Life is a Miracle | Bir Mucizedir Yaşamak

- 30/04/2010
5,50(2 oy)

Kariyeri boyunca ilerleyen yıllarına nerdeyse hiçbir şey ekleyememiş yönetmen Emir Kusturica, burada da bildiği formül üzerinden gidip izleyene farklı birşey sunmuyor.

Emir Kusturica, sinema yaşamı boyunca aynı yoldan ilerlemeye çalışmış, bu sebepten olacak ki son dönem filmlerinden hiçbiri akılda kalmayan bir yönetmene dönüşmüş bir isim. Muhtemelen sinema tarihine adı “Time of the Gypsies – Çingeneler Zamanı” ile geçecek, onun dışındaki işleri -belki “Arizona Dream” hariç- kimsenin aklında kalmayacak. Yönetmen, 2004 yapımı filmi “Life is a Miracle – Bir mucizedir Yaşamak”ta sıfırı tüketmekte olan sinema tarzıyla son bir kurşun atmaya yeltenmiş ama ortaya çıkan sonuç pek de parlak olmamış.

Kusturica, bu filminde Bosna Savaşı üzerinden tuhaf bir ailenin savruluşuyla ilgili bir hikaye anlatıyor. Burada şunu belirtmekte fayda var. Filmi izleyen biri, kolaylıkla Emir Kusturica’yı savaş karşıtı biri ya da tüm dünyanın açık bir şekilde taraf olduğu bu savaşta onun Bosna’nın tarafında olduğunu sanabilir. Çoğu kişi Emir Kusturica’nın Bosna Savaşı başladığı günlerde, Müslüman babasının evinin bombalandığı sırada Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçip, adını değiştirdiğini bilmez. Tabii Sırp milliyetçiliği yaptığı yapıtı “Underground-Yeraltı”na hiç değinmiyorum! Dolayısıyla Kusturica, burada eşitlik ve kardeşlik naraları atarken yaptığı bunca şeyden sonra benim gözümde samimi olamadı. Sizin de, flmi izleyecekseniz, olaylara bu gözle bakmanızda yarar olduğunu düşünüyorum. Yani tank namlusunun ucuna konmuş güvercinlere falan aldanmayın filmde, Kusturica’nın “muhteviyatı” çok daha farklı!

Tabii tüm bunlar kendi bileceği işler. Saygı duymak gerekir. Biz yine filme dönersek, filmde Bosna’da demiryolu inşaatı esnasında bölgeye yardımcı olan bir Sırp mühendisi ve onun farklı ailesini izliyoruz. Oğlu, babasını sürekli “zeka kıvılcımına sahip olamamakla” eleştiriyor. Babasının olur olmaz yerde duygularını göstermesinden pek hoşnut değil. Futbolcu olup Partizan takımında top koşturmak istiyor (bazılarının hayalleri en başından küçük oluyor gördüğünüz gibi!). Fakat babasının işi nedeniyle geldikleri küçük bölgede, futbolcu olma ihtimalinin de azaldığını düşünüyor. Baba Luka’nın eşi ise filmin mizahi yönünü artırmak bir yana filmi daha da karikatürize hale getiren ilginç biri. Gerçi Kustruica’nın filmlerinde genel olarak farklı kişilerden geçilmiyor zaten, ama burada bu karakterler filmi eğlenceli kılmaktan ziyade, seyircinin filme ulaşmasında tümsek oluyorlar. Sürekli öfke nöbetleri geçirip, her geçen dakika daha da sinir bozan bu kadın, bir gün bir müzisyenle kaçıveriyor. Luka’nın oğlu Milos da, kulüp teklifi geldiği sırada askerlik için çağrıldığından ordunun yolunu tutuyor. Luka’nın kendini boşlukta hissettiği ve kendini oğluna adadığı bu zamanlarda karşısına Sabaha adlı Müslüman bir genç kız çıkıyor. Sabaha, kendini iyice Luka’ya bağlarken aralarındaki aşk da bir süre sonra çıkmaza giriyor…

Filmin 150 dakikaya yakın bir süresi var. Fakat bu sürenin 5’te biri kadarı, özellikle ilk 30-40 dakikası gerçekten çok gereksiz hissi uyandırıyor. Kusturica, ilk bölümlerde hikayeyi çok kollu bir şekilde anlatırken, ne bir hikaye bütünlüğü sağlıyor, ne de izleyiciyi yeterince eğlendirebiliyor. Masalsı anlatımının filme en fazla zarar verdiği anlar da bu kısımlar oluyor. Hikayenin bir türlü yoluna giremediği bu kısımlara, sabırsız seyircinin tahammül etmesi oldukça güç. Yine de sabrederseniz hikaye iyi bir doğrultuda bir düzleme yerleşiyor. Savaşın başlamasıyla beraber yoluna giren film, yine de Kusturica’nın bildik anlatımından kopmadığından seyirciye de yeni birşey vaat etmiyor. Burada da filmin karikatüre dönüştüğü bazı anlar mevcut üstelik.

Filmin oyuncu kadrosunda Slavko Stimac, Natasa Solak, Vesna Trivalic, Vuk Kostic, Nikola Kojo, Aleksander Bercek, Stribor Kusturica ve Davor Janjic yer alıyorlar.

Kusturica filmi mutlu bir sona bağlıyor tahmin edildiği gibi. Aile içinde saygın bir erkek ol(a)mamanın yüküyle ilgili doğru şeyler de söylüyor yönetmen. Yer yer tebessüm de ettiriyor. Dramatik yönü oldukça zayıf olsa da bir bölümünde de olsa filme bağlanmanız muhtemel. Bunlar da filmin artıları olarak sıralanabilir.

Kısacası yönetmenin sinema diline aşinaysanız ve “aynı filmi bir kez daha izlemekten” sıkılmayacaksanız, “Bir Mucizedir Yaşamak” tavsiye olunur!

Life is a Miracle | Bir Mucizedir Yaşamak Yorumları

Yorum Yok


3 × = üç

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri