Bulutları Beklerken

- 15/12/2013

“Sanat film”lerini kaleme alırken ülkemizdeki bu algıyı da sık sık hatırlatmaya, çarpıklığını göstermeye çalışıyorum. Ertem Eğilmez’in “Sanat filmi ne demek, iyi film zaten sanattır.” deyişindeki gerçekliği, bu filmler üzerinden dilimin döndüğünce ve belki de haddim olmadan aktarmaya çalışıyorum.

 Bulutları Beklerken

Ülkemizde Sinan Çetin ve Mustafa Altıoklar gibi bazı yönetmenlerin de karşı çıktığı bir sanat filmi anlayışı var. Bunun ayrıntılarını uzun uzadıya anlatmaya gerek yok, eleştirmenlerin bayıldığı, izleyicilerin ise yüz vermediği bu anlayış öyle bir hale geldi ki, bu filmleri sevmeyenlerin “sinemayı bilmemek”le nitelenmesi işten bile değil. Fakat Eğilmez’in dediğine katılmamak elde değil: İyi film zaten sanattır!

Geçelim “Bulutları Beklerken”e. Sınırımızı fazla aşmadan söylersek, “Bulutları Beklerken”de yapılan “cin olmadan adam çarpma”ya benziyor. Hani bazı köşe yazarları Nişantaşı’nda oturup halkın nabzını tutmaya çalışıyor diye eleştirilir ya, işte bu filmde de benzer bir dağınıklık görüyoruz.

Belli ki diyaloglar yazılırken yöre halkının konuşma dili, üslubu hiç göz önüne alınmamış. Adeta “Gerçek Kesit”teki gibi “Umarım ‘şöyle’ olur…” kalıplı cümleler kuran insanlarla kaynıyor film. Daha da kötüsü Karadeniz’in doğal atmosferinin filmde bir unsur değil de nerdeyse 70-80 dakika boyunca baş karakterin ruh halini yansıtan bir obje olarak kullanılmaya çalışılması.

 Bulutları Beklerken

Bu ülkede yaptığınız şey azınlık sorunları gibi bir konuyu kapsıyorsa, ortaya çıkan iş ne kadar kötü olursa olsun takdir ediliyor, cesur sanatçı ünvanını kazanıyorsunuz. “Bulutları Beklerken”de Yeşim Ustaoğlu yurtlarından göç ettirilen azınlıktaki vatandaşların sorunlarını, yıllar sonra kimliğini arayan bir karakter üzerinden anlatırken, adeta sipariş bir film çıkarıyor ortaya. İlkokulda hamasi öğretilere maruz kalan çocuklar, komedi unsuru olması amacıyla filme konulup yalnızca sinir bozan bir öğrenci, kendi memleketine ziyarete gelip kendisini turist olarak tanıtan bir vatandaş vs. Belli ki Ustaoğlu, ortaya çıkardığı eserin ne tepkiler alacağını iyi sezmiş lakin ince(!) göndermeleri o kadar eğreti duruyor ki, izleyenin gözüne batmaması elde değil. “Kelebeğin Rüyası” nedeniyle “ödül almak için film yapıyor” eleştirilerine maruz kalmıştı Yılmaz Erdoğan, işte Ustaoğlu’nun filmi de salt bu amacı güdüyor.

Fazla uzatmaya gerek yok. Sıkıcı bir tarih dersinde gibi hissediyorsunuz filmi izlerken. Diğer filmlerini bilmem ama bu tip filmlerle bir yönetmenin “Nuri Bilge Ceylan ayarında” gösterilmesi ise büyük bir garabet.

Filmin oyuncu kadrosunda tek başına filmi sırtlamaya çalışıp, bir yere kadar filmi taşıyabilen Rüçhan Çalışkur, Rıdvan Yağcı ve İsmail Baysan gibi isimler var.

Bulutları Beklerken Yorumları

1 Yorum


bir × = 3

  • İlkem 4 Mart 2014 23:16

    Merhaba. Öncelikle ellerinize sağlık güzel bir yazı olmuş. Ancak şunu eklemek isterim ki Yeşim Ustaoğlu bu ülkede film yapmaya çalışan bir avuç kadın yönetmenden biri.Umarım yazınızı okuyanlar ön yargıyla yaklaşmazlar kendilerine , kendisi gün geçtikçe sinema dilini değiştiriyor tek bir filmle yargılamak yerine özellikle son dönem filmlerini izlemenizi tavsiye ederim. Sevgiler…

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri