Neşeli Hayat

- 10/12/2009
5,44(9 oy)

“Abla” Neşeli Hayat’ı görür; güzel filme, -boğazındaki düğüm yüzünden kırık- ÇGHB notu verir: Yılmaz Erdoğan deyişiyle, “…yaaaaaani!..”

Kızıyla uzun bir ihtiyaç listesi yapıp, alışverişe çıkmışken, önceki filmlerini beğenip yenisini merak ettikleri Yılmaz Erdoğan filmi Neşeli Hayat’ı gören “abla” ile kızının, boğazlarındaki ağlama düğümüyle yutkunarak paylaştıkları ilk düşünce: “Çok acıklı!”

Gülmecenin hüzünle dengelendiğinde hayatı yansıttığı… düşüncesine katıldığı Yılmaz Erdoğan’ın son filmi, aradaki birkaç tebessüm dışında, mutlu bitse de, üzücü bir öykü anlatır. 2009, Türkiye yapımı Neşeli Hayat: Yazan, yöneten, oynayan Yılmaz Erdoğan; oyuncular, Cezmi Baskın, Rıza Akın, Sinan Bengier, Olacak O Kadar ekibinden Fatma Murat, “abla”nın Bir Demet Tiyatro’dan tanıyıp sevdiği Celal Tak, Erdal Tosun, Caner Alkaya, Ayberk Atilla ve BKM Mutfak Oyuncuları

90’lı yılların başında, Bir Demet Tiyatro‘nun başını kaçırmamak için, üç otuz paralık ücretinden fedakârlık edip, taksi tutarak eve dönen “abla”, -unutulmaz, Lütfiye/Züleyha/Feriştah, Cumhur’un sekreteri…- Demet Akbağ‘ı, TürkMax’ın, etrafındaki yetkin oyunculara karşın, yetersiz senaryosunun ne yapılsa kurtarılamaz, Sen Harikasın‘ında izlemeye dayanamazken, Yılmaz Erdoğan’ın, BKM Mutfak‘ında yetiştirip pişirdiği yeni komedyenlerin her biri birer harika! “Sanatçı Sayılma Kriterleri” arasında birinci sırada, “bilgisini diğerlerine aktarma” vasfı arayan “abla”nın gözünde -Timur Selçuk, Sezen Aksu, Müjdat Gezen… gibi- Yılmaz Erdoğan’ın koca bir artısı var.

İzleyicinin, güldüğünü hiç görmediği, düşük kaşlarının, pek üzgün bir ifade kazandırdığı yüzünü destekleyen, hayata pes etmekle direnmek arası duygu durumunda, pesten ses tonuyla alttan alır edayla sitem edercesine konuşan, kriz yüzünden açılmasıyla kapanması bir olmuş Esnaflar Lokantası’nın aşçısı Rıza, kahvedeki okey mesaisine devam ederken, düzgün görünüşlü gencin “ortaklık” önerisiyle, bir de Neşeli Hayat anaforuna kapılır. Bir çeşit saadet zinciri mantığıyla yürüyen sağlık ürünleri satışı, içindeki malzemelerden birinin kanserojen ilân edilmesi üzerine yatar. Mahalleden kurduğu satış ekibinin, paralarının peşine düşüp mahkemeye verdikleri Rıza, karısından gizlediği ufak tefek işlerle idare etmeye çalışır. Bir ara, Beşiktaş’lı terlikten, bir ay süreyle Noel Baba’lığa terfi etse de, bıçak sırtındaki yaşamı, -“abla”nın, Tayfun Pirselimoğlu‘nun Rıza filmiyle tanıyıp, oyununa bayıldığı Rıza Akın‘ın canlandırdığı-, Cuma’ya da gelmekte ayak sürüyen asalak kardeşlerinden yılmış, uzlaşmaz ağabeyin evden attığı pişkin kayınbiraderinin, gebe bıraktığı kızın babası-muhteşem Cezmi Baskın-nın “…karnı belli olmadan düğün, yoksa…” diye net biçimde belirttiği, -BKM Mutfak’ın başarılı karakterleri, bilge Metin ile, Nazmi’nin oynadığı dehşet ağabeylerin icraata hazır bekledikleri- ölüm tehdidiyle, daha bir ağırlaşır.

Rıza’nın, sızıp kaldığı gecenin sabahında, ucu ucuna yetiştiği halde, sakalını çeken çocuğun babasının şikâyeti üzerine işinden olmasındaki gibi, “her an başına kötü bir şey gelecek!” duygusuyla “abla”nın, -muhtemelen izleyicinin- yaşadığı gerilim, doğru, yerinde, yeterli yazılmış güzel diyalogların, filmin inandırıcılığına çok büyük etkisi olmuş iç-dış mekânların, özellikle kadınların giysi ve aksesuarlarının… bir anlamda karambole gitmesine neden olur.

Sonunda “abla”, yakından tanıdıkları aracılığıyla öykülerine tanık olduğu İstanbul’un derinlerinde yaşayan insanların, tam da böyle yaşadıklarını, -hiç abartısız- düğünlerini, evlerini, işlerini, ilişkilerini böyle kurduklarını bilse de, mutlu sonuna karşın filmden mutsuz çıkar.

Yazıyı bitirip bloga koymadan önce “abla”, “iyi ki…” der, “izlediğim akşam yazmamışım, film kötü değil, kötü olan bu kadar iyi anlatıldığında çok can yakıcı olan, yoksulluk!”

Neşeli Hayat Yorumları

Yorum Yok


9 + = ondört

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri