İçinde Yaşadığım Deri, Acımasız Tanrı, Nar, Entelköy Efeköy’e Karşı

- 20/01/2012
5,00(3 oy)

2012, zamanların son yılı ilk haftasında “abla”, aralarına, arkasına iyi dilekler yazdığı, birer hareketli göz, küçük kırmızı bir üçgen ve parlak renkli kuş tüyleriyle süslediği kitap ayraçları koyduğu -çoğunluğu İskender Pala, Bir Yunus Romanı OD- kitaplar hediye ettiği bir çok buluşma yapar, dönmeden bir kaç da film izler:

Yönetmeni Pedro Almodovar’ın, yitirilen sevgililer evlatlar, cinsellik, çapraşık ilişkiler, uçlarda ruhsal rahatsızlıklar, takıntılar, araba kazası… türünden tipik yaklaşımını taşıyan İçinde Yaşadığım Deri, -doktor rolünde- giderek yakışıklı Antonio Banderas’ın, kendisini terk edip kaçarken geçirdiği kazada yanan karısı için domuzlardan faydalanarak ürettiği deriyi kullanma fırsatı bulamadan kadının intiharı, küçük kızının buna tanık oluşuyla yaşadığı travma, genç kızlığında tedavisi sürerken yaşadığı ilk cinsel deneyim, buna neden olan uyuşturucuyla bilinçsiz oğlan, doktorun, kızının kaybını hazmedemeyip kaçırdığı oğlana yitirdiği karısının yüzünü vererek cinsiyetini değiştirmesi, arada, annelerinin aynı olduğundan habersiz kardeşini vurması… Almodovar’ın kendine özgü sinemasını sevenler için diye düşünür “abla”, bir güzel film daha.

Acımasız Tanrı, yönetmen Roman Polanski’den; Çocukları dövüşen iki çift -Kate Winslet, Jodie Foster…- bir araya gelir, “uygar bir yaklaşım”la durumu konuşurlar. Öyküsünü bir tiyatro eserinden alan film çiftlerden birinin salonunda geçer; kişilerin, büründükleri -olmak istedikleri- yapay kimliklerle başlattıkları konuşma, cep telefonu konuşmaları, saldırılar, kusmalar, gözyaşları… ile bölünür, egolarının işe karışmasıyla roller ile birlikte güç de sürekli el değiştirir. Olmak istediği gibi olmaya çalışan insanın barındırdıkları üzerine satır satır izlenesi güzel bir film.

Gösterimde bir Ümit Ünal filmi; “abla” elbette görmeden dönecek değildir; Nar, sistemin gereği denilerek çarpıtılmış gerçekten kaynaklanan trajediyle altüst olmuş yaşamını geri almaya niyetli yoksul ve “farklı yetenekleri” olan bir kadının öyküsünü anlatır. Serra Yılmaz, İrem Altuğ, Erdem Akakçe… oyunuyla, gerilimi hiç düşmeksizin, bu kez insanın olduğu gibi olmasının barındırdıkları üzerine bir güzel film.

“Abla”nın son zamanlarda küfrü sevmesine neden olan iki filmden biri (diğeri Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi) Entelköy Efeköy’e Karşı: Politik bilinç düzeyi yüksek, mesajını kahkahalar arasında türküler, şarkılarla veren filmin yönetmeni, Yüksel Aksu. Çok Güzel Hareketler Bunlar karakteri Hıyarlı Baba’dan tanıdık, sevdiği, “ortamları ayrı”kızın yüzüne bakamayan utangaç muhtar, çok sevimli Şahin Irmak, Entelköy’den Ayşe Bosse, rock’tan Harmandalı’na geçişi çok doğal Nejat Yavaşoğulları ile bir kaç oyuncuya ek olarak Ege Halkı, ortaya, “abla”nın iki kez sinemada olmak üzere üç-beş kez izlediği Dondurmam Kaymak tadında muhteşem bir film çıkarmışlar. Entel bıyıklara yapışan muhtarla toz duman devinen entel-köylü kalabalığının itiş kakışı, kendine özgü asil ritmiyle muhteşem yöre oyunu, adını amca oğlunun bile hatırlamakta zorlandığı “aşırı”nın kendisine deli muamelesi yapan köylü akıl danışmaya geldiğinde konuşurken yürüyüp gitmesi, rüyalanan oğluna gusül abdesti için su taşıyan ananın cinsellikle ilgili konuşması, sarhoş muhtarın yalpalayan cipi ile Entelköy’e gelip yaptığı baskın -ki “abla”nın bayıldığı sahnelerin başında gelir- hiç zorlamasız, son derece doğal akan öykünün en güzel sahneleri. Bir kaç kez görülesi film, “abla” için İstanbul seferinin en büyük ganimeti.

İçinde Yaşadığım Deri, Acımasız Tanrı, Nar, Entelköy Efeköy’e Karşı Yorumları

Yorum Yok


yedi × 2 =

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri