok üzerinde. Psikopat katil “Anton”un yazı-turası ve yavaş yavaş açılan çikolata paketi gibi detaylar ile bir anda oluşan kurbanların ruh haline odaklanmamızı ve nasıl bir bela ile karşı karşıya olduklarını anlamamızı kolaylaştıran dâhice fikirler. Bir de tesadüflerin filmin içindeki rolü çok dikkatimi çekti. Ana temayı teşkil eden paranın bulunması, paranın izinin sürülmesinde hep tesadüfler var. Ama abuk sabuk tesadüfler de değil bunlar. Hayatın akışı içinde bizimde karşılaşabileceğimiz türden tesadüfler.

Oyunculuk yönünden ise şüphesiz “En iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü almaya hak kazanan Javier Bardem‘i ayrı bir yere koymamız gerekiyor. Canlandırdığı karaktere, saçma sapan konuşmasıyla, duruşuyla hatta bakışıyla bile çok şey verdiğini söyleyebiliriz. Sanırım ödülleri dağıtan komite de benim gibi düşündü. :) Tecrübeli ihtiyar şerifi canlandıran Tommy Lee Jones ise bu filme neler kattığı konusunda hayli şüphelerim var. Biraz konu mankeni gibi kalmış. Bir de şerif rolü; Tommy Lee Jones’in canlandırdığı kaçıncı şerif rolü gerçekten merak ediyorum. Filmdeki esas oğlan rolünde izlediğimiz Josh Brolin de bence en az Javier Bardem kadar başarılı. Yaşam şartları çok iyi bir düzeyde olmayan av meraklısı, emekli bir kaynakçıyı canlandırıyor. Hayatta belki de eline geçirdiği en büyük fırsatı (parayı) sadece içinde taşıdığı iyi niyet sebebiyle zora sokuyor ve bir kaçış hikâyesi başlatıyor. Kaçan bir adamın ruh halini canlandırırken gösterdiği performans en az Javier Bardem’in performansı kadar etkileyici.

Konunun akışı içerisinde her ne kadar final sahnesi filmin ortalamasını düşürüyor olsa da izleyicilerden aldığı 8.5/10 notunu hak ettiğini söyleyebiliriz.

No Country for Old Men | İhtiyarlara Yer Yok Yorumları

5 Yorum


sekiz × 4 =

  • Can 25 Nisan 2008 17:44

    İzledikten sonra anlamayınca "bu ne biçim saçma salak bir film be" gibi hakkında haketmediği kötülemere maruz kalan bir film di bence. Bu arada “No Contry for Old Man” değil "Men" olması gerekmiyor muydu?

  • donjuanyasin 25 Mayıs 2008 2:13

    kaptan sana nasıl ulaşcaz acaba ? bi iletişim sayfan olsa ne güzel olurdu :D bu Reklamlink ile ilgili görüşmemiz lazım okuduğunda bi mail atarsan çok sevinirim

  • Evren 27 Mayıs 2008 15:31

    merhaba. film gayet güzel. akıcılığı ve gerilim dozu iyi ayarlanmış. aldığı ilgiyi bence hakediyor.bende tavsiye ederim.

  • ARZU 20 Temmuz 2008 15:06

    rastgele bu forumu buldum cok begendım sevıyelı yorumları bu fılm super bı fılmdi ama tam sonu sıkıcı geldı ılgım dagıldı o sırada da fılm bıttı pek ısmıyle alakasını o yuzden kuramadım sınemada ızledıgım ıcın efektlerı superdı ozellıkle o katıl adamın gece elınde o suc aletıyle otekı adamı oldurmek ıcın kovalamasyıdı ama bı hata vardı sankı orda o da o anda orda kımsenın olmamasıydı belkı de ben bıseyler kacırdım fılmden herneyse fılm superdı!

  • alidoner44 16 Ağustos 2008 12:18

    4 Dalda oskar almış bir filmden bahsediliyoruz. bu oskarı veren insanlar her haldeki filmin finalini beklemeksizin ahan işte alın size 4 tane oskar… Doya doya kullanın der gibi bir izlenim çıkmış ortaya!
    Filmin finaline gelince o 4 oskarı hiçte hak edecek derecede final olmamış. Düşünün film sever biri gece 02:00 lere kadar bu filmi dvden izliyor ve finalin bu kadar fiyasko olabileceğini tahmin edemeyerek dvd de başka bir açılım bir başka final sonu bekliyor olmamız içler acısı.
    velasıl kelam final filmin bütün oskarlarını alacak cinsten.Sevgilerle!

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri