1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (2 oy, ortalama: 10,00)
Loading ... Loading ...

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali 15. günü “abla” üç film görür: Kars Öyküleri, Yepyeni Bir Hayat, Geride Kalan

Türkiye, 2010 yapımı Kars Öyküleri: Yönetmenler Özcan Alper, Zehra Derya Koç, Ülkü Oktay, Ahu Öztürk, Emre Akay, oyuncular Berna Adıgüzel, Rıza Akın, Ayda Aksel, Erol BabaoÄŸlu… Yarışma dışı bölümden, katalogda, “Ankara Sinema DerneÄŸi’nin 2007′de Gezici Festival kapsamında düzenlediÄŸi Kısa Film Senaryo Yarışması’nın teması, “Kars” olarak belirlenmiÅŸti. Kazanan beÅŸ senaryo beÅŸ ayrı kısa film olarak çekildi ve Kars Öyküleri adlı uzun metrajlı film ortaya çıktı. Kars ve çevresinde yapılan çekimlerde birçok oyuncu gönüllü olarak rol alıp bu projeyi destekledi. Kars Öyküleri 2010 Rotterdam Film Festivali’nin Parlak Gelecek bölümüne seçildi ve dünya prömiyeri burada gerçekleÅŸtirildi.” cümleleriyle tanıtılan filmi izlemek üzere BeyoÄŸlu Sineması’na inen “abla”, bir kısmını filme emeÄŸi geçenlerin oluÅŸturduÄŸu kalabalıkla karşılaşır.

Gösterim sonrası, “abla”nın büyük hayranlık duyduÄŸu Sonbahar’ın yönetmeni Özcan Alper (Moto Guzzi) dışında, Zehra Derya Koç (Kül), Ülkü Oktay (Zilo), Ahu Öztürk (Açık Yara), Emre Akay (Küçük Bir Hakikat), izleyicilerin sorularını yanıtlarlar: “Size ne esin verdi?” sorusu, “Kars’ın uzaklığı… babamla olan mesafem… Adana’da geçen bir öyküydü, Kars’a uyarladım” yanıtları alır. Kars’ın ayaÄŸa kalkmak için bu desteÄŸe ihtiyacı olduÄŸunu söyleyen hanıma yanıt, İnat Hikâyeleri oyuncusu Tuncel Kurtiz‘den gelir: “Eski Kars belediye baÅŸkanı Naif AlibeyoÄŸlu, 3 yıl festival yapmıştı, yeni baÅŸkana bir telgraf çekelim, lütfen deÄŸil, bu filmlerin galasını, yap! diyelim“. “Yöresel ağız hiç kullanılmadı, neden?” sorusu “bu soru Reha Erdem’e sorulmuyor…”, Emre Akaydan “benimki İstanbul özentisi bir ailenin karikatürüydü zaten… ” Ahu Öztürk’den, “ben, bizim köyün aÄŸzını kullanmaya çalıştım” yanıtı alır. Gezici Film için, önerenlere, Artvin’i görüp çok etkilenmiÅŸ olan “abla”nın içtenlikle katıldığı sohbet, yapımcı Ahmet BoyacıoÄŸlu‘nun, “çok yardım ve destek aldık, sıfır bütçe ile çalışıldı” sözleriyle sonlanır.

Güney Kore-Fransa, 2009 yapımı Yepyeni Bir Hayat: Yönetmen Ounie Lecomte, oyuncular Kim Sae-ron, Park do-yeon, Ko A-sung… Genç Ustalar bölümünden, laser altyazılı vizyon sırası bekleyen film, babaanne, üvey anne, yeni doÄŸan bebek ortamında kendisine yer kalmadığından, sevgili babası tarafından evlât verilmek üzere yetimhaneye bırakılan 9 yaşındaki kızın öyküsünü anlatır: Uzun zaman babasını bekleyen, alışmaya direnen zekî kız zamanla bir arkadaÅŸ edinir ama, onun da yeni bir aile bulması çok sürmez. Fransız bir aile tarafından alınıp Paris’te büyüyen yönetmenin yaÅŸamından izler taşıyan çok güzel filmin bitiminde, babasının kızı terketmesinin ne kötü olduÄŸunu söyleyen arkadaşına “abla”nın yanıtı, “hepimizin hayatında buna benzer hikâyeler yok mu? Küçük kız kadar babası da ölünceye dek bu durumla yaÅŸayacak/uÄŸraÅŸacak…” olur.

Çıkışta kızkardeÅŸinin de eklenmesiyle, sıcak demleme çay içmek üzere BeyoÄŸlu Sineması Cafe’sine inen üşümüş üçlü, sıkı bir sinema sohbeti tutturmuÅŸken ara verir, kendini yazar ilân edeli, birmilyonkalem‘den aldığı İLK ÖDÜLÜ duyuran “abla”yı kutlarlar; “ÅŸampanya”dan sözederlerse de, ego’su Sebastian’ı azdırmak istemeyen “abla”, evyapımı cevizli kekle, demleme çayın yeterli olduÄŸu fikrindedir.

İngiltere- İtalya-Belçika-Fransa, 2009 yapımı Geride Kalan: Yönetmen Elia Suleiman, oyuncular Elia Suleiman, Saleh Bakri, Samar Qudha Tanus… Åžair, Vakanüvis ve İsyancı: Elia Suleiman bölümünden: DireniÅŸ savaÅŸcısı babasının günlükleri, annesinin sürgündeki aile üyelerine yazdığı mektuplar aracılığıyla, ailesinin, 1948′den annesinin ölümüne dek geçen sürede yaÅŸadıklarını, halen duvarlar arasına tıkılıp “İsrailli Araplar” etiketi altında ülkelerinde azınlık durumunda yaÅŸayan Filistinliler’in öyküsünü, kimi bölümleri çok komik biçimde anlatır. Elia Suleiman’ın babasının, düzenli olarak üzerine benzin döken komÅŸuyu caydırmaya gitmesi, alkolik komÅŸunun -mantığıyla ürettiÄŸi müthiÅŸ- İsraillileri altetme formüllerini dinlemesi, balığa gittikleri kıyıda sürekli gözlenmeleri, evde yatağın altında serili bulgurun barut sanılması, disco’da danseden gençlere sokaÄŸa çıkma yasağını anons eden devriye, bebek arabasıyla sokağı geçen anne dolayısıyla lâstik yakıp devriye taÅŸlayan gençlerin eylemlerine ara vermeleri gibi çok duyarlı, hoÅŸ sahneler, izleyiciye, yüzyılın trajedisini yaÅŸayan insanların yaÅŸamlarına içeriden, içten bir bakış saÄŸlar.

Gösterim sonrası izleyicinin sorularını yanıtlayan Elia Suleiman, anılara dayanan filmi dolayısıyla yöneltilen “hafıza, ihanet ve sadakat konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusunu, “keÅŸke daha basit bir soruyla baÅŸlasaydık…” diye karşılar, “tarihi yeniden üretir gibi hissediyorum kendimi, bir yandan da bu, bir anlamda kendimi korumak… doÄŸruyu söylemek gerekirse, yaÅŸadıklarımla müzikle yorumluyorum… izleyici yalnızlığı içinde bir keyif alırsa bu bir demokrasi alanı açacaktır.“Elia Suleiman, neden hiç konuÅŸmuyor filmde?” sorusu “bunu baÅŸta strateji olarak saptamamıştım, yöneten, hikâye anlatıcıyken, bir de oynayınca daha ÅŸeffaf bir rehber rolü benimsedim, ifadem de yok, duygularımı saklamayı seçtim.” yanıtı alır. “Filistin’de duvarlar yapılıyor, aÄŸaçlar sökülüyor, insanlar göçe zorlanıyor, bu trajikomik bir ÅŸey, Suleiman, Chaplin tarzı espriyle, bakışla mı bakıyor hayata, izleyen filmi yine ailenin geçmiÅŸinden mi olacak?” diye soran izleyiciye, “Açıkçası emin deÄŸilim. -Yeni proje için- geçmiÅŸte bir fikir tarafından, yazmaya itecek kadar dürtülmeyi beklerdim. Birkaç fikrin karışımından oluÅŸacak sanırım, ÅŸimdilerde masaya oturup yazmaktan kaçınıyorum, ne zaman olacağını beklemekteyim aslında…” yanıtı verir.


Yorum yapın