1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (Henüz oy verilmemiş)
Loading ... Loading ...

Film olmuş bir kitap, Gölgesizler ve gezi notlarından bir film, Amerikalı Arkadaşlar

Hırpalanan uykusu dağılmayan “abla”, gece aralıklarla kulağına sızan takırtıların kaynağı kemiÄŸi, veranda ortasında yorgun serilmiÅŸ bulduÄŸunda parçaları birleÅŸtirir: Bir yıl önce Çomar’ın bir kemik parçasını havaya atarak oynadığı verandada, bir gece önce oÄŸlu, “abla”nın sevgilisi Ekran Koruma, yine bir kemik parçasıyla, Kubrick’in 2001 Uzay Macerası’nı yeniden anımsatarak, aynı figürlerle tekrarlar.

GüneÅŸin doÄŸuÅŸuna özgü, ÅŸafak pembesi cıvıltılarla uyanan “abla”, kedilerin kahvaltısını merdiven dibine serer. Mayıs’ın sekizinci günü baÅŸlattığı olaÄŸan sabah yürüyüşü için, su doldurduÄŸu pet ÅŸiÅŸeyi, bir arapkızı elmayı, okumakta olduÄŸu kitabını sırt çantasına koyar, yola koyulur.

Bir metre uzunluÄŸundaki yılanın hışırdayarak yolu enlemesine geçiÅŸine tanık olup, eÅŸin dostun “yaÄŸmurlar yüzünden çok yılan var, aman ha, otların arasına girmeyesin” uyarısını yabana atmayışını kutladığı yürüyüşünü, katırtırnakları kokulu, sarılı, eflatunlu çiçeklerin, siklamenlerin arasında sürdüren “abla” tepeye varır, kayasına tüner, bir kaç sayfası kalmış kitabını açar.

Film Festivalinde yönetmen Ümit Ünal‘ın çektiÄŸi “Almanya’da DoÄŸu’nun Kafka’sı olarak nitelendirilen Hasan Ali ToptaÅŸ‘ın 1994′te Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan, aynı adlı romanından…” uyarlandığı belirtilen Gölgesizler‘i görüp beÄŸenen “abla”, Emek’ten çıkar çıkmaz Mefisto’ya dalıp satın aldığı Gölgesizler romanını bitirir.

Fikrince, sinemaya uyarlanırken kitaba -olayların aktarılışı açısından- sadık kalınmışsa da, muhteÅŸem betimlemelerle dolu anlatımın -ki kitap aslında budur-, filme, bilinen ya da bilinmeyen, hiçbir biçimde aktarılması mümkün deÄŸil! İletiÅŸim Yayınları’ndan çıkan kitabın 41. sayfasından, “…AÄŸlamadı ama, ona herkesten farklı görünmekten çekinerek herkesteki anlamsızlığa bürünerek bekledi. Kunduracı geliÅŸinin nedenini pençeli ayakkabılara benzeyen çok kullanılmış bir gülüşün ardına gizleyerek kapıdan girdi…” GeliÅŸigüzel birkaç satırla, yazarın üslûbuna bir örnek vermek isteyen “abla”, diÄŸer filmlerini beÄŸendiÄŸi, ustalığına saygı ve hayranlık duyduÄŸu Ümit Ünal dahil, hiçbir yönetmenin, kitaptaki anlatımı lâyıkıyla yansıtabilecek oyunculuk elde edemeyeceÄŸinden emin!

MuhteÅŸem güzellikte betimlenen olaylar, zamanı eÄŸip büken yolculuklar: “Çok güzel anlatım” der “abla” ama, -haddini aÅŸarak- “çok sık kullanılan …tabii’ler, birkaç da …gerçi, olmasa, daha iyi olmaz mıydı acaba?” diye düşünmekten kendini alamaz.

Eve döner, kitabı KaraaÄŸaç Köyü ilköğretim okulu kütüphanesi için hazırladığı üç koliden birine sıkıştırır. Cuma günü pazara indiÄŸinde okula uÄŸrayan “abla”, kütüphane sorumlusu, güleryüzlü aydınlık öğretmene, “20-30 cilt Red Kit var, 10 cilt kadar da Turan Dursun, bir de Tevrat, İncil…” diyerek nabız yoklar. ArkadaÅŸlarına danışacağını belirten iyi niyeti su götürmez öğretmen, kütüphane dışı kalacakları Pelitköy’deki okuma odasına yollayabileceklerini belirtir.

Öğlen, -eh! önceki günlere göre daha ılık- denize giren, günün kalanını yaÄŸmur sıkıntısıyla boÄŸuÅŸarak geçiren “abla”, paralı kanalın 10. yaşı dolayısıyla yapılan reklamlara, neredeyse bedava -dağıtılan- üyelik duyurularına kızar: Son bir kaç akÅŸamdır, akÅŸamları -hiç olmazsa- bir film izleme alışkanlığındaki “abla”, paralı kanalda daha önce izlemediÄŸi film bulmakta zorlanmakta!

“TV8′de 20:45′te, cnbc.e’de de 22:00′de güzel filmler var nasıl olsa, iptâl mi etsem üyeliÄŸimi, ne yapsam?” diye düşünürken, MGM’de bir sürpriz, çok güzel bir İngiliz filmi:� Edward ….’in gezi notlarından sinemaya uyarlanmış, yönetmen Tristram Powell, 1991 yapımı Amerikalı ArkadaÅŸlar.

Kadınların sokulmadığı, akademisyenlerin evlenmedikleri, arada cinsel perhize zorlandıkları 1800′lerin tutucu Oxford ortamından kısa süre için ayrılıp İsviçre Alpleri’ne giden -Monty Python’dan- Michael Palin, akranı bir Amerikalı hanım ve vesayetindeki İrlanda asıllı genç kız ile tanışır. Genç kızın en başından âşık olduÄŸu akademisyen, duygularını açığa vurmakta çok zorlanır. Teyzenin duyguları, Oxford’dan bir baÅŸka “yenilikçi” akademisyenin kıza el atması, günün ÅŸartları, ahlâk anlayışı… “abla”nın yaÅŸlı gözlerle izlediÄŸi pek güzel, mutlu son’lu bir film.

“Abla”, üç hafta süren yazma isteksizliÄŸini geride bırakmasını saÄŸlayan sinemaya bir kez daha, içten sevgi ve saygılar sunarak yazısını bloguna yerleÅŸtirir.


Bu yazı 114 kez okundu

Yorum yapın