- 04/02/2012 | mircturk:tesekkurler, ne zaman bir turk filmi oskar alacak...
- 21/01/2012 | senbilirsinabla:Film Festivalinde yönetmen Ümit...
- 21/01/2012 | onur çoban:son 10 yılda özellikle bilgisayar...
- 20/01/2012 | belmondo:tabi bir de benim listem var 1-a bitterseweet life...
- 15/01/2012 | senbilirsinabla:Bir kaç Filmekimi önce görüp çok...
IMDb notunun 7.3/10 ve hatta oy kullananların %22′inin 10/10 vermesine raÄŸmen, film benim için çok güzel bi iki saat kaybı oldu. Aslında bir filmi beÄŸenmesem de, geçen vakti kayıp olarak görmeyen biri olmama raÄŸmen, baÅŸladığım bir filmi yarıda bırakmak istemeyen bir anlayışta oluÅŸum, ortaya bir ironi çıkmasına sebep oluyor.
Konu, -belki- son zamanlardaki eşcinsel furyası sebebiyle itici geldiği için olsa gerek, vasatın üzerine çıkamıyor.
Neil Jordan ise yönetmenliğiyle, daha önce de The Good Thief filmiyle bana sıkıntılı dakikalar yaşatmıştı.
Filmin, -kanaatimce- Cillian Murphy gibi yetersiz bir oyuncu üzerine kurulu olması da büyük hata olmuÅŸ. Red Eye filmindeki performansı için de yakın ÅŸeyler söylemem mümkün olan Cillian Murphy’e, Batman Return‘da olduÄŸu gibi daha ufak roller vermeli… Bununla beraber Cillian Murphy, Altın Küre‘de en iyi aktör (komedi ya da müzikal) dalında aday gösterilmiÅŸ. Gerçi bu aralar eÅŸcinsel rolündeki herkesi aday gösteriyorlar.
Filmin detaylarında güzel noktalar da var elbet; kara komedi tarzındaki bazı sahneleri ve özellikle iki kuÅŸun diyalogları gibi…
Zevklerin deÄŸiÅŸebileceÄŸi gerçeÄŸine, imdb ve Altın Küre’den edindiÄŸimiz bilgileri de ekleyerek kimilerinin filmi zevkle izleyebileceÄŸini söylemek doÄŸru olacaktır.
- Kategori:
- 2005
|- Drama
|- Komedi
|- Sinema Filmi
- Etiketler:
Cillian Murphy, Neil Jordan





23 Mayıs 2006 21:13
Ben de uçakta izledim, tam bir vakit kaybı film, çok ilginç olabilecekken pek birÅŸey olamamış gibi geldi. Velvet Goldmine daha hoÅŸ, aynı glamrock’ımsı dönem ve cinsel kafa karışıklığı vs.
24 Ocak 2008 2:11
Åžahsen hayatımda gördüğüm en gereksiz eleÅŸtirilerden birini yazıp neredeyse ne varsa veriÅŸtirmiÅŸsiniz.Ayrıca Cillian Murphy’ye yetersiz oyuncu yakıştırması kınanacak bir kelime.Kendisi yeteri kadar kendini kanıtlamış ve The Wind That Shakes the Barley’de tavan yapmış bir oyuncudur.28 days Later’ı ve Sunshine ile On the Edge’i saymama gerek yoktur umarım ki Ken Loach yada Dan Boyle gibi yapımcıların ufak rol adamlarını baÅŸrole koyucaklarını hiç zannetmiyorum,hakarek olarak algılıyorum."Bu aralar escinsel rolü yapan herkesi aday göseriyorlar" cümlesi de ne kadar baÄŸnazca ve ne kadar ilgisiz ve bilgisizce bir cümle.Breakfast on Pluto’ya yorum yapan birinin sinema dünyasında daha cok sey bilmesini bekler,böylesine bir eleÅŸtiriyi okumamayı beklerdim ki eleÅŸtirinizde bir yapıcılık yok. Filmi bastan izlemeniz gerektiÄŸini belirtmek isterim,sevgiler..
24 Ocak 2008 2:13
Bu arada Danny’yi yazarken n ve y çıkmamış,özür dilerim,Danny Boyle olacak yapımcının adı.
24 Ocak 2008 17:23
Bu yazıyı yazmamın üzerinden neredeyse bir sene geçmiş. Sizin yorumunuzdan sonra tekrar okudum. Ve evet, şimdi olsaydı daha farklı şeyler yazardım. Ama yine de eleştirilerinizde çoğu haksız, azı haklı taraflar olduğunu düşünüyorum:)
BaÄŸnazca, ilgisiz ve bilgisizce olarak tanımladığınız ifademi, Breakfast on Pluto’nun aday gösterildiÄŸi sene Altın Küre’de eÅŸcinsel rolleri barındıran filmlerin fazlalığı (Brokeback Mountain, Capote, Transamerica ve belki Family Stone) nedeniyle bir tespit olarak ele almanızı isterim. Gerçi bazı konularda baÄŸnaz biriyim sanırım, ama sinema bunlardan biri deÄŸil:) Tabi, bu tespiti alaycı bir üslupla ele almış olmam konusunda haklı olabilirsiniz.
Yine de karar verici kurulların ve özellikle akademinin, ödül sahiplerini belirlerken her zaman kamuoyunun gündeminden bağımsız olarak karar verdiklerini düşünmüyorsunuz umarım. 74. ve 11 Eylül’den sonraki ilk Oscar’da; En iyi erkek oyuncu dalında bir önceki sene Gladiator ile ödül alan Russell Crowe’un deÄŸil de siyahi bir oyuncu olan Denzel Washington’un ödül alması; En iyi kadın oyuncu dalında ilk kez bir siyahi kadın oyuncunun (Halle Berry) ödül alması; En iyi yabancı dilde film ödülünü Amelie deÄŸil de No Man’s Land’ın alması…
Gerçi hepsi için mantıklı açıklamalarda bulunmak mümkün ya da uç noktadan bakmak ve Akademi’nin ‘hukuka uygunlukla adalete uygunluk aynı anlamı ifade etmiyor’ tezinden yola çıkarak ‘ödül almalı’ ile ‘ödülü hakediyor’ ifadelerinin farklı anlamlar içerdiÄŸi olgusu ve sinemanın kamuoyu üzerindeki etkisinin farkında olan Akademi’nin bunu etkili bir ÅŸekilde kullanması ÅŸeklinde açıklamak da mümkün.
Cillian Murphy’nin izlediÄŸim filmleri üzerinden oyunculuÄŸu hakkında yorum yapacak olursam, özünde hep aynı karakterleri izliyormuÅŸum hissi uyandırıyor. Sanki aynı renk ile yapılmış farklı resimler gibi. The Wind That Shakes the Barley ve On the Edge’yi izlemedim. O yüzden belki, ‘yetersiz oyuncu’ yakıştırması ağır bir ifade olabilir.
Neil Jordan’ın The Good Thief filminde de, aynı zaman kaybı hissine kapılmıştım. Bunun sebebi belki de yapımcılığı da üstlenmiÅŸ olması ve yönetmen-senarist kimliÄŸine yoÄŸunlaÅŸamaması da olabilir, bilmiyorum.
Bu tarzda eleştirileri görünce ne kadar mesut olduğumu belirtmek isterim. Ayrıca tavsiyenizi de dikkate alacağım. Belki aradan geçen bir sene ve kazandırdıkları filme daha açık fikirli, ilgili ve bilgili bir izleyici olarak yaklaşmamı sağlar:)