El Yazısı

- 10/04/2012
7,00(1 oy)

“El Yazısı” temel olarak iki konunun üzerinde durarak sunuyor hikayesini. Bunlardan ilki aslında çok sık yaşansa da sıra dışı karşılanan bir durum: İnsanın sevdiği ile onu seven kişinin farklı olması. Filmdeki tüm ilişkiler bu denklem üzerine kurulu. Tüm karakterlerin bu sorunsaldan dolayı içine düştükleri çıkmazları var. Ancak başka bir nokta ise filmin temel öğesi olmasa da varlığı sayesinde filme anlam katan bir etken: Kasaba insanlarının başka insanların hayatlarına müdahil olması meselesi.

Filmin kasaba hayatına ilk başta acımasızca görünebilecek bu yaklaşımı filmi üst seviyelere çekiyor. Filmin geçtiği kasabadaki tüm ahali, artık canları öyle istediklerinden mi, imkanları olduğundan mı yoksa gerçekten meraklarına gem vuramadıklarından mı bilinmez durmaksızın başka insanların hayatlarına burunlarını sokuyorlar. Halkın bu göz hapsi karakterler üzerinde görünmez bir zırh oluşturuyor adeta. Üstelik ilgilenmeyen birine karşı bile “iki adamın camide kavga ettikleri” dedikodusunu dillendirme ihtiyacını hissediyorlar mesela. Veya bir dükkanda bulunan bir yabancıdan dolayı insanların sürekli içeriye göz atması, erkek arkadaşıyla buluşan bir kızın durumu gizlemeye çalışması, başka bir sebeple gelen bir çocuğun içerideki erkek ayakkabısını gözlemlemesi vs. kısacası film değinilmesi elzem olan bu konunun üzerine giderek artık iyice alıştığımız fakat esasında olmaması gereken bu vahim tabloyu didiklemeye soyunuyor. İnsanın bir süre sonra “sana ne be kadın” diyesi geliyor ki film hem bu konuyu işlemesi sebebiyle hem de “bizim insanlarımız güzeldir, kasaba hayatı bir tanedir” tuzağına düşmeyip kimsenin sesini çıkarmadığı bu çarpıklığı lanse etmesiyle şimdiden popüler sinemada ayrı bir yerde duruyor. Nuri Bilge Ceylan’ın “Kasaba” filmindeki boğuk havanın farklı bir versiyonu, olaya ve insanlara başka bir açıdan yaklaşan bir film olarak da değerlendirebiliriz aslında yapımı.

Bu iki konu temel alınıyor sadece fakat yapım ne istediğini bilen ve neyi nasıl anlatması gerektiğinin de bilincinde bir nebze. O yüzden çocuk karakterlere fazla yer verilmesiyle filmin dinamiği bozulsa da neticede ortaya eli yüzü düzgün ve ilgiyi hak eden bir yapı çıkıyor.

Bir de ilk yönetmenlere yüklenilen bir nokta var ki anlamak mümkün değil. Ya da en azından başka bazı sinemacılara söylenebilse bile bu klişe bu filmde geçerli değil bunu belirtelim. O da “İlk film olduğu için her şeyi anlatma çabası var” yargısı. Filmin böyle bir derdi yok, dediğimiz gibi bir konuyu temel alarak buna bazı öğeler eklemiş, hepsi bu. Ayrıca “Fight Club” da hem filminde hem kitabında pek çok şeyi bir arada sunuyor ama bu eseri güzel yapan da bu zaten değil mi?

Filmin senaristi ve yönetmeni Ali Vatansever. Oyuncu kadrosundan Cansu Dere, Sarp Akaya, Wilma Elles, Kenan Bal, Sercan Badur, Baran Akbulut, Bahtiyar Engin ve Salih Kalyon dikkat çeken isimler.    

El Yazısı Yorumları

Yorum Yok


4 + = sekiz

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri