1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (6 oy, ortalama: 8,33)
Loading ... Loading ...

Serinin üçüncü filminde yönetmen koltuğuna oturan Alfonso Cuaron, eğlencelik ilk iki filmin aksine Harry Potter serisine bir kişilik kazandırıyor.

Harry Potter’ın ilk iki serisinde yönetmen koltuÄŸunda Chris Columbus oturmuÅŸtu hatırlarsanız. Ve ilk iki film de, özel bir dokunuÅŸtan oldukça uzaktı. Chris Columbus, özellikle ilk filmde, kamerasını karakterlerin görülebileceÄŸi ÅŸekilde yerleÅŸtirmekten baÅŸka birÅŸey yapmamıştı. Üçüncü filme bakınca, Alfonso Cuaron’un farkı daha iyi anlaşılıyor.

Her ÅŸeyden önce Cuaron izleyicisini küçümsemiyor. Filmin küçük izleyicilere hitap ettiÄŸini varsayıp, buna uygun sahneler kotarmaktansa, daha ilk anlardan itibaren farkını hissettiriyor. Bu da Cuaron’un kendine has kamera kullanımıyla ortaya çıkıyor elbette. Henüz ilk dakikalardan karanlık bir atmosfer yaratan Cuaron, yeterince uzun planlarla oyunculardan da daha fazla verim elde ediyor. Mesela, Harry Potter’ın Sirius Black’le ilgili brifing aldığı bir kısımda, bir yandan da Sirius Black’in “aranıyor” yazan afiÅŸini görüyoruz ki, muhtemelen “baÅŸka bir yönetmen” böyle bir inceliÄŸe yer vermezdi.

Filmin bir diÄŸer ilgi çekici yanı da, sırtını aksiyona deÄŸil gerilime yaslıyor oluÅŸu. Nerdeyse birbirinin kopyası kurgulara sahip ilk iki filme nazaran, burada kurgu da biraz deÄŸiÅŸik. Tabii ki yine Malfoy’un Harry ve arkadaÅŸlarına sataÅŸmalarını izliyoruz fakat tüm film bunun üzerine kurulu deÄŸil. Mesela, büyücüler dünyasına geçen duvar burada kullanılmıyor. Yani filmde gereksiz eÄŸlencelikler biraz silkelenmiÅŸ. En başından beri Hogwards’a yerleÅŸen tekinsiz ruh emiciler, gerilim düzeyini arttırıyorlar. Yine ilk iki filmin aksine bu sefer okulun geleceÄŸi deÄŸil, doÄŸrudan Harry’nin hayatı söz konusu. Harry’nin peÅŸinde olduÄŸunu öğrendiÄŸimiz Sirius Black, okula yaklaÅŸtıkça klostrofobik bir ortamda hissediyoruz kendimizi. Özellikle ilk filmde çok yer kaplayan Quidditch mücadelesi, bu sefer hikayenin bir yan unsuru. Okuldaki gruplar arasında yer alan çekiÅŸme de filmde pek yer almıyor. Yani Cuaron, serinin hayranlarının bir kez daha “müfredata uygun” bir film izlemesine izin vermiyor, çok da iyi yapıyor.


Alfonso Cuaron’un seyircisini ciddiye aldığını söylemiÅŸtim.Bunu şöyle de deÄŸerlendirebiliriz;ilk iki filmde neredeyse çoÄŸu zaman pırıl pırıl olan gökyüzünü bolca seyretmiÅŸtik.Burada Cuaron,filmin gerilimli havasına hizmet etmesi için kara bulutları bol bol kullanıyor.Ayrıca zaman zaman çıkan espiriler oldukça zekice.Hatta kimi zaman film,bir gerilim-korku filmi havasına bürünebiliyor.Finaline doÄŸru,oldukça akıllıca manevraları da hikayede görmek mümkün.

Fakat hikayenin kendine has varlıklarından doğan aksaklıkları da görebiliyoruz. Hikayeye dahil olan çeşitli varlıklar, nihayetinde bir Harry Potter filmi izlediğimizi anımsatıyor bizlere. Bunu küçümseme amaçlı söylemiyorum, hikayenin özünden kopmadığını belirtmek istiyorum sadece.

Filmin çekirdek kadrosunda yine pek bir değişiklik yok. Daniel Radcliffe, bu sefer kimi zaman abartsa da, daha iyi bir oyuncu olarak karşımıza çıkıyor. Rupert Grint, Emma Watson, Alan Rickman, Gary Oldman, Maggie Smith, Tom Felton, Robbie Coltrane ve Michael Gambon gibi güçlü oyuncuları da filmde görmek mümkün.

Harry Potter serisinin kitaplarını okumadığım için, seride bu kitapla keskin bir dönüşüm yaÅŸanıp yaÅŸanmadığını bilemiyorum ama bir yazarın, tek bir kitapla bu denli farklı bir yola girmesi de çok mümkün gözükmüyor bana. Alfonso Cuaron’dan bu kadar karanlık bir film beklemiyordum. Fakat Cuaron, ne yaptığını bilerek ortaya doyumsuz bir film çıkarmış.


Yorum yapın