Karanlıktakiler

- 06/10/2009
6,67(6 oy)

Sıradan insanların “mahkum olduğu” sıradan hayatları çarpıcı bir dille anlatan “Karanlıktakiler”, zaman ayırmaya değer bir Çağan Irmak filmi.

Filmin konusuna gelirsek, filmde psikolojik sorunları bulunan bir kadın olan Gülseren’in (Meral Çetinkaya), aynı evde yaşadığı oğlu Egemen’le (Erdem Akakçe) olan daha çok dramatik ve gerilimli ilişkisi konu alınıyor. Aslında filmin, bu iki karakter arasındaki ilişkiye yaslandığını söylemek doğru olmaz. Irmak, bu iki karakterin çevreleriyle olan ilişkilerini de ayrı ayrı ele alıyor. Örneğin; Gülseren’in mahalleli ve kardeşiyle ilşkisini de görüyoruz. Gülseren aklı başında bir kadın olmadığı için, haliyle,  mahalleliyle ve mahallenin küçük çocuklarıyla arası pek iyi değil! Evden dışarı adımını atmaya korkuyor. Kapısını çalan tanımadığı herkese düşman muamelesi yapıyor. Kendini hala, maddi durumları iyi olmadığı halde, varlıklı bir ailenin mensubu sanıyor vs. Yani kısaca, pek aklı başında biri değil. Zaten mahalleli de Gülseren’i umursamıyor, deli deyip geçiyor. Yani kimse “bu kadın bu hale nasıl geldi?” sorusunu sormuyor kendine. Çünkü bir mahallede bu tip bir kadının olması çok normal.  Gerçekten de -genelleme yaparsak- birçok mahallede, küçük çocukların zilini çalıp kaçtığı, kapısına yumurta fırlatıp “Deli Gülseren” diye bağırdığı bir tip bulunma olasılığı çok yüksektir ve herkes ona deli der geçer. Ama Çağan Irmak öyle yapmıyor ve Gülseren’in neden bu halde olduğunu filmin finalinde bize gösteriyor. Çok ipucu vermemek gerekirse, Gülseren’in hayatının başlı başına bir dram olduğu ortaya çıkıyor. Ve annelik duygusunun Gülseren’de, bu yaşamı çekmeyi göze alacak kadar baskın olduğunu gösteriyor. Filmin afişinde yer alan “ölmek kolaydı ama sen vardın” cümlesi de buna işaret.

Gülseren’in oğlu Egemen’e bakarsak, Egemen’in aklı başında olmasına rağmen hayat onun için de birçok açıdan doyurucu değil ne yazık ki. Bir reklam ajansında ofis boy olarak çalışıyor. Patronu Umay Hanım’a (Derya Alabora) fena halde aşık. Fakat Umay Hanım ona -ihtiyacı olduğu doğrultuda- şefkat duygusuyla yaklaşıyor. Statü farkı da göz önüne alındığında Egemen’in bir çeşit “imkansız aşk” yaşadığı söylenebilir. Annesiyle arası, annesinin dengesiz davranışları ve Egemen’e olan aşırı ilgisi yüzünden zaten kötü. Evi çekip çevirmek de ona düşüyor. Bunun yanında “silik” bir tip olduğu için, arkadaş çevresi de yok maalesef. Bir pazar gününde bile annesinden sıkılıp dışarı çıktığında vakit geçirebileceği arkadaşları yok. Bu yüzden tatil gününde bile işyerine gidip vakit öldürüyor. Ziyarete gittiği teyzesinde bile pek istendiği söylenemez. Kısaca hiçbir alanda, elle tutulur bir başarısı yok. Bir “başarı” kazanmak isteyince de doğal olarak hüsrana uğruyor. Günboyu ona telefon eden tek kişi ise annesi. Egemen de tüm bu olumsuzlukların hıncını annesinden çıkarıyor. Annesine, kurtulması gereken bir yük gözüyle bakıyor.

Filmin başrollerinde Erdem Akakçe, Meral Çetinkaya ve Derya Alabora yer alıyor. Erdem Akakçe ve Meral Çetinkaya ikilisi gerçekten çok başarılı. Diğer oyunculardan göze çarpan isim ise Ramiz karakteriyle Rıza Akın. Çağan Irmak filmde, her yerde görebileceğimiz fakat kafamızı çevirip pek ilgilenmediğimiz sıradan insanların, yani “karanlıktakilerin” dünyasına inmiş .Hayatın içinde “keşfedilmeyi bekleyen” insanlara yöneltmiş kamerasını ve bir yerlerde böyle hayatlar yaşandığını bizlere gösteriyor. Ama bunu yaparken karakterleri gözümüze sokmuyor, belli bir denge tutturmayı da başarıyor.

Son olarak “Issız Adam” ile gündemi meşgul etmişti Çağan Irmak. Yalnız “Issız Adam”a gösterilen aşırı ilgi, yönetmeni pek memnun etmemiş anlaşılan. Kendisi daha önce Habertürk Gazetesine verdiği demeçte “Karanlıktakiler”in büyük bir popularite yakalamamasını umuyordu. Hatta çektiği filmlerin gişe başarısı maddi olarak kendine yansımadığı için,f ilmin ciddi bir gişe başarısı yakalamasını da arzu etmiyordu. Tabii bir süre önce yaptığı bu açıklamaların, filmin gişe başarısını etkileyip etkilemeyeceği bilinmez. Bunun yanında Milliyet Sanat dergisine verdiği röportajda filmin, Türk izleyicisi tarafından nasıl karşılanacağını merak ediyordu. Öyle başkaları gibi “ben yaptım ama Türk izleyicisi anlamıyor” demiyordu yani, Türk izleyicisinin ne düşüneceğini de önemsiyordu.

İleri ki yıllarda, geriye dönüp baktığımızda Çağan Irmak’ın Türk sinemasının 2000-2010 arası dönemine damga vurduğunu söyleyeceğimiz kesin. Bence, o ileri ki yıllarda, şu an kesin olarak söyleyemediğimiz bir cümleyi kesin olarak sarfedebileceğiz. O da “Çağan Irmak Türkiye’nin en iyi yönetmenidir” olacak. Tabii şu an da böyle düşünenlerin sayısı oldukça fazla. Umarım Çağan Irmak bu istikrarını sürdürür ve bir gün, ülkenin en iyi yönetmeni unvanını, taraflı tarafsız herkes Irmak’a uygun görür.

Karanlıktakiler Yorumları

1 Yorum


+ beş = 10

  • amelie 15 Ekim 2009 21:11

    yalnızlığın soğuk yüzü bundan daha güzel nasıl anlatılabilirdi ki.Kıyıda köşede unutulmuş insanların buruk yaşamlarına kadrajını çeviren Çağan Irmak seyirciye manidar bir yapım sunmuş.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri