1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (5 oy, ortalama: 9,40)
Loading ... Loading ...

John Carlin’in romanından senaryolaÅŸtırılan ‘Invictus’ Clint Eastwood’un 26 Åžubatta Türkiye’de vizyona girecek son filmi…

Morgan Freeman ve Matt Damon filmdeki performanslarıyla bu yılki Oscar ödüllerine aday oldular. En iyi erkek oyuncu dalında Morgan Freeman ve En iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Matt Damon ödül alırlarsa sinemaseverler için  bu hiç de sürpriz olmaz.

Clint Eastwood 89 yaşında olmasına rağmen her yıl en az 1 ‘kült’ film çekme başarısına ulaşıyor. Invictus Nelson Mandela’nın hapisten çıktıktan sonraki hayatından bir kesit sunarken bunu rugby sporu endeksinde yapıyor. Ve hikâye anlatmaktaki üstün performansını bu filmde üst düzeye çıkarıyor zira konu başka yerlere sapmadan gayet hedefe fok uslanmış şekilde, dramatik ve biyografik bir hal alıyor.

Bu film Francois Pieenar karakteriyle Matt Damon için kariyerinin  zirve noktası olarak görülebilir. Morgan Freeman ise oynamıyor! adeta Mandela oluyor ve büyük bir seyir zevki yaşatıyor izleyenlere…

Film Mandela’nın hapisten çıkması ve devlet baÅŸkanı olmasıyla baÅŸlıyor. İlk konuÅŸmasında Mandela ‘Asla, asla ve asla bu ülkede insanlar bir daha satılmayacak! diyerek deÄŸiÅŸim sinyali veriyor… Ve Maldiva (Böyle denmesinden çok hoÅŸlanırmış) ülkesinin birliÄŸi için rugby’i  bir araç olarak kullanıyor ve bunun uÄŸruna siyasi kariyerini tehlikeye bile atıyor. (Japon delegelerle görüşmek yerine kulüple ilgileniyor vs.) “Ben yapmam gereken ÅŸeyi yapıyorum belkide bu beni yok edecek!” repliÄŸi Mandiva’nın felsefesini yeterince açıklıyor.

Mandela’nın desteğiyle takım başarılı oluyor ve son maçlarından önce takım kaptanı Francois Pieenar (Matt Damon) takımı Mandiva’nın 13 yıl hapis yattığı adaya götürüyor… Bu takım için büyük bir motivasyon, seyirci içinde duygusal anlara sebep oluyor tabii…

Filmde geçen bir ÅŸiir Mandiva’ya hapisteyken ilham olmuÅŸtur ve filmin sonunda bu ÅŸiiri dinleme fırsatı da buluyoruz: Ben kaderimin efendisiyim! Ruhumun kaptanıyım!

Gerçekçi düşünürsek film 89 yaşındaki yönetmenin son filmlerinden biri olabilir, belki de sonuncusu olacaktır. Genç neslin daha fazla Eastwood filmi izleyememesi çok acıklı bir durum olsada bu film bir çok filminin yerini tutacaktır Eastwood’un.

Filmin Güney Afrika’da düzenlenen dünya kupası öncesi çekilmesi biraz manidar ama ne de olsa Amerikalı bunlar !

Sonuç olarak seyir zevki yüksek ve sinematografik açıdan gayet doyurucu bir film Invictus!


Invictus | Yenilmez
Bu yazı 166 kez okundu

“Invictus | Yenilmez” için 4 adet yorum yapılmış.

  1. Ali Can Polat Ali Can Polat
    24 Åžubat 2010 10:36

    Ben söylenenlerin aksine filmde aradığımı bulamadım. Çok Durağan ve pek de anlamı olmayan bir spor faaliyetini konu edinmiş Clint Easwood da önceki başarılarının çok gerisinde. Morgan Freman olmasa yarıda bırakabilirdim.

  2. Emre Bostancı Emre Bostancı
    3 Mart 2010 23:05

    Öncelikle Clint Eastwood yine yapmış yapacağını diyorum..Son dönemde izlediğim en iyi film diyebilirim..Spor eksenli geçmesine rağmen duyguyu çok iyi yansıtmışlar..Beni 2 saatliğine Güney Afrikalı yapmayı başardılar açıkcası..Morgan da oynamamış Mandela olmuş adeta..Nelson Mandela dendiğinde zihnimde onun yüzü şekilleniyo artık..Kesinlikle bu seneki Akademi ödüllerinde rakipsiz bence..Bide Maldiva yada Mandiva değil Madiba olacak doğrusu kabiledeki ismiymiş buda ondan siyahiler bunu kullanmayı tercih ediyo..

  3. Emre Bostancı Emre Bostancı
    3 Mart 2010 23:20

    Ayrıca Clint Eastwood’u da öldürmüşsün resmen kendisi daha 80 yaşında ve aralık ayında yine Matt Damon’un baÅŸrolünde oynadığı Hereafter isimli bi filmi gösterime girecek..Daha çoook filmini izliycez inÅŸallah..

  4. senbilirsinabla senbilirsinabla
    11 Mart 2010 22:11

    “Abla” da filmi ucundan yakalar, çok beÄŸenir, çoktandır savsakladığı için de utanır. Yaşı gereÄŸi Mandela’nın 27 yıllık hücre hapsi yaÅŸamına, Dünyanın beri ucundan da olsa tanıklık etmiÅŸtir. Uzun hapisliÄŸin, zihnin sessizleÅŸmesini saÄŸlayıp, -yatkınlık taşıyan kiÅŸilerin bazılarında olduÄŸu gibi- bir bilgeye dönüştürdüğü Mandela, çağının çok ötesinde bir görüş açısıyla, kendisini 27 yıl hücrede tutan insanları affederek, rugby aracılığıyla aradaki uçurumu kapatır, Apartheid acısının yıkıcı nefreti yerine sarı-yeÅŸil çevresinde “biz” olmayı yaratır. Kaptan Francois, film sonunda, sadece staddaki 62.000 kiÅŸinin deÄŸil, tüm Afrika nüfusunun desteÄŸinin altını çizer.

    Springbok takımının formalarındaki, “arka iki ayağı üzerine kalkmış geyik” motifi ise “abla”ya, James Churchward’ın Kayıp Kıta Mu kitaplarında anlattığı kutsal sembollerden, “insanın Dünya yüzüne tam ve geliÅŸmiÅŸ olarak indiÄŸini” belirten sembolü hatırlatır.

    Clint Eastwood’un da bilge bir yönetmen olduÄŸunu düşünen “abla”nın, film için tanımlaması “muhteÅŸem!”…

Yorum yapın