1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (6 oy, ortalama: 5,67)
Loading ... Loading ...

Öncelikle filmde adı geçen William Hayes’in yaptığı bir söyleşiye göz atalım da, ne çeşit sapkın bir hayalgücü ile karşı karşıya kaldığımızı daha iyi anlayalım. William Hayes birkaç yıl önce çeşitli video paylaşım sitelerinde de oldukça popüler olan bir videoda bazı açıklamalar yapmıştı. Hayes, “Midnight Express-Geceyarısı Ekspresi” filminde anlatılanların, Türkiye’deki kendi hapishane günlerini yansıtmadığını söylüyordu. Sadece bir iki görevlinin kendilerine kötü davrandığını belirten Hayes, diğer görevlilerle arasının çok iyi olduğunu belirtiyordu. Kitabında anlatılanların çarpıtıldığını öne süren Hayes, rüşvet çarkını doğruluyordu fakat bunun da çok normal olduğunu, hapishane görevlilerinin düşük maaşları nedeniyle ailelerine bakamadıklarını, bu sebeple rüşvet alma olayını dahi normal karşıladığını ifade ediyordu. Kendisine sorulan “Amerika’daki hapishaneleri mi tercih edersin Türkiye’dekileri mi?” şeklindeki soruya “Kesinlikle Türkiye’dekileri” şeklinde cevap verip Amerika’da hapishanelerde sürekli çalışmak zorunda olduğunu, Türkiye’de böyle bir disiplin bulunmadığından Türkiye’de daha rahat bir hapishane hayatı geçirebileceğini söylüyordu.

Hayes’in bu açıklamaları, filmde yer alanları izleyenlerin “belki olmuştur” şeklindeki bir düşünceye saplanmalarını önlüyor zaten. Ayrıca filmin yönetmeni Alan Parker, filmde ırkçılığa varan olaylar yansıtıldığını belirtip özür dilemişti. “Alexander” filmi tüm dünya gişelerinde bozguna uğrayan, “Midnight Express”in senaryo yazarı Oliver Stone da, o sıralarda Türkiye’ye gelip, bu filmden ötürü pişmanlık duyduğunu yinelemişti.

Elbette filmi izledikten sonra insanın içinden “ne kadar özür dileseniz boş” düşüncesi geçiyor. Film daha başlar başlamaz Türkiye sıradan bir 3. Dünya ülkesi şeklinde yansıtılıyor zaten. İstanbul’un sokaklarına baktığınızda “burası neresi?” sorusunu sormadan edemiyorsunuz. Filmde adı geçen William’ın civarında o kadar garip Türkler var ki, izleyen de durumu hemencecik garipsiyor. Alan Parker’ın yaşam tarzı ve dini inanca bakarak Türklerle Arapları bir tuttuğu çok açık. Filmde hikayesi anlatılan William, ülkesi Amerika’ya dönmek isterken esrarla yakalanıp içeri atılıyor. Sonradan öğreniyoruz ki o yıllar askeri darbe meselesi ile uğraşan Türkiye’nin en büyük derdi, uyuşturucuya sekte vuran bir ülke imajı vermekmiş. Bu yüzden Billy hapse gönderiliyor. Üşüdüğü için battaniye alan Billy’i falakaya yatırıyorlar. Hapishane de bir viraneyi andırıyor. Türkçe konuşmaktan aciz Türklerin ne dediği çoğu zaman anlaşılmıyor. Filmin kastına baktığımızda, bunun sebebinin filmde hiç Türk oyuncu yer almaması olduğunu görüyoruz. Billy Türklere vurma fırsatını hiçbir zaman kaçırmıyor ve burada eşcinsellere kötü gözle bakıldığını ama herkesin eşcinsel ilişkide bulunduğunu ima ediyor. Hukuk sistemini de çarpık çarpuk gösteren film, Billy’nin ikinci kez hakim karşısına çıktığında iyice çirkinleşiyor. Bakın Billy’nin, yani filmin Türkiye hakkındaki görüşleri neler:

“Bir domuz milleti olduğunuz halde onları yemiyor olmanız çok komik. Yüce İsa bu piçleri bağışlasın. Ama ben yapamam. Ben nefret ediyorum. Sizden nefret ediyorum. Ülkenizden nefret ediyorum ve halkınızdan nefret ediyorum. Oğullarınızı ve kızlarınızı s… çünkü hepsi domuz.” Görüldüğü üzere filmin elle tutulur veya bağışlanır hiçbir tarafı yok. Tüm film boyunca sadece insanları ezen Türkler görüyoruz, iyi bir Türk’e rastlamak mümkün değil.

Bu sebepten ötürü film yıllardır Türkiye aleyhine bir propaganda olarak kullanılıyor. Özür dilense de bu film düzeltilemiyor ne yazık ki. Alan Parker’ın kariyerinde “Birdy” gibi veya “The Life of David Gale” gibi önemli filmler vardır, fakat bu film de ırkçı duruşuyla kariyerindeki büyük bir rezalettir hiç kuşkusuz. Oliver Stone’un asla parlak bir kariyeri olmadı zaten. Kendisi “The Doors” filminde Jim Morisson’u da uyuşturucu bağımlısı olarak gösterip, müzisyen yönüne hiç eğilmemişti mesela.

Filmin müziklerinin takip sahnelerinde aşırı derecede berbat olduğunu belirtip son olarak oyuncu kadrosunu verelim. Brad Davis, Irene Miracle, Bo Hopkins, John Hurt, Paolo Bonacelli ve Paul Smith filmde yer alan oyuncular.


Yorum yapın