1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (Henüz oy verilmemiş)
Loading ... Loading ...

“Abla” biri Filmekimi 2009, 2. gününden Kapitalizm: Bir AÅŸk Hikâyesi, diÄŸeri vizyondan Karanlıktakiler, iki film görür.

2009 ABD yapımı Kapitalizm: Bir AÅŸk Hikâyesi, “abla”nın, esprili yaklaşımına bayıldığı zekî yönetmen Michael Moore‘dan. Tekrarlamaya bayıldıkları gözde deyiÅŸle Amerikan toplumunun yaÅŸam biçimini inceleyen, aksaklıkları çok neÅŸeli bir dille ortaya koyan yönetmenin bu kez konusu kapitalizm: Kalbi üzüntüye dayanamayacak kadar zayıf olanların izlememeleri önerisiyle baÅŸlayan film, evlerine -Amerika’da her 7 saniyede bir- haciz gelenlerin acıklı durumundan, geçinmek için -kan- plazması satan pilotlara, “türev” gibi paradan para sızdırmaya yönelik, iÅŸin içindekilerin dahi açıklamakta yetersiz kaldıkları Wall Street icadı kavramlara, ölü ırgat diye adlandırdıkları elemanlarını -onların bilgisi dışında- sigortalayıp, ölümleriyle binlerce dolarlık kârlar elde eden, pek çoÄŸu bizim için de tanıdık ÅŸirketlere… sürer giderken, Michael Moore mikrofonu, kendisinin, ardından kardeÅŸinin nikâhlarını kıyan iki pedere, ve hatta bir piskoposa yöneltir, kapitalizmin “kitaptaki yeri”ni soruÅŸturur. Aldığı cevap, bir senatörün de dediÄŸi gibi hemÅŸire, polis, öğretmen gibi hayatımızı kolaylaÅŸtıran gerçek kiÅŸiler yerine, yıllarca dergi kapaklarına zengin, ünlü, güçlü kiÅŸilerin resimlerini bastık; deÄŸer yargılarımızı gözden geçirmeli, deÄŸiÅŸtirmeliyiz” olur. Obama’nın seçim kampanyasını sakatlamasını umut eden muhaliflerin, gençlerin bunca tekrarlanan Sosyalizm kavramını merak edip sahiplenmeleriyle nasıl hayâl kırıklığı yaÅŸadığını anlatan Moore üşenmez, koca bir kamyonla, -sarı “suç mahali” bandı ile çepeçevre kuÅŸattığı- entrikacı ÅŸirketlerin kapısına dayanır, içeri sokulmayınca çalınan paraları koymaları için üzerinde $ simgesi olan bez torbayı uzatır, “pencereden atın!” diye seslenir. “Abla”yı en güldüren bölümde ise, sarışın güzel bir kadının tatlı sesiyle yaptığı “evleriniz karşılığında kredi verelim” içerikli konuÅŸma, bir yerden sonra fonda, Baba filminin müziÄŸi ile, Marlon Brando’nun kısık sesine dönüşür.

İçinde bulunduÄŸumuz “kriz”i, bundan güzel anlatan bir baÅŸka belgesel çıkmayacağından emin “abla”, bu iÅŸlerin nasıl yürüdüğünü, paraların nasıl yürütüldüğünü bilmek isteyenlere Michael Moore belgeselini hararetle önerir.

2009 Türkiye yapımı Karanlıktakiler, “abla”nın beÄŸendiÄŸi yönetmen ÇaÄŸan Irmak‘tan, yine pek güzel bir film: Oyuncular, -Ümit Ünal filmi Ara’daki güzel oyunculuÄŸuna bayıldığı- Egemen’e cuk oturmuÅŸ Erdem Akakçe, gençliÄŸinde yaÅŸadığı travmayla sakatlanmış, korkuları elinde oyuncak hafif kaçık, her ÅŸeyiyle gayet uygun anne Meral Çetinkaya, -”abla”nın Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’inden bu yana yeri ayrı- ÅŸehrin, hayatın örselediÄŸi reklamcı Derya Alabora, -Tayfun PirselimoÄŸlu’nun Rıza’sından tanıdık- hayata kırgın, geri sayımda Rıza Akın, ablasına göz kulak olurken, kiralarla da ilgilenen (?) kızkardeÅŸ Åžebnem Dilligil… Balıkçı köyü, reklâm ajansı, oyuncular kadar güçlü konak… mekânların tümü çok güzel, hikâyenin akışı onlardan da güzel!  Evine bırakıp başını beklediÄŸi sarhoÅŸ patronunun ayılıp taksi parası verdiÄŸi Egemen’in, “bizim kirada dairelerimiz var, o kadar deÄŸiliz…” türünden içten yanıtında olduÄŸu gibi, diyaloglar ne eksik ne fazla, doÄŸru ve yerli yerinde… Sigara dumanı ardındaki annesinin, “malı mülkü üzerine yaptıran kadınların sokaÄŸa attığı koca…” hikâyeleriyle karşı cinsten uzak tuttuÄŸu; evin bakımını üstlenmiÅŸ yeÄŸeninin “biz ne yapacağız?” sorusuna “sabır” öneren teyzeye bir de umutsuz aÅŸk hikâyesi eklenince Egemen, kentin karanlığına dalar, aÅŸamadığı, aÅŸabilmesi imkânsız görünen kendi karanlığına çözüm arar…

Etkileyici, akılda kalıcı, çok güzel bir film.


Yorum yapın