Margin Call – Oyunun Sonu

- 11/08/2012
8,67(6 oy)

2011 yapımı Margin Call,2007-2008 ekonomik krizinde ayakta kalmaya çalışan bir yatırım bankasının 36 saatini anlatıyor.J.C Chandor gibi çok tanınmamış bir yönetmen tarafından çekilen film, Kevin Spacey, Jeremy Irons ve Demi Moore gibi usta oyuncuları bir araya getiriyor.

Wall Street krizinde öne çıkan Lehman&Brothers yatırım bankasını anlattığı düşünülen filmin senaryosu Yine Chandor’a ait. Filmin konusu ise kısa şöyle:
Wall Street ‘de büyük bir yatırım bankası, müşterilerine yüksek riskli yatırım araçları satarak milyon dolarlar kazanmaktadır. Satışlar yatırımcıları piyasanın giderek kötüleşen durumundan haberdar edilmeyerek yapılmaktadır. Gerçeğin ortaya çıkacağı günden önce iki genç broker risk seviyesinin güvenlik bariyerini geçtiğini ve şirketin tüm mal varlığı portföyünün felakete doğru gittiğini fark ederler.Firmanın üst yönetimini durumdan haberdar ederler. Yönetim kurulu iki seçenek üzerinde müzakereye başlar. Ya 107 yıllık firmanın Wall Street’in kalanıyla birlikte iflas etmesine göz yumacaklardır ya da durumdan ilk haberdar olan kişiler olmalarının avantajını kullanarak firmanın ayakta kalabilme şansının olduğu ancak müşterilerini kazıklayacakları bir planı uygulayacaklardır.

Ünlü oyuncuların yanı sıra Gossip Girl dizisinden tanıdığımız Penn Badgley, The Mentalist‘in başrol oyuncusu Simon Baker ve 2009 da The Lovely Bones filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne layık görülen Stanley Tucci de kadroda.

Avrupa sinemasından Hollywood’a sıçrayan yabancılaştırma akımı, Amerikan Güzeli gibi filmlerle vurgulanan gerçekçi ve rahatsız edici anlatımla Lost in Translation‘ın sade ve ve ağır kurgusunu birleştiriyor.Karşımıza seyirciyi yabancı finansal kavramlarla boğan bir film çıkıyor.Yine de yapım oyuncuların müthiş gücüyle yine de ayakta kalmayı başarıyor.
Balık gözünden bir New York manzarasıyla açılan film, krizin kaçınılmaz sonucu olarak yıllardır çalıştıkları işlerinden onursuzca kovulan insanların dramıyla başlıyor.İşini kaybetme korkusunun günümüz ekonomik hayatında ne kadar can alıcı bir sırada yer aldığının altını çizen sahneler Kevin Spacey’nin geride kalanlara yaptığı cesaret ve güven verici konuşmayla son buluyor. Bu noktadan sonra aslında yönetenlerin de sistemin içinde zavallı ve acınası bir duruma geldiklerini izliyoruz. Her biri kendini kurtarma derdinde olan üst düzey yöneticilerin, bir anlamda hakim sınıfın da, aslında kendi yarattıkları düzenin çarklarında ezildiğini aşama aşama izliyoruz.
Film adını finans piyasasındakilerin aşina olduğu “Teminat tamamlama çağrısı” ndan alıyor.Anlamı ise pek çoğumumuzun yabancı olduğu üzere en sade şekliyle şu: “Vadeli işlemlerde(ileri tarihli alım-satım), vadeli fiyatın spot fiyatın üzerine çıkması veya altına inmesiyle zarar durumuna geçilmesi sonucunda ortaya çıkan zarar miktarının başlangıç teminatından(initial margin-collateral) fazla olması nedeniyle zarar eden şahsa/kuruma yapılan teminat tamamlama çağrısı”.

Özellikle Kevin Spacey’nin dişinden tırnağına kadar bu rolü giyindiğini söyleyebiliriz.Finansal krizin geleceği haberinin büyük patrona(Jeremy Irons) çok önceden ulaşmış olduğu gerçeği seyirciyi şoka uğratmasa da iş kaybının ve finansal krizin sıradan insanları etkileyiş biçimi izleyiciler için bile can sıkıcı.Yaklaşmakta olan krizin umutsuzluk verici havasının her an hissedildiği film, piyasaları yöneten güçlerin dürüstlüğünü şatafatsız bir dille sorguluyor.

Paul Batteny ‘nin canlandırdığı Will Emerson karakteri filmin vermek istediği asıl mesajı net bir biçimde ortaya koyuyor: ” İnsanlar böyle yaşamak ister, arabaları olsun, ödeyemeyecekleri kadar büyük evleri olsun. Bu yüzden vazgeçilmezsin.Krallar gibi yaşayabilmemizin tek sebebi teraziyi onların çıkarlarına göre dengelememiz.Ben elimi çektiğimde tüm dünya ne kadar adil olursa olsun hiç kimse kazanca gıkını çıkarmaz.Herşey yolunda derler.Hem onlara bunu vermemizi isterler hem de masumu oynayıp nereden geldiğini bilmemiş gibi davranmamızı isterler.Bu benim atlanabileceğimin ötesinde bir riyakarlık.O yüzden canları cehenneme.Komik olan ne biliyor musun? Yarın bütün hisselerimiz tavan yaptığında bu sefer de gözü kara davrandığımız için bizi çarmıha gererler.Ama yanılırsak o zaman sözleşmemiz iptal edilir ve aynı insanlar altlarına işeyene dek sana gülerler.Çünkü Tanrı’nın şimdiye dek yarattığı dövülmesi en kolay canlılarız.”

Film kısaca tüketim toplumunun körüklediği finansal anlaşmaları, bu sayede zenginleşen büyük şirketleri ve kazandıkları sürece dürüst olmadıklarını bildikleri bu gidişata dur demeyen yatırımcıları sert bir dille eleştiriyor. Üstelik finansal kurumları ve Wall Street gibi dünya ekonomisinin kalbini meydana getiren merkezlerin içinde bulunduğumuz ekonomik düzende ne kadar da vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.

Filme damgasını vuran ve Wall Street ekolünü en güzel şekilde özetleyen söz ise tabi ki Jeremy Irons’ın canlandırdığı John Tuld karakterinden geliyor: “There are three ways to make a living on this business: be first, be smarter and cheat.” ( Bu piyasada iş yapmanın üç yolu vardır: İlk ol,daha zeki ol ve hile yap.”)

Margin Call – Oyunun Sonu Yorumları

Yorum Yok


× 3 = onsekiz

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri