Midnight in Paris | Paris’te Gece Yarısı

- 05/05/2012
7,83(6 oy)

Woody Allen yönettiği filmlerin senaryosuna da imza atan bir isim. Ses getiren bir röportajında asla bir başyapıt çekemediği için üzgün olduğunu söylemiş ve başarılı filmleri olsa da, mesela bir “Bisiklet Hırsızları” gibi müthiş bir filmin filmografisinde yer almadığını belirtmiş ve bunu söylerken de bir mütevazılıktan çok üzgün bir havaya bürünmüştü. Dediğine göre böyle bir film çıkarması için de artık çok geçti.

“Midnight in Paris” usta sinemacının kariyerinin bir özeti gibi adeta. Filme baktığınızda neden Allen’ın entelektüel kesimin sahip çıktığı bir sinemacı olduğunu rahatlıkla kestirebiliyorsunuz.

Gil, Hollywood’ta çalışıyor fakat işinden memnun değil. Nişanlısıyla birlikte geldiği Paris’te kalma hayalleri kuruyor. Aynı zamanda tam bir eski zaman aşığı kendisi. Bir gece anlam veremediği bir biçimde eski tip bir arabayla hayranı olduğu 1920’lerde buluyor kendisini. Sevdiği sanatçılarla vakit geçiren Gil, Pablo Picasso’nun sevgilisine aşık olunca kendisini bu zamana ait hissetmeye başlıyor.

“Midnight in Paris” epey bir entelektüel birikim istiyor. Tamam belki Picasso veya Dali belirli bir seviyede genel kültüre sahip olan insanlar için yabancı değil fakat bu isimlerin hayatlarına veya sanat yaşamlarına da vakıf olmak film için bir gereksinim. Ayrıca bu isimler dışında, meraklısı haricinde yabancı gelebilecek sanatçılar da mevcut.

Film bu şekliyle gerçeküstü bir kıvamda zaten ve hem sanat geçmişine hakim hem de gerçeküstü motiflerden hoşlanan sanatseverler – entelektüel kesim için bu bulunmaz bir nimet. Filmin En İyi Senaryo Oscarı kazanması da bununla ilintili büyük ölçüde.

Fakat konuyla pek ilgili olmayan sinemaseverler için film son dönemdeki haber kanallarını anımsatıyor: çok şaşalı fakat içi pek dolu değil! Ayrıca sanatsever olmak için illa soyut sanattan hoşlanmanız da gerekmiyor kanımca. Soyut sanattan hoşlanmamanız, belirli kalıpları algılayamayan anlayışsız biri olduğunuzu değil, sadece soyut sanattan hoşlanmadığınızı gösterir. Woody Allen’ın ve sıradan insanların anlamadığı kadar sanattan anlayan(!) kesimin temel sıkıntısı da burada işte. Festivallerde belirli plan sayısını geçen filmlere ödül verilmesine karşı çıkılmasının sebebi de bu.

Filmin oyuncu kadrosunda birbirinden ünlü isimler var. Owen Wilson, Rachel McAdams, Kathy Bates, Corey Stoll, Michael Sheen, Tom Hiddleston, Adrien Brody, Marion Cotillard ve küçük bir rolle Carla Bruni.

Midnight in Paris | Paris’te Gece Yarısı Yorumları

3 Yorum


1 × = sekiz

  • senbilirsinabla 14 Mayıs 2012 21:08

    “Abla” yazarın “Midnight in Paris” epey bir entelektüel birikim istiyor… görüşüne yerden göğe katılır; 8 yıl resim eğitimi almış kızı ile birlikte, oyuncu seçiminde Salvador Dali/Adrien Brody gibi, benzerliği öne alan özene karşın zorlandıkları olur. Özellikle de edebiyatçılar konusunda…

    Anne kız yine de filmi pek beğenerek severek izlerler.

  • senbilirsinabla 14 Mayıs 2012 21:23

    Yine de ana kız, 1881 doğumlu Picasso’nun, 1899 doğumlu Hemingway’in, 1900 doğumlu Bunuel, 1904 doğumlu Dali…’nin göründüğü filmin afişinin geri planını, 29 Temmuz 1890’da ölmüş Van Gogh’un Yıldızlı Gece tablosunun süslemesine akıl sır erdiremezler.

  • senbilirsinabla 15 Mayıs 2012 10:17

    Owen Wilson’un canlandırdığı Gil, filmde Bunuel’e bir karşılaşmalarında, -“abla”nın adını hatırlamadığı ama gördüğünde hayran olduğu; bir grup insanın birlikte yedikleri yemek sonrası salon dışına çıkamayışlarını anlatan- filmi için fikir verir.

    Bu “abla”ya, okuduğu son Lobsang Rampa kitabındaki (Tibetli Bilge, s.143) şu satırları hatırlatır: “…Yeryüzündeki icatların çoğu, hak sahibinin keşfi değildir. Astralde gördükleri bir şeyden fikir kaparlar sadece. Keşfedilmek zorunda olan bir şeylerin hafızasıyla Yeryüzüne geri dönerler. Ve keşfettikleri şeyin nasıl yapılacağının açık bir hafızasına sahip olurlar ve onu inşa ederler. Daha sonra da kendi isimleriyle onun patentini alırlar. (!)…”

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri