Moon | Ay

- 20/11/2011
5,33(3 oy)

“Moon” sayesinde hazır fırsat bulmuşken ülkemizde yaygın gösterim olanağı bulamayan filmlere de değinelim. Mesela bir aralar çok konuşulan Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir zamanlar Anadolu’da”sı, Anadolu’da birçok şehirde gösterime girmiş değil. Festival filmlerinin ve yurtdışından gelen bazı incelikli yapımların ülkemizde az seyirci rakamına ulaşması büyük oranda bununla ilintili. Fakat nedense her sene aynı tepkiler yükselir, “festival filmine kimse gitmedi” haberleri yapılır ve bu durum görmezden gelinir. Şu an (yazının yazıldığı sırada) izleyici rakamları fena gitmeyen “Bir Zamanlar Anadolu’da” da muhtemelen aynı akıbete uğrayacak ve kopya sayısı göz ardı edilip “insanımız NBC filmini seyretmedi” yorumları yapılacak.

Bunları anlatmamın sebebi vizyona girdiği zaman “Moon”un da aynı dertten muzdarip olması. Film birçok büyükşehirde bile gösterime girememiş, meraklıları filmin “internet ortamına düşmesini” beklemek zorunda kalmıştı.

“Moon” çoğunluğu tek mekanda geçmesiyle yeterince takdir toplayan bir yapıya sahip zaten. Belirsiz bir gelecekte geçen yapımda, dünyadaki enerji ihtiyacını Ay’daki helyumla sağlayan bir büyük şirketin, Ay’da kurduğu bir üste çalışan Sam Bell adlı çalışanının, 3 yıllık kontratının dolmak üzere olduğunu bu izole ortamda izliyoruz. Sam’in kontratının dolmasına yalnızca birkaç hafta kalmış. Filmde Sam’in yeterince yalıtılmış bir ortamda içinde bulunduğu psikolojiyi görüyoruz öncelikle. Evinden uzakta ve çalıştığı şirketin yetkilileriyle bile çoğu zaman doğrudan bağlantı kuramıyor. Üs’teki tek dostu ise Gerty adlı bir makine. Gerty şüpheci sesiyle Sam’e yardımcı oluyormuş gibi gözükse de her an bir bomba patlatacakmış havalarında görünüyor. Zaten tüm bu unsurlar ilk dakikadan filme gömülmemize olanak tanıyor. Sam’in eşini izlediği videoda birden kesilen bir kare, gördüğü hayaller ve Gerty’nin bir türlü emin olunamayan dostluğu izleyeni bu psikolojiye kolaylıkla hazırlıyor. İlk dakikalardan itibaren aslında ne olacağını kestirmek zor değil gibi duruyor. Bir sebeple Sam’in başının derde gireceğini gözüyoruz.

Film kendi çizdiği yolda çok iyi bir şekilde ilerlerken başka bir yöntem seçiyor kendine ve en başta kurduğu bu gizemli havayı dağıtmakta biraz acele ediyor sanki. Sam’in Gerty’nin tüm engellerine rağmen dışarı çıktığı zaman karşılaştığı sürpriz filmin esrarlı havasını dağıtıp birden sonunu belli etse de yapım sürükleyicilikten ve izlenebilirliğinden bir şey kaybetmiyor. Kaldı ki Sam’in bulunduğu, beyaz tonlara sahip olsa da insanı huzursuz eden ortam olmasa filmin özgünlüğü bütünüyle kaybolacakmış sanki. Sonuna saklamayıp ortasında açık ettiği sürpriz de son yıllarda sık yapılan hatta konsept olarak bazı Hollywood yapımlarını doğrudan andıran bilimkurgusal bir hamle.

Sinemada görme fırsatını yakalayamadıysanız eğer, “Moon” bile isteye teptiği tüm fırsatlarına rağmen son yıllarda sık görmeye alışık olmadığımız orijinallikte bir yapıt. Her dakikasının hakkını verdiğini söylemek mümkün.

Filmin başrolünde, son yıllarda kıymeti nihayet daha fazla bilinmeye başlanan Sam Rockwell’i görüyoruz. Dileriz kendisini sinemada daha sık görme şansımız olur. Gerty’yi seslendiren isim ise Kevin Spacey, ki bu seçimin Sam Rockwell’den bile daha isabetli olduğu gerçek. Filmin yönetmeni ise “Source Code” adlı ikinci filmiyle de bolca övgü toplayan Duncan Jones.  

Moon | Ay Yorumları

1 Yorum


dokuz + 6 =

  • Fantazi Ayakkabı 21 Kasım 2011 12:37

    Daha gitmedim, ama güzel bir filme benziyor.Dilerim hayal kırıklığı yaşamam.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri