1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız6 Yıldız7 Yıldız8 Yıldız9 Yıldız10 Yıldız (1 oy, ortalama: 7,00)
Loading ... Loading ...

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali 12. günü “abla” üç film görür: Balığa Çıkmak İçin Kötü Bir Gün, Lezbiyen Vampirler, Koca Dünyada KurtuluÅŸ Pusuda

Adının, Sinema Günleri olduÄŸu, baÅŸlangıcından bu yana izleyicisi olduÄŸu Festivalin, 12. gününde gördüğü iki güzel filmle, “abla”nın, hele tek filmle Dünyayı deÄŸiÅŸtirme hayâli taşıyan bir genç yönetmenin ilk iÅŸiyse- uzun ve iddialı isim taşıyan filmlerin hayâlkırıklığı yarattığına iliÅŸkin önyargısı kırılır.

Sinepop, tek numaralar tarafında “abla”yı karşılayan bey, “bu film iÅŸ yapmaz” der, “salon boÅŸ, seni nereye oturtayım?” İspanya-Uruguay, 2009 yapımı Balığa Çıkmak İçin Kötü Bir Gün: Yönetmen Alvaro Brechner, oyuncular Gary Piquer, Jouka Ahola, Antonelle Costa… Genç Ustalar bölümünden, Uruguaylı yazar Juan Carlos Onetti‘nin kısa hikâyesinden uyarlama güzel film, eski güreÅŸ Dünya ÅŸampiyonu Jacop van Oppen ile kökleri Bizans’a dayanan ailenin üyelerinden menajeri Prens Orsini’nin, ortaya, rakibinin ÅŸampiyona 3 dakika dayanması karşılığında 1000 USD koyarak yaptıkları Güney Amerika turnesini anlatır. Prensin, iki üç yeÅŸil banknot arasına bir tomar kaba kağıt koyarak ürettiÄŸi göstermelik 1000 USD, uÄŸradıkları son kasabada, zekâsı durgun kasları geliÅŸkin sevgilisiyle evlenmek için paraya ihtiyacı olan gebe genç kadının iÅŸtahını kabartır. Orsini, yerel gazeteyi de iÅŸin içine soktuÄŸu dâhice halkla iliÅŸkiler ve küçük ayak oyunlarıyla son dakikaya kadar güreÅŸi, ya da rakibi iptal etmeye çalışırsa da, Jacop güreÅŸmekten baÅŸka bir ÅŸey bilmez, vazgeçmez. Gece ışıklarıyla morumsu neon rengi film, iyi ve güzel anlatılmış.

Batı Almanya-İspanya, 1971 yapımı Lezbiyen Vampirler: Yönetmen Jess Franco, oyuncular Soledad Miranda, Ewa Strömberg, Andres Monales… İstanbul:İçeriden ve Dışarıdan bölümünden, Avrupa’da, yüksek bir duvarla ayrılmış Batı ve DoÄŸu Almanya isimli farklı siyâsi bölümlerin olduÄŸu yıllardan, filmin yapımından en az 10 yıl sonra doÄŸmuÅŸ gençleri kahkahaya boÄŸan erotik-lezbiyen-vampir-korku filmi, akranları olmayan “abla”yı da çok eÄŸlendirir. Bir boy aynası ve koca bir ÅŸamdan eÅŸliÄŸinde sahnede soyunan lezbiyen çiftten, Kont Dracula’nın varisi Kontes Corody ile “aralarına almaya niyetlendiÄŸi” sarışın güzel avukatın rüyalar, hayâllerle süren kısa hikâyesi, Corody’nin terkettiÄŸi, isterik çığlıklarla kıvranan eski sarışını, eski sarışını elinde tutup vampirlerin Dünyasına geçebilmeyi uman doktor, Corody’nin hipnotize katili, sarışın avukatın sevgilisi incecik bıyıklarıyla pek yakışıklı Ömer, sapkın hademe Mehmet (bizzat Jess Franco); İstanbul’da Uskulan isimli bir tepedeki ÅŸato yavrusu, Büyükada’dan tekneyle geçilen modern biçimde döşenmiÅŸ tekinsiz bir dizi boÅŸ villadan oluÅŸan küçük baÅŸka bir ada, cayırtılarla sert müzik, film boyu çekim ve mantık hataları, bol bol kadın cinselliÄŸi, filmin küçük aksesuarları bir kelebek, bir akrep… İspanya’dan Hayat Boyu BaÅŸarı Ödülü almış 80′li yaÅŸlardaki kült yönetmenden muhteÅŸem bir film!

Bulgaristan-Almanya-Slovenya-Macaristan, 2008 yapımı Koca Dünyada KurtuluÅŸ Pusuda: Yönetmen Stephan Komandarev, oyuncular Miki Manojlovic, Carlo Ljubek, Hristo Mutafchiev… Dünya Festivallerinden çok güzel bir film: Bulgaristan’da doÄŸan, ana-baba, büyükanne ve Tavlanın Kralı dedesi arasında sevgiyle büyürken, dedenin kahvede tavla oynadıkları sırada, komünist rejim aleyhine ettiÄŸi üç beÅŸ lâf üzerine, geçmiÅŸindeki pürüzler yüzünden iÅŸsiz kalmakla tehdit edilen damadı, karısını ve oÄŸlunu alır, İtalya’ya iltica eder. Aylarca, sadece spagetti yedikleri, mülteci başına aldığı 10 USD’dan vazgeçmeye niyeti olmayan kamp yönetiminin, “sınırdışı kararı”yla tehdit ederek iÅŸlemlerde ayak sürüdüğü kamptan, tavla sayesinde kazandığı parayla Almanya’ya geçerlerse de baba, 15 yıl süreyle ortadan kaybolur, oÄŸlanı annesi bir başına büyütmek zorunda kalır. Nihayet üçü bir araya gelir; yıllar sonra deÄŸiÅŸen rejimin esnettiÄŸi ülkelerine giderken geçirdikleri kazada ana baba ölür, delikanlı hafızasını yitirir. Film, dede ile torunun tümüyle gerçek mekânlarda, doÄŸada konakladıkları, arada İtalya’daki artık kapatılmış kampa uÄŸrayıp, Almanya’dan -Alpler’i aÅŸarak- Bulgaristan’a, çift kiÅŸilik bisikletle yaptıkları, delikanlının hafızasını kazandığı uzun yolculuÄŸu anlatır. Bulgar asıllı Alman yazar İlija Trojanov‘un özyaÅŸam öyküsü, “abla”ya, ortanca kızkardeÅŸinin asistanlarından Adnan’ın, Bulgaristan’dan, -küçücük bir oÄŸlanken iki ay barındıkları kilisede dibinde yattıkları İsa heykelini unutamadığı- İsveç’e, Almanya’ya, oradan Türkiye’ye uzanan, yıllara yayılan yolculuÄŸunu hatırlatır.

Gösterim öncesi SİYAD’çılarla yaptığı tavla turnuvasını kaybeden, herbiri Stephan isimli yönetmen, yapımcı ve bestecisi izleyici karşısına çıkar, “filmimizi seçtiÄŸiniz için teÅŸekkür ederiz” derler; “Tavla baÅŸkenti” İstanbul’a, Stephan, Stephan, Stephan üçü de birçok kez gelip beÄŸendiklerini, (Balat’taki Demir Kilise adıyla da bilinen) Bulgar Kilisesi’nin bir adının Aziz Stephan olduÄŸunu söylerler.

Alkışlarla sona eren, baÅŸrolünde “tavla”nın olduÄŸu çok güzel filmin gösterimi sonunda Stefan üçlüsü, aralarında çok sayıda Bulgaristan göçmeninin de bulunduÄŸu izleyicilerin sorularını yanıtlarlar: “Çocukların bile anlayacağı biçimde, komünizmde kullanılan dile dikkat çekmek istedik… bizim için otantik olması önemliydi, çok araÅŸtırma yaptık… Bulgaristan’da bir dönem, geçmiÅŸten sözetmekten hoÅŸlanılmazdı, propaganda olarak görürlürdü, ama bizce bu yüzleÅŸme çok önemliydi… Filmin sonundaki klarnetçi İbrahim Papazov isimli bir arkadaşımız, bu da Türkiye ile ortak noktalarımızdan biri, Baba Zula’dan Murat’la konuÅŸtuk, ileride belki onu bir filmimizde göreceksiniz… Kitabı 2000′de bulduk, sinema diline çevirmek 8 yıl aldı, kitabının ruhunun filme aktarırken kaybolmaması için çok çabaladık… yazarın kitabı hayatıydı, tepkisinden kaygılı ve gergindim, filmin sonunda arkamı döndüm, gözyaÅŸlarıyla kaplı yüzünü görmek inanılmazdı… Filmin bütçesi Bulgaristan için çok büyüktü, ancak %25′ini karşılayabildi, gerisi Almanya, Slovenya, Sırbistan’dan geldi… Filmdeki, -dedenin 6, 6 zarlarına karşı torunun teki kırılan iki zarla 6, 6, 1 attığı sahne- bilgisayarla üretilen tek sahneydi… Hikâyeyi kalbimle seçtim, bir diÄŸer neden, benim kuÅŸağımın gitmek/kalmak sorunu üzerineydi, aynı zamanda önce, sonra ve geçiÅŸ sürecini en iyi anlatan filmlerden olduÄŸunu düşünüyorum, tavla oyunu da dahil…”


Yorum yapın