Muhsin Bey

- 22/10/2011
8,60(5 oy)

“Muhsin Bey”in halen pek çok kişi tarafından “en beğenilen filmler” listesine konulması gerçekten boşuna değil. Çünkü en basitinden film bittiğinde içinizde garip bir his kalıyor. Üstelik filmin tam anlamıyla “mutsuz bir son”a sahip olduğu da söylenemez.

Muhsin Kanadıkırık, yani Muhsin Bey geçimini zar zor sağlayan bir müzisyen. Filmin yapım yılı olan 1987’de dönemin kültür yapısı iğdiş ediliyor adeta. Muhsin Bey arabeske direnen bir isim. Öyle ki eski türküler unutulmuş, başta İbrahim Tatlıses’in öncülüğünde müthiş bir arabesk rüzgarı esmekte Türkiye’de. Arabeskçilerin kasetleri binlerce satarken eski değerler hastane köşelerinde ölümü beklemekte. Muhsin Bey geçim sıkıntısı çekmesine rağmen ne arabeske ne de pavyon kültürüne yüz veren bir isim. Hayırsız yardımcısının tüm sıkıştırmalarına rağmen kendi bildiği yolda ilerleyip notaya bağlı müzik icra etmeye çalışmakta. Muhsin Bey’in hayatına dahil olan Ali Nazik ise doğu kökenli bir genç. Ailesi tarafından reddedilme noktasına gelmiş müzik sevdası yüzünden. Hayatını arabesk söyleyerek kazanmak istiyor, muhtemelen memleketlisi İbrahim Tatlıses’e özendiğinden. Bu sebeple Muhsin Ağa’sının kapısını çalıyor. Muhsin Bey ilk başlarda bu gence pek yüz vermese de kader ikisini bir araya getiriyor ve birlik olarak Ali Nazik’e bir kaset çıkarmak için kolları sıvıyorlar. Bir süre sonra Muhsin Bey meseleyi onur meselesi yaparak bu uğurda her şeyi göze almaya başlıyor…

“Muhsin Bey” , biraz klişe olsa da kaybolan değerler üzerine yoğunlaşan bir yapım. Mahallenin cevval delikanlısının “Rambo’nun yerlisinde!” oynayacağını açıkladığında ona verdiği cevap oldukça manidar mesela. Veya filmin finalinde çiçeklerin artık suni gübre istiyor oluşu. Muhsin Bey’in yaşadığı Beyoğlu’nun değişiyor oluşu. Aslında değişen insanların kendisi. Beyoğlu da onlara ayak uyduruyor yalnızca. Değişmek zorunda zira ülkenin çehresi bir değişim geçiriyor…

 Muhsin Bey bir türlü açılamadığı dul komşusuna olan ilgisini dahi Ali Nazik’e yapacağı kasete bağlıyor adeta. Hayatı boyunca hak ettiğini düşündüğü çıkışını bir türlü yapamamış olmasının acısını en sonunda çıkarmak istiyor. Kendi deyimi ile hayatında ilk kez bir şeyi başarmak istiyor. Muhsin Bey’in bu yolculuğu sırasında dediğimiz gibi dönemin şartları bütün çıplaklığıyla yansıtılıyor ve “küçük balıkların” “büyük balıklar” karşısında şanslarının ne kadar az olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Filmin savunduğu taraf biraz itici gelebilir. Fakat Cüneyt Arkın’ın Esquire dergisinin Kasım 2010 sayısına verdiği bir röportaj var. Röportajda arabesk ile ilgili yıllardır, şimdilerde (bu yazının yazıldığı günlerde) Fazıl Say’ın savunduğu çizgiden uzak olmadığını vurgulayan Arkın, kendisinin 150 bin gibi bir rakam kazandığı sıralarda arabeskçilerin milyonlar kazandığını ve Türk milletinin yıkılmaz ve umutsuzluğa düşmeyen yapılarına Arabeskçilerin olumsuz yönde etki ettiğini söylüyor. Ama olumlu tarafından bakarsak aralarından çok büyük yönetmenler! de çıkıyor son zamanlarda. Belki zamanında Yavuz Turgul’un anlattığı bu değişim gerçekleşmese bu büyük! yönetmenler de şimdilerde pek tutulmazdı, kim bilir.

Yönetmen Yavuz Turgul yıllardır kopmadığı Şener Şen’i bu filminde de başrole koymuş. Ona eşlik eden isim ise Uğur Yücel. Şermin Hürmeriç ise Muhsin Bey’in kalbini bir türlü açamadığı komşusu rolünde çıkıyor karşımıza.       

Muhsin Bey Yorumları

Yorum Yok


× beş = 20

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri