Freedom Writers – Özgürlük Yazarları

- 08/11/2012
9,75(4 oy)

Bu yazının giriş kısmındaki amacım haddim olmadan bir sosyolojik tespite falan soyunmak değil. Fakat özellikle 90’larda ve 2000’lerde kendisine yer bulan aynı tarz filmlerle ilgili genel bir eleştirinin zamanı geldi de geçiyor.

 

Başlıktaki “Freedom Writers”la beraber sözünü ettiğimiz filmleri Samuel L. Jackson’lı “187” ve Michelle Pfiefer’lı “Dangerous Minds”, yani idealist öğretmeni anlatmaya kalkıp da öğrencilerin hepsini azılı birer canavara dönüştüren yapımlar. Tabii ki iki ülke arasındaki eğitim sistemi ve sosyal farklılıkları da göz önünde bulundurmak gerek.

 

Uzun yıllardır olduğu üzere, yazının yazıldığı sıralarda da tüm medyada şiddet olayları, özellikle kadına şiddet tartışılıyor. Fakat şunu herkes unutuyor sanırım, özellikle bu filmlerde görmezden geliniyor, bir çocuğun, kız da olsa erkek de olsa, özellikle ülkemizde şiddetle tanıştığı ilk ortam okuldur. Çocuk “sorunların şiddetle çözülebileceğini” ve şiddetin meşru bir faaliyet olduğunu öğretmeninden yediği dayaklarla bilinçaltına bir güzel yerleştirir.  Dolayısıyla medyada sürekli dolaştırılan “şiddet gösteren erkeğe eğitim verelim” cümlesi baştan çöker çünkü erkeğin en başında gördüğü eğitim zaten bu sonucu normal kılmaktadır. Fakat öğretmen şiddeti ülkemizde o kadar meşrudur ki, bir öğretmen öğrenciyi dövdüğünde bu durum haber olamaz fakat öğretmen şiddet görüyorsa bu haberdir. Bu örnekler için konuyla ilgisi olmayan fedakar öğretmenleri elbette tenzih ediyorum. Amacım filmin oturduğu zeminin çarpıklığını göstermek. Demek istediğim artık 90’larda kalan bu sinema anlayışı neresinden tutsanız elinizde kalacak türden bir malzeme. Dolayısıyla bu filmi izlemeniz için 2000’lerde hiçbir sebebiniz yok. Tüm filme yayılan “ben bu filmi daha önce izlemiş miydim acaba?” düşüncesi de çok doğal çünkü bunu izlememişseniz bile aynı zihniyete sahip pek çok film izlemiş olabilirsiniz. Yine de izleyici yorumlarının genelde olumlu olduğunu not edelim.

Gelelim “Freedom Writers”a. Dediğimiz gibi film genç ve idealist bir öğretmenin yola getirilmesi zor bir grup öğrenciye eğitimi sevdirmesi ve bu gençlerin hayatlarını düzene sokmasıyla ilgili. Normalde zaten bu gençlerin okula gitmeye pek niyetleri yok anladığımız kadarıyla. Fakat eğitim sistemindeki bir düzenleme sebebiyle kendilerine bu fırsatı bulmuşlar ve hiçbirinin okulu bitirip üniversiteye gitmeye isteği yok. Genç ve idealist öğretmen Erin, başlangıçta biraz zorlansa da öfke patlaması yaşadığı bir anda kaale alınıyor ve sonrasında basit bir numarayla sınıf içinde kümelenen öğrencileri birbirlerine bağlıyor. Gerçek bir hikayeden uyarlama olan filmde yine de öğrencilerin yaşadıkları dönüşüm ve edebiyat dünyasına duydukları ilginin oluşumu tam olarak yansıtılamıyor. Bir süre sonra tamamen “ırkçılık savaşçısı”na bürünüyor yapım ve Yahudi soykırımını arkasına alarak bol bol eşitlik dersleri veriyor. Çoğu birbirine benzese de, siyahi öğrencilerin özgün hikayeleri ve Yahudi soykırımının işlendiği bazı kısımlar duygusal bir yoğunluk yaratıyor. Erin’e bilenen öğretmenlerin bunu yalnızca kıskançlık için yapıyor gibi görünmeleri sığ bir düşünce olarak ilgi uyandırmıyor.

 

2007 tarihli filmin başrolünde Hilary Swank yer alıyor. Onun ilgi göremeyen eşi rolünde Patrick Dempsey, babası rolünde Scott Glenn ve onunla uğraşan! “cadaloz öğretmen” rolünde ise, Harry Potter and the Order of the Phoenix’te de benzer bir rolde izlediğimiz Imelda Staunton’ı görüyoruz. Filmin yönetmeni ise Richard LaGravenese.

Freedom Writers – Özgürlük Yazarları Yorumları

Yorum Yok


× 9 = onsekiz

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri