Kill the Irishman | İrlandalıyı Öldür

- 18/10/2011
6,67(3 oy)

“Kill The Irishman” bildiğimiz diğer çoğu film gibi tipik bir açılış yapıyor ilk yarım dakikalık kısmında. Araba kullanan ve filmde biyografisi aktarılan Danny Greene’in, arabasında çalan eğlencelik bir şarkının sekteye uğramasının ardından patlayan bir bomba görüyoruz. Sanki bu açılış sıradan bir filmle karşı karşıya olmadığımızı da muştuluyor.

Hikayeden önce teknik özelliklerinin filmi ayakta tuttuğunu söyleyelim. Senaryo başarılı fakat onun dışındaki tüm unsurlar filmin ibresini yukarı taşıyorlar sanki. Mafya evreninin anlatıldığı yapımda oyuncu seçimleri çok yerinde mesela. Bol şiddet içeren nitelikli mafya yapıtlarından aşina olduğumuz, güzel giyimli, hepsi birer iş adamı görünümünde olan fakat aslında karanlık işlerde bulunduklarını anladığımız karakterleri canlandıran tüm oyuncular, zaten benzer filmlerden aşina olduğumuz isimler. Belki kadro yıldız oyuncularla dolup taşmıyor ama oyuncu seçimi konusunda müthiş bir başarı yakalandığını belirtmek gerek.

Filmin bir diğer başarılı etkeni de görüntü çalışması. Dönemin depresif havası çok yerinde bir karanlık tonla yansıtılmış perdeye. İşin teknik yönü şansa bırakılmamış.

Yeraltı dünyasını yansıtsa da “Kill the Irishman”, bunu bir biyografi kalıbı içinde yapıyor. Sıradan bir işçiyken zorunlu! bir şekilde çalıştığı sendikanın patronu olan Danny Grene, bir süre sonra yasa dışı işlerde bulunması sebebiyle üzerine bir etiket yapıştırılınca, mevcut durumundan sıyrılmak için iyice mafya dünyasının içine gömülüyor ve bir müddet sonra da yaşayışı bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.

Belki de filmin tek eleştirilebilecek yanı senaryonun baş karakterini fazlaca yüceltmesi. Neticede bulaştığı işlere, işlediği cinayetlere ve kanun tanımazlığına bakarsak Greene’in tipik bir anti-kahraman olması gerektiğini söylemek mümkün. Fakat özellikle filmin son kısımlarında Grene dokunaklı bir atmosfer ile bir halk kahramanı haline geliyor ki yıllar önce “The Godfather”a yapılan “mafyayı yüceltme” ithamı bu filme de pekala yapılabilir gibi. Yine Grene karakterinin yerli yersiz İrlandalı’lığına yapılan vurgular da biraz eğreti duruyor.

Daha fazla uzatmadan noktalayalım. “Kill the Irishman” belirttiğimiz gibi iş adamı görünümülü mafya çetesi üyeleriyle, kimi zaman eğlenceli bir havaya giren aksiyon sahneleriyle, çete üyeleri arasındaki genelde anlaşılmaz ilişkileri ve yükselişleri-düşüşleri betimlemesiyle ve daha pek çok yönüyle Martin Scorsese’nin yıllar önce “Goodfellas” ve “Casino”da işlediği temalarla oldukça örtüşüyor ama kesinlikle bir taklitçilik veya intihal olmadığını ekleyelim. Yapım, sözünü ettiğimiz filmlerle arasına bir karbon kağıdı koymasından ziyade, uzun süredir nitelikli eserlerin çıkamadığı bu türe soluk aldırıyor ve belki de türün kurtuluşunun bu stilde olduğunu, eski öncüllerine bir saygı duruşunda bulunarak hatırlatıyor.

Filmin yönetmeni Jonathan Hensleigh aynı zamanda senaryo yazarlarından biri. Diğer senaryo yazarı ise Jeremy Walters. İsabetli oyuncu kadrosunda Grene karakteriyle başrolü Ray Stevenson üstleniyor. Ona eşlik eden kimi ünlü kimi tanıdık simalar arasında Christopher Walken, Val Kilmer, Vincent D’Onofrio, Linda Cardellini, Vinnie Jones, Bob Gunton, Fionnula Flanagan, Tony Lo Bianco, Laura Ramsey ve Paul Sorvino var.

Kill the Irishman | İrlandalıyı Öldür Yorumları

Yorum Yok


dokuz × 3 =

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri