- 04/02/2012 | mircturk:tesekkurler, ne zaman bir turk filmi oskar alacak...
- 21/01/2012 | senbilirsinabla:Film Festivalinde yönetmen Ümit...
- 21/01/2012 | onur çoban:son 10 yılda özellikle bilgisayar...
- 20/01/2012 | belmondo:tabi bir de benim listem var 1-a bitterseweet life...
- 15/01/2012 | senbilirsinabla:Bir kaç Filmekimi önce görüp çok...
“Abla”, !f İstanbul 2010′dan iki film daha izler: -Yönetmenlerinin katılımıyla- Koca Adam ve Metropia
Perde önüne çaÄŸrılıp izleyiciye tanıtılırken mahçup yüzü kıpkırmızı olan genç yönetmen Adrian Biniez, “film öncesi, film hakkında konuÅŸmak zordur” der, “sonra buluÅŸalım, sorular kolay olursa sevinirim.”
2008, Uruguay Arjantin Almanya İspanya yapımı Koca Adam: Yönetmen Adrian Biniez, oyuncular Horacio Camandulle, Leonor Svarcas, Nestor Guzzini, Federico Garcia… (Uruguay) Montevideo’da bir süper markette güvenlik görevlisi olarak çalışan, kendi halinde, utangaç, metal müzik hayranı, yeÄŸeniyle çocuklaÅŸan iri cüsseli Jara, geceboyu iç mekânı gözleyen kameralara bakıp dururken temizlikçi Julia’ya abayı yakar. Açılacak denli cesur olmadığından kızı izlemeye alır, kazara tuvalet kağıdı dağını yıktığında ona bağırıp çağıran ÅŸefi sahte bir anonsla uzaklaÅŸtırır, gittiÄŸi spor salonunda judo yaptığını görür, koÅŸar evde halter kaldırmaya baÅŸlar, internetcafe kapısında görünmeden bekler, chat yaparken tanıştığı adamla buluÅŸmasını gizlice gözler, bir gece temizleyeceÄŸi alana minik bir saksıda kaktüs hediye bırakır. Bu, böylece sürerken, örgütlenme hazırlığındaki bir grup çalışanla beraber Julia da iÅŸten çıkarılınca coÅŸan, ÅŸefe bir yumruk salladıktan sonra, rafları yıkarken dört kiÅŸinin zor zaptettiÄŸi, -”abla” geri planda burnundan akan kanı durdurmaya çalışan ÅŸefle çok doÄŸal sahneye bayılır- Jara kovulur. Güzel film, daha önce kimlik bilgisini araÅŸtırdığından, adresini bildiÄŸi kızın evine giden, babası tarafından “seni de mi çıkardılar?” diye karşılanıp kumsala yollanan Jara’yla, kader ortağını sempatiyle karşılayan Julia’nın söyleÅŸtikleri iç ısıtan sahneyle sonlanır.
Yüzünde gülücüklerle izleyici karşısına dönen, filmi haftada 6 gün çalışarak bir ayda çektiklerini… söyleyerek soruları yanıtlamaya baÅŸlayan Adrian Biniez, filmin giÅŸe baÅŸarısını soran izleyiciye “Uruguay’da yılda 2-3 film üretiliyor, filmimizi alışveriÅŸ merkezlerinde bile gösterdik, dolayısıyla giÅŸe kaygımız yok… ülke nüfusu 3 milyon, baÅŸkent 1,5 milyon, 50 bin kiÅŸi baÅŸarı demek, Türkiye’de gördüğüm kadarı durum daha farklı… Uruguay’da ana akım ben gibiyim, film yapımı 10 yıl önce baÅŸladı, geçen yüzyılda üretilen film sayısı 15′ten fazla deÄŸil.” der. Markette çalışırken tanıştığı biriyle müzik dükkânı açtığını anlattığı bir arkadaşından sözederek müzik geçmiÅŸi olup olmadığını soran izleyiciyi ise “ben de markette çalıştım” diye yanıtlar, “ürünleri raflara yerleÅŸtiriyordum, bir metal grubunda da çalıyordum, filmde müziÄŸin, karakterlerin ruh yapısını yansıtmasını istedim.”
“Abla”nın, küçük kızkardeÅŸinin daha önce görüp, “beÄŸeneceksin!” dediÄŸi Metropia’nın oynayacağı Salon 4′e giden merdivenler, sahanlık tıklım tıkış dolu. Yönetmen Tarık Salih, filmden önce tanıtıldığı izleyiciden tebessüm ister, dolu salonun resmini çeker, “filmden sonra, sorularınız için buluÅŸalım” der ve ekler, “bu bir Pixar animasyonu deÄŸil, yani McDonald’s'da Metropia paketlerine rastlamayacaksınız, bayağı karanlık bir tecrübeye hazırlanmalısınız.”
2009, İsveç Danimarka Norveç yapımı Metropia: Yönetmen Tarık Saleh, seslendirenler Vincent Gallo, Juliette Lewis, Udo Kier, Stellan Skarsgard, Alexander Skarsgard, Sofia Helin. Yıl 2024: Avrupa, tüm kentleri birbirine baÄŸlayan binlerce kilometrelik metro ağıyla dev bir ülkeye dönüşmüş. Stockholm banliyösünde oturan Roger, sıradan bir çalışandır, yeraltı onu ürküttüğünden, yasal olmadığı halde bisikletiyle iÅŸe gider gelir. Büyük ÅŸirketlerin egemenliÄŸindeki yaÅŸamları, dayatılan tek kepek ÅŸampuanının anten özelliÄŸi kazandırdığı saç telleri ve izleyiciyi izleyen televizyonları aracılığıyla kontrol edilir. Bir gün kafası içinde -daha sonra kendisine yardım etmek isterken öldürülen, kendisine çok benzeyen teknisyenin- sesini duyup delirdiÄŸini sanan Roger, aynı zaman aralığında karşılaÅŸtığı ÅŸampuan modeli, -tirana dönüşmüş ÅŸirketler grubu patronunu babasının iktidarına göz diken kızı- tarafından terörist saldırıda kullanılır. FotoÄŸraf destekli özel teknikle üretilen canlandırma filminde, mavi gri muhteÅŸem görsellik, bilimkurgu, psikoloji… “abla” ne ararsa var, festivalin en iyilerinden…
Alkışlar dinerken soruları yanıtlamaya baÅŸlayan Tarık Salih, graffiticilikten sinemaya nasıl döndüğünü merak eden izleyiciye, “babam animatördü, dolayısıyla ben animasyon atölyesinde büyüdüm. Kukla animasyonu yapmak isteyen babamın, modelleme yapan kölesiydim, bir yıl çalışıp -ifade için- 350 yüz çıkardıktan sonra babam, biliyor musun dedi, bize 30 yüz yeterli olurmuÅŸ. Ben de babama, animasyonu (çevirmenin boÅŸver biçiminde çevirdiÄŸi) ……. dedim.”
Filmin siyasi bir mesajı olduÄŸunu düşünen, kepek ÅŸampuanı ile tam ne demek istediÄŸini bilmek isteyen izleyiciye, “bundan 60 yıl önce Orwell 1984′ü yazarken, bizlerin kendi isteÄŸimizle Big Brother’la ortaklık edeceÄŸimizi düşünememiÅŸtir” der, “Facebook’la hayatlarımızı fotoÄŸraflarla detaylı olarak ortaya seriyoruz, kız arkadaşımla birbirimizden nefret edip ayrılmaya karar verdiÄŸimizde bunu duyurmadan önce iki hafta bekledik. Müdahalenin gönüllü neferleri olduk, izlenme iÅŸini biz yapıyoruz.”
Filmde Hello Kitty ve Pikaçu bebeklerin kullanılmasıyla ilgili soruyu, “30′lu yaÅŸlarımızdayken kız arkadaşımın bir sürü Hello Kitty bebeÄŸi vardı, heryerde, ben o kadar hoÅŸlanmasam da… Filmde kullanmaya karar verdiÄŸimizde izin almamız gerekti, bir ÅŸartla, hiç deÄŸiÅŸtirmeden kullanacaksınız dediler.” diye yanıtlar.
İnsan bedenlerinin neden deforme olduÄŸunu bilmek isteyen, gelecekte böyle mi olacağımızı düşünüyorsunuz diye soran izleyiciyi “bir sanatçı olarak bir tık farklı gördüğümü düşünüyorum ve böyle çok beÄŸeniyorum, siz beÄŸenmediniz mi?” yanıtı verir ve ekler “umuda inanıyorum”. “Nerede?” diye seslenen izleyiciyi ise, -kuÅŸların uçuÅŸtuÄŸu, havanın rengi yavaşça deÄŸiÅŸirken karın usul usul yaÄŸdığı sahnede- “ikisinin camdan baktığını görmediniz mi?” diye yanıtlayan Tarık Salih, 19:00 seansının baÅŸlaması yaklaşırken sözlerini, “Bush iktidarı büyük zarar verdi, yine de bizlere iktidarlara güvenmememizi, uyanık olmamız gerektiÄŸini öğrettiÄŸi için bu karanlık zamanlara teÅŸekkür duyuyorum. Bence iklim bile düzelebilir, uyanık olmamız gerekiyor.” diyerek bitirir.
- Kategori:
- !f İstanbul
|- Film Festivali
- Etiketler:
Adrian Biniez, Horacio Camandulle, Juliette Lewis, Leonor Svarcas, Stellan Skarsgård, Tarık Saleh, Udo Kier, Vincent Gallo


