Mr. Nobody | Bay Hiçkimse

- 15/01/2012
8,00(6 oy)

Yıllar önce vizyona giren ve başroldeki Gwyneth Paltrow’u yüceltmekten başka pek de bir etkisi olmayan “Rastlantının Böylesi” adlı bir film vardı hatırlarsanız. Film, en ufak bir hareketin insan yaşamında ne kadar etkili olabileceğini gösteriyordu. Gerçi gençlik arasında bir dönemin fenomen filmi “Kelebek Etkisi” de benzer bir temaya eğilmişti. Her neyse, “Rastlantının Böylesi”nin yanına “Mr. Nobody”yi koyduğumuzda ne kadar orijinal bir fikrin zamanında nasıl çarçur edildiğini görüyoruz.

Dediğimiz gibi “Mr. Nobody” “Kelebek Etkisi” tadında bir film gibi görünüyor. Fakat etkisi bu başarılı yapıtın bile çok ötesinde. Daha çok filmden Adam Fawer’ın “Empati”si veya “Olasılıksız”ı gibi bir tat alıyorsunuz.

Filmde 2092 yılında 120 yaşına merdiven dayamış Nemo Nobody’nin geçmişte yaşayabileceği hayatları inceliyoruz teker teker. Yaşayabileceği dememin sebebi filmde Nemo’nun yaptığı tercihlere göre hayatının kökten değişmesi. Nemo ayrılan anne babasından birinin yanında kalmayı tercih ederek kendisine iki alternatif yaşam sunmuş durumda. Her birinin yanında farklı iki seçeneği var yani. Yaşlı Nemo’dan bunları dinlerken gerçekte hangi hayatı yaşadığını bilemiyoruz finale dek. Fakat  finalde belki bu tarz bir bilimkurgu için klasik ama tatmin edici bir açıklama izliyoruz.

“Mr. Nobody”nin iki buçuk saati aşkın bir süresi var. İlk bölümlerinde filmin karmaşık yapısının bir düzene girmesini bekliyoruz. Daha sonra Nemo büyüyüp hikayelerinde sona yaklaştıkça, mühim olan şey bu hikayelerin nasıl bittiği değil de gerçek olanın hangisi olduğunu düşünüyor insan ister istemez. Bu hikayeler esnasında film, süresi boyunca bolca yüklendiği zaman kavramı üzerine eğilerek izleyiciye de bilimkurgusal bir ziyafet yaşatıyor. Yukarıdaki “Olasılıksız” ve Empati” benzetmeleri de biraz bu yüzden. Film ele aldığı konulara yeni boyutlar katıp biraz felsefi bir içerikle izleyiciyi kendisine çekiyor ve nice filmin deneyip de beceremediği alanlara da el atarak bir nebze inandırıcı olmayı başarıyor. Zaten hikayelerin enteresanlığı ile birlikte arada kendisini gösteren ölüm, yaşam, evren ve bilim üzerine söylemler de filmi zenginleştiriyor.

Bilemiyorum açıklamam yeterince anlaşılır oldu mu fakat “Mr. Nobody”yi daha basit bir tabirle bilimkurgu altyapılı bir dram olarak da nitelemek mümkün. Uzun süresine rağmen insanı sıkmayan, kendisine çeken, düşündüren ve merak ettiren bir film. Hatta günlük hayatınızda sergileyeceğiniz davranışlarda da belki de sık sık aklınıza gelebilecek bir yapım. 

Kimi zaman Tim Burton’ın eski filmlerinde görmeye alışık olduğumuz renkli manzaralarla da karşılaşıyoruz. Zaten filmin teknik başarısı için ayrı bir yazı yazsak yeridir.

Lafı daha fazla uzatmadan yazıyı noktalayalım. Filmin oyuncu kadrosunda son yıllarda “30 Seconds to Mars” adlı müzik gurubuyla fazla haşır neşir olup Hollywood’tan da iyice uzaklaşan Jared Leto var. Ona eşlik eden isim ise filmin diğer ağır topu Diane Kruger. Sarah Polley, Linh – Dan Pham, Rhys Ifans da filmin diğer öenmli oyuncularından bazıları. Filmin yönetmeni Jaco Van Dormael.

Mr. Nobody | Bay Hiçkimse Yorumları

1 Yorum


altı × 4 =

  • senbilirsinabla 15 Ocak 2012 21:06

    Bir kaç Filmekimi önce görüp çok beğendiği film hakkında “abla” şunları yazmış: 2092 yılında, Dünyada kalmış son ölümlü, 117 yaşındaki Bay Némo Hiçkimse, hakkında birşey bilmeyen doktorun hipnotize etmesiyle, parça parça hatırlar. Ayrılmak üzere olan anne babası, peronda, aralarındaki Nemo’ya, küçük bir çocuk için çok ağır bir soru sorarlar; “annesiyle gitmek mi ister, babasıyla kalmak mı?” Tren hareket eder, Nemo koşar, bir parçası trene yetişir, annesiyle gider, diğer parçası babasıyla kalır, ağır, depresif bir yaşam sürer. Komşu kızlardan, akranı üçü, çeşitli biçimlerde Nemo’nun yaşamlarına girer, eşi olur. Bu uzun yaşamlarda birkaç ölüm biçimi deneyimlenir; Nemo’nun ana babası arasında parçalanması sınırsız sayıda olasılığa yol açmıştır.
    “Telomerizasyon”dan önce nasıl yaşadıklarını bilmek isteyen gazetecinin, müzeden yürüttüğü makaralı teybine, “sigara içtik, et yedik, âşık olduk…” diye anlatan Nemo, Anna’nın yaptığı hesaplamalarla varıp bildirdiği tarihe, saate dek yaşamayı başarır ve -Big Bang ile varolmuş düzen tersine dönüp Big Crush başlangıcında- yüreğinde taşıdığı aşkla sonsuzluğa yürür.
    Mars’a giden turist grubunun, gördüğü yığınla bisiklet için “işçilik burada Çin’den daha ucuz!” yaklaşımı, Elise’in saçlarını kestiği aşkını tanımayıp yıllar önceki fotoğrafına bakıp ağlayışı, güzel bilimkurgusal mekânlar, Mars… “Abla”nın çok beğendiği, bir yanıyla komik film, “vizyona girer girmez, ilk fırsatta bir daha izlenesi filmler” grubundadır.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri