En iyi 5 Leonardo DiCaprio performansı

- 07/03/2014

Belki erken böyle bir liste için, daha tecrübeli oyuncular da var fakat Leonardo DiCaprio çok ileri olmayan yaşına rağmen çalıştığı yönetmenler ve gösterdiği ivme nedeniyle böyle bir listede yer almayı hak ediyor. Oscarlarda ödülü gidip de Matthew McConuaghey’e kaptırınca kendisine olan sempatimiz de bir kat daha arttı tabii. Yola çıktığı filmi “Titanic” kabul edersek “genç kızların sevgilisi” etiketinden kurtulup bu denli olgun bir oyuncuya dönüşmesini ve bu sırada hayli erkek sinemasever hayran da kazandırmasını göz önüne alırsak, bu listede olmayı hak ediyor bence.

Listede yer alan filmler tabii ki şahsi görüşüm. En iyi 5 performansını kendimce değerlendirmeye çalıştım. Sizin kafanızda farklı bir ilk 5 varsa yorum kısmına ekleyebilirsiniz.

 Whats Eating Gilbert Grape

5-) What’s Eating Gilbert Grape:

Kasaba hayatının tekdüzeliğinde özürlü kardeşi ve obez annesinin yanında sıkışık kalmış Gilbert Grape’in öyküsünün anlatıldığı filmde, DiCaprio Johnny Depp’in canlandırdığı Gilbert’ın özürlü kardeşine hayat veriyordu. Esasen parıl parıl parlayan bir performansı da yok ama ileride ne kadar iyi bir oyuncu olacağının sinyallerini görüyor olmamızdan ötürü kariyerinde önemli bir noktada duruyor “What’s Eating Gilbert Grape”.

 Shutter Island

4-) Shutter Island:

Martin Scorsese’nin eski usul sinemayı canlandırdığı “Shutter Island” hem yönetmen hem DiCaprio için farklı bir çalışmaydı. Bir akıl hastanesinin bulunduğu bir adada, imkansız gibi görünen bir kaçış hikayesini araştırmak için adaya gelen iki dedektif, önce dış dünyayla iletişimi kaybediyorlar ardından da adada tuhaf olaylar yaşandığını seziyorlardı. DiCaprio için sırf Scorsese’yle çalıştığı için bile önemli bir projeydi. İnsanı gerim gerim geren yapısıyla bir Hithcock filmini andıran “Shutter Island”ı ikinci kez izlediğinizde hem Mark Ruffalo’nun hem DiCaprio’nun ne kadar iyi oynadıklarını daha iyi anlıyorsunuz.

 Revolutionary Road

3-) Revolutionary Road:

Amerikan banliyösünde geçen dönem filmi “Revolutionary Road”ta yönetmen Sam Mendes yaldızlı insan ilişkilerinin foyasını ortaya çıkarıyordu. Öyle bir ilişki ağıydı ki bu, herkes birbirinin arkasından konuşuyor, gerçekleri söyleyenler deli addediliyor ve mumdan ayakta duran evlilikler de içten içe çürüyordu. Karamsar yapısı seyircinin beğenmemesine de sebep oldu belki de. DiCaprio “Titanic”teki partneri Kate Winslet’la birlikte filmin arıza evli çiftine hayat veriyordu. Artık iki olgunlaşmış oyuncu olarak ikisi de döktürüyordu. DiCaprio’nun öfke nöbeti sahneleri ise filmin doruk noktalarını oluşturuyordu.

 Django Unchained

2-) Django Unchained:

Quentin Tarantino’nun komedi – western soslu ırkçılık karşıtı filmi “Django Unchained” nerdeyse her Tarantino filmi gibi insani her duyguyu, en çok da komediyi yaşatıyordu izleyenine. DiCaprio sadist bir köle efendisi rolünde, hem komedi yükünü kaldırıyor hem de bir anti kahramanı da rahatlıkla oynayabileceğini kanıtlıyordu. 5 Oscar adaylığından biri de bu filmleydi.

 The Wolf of Wall Street

1-) The Wolf of Wall Street:

Elimden geldiğince spoiler vermemeye çalıştım fakat filmdeki birkaç sahneyi de anlatmak zorundaydım. O yüzden spoiler sevmeyenler yazının devamını okumayabilir.

Oyunculuğun zannımcaen önemli kıstası, ekrandakini farklı bir kişi olarak lanse edebilmek. Mesela televizyon tarihinin en iyi dizilerinden “House MD”nin başrol oyuncusu Hugh Laurie’nin fotoğraflarına bakarsanız, dizide ve gerçek hayatta bambaşka tipler görürsünüz. Gerçek hayatta nazik, mahçup bir tavrı varken dizide kıvrak zekasının yardımıyla bambaşka bir karakter olup çıkar. Gülümsemesi bile farklıdır, gördüğümüzün Hugh Laurie değil de House olduğuna eminizdir. Ülkemizde ise mesela Beren Saat’in veya Ali Atay’ın farklı rollerini inceleyin, bir fark göremeyeceksiniz muhtemelen. O yüzden bahsettiğim pek de kolay bir iş değil hani.

“The Wolf of Wall Street”te başlangıçta kısa bir sahnenin ardından DiCaprio’nun canlandırdığı Jordan Belfort’un iş hayatındaki ilk gününe geçeriz. İş arkadaşı Mark, oldukça rahat tavırlar sergileyen boşvermiş biridir. Jordan ise ona hafif bir hayranlıkla baksa da oldukça çekingendir. Aynı sahnede Mark, Jordan’a mastürbasyon yapıp yapmadığını sorar. Buradan itibaren DiCaprio’nun mimiklerine odaklanmak gerek. DiCaprio şaşırır, böyle cüretkar bir soruyu beklemiyordur. Omuzları düşüktür, konuşurken tereddütlüdür, böyle her yerde konuşulmayacak sorulara alışkın olmadığını Jordan’ın her halinden anlarız. Verdiği evet, yanıtından sonra Mark kaç kez yaptığını sorar. Jordan, yanlış hatırlamıyorsam, 3-4 kez dedikten sonra Mark her gün yapması gerektiğini ayrıntılarıyla anlatır. Bu sırada ve daha sonrasında elin yumruk yapılarak göğse vurulmasıyla tempo tutulan bir sahnede de Di Caprio’nun mahçup tavırları eşlik eder bize. Buradan sonra ise Jordan’ın yavaş yavaş Mark’a dönüşmesini seyrederiz.

Burada gördüğümüz Jordan çok güzel olmayan ama en ufak bir sıkıntıda şahsi birikimini kendisine sunan bir kadınla evlidir. Jordan’ın da tek isteği eşine pahalı hediyeler almak gibi görünmektedir. Çok renkli bir hayatı, şaşalı eşyaları veya evi falan da yoktur.

“Para Avcısı” paranın insani değerlerle olan ters ilişkisini gösterdiğinden Jordan para kazanmaya başladıkça alışkanlıkları da değişir. Bununla birlikte DiCaprio da bize filmin başında olduğundan bambaşka bir portre çıkarır. İki karakterin aynı insanı canlandırdığına inanamayız. Daha yarım saat önce izlediğimiz Jordan gitmiş ve gerçek hayatta yıllara yayılan dönüşümüyle birlikte DiCaprio aracılığıyla dakikalara sığan bambaşka bir adam gelmiştir. İlk işlerinden biri olarak vefakar eşini boşar. Tamam belki uğruna boşandığı kadına da aşıktır, hatta 11 saniye süren ilk cinsel deneyiminden de anlayabiliriz bunu, fakat dediğimiz gibi bir türlü doymak bilmeyen iradesiyle uyuşturucu ve seksin müptelası olmuş bir adam vardır karşımızda. Bu değişime de hiç tereddütle yaklaşmayız çünkü tavrı, konuşması bağırmaları çağırmalarıyla az önceki adam gitmiştir. DiCaprio inandırmıştır bize bu değişimi. Sanki bir belgesel izliyoruzdur da karşımızda Jordan vardır. Tıpkı “House”taki gibi o adamın DiCaprio değil de Jordan olduğuna inanırız.

Filmin finalindeki bir sekansta ise bir müstakbel “Para avcılarına” bakarken DiCaprio’nun yüzüne ve vücuduna sanki yıllarca düşünüp her şeyi kafasında oturtmuş olgun bir insan yerleşir. Bir kez daha farklı biri vardır karşımızda.

Al Pacino’nun bile yıllarca Oscar için nasıl uğraştığını düşünürsek DiCaprio için henüz yolun başında demek çok da yanlış olmaz. Fakat McConuaghey’nin performansını izlemediğim için bilemesem de, bu ödüllerde oyuncuların kariyerleri ve yükselişleri de göz önünde bulundurulmalı diye düşünüyorum. Bu yüzden en azından ödülün gittiği adres kanımca yanlış. Ama Scorsese’le iş birliğini, bu denli yükselerek sürdürürse gün gelecek Akademi heyeti de kayıtsız kalamayacaktır bu büyük oyuncuya.  

En iyi 5 Leonardo DiCaprio performansı Yorumları

Yorum Yok


dokuz + 4 =

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri