Inception | Başlangıç

8,81(27 oy)

Bir filmdeki inandırıcılık, hele ki söz konusu bir bilimkurgu filmi ise, yönetmenin kişisel çabasıyla doğru orantılı olabiliyor. “Inception-Başlangıç”ta yönetmen Christopher Nolan, aynı zamanda filmin senaristi de; kendisi, rüyalarla ilgili inandırıcılığı oldukça zor olabilecek bir konuyu irdeliyor. Nolan’ın filmindeki karakterler pek çok rüyayı oldukça gerçekçi yaşıyorlar ve rüyaların birçoğu da uzun soluklu oluyor. Bu formüle ilk başta ısınmak biraz zor. Nolan burada “Dejavu”daki gibi inandırıcı olmaya çabalayan bir brifing vermeye falan kalkışmıyor, hikayesinin görsel gücüne daha ilk dakikalardan yüklenerek inandırıcılık meselesini de çok kolay atlatıyor. Yani ilk başta biraz uçuk gelen bu “rüyaları kontrol etme” fikri, Nolan’ın ellerinde yadırganacak birer nesne olmaktan çıkıyorlar.

Aslında filmi salt bilimkurgu olarak nitelemek de oldukça yanlış. Filmin aynı zamanda senaryo yazarı da olan Nolan, daha ilk dakikalardan itibaren ne aksiyonu ne de duygusallığı eksik ediyor filminde. Seyirciyi filme ısındıran hareketli ve bir miktar karışık bir girişin ardından asıl konuya geliyoruz. Filmin esas karakteri Cobb (Leonardo DiCaprio) muhtelif sebeplerden ötürü ülkesi Amerika’ya ve çocuklarının yanına gidemediği için ülke ülke dolaşarak işini icra ediyor. İşi ise, rüyasında insanların kimi sırlarını çalarak, bunlardan yararlanmak. Göründüğü gibi bu oldukça zor bir iş olsa da, Cobb alanında uzmanlaşmış. Bir gün Cobb’a gelen teklif ise ona eve dönüş yolunun kapılarını açıyor; Cobb bu sefer fikir çalmak için değil fikir yerleştirmek için çalışacak, başarırsa ülkesine rahatlıkla dönebilecek.

Nolan, başka birinin elinde kolaylıkla çarçur olabilecek bu fikri çok iyi kullanıyor. Rüya gören biri, uykuda olan bedeninin başına neler gelirse onları yaşıyor. Yani kişi kendini su dolu bir küvetin içinde bulursa, rüyasında da bulunduğu yerde sular içinde kalıyor. Nolan bu kuralı gösterişli bir şekilde kullanmaktan kaçınıp bu fikrin parlaklığını kullanmayı tercih ediyor. Mesela bir koltukta öylece oturan biri, gerçek bedeninin yaşadığı aksiyon sebebiyle bulunduğu yerin bir deprem oluyormuş gibi sallandığını duyabiliyor. Bu da filmin parlak fikrinin ne denli başarılı olabileceğinin bir kanıtı oluyor. Bu yapı sayesinde izleyen de hikaye bütünlüğünden kopmuyor. Yani Nolan işin estetik kısmıyla oldukça fazla ilgileniyor. Tabii ki bir anda yıkılan devasa yapılar veya mimari harikası sokaklar da filmde mevcut. Bunun yanında hikaye yapısı gereği hikayeyi çok boyutlu bir şekle dönüştüren Nolan, farklı mekanlarla birlikte kimi zaman yerçekimsiz ortamda yaşanan bir mücadeleye götürüyor bizi, kimi zaman da karlı bölgede yaşanan bir gerilime. Bu işin doğal tehlikeleri de gerilimli bir ortam yaratılmasına aracı oluyor.

Şu aralar orijinal fikir konusunda sıkıntı çeken sinema sektöründe, Nolan’ın yaptığının ne derece müthiş bir iş, filmi izleyince daha iyi anlaşılacaktır. Nolan’ın filmin ikinci bölümünde aralıksız 15-20 dakika yakaladığı bir atmosfer var ki, kolay kolay akıldan çıkabilecek gibi değil mesela. O atmosferi burada anlatmaya çalışmak yersiz.

Filmin finali ise, çok akıllıca bulunabilir fakat kesin sonuçlardan hoşlananlar filmin finalinden memnun kalmayabilir. Yani final oldukça belirsiz. Yine de filmin genel havasıyla örtüştüğü için oldukça manidar bir son olduğu da söylenebilir.

Filmin önemli bir oyuncu kadrosu var. Leonardo DiCaprio, Ken Watanabe, Cillian Murphy, Tom Hardy, Ellen Page, Marion Cotillard, Joseph Gordon-Levitt, Tom Berenger ve Michael Caine.

Christopher Nolan her filminde çıtayı birkaç aşama yukarı çeken bir yönetmen.Dolayısıyla insan Nolan’ın ileri ki projeleri için şimdiden heyecanlanıyor.Ayrıca “Inception” şunu da gösteriyor ki,Nolan günümüzün en zeki ve en yaratıcı yönetmenlerinden biri,hatta en iyisi.Nolan’ın sinemacı olmak için doğduğuna kuşku yok.

Inception | Başlangıç Yorumları

4 Yorum


9 + beş =

  • Psygnosis 9 Ağustos 2010 1:45

    Tamam da her şeyi Nolan mı yapmış filmde? Bu filmin bir sanat yönetmeni var en basitinden. Yönetmen merkezli sinema eleştirmenciliği bitsin artık yahu…

  • okuyucu 9 Ağustos 2010 18:35

    Tabii ki her şeyi Nolan yapmamış fakat filme çok emeği geçtiği de açık.Söylediğine göre senaryo üzerinde on yıl çalışmış.Dediğim gibi senaryo da ona ait.Ayrıca CGI efektlerinden uzak durup bir hayli emek gerektiren sahneler de kurdurmuş…Zaten ben bunca şeyin yanında “filmin sanat yönetimine de diyecek yok.” veya “filmin ses ekibini tebrik etmek lazım.” gibi bir cümle kursam hiçbir etki yaratmayacak takdir edersiniz ki..! Yönetmen merkezli eleştiriden uzaklaşıp senaryo merkezli eleştiriye geçsem -ki bu yazıda yapılan da o- yine Nolan üzerinden konuşmuş oluyorum.

  • senbilirsinabla 3 Eylül 2010 9:49

    “Abla” da, kardeşlerinin, kızının öve öve bitiremediği filmi yakalar izler: Hayranlıkla sinemadan çıkarken aklındaki ilk fikir “bir kez daha izlemek!..” olur.

    Grafiker olarak çalıştığı yıllarda tanıştığı Escher’in, -bazısı- “merdiven”li muhteşem çizimlerinin perdede bunca ustalıkla kullanılışı, Hans Zimmer’in öyküyü destekleyen güzelim müziği, hele hele filmin yerçekimsiz bölümlerinin, yaratıcılığın, özgünlüğün tavan yaptığı filmin, “abla”ya kalırsa, -belki de bir tez konusu gibi- birkaç kez izlenmesi, incelenmesi, özellikle ortaya koyduğu “gerçekliğin ne olduğu” fikri üzerinde uzun uzun düşünülmesi gerek.

  • UmmoTak 30 Aralık 2012 13:00

    While I enjoyed Inception I’ve seen it twice I wdulon’t call it the Greatest SF Film EVAR. It’s not even my favorite Christopher Nolan film, which honor goes to The Dark Knight. Still, it is, as you say, a very good flick, definitely much smarter than your standard film fare.I’m apparently a much bigger Nolan fan than you are. Even when he’s not as his best, the guy puts out movies get me excited about going to the movies. I gotta tell ya, that’s a vanishingly rare quality.Oh, and you should really see Memento sometime.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri