Beyaz Ekran’dan Yedinci Sanat’a Adalet ve İntikam

- 09/02/2013
8,00(3 oy)

Beyaz Ekran’dan Yedinci Sanat’a: Adalet ve İntikam

Bugünlerde kolektif medyada üzerinde reklam tüten bir tartışma var. Efendim,yeni dizilerde adalet ve haksız yere suçlanma konuları sıkça yer almaya başlamış.Evet doğrudur.Bu dizilerde yer alan hikayeler bizim sosyo-politik gündemimizle örtüşüyormuş.Tüm dünyada adaletsizlik var.Bütün adaletsizlikler insan faktöründen kaynaklandığından doğal olarak birbiriyle örtüşebilir.Dünyanın diğer ucu farklı bir gezegen değil. Bir nevi yapımcılar, sermayedar kanallar, bu kanayan yaraya parmak basmanın yolunu bulmuş. Bu dizileri yapmışlar. Hafiften atıflarla adalet sistemi eleştirisi yapmaktalarmış.Mış Mış. Mış. İşte bu sonuncusunun gerçekten ütopik olduğunu belirtmek lazım.

İthal dizilerde, evet, senaryoları yurtdışından devşirilen, tepeden inme kafamıza atılan bu yapımlarda, menşei ülkenin bizimkinden çok farklı olduğu aşikar sosyal-kültürel yapısının aşılandığı alt metinler canım ülkemin hangi fadime anasının hangi hikmet amcasının hayatıyla örtüşmektedir?  Bu insanların hangi duygusuna, örfüne, adetine hitap etmektedir?

Bu hikayeleri birer Monte Cristo Kontu, Odesseus, Dorian Grey  masalı gibi düşünmek, her biri modacı elinden çıkmış kıyafetlerin, lüks yaşamın,bireysel intikam hırsının,komplo kurbanı figürlerin uçuşup durduğu bu senaryoların herhangi birinde bizim adalet sistemimize, yada herhangi bir adalet sistemine eleştiri olduğunu düşünmekten daha gerçekçi olacaktır.Kaldı ki, sermayedar medyanın bu tür ithalat operasyonlarını kendilerinin de dahil oldukları çıkar gruplarını Aikido yapmak suretiyle sakatlamak üzere gerçekleştirdiğini varsaymak da oldukça naif bir düşüncedir.

Batman, Arrow(2012), Revenge(2012), Double Jeopardy(1999),Karadayı ya da Ezel ‘deki başkahramanlar düşmanları ya da en yakınları tarafından(bu durumda bir farkı kalmıyor) ihanete ve/ veya komploya uğramış bahtsız kişilerdir.Kendilerine acımayı bıraktıklarında soğuk yenen bir yemek de olsa  intikamı tatmayı  amaç edinirler. Bu kahramanlardan hiçbiri doğrudan adalet sisteminin kurbanı olmamıştır.Kötü niyetli kişilerin bir polis teşkilatını, mevkilerini ya da  maddi imkanlarını konuşturması sonucu haksız yere cezalandırılmışlardır.

Birer yalnız kovboy ve Robin Hood hikayesi olan Batman ve Arrow gibi hikayelerde her ne kadar  amaç iyilik gibi dursa da adaleti elde etme/sağlama hakkının kalbur üstü sınıfa bırakıldığını görmek mümkündür.Maddi güç, sosyal konum -miras ya da sonradan edinilmiş- intikam için gereklidir. Çünkü bu hikayelerde intikam maliyeti yüksek bir eylemdir.İntikam için sermaye gerekir.Tıpkı Revenge  dizisinde olduğu gibi. Babasının tanınmayan bir bilgisayar dahisi olan Nolan’a yatırım yapmasıyla aniden Apple vari bir şirketin yüzde 49 ortağı olan Amanda,orta sınıf bir yetimken sosyete semalarına yükselir. Ne Nolan’ın beş parasız nefesi kokan  bir dahiyken ne de Amanda’nın  parasız bir yetimken, hain tuzağı kuranların dünyasına sızıp ateşe yangınla karşılık verme şansları yoktur çünkü. Zaten o kadar zengin olunmasa oraya buraya böcek yerleştirip,o evi bu evi satın alıp, o piyonla bu piyonla oynamak da mümkün olmayacaktır.Arrow’daki Oliver’ın dediği gibi “Biz zengin çocuklar pahalı oyuncakları severiz.” Kesinlikle doğru söylüyor. Sadece Batmobil bile bunun kanıtı değil midir? Tabii bu kahramanların başka bir ortak yanı da adaleti çarpıtanların pençeleri kendilerine dokunmadan harekete geçmemeleridir. Yani halk için adalet sağlıyor gibi görünen havalı kahramanların da motivasyonu bireysel intikam hırsıdır aslında.Tıpkı Law Abiding Citizen(2009) ‘da Gerard Butler’ın kendini temize çıkarmaktan çok ailesinin ve haksızlığa uğrayışının intikamını almaya baş koymuş olması gibi.

Bütün bu kahramanlar, tamamen kişisel nedenlerle yola çıkıp topluma mal olan işler yaparlar.Mesela Supernatural’daki Teksaslı beyaz Amerikalı kardeşler de anneleri ölünce mesleğe adım atmışlardır.Ondan önce babaları kayınpederinin öldürülmesi ve kendisinin hedef alınmasıyla avlanmaya başlamıştır. Yani olayın kökeni hep kişiseldir.Ve aranılan adalet değil, göze göz dişe diş bir intikam anıdır. Bir nevi ruhsal tatmindir.Adaletle intikamı aynı kefeye koymak çok da mümkün değildir çünkü.

Amerikan sinemasının intikamı kolektifleştirme çabası bununla da kalmaz. Dişi Şeytan(1990) ve İlk Eşler Kulübü(1996) gibi filmlerle feminist bir boyut da kazanır. Hollywood’un yarattığı bütün bireysel intikamcılar kendilerinden başlayıp tümevarma eğilimine sahiptir.

Uzun lafın kısası,mutlaka adalet sistemi  eleştirisinden dem vurmak lazımsa, Şeytan’ın Avukatı (1997), Şirket (1993), Yeşil Yol(1999), Mississippi’nin Hayaletleri(1996), Bülbülü Öldürmek(1962) gibi filmlerden ya da Boston Legal, Damages, The Good Wife gibi dizilerden bahsetmek daha uygun olacaktır. Yabancı dizilerdeki alt metin, lanse edilmek istendiği gibi adalet sistemine bir eleştiri değildir. Verilen mesaj: “Bireysel olarak alınan intikamla ulaşılan huzur, ancak toplumsal adaletle kesiştiğinde adalet sıfatına layık olacaktır.” şeklindedir.

 

 

Beyaz Ekran’dan Yedinci Sanat’a Adalet ve İntikam Yorumları

Yorum Yok

Yorum yapma kapalı.

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri