<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinemablog &#187; karanlikev</title>
	<atom:link href="http://www.sinemablog.com/author/karanlikev/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemablog.com</link>
	<description>Sinema Kültürü</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2012 22:32:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Mamma Mia!</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/mamma-mia.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/mamma-mia.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 10:40:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>karanlikev</dc:creator>
				<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Colin Firth]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep]]></category>
		<category><![CDATA[Pierce Brosnan]]></category>
		<category><![CDATA[Stellan Skarsgård]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/mamma-mia.html</guid>
		<description><![CDATA[ABBA gibi naif, ABBA kadar eğlenceli. Sinema salonları film başlamadan önce iki sebepten dolayı karartılır. Birincisi perdedeki filmi daha rahat görebilmektir. İkincisi ise benim gibi izleyicilerin Mamma Mia! gibi filmleri izlerken suratlarının aldığı ifadeyi gizlemektir. Kulaklara varan ağız, dans etmemek için kendini zor tutan vücut, sürekli sallanan kafa gibi. Gösterime girişinden bunca zaman sonra izleyebildiğim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>ABBA gibi naif, ABBA kadar eğlenceli.</h3>
<p>Sinema salonları film başlamadan önce iki sebepten dolayı karartılır. Birincisi perdedeki filmi daha rahat görebilmektir. İkincisi ise benim gibi izleyicilerin Mamma Mia! gibi filmleri izlerken suratlarının aldığı ifadeyi gizlemektir. Kulaklara varan ağız, dans etmemek için kendini zor tutan vücut, sürekli sallanan kafa gibi. Gösterime girişinden bunca zaman sonra izleyebildiğim film hayatımda izlediğim en eğlenceli filmlerden biriydi. ABBA şarkılarından tiyatro için hazırlanmış Mamma Mia! müzikalinin sinema uyarlaması, 70’lerin bu meşhur dörtlüsünün zamanında dünyaya sunduğu tüm enerjiyi, benim gibi yeni nesillere aktarıyordu. Mükemmel bir Yunan adasında birden çok karakterin aşka ve geçmişine duyduğu özlem, birbirinden güzel şarkılarla tam bir seyirliğe dönüşüyordu.</p>
<p>ABBA’yı şanına şöhretine rağmen tek bir derin şarkı bile yapmamakla suçlayanlar var. Ben bu tavıra kesinlikle katılamazdım. I Have A Dream, Take A Chance On Me, Voulez-Vous, Mamma Mia!, Dancing Queen, Gimme! Gimme! Gimme!, Lay All Your Love On Me kadar güzel şarkıları yaptıktan sonra varsın politik meseleler de başka gruplara kalsın. Fakat bu şarkılardan nasıl bir müzikal çıkabileceğini merak ediyordum. Geçtiğimiz sene The Beatles şarkılarından yapılmış Across The Universe daha az riskliydi, sadece aşktan ve devrimden bahsediyordu ancak bu sefer elimizde üç potansiyel adaydan babasını seçmeye çalışan bir kızın hikayesi var. Gerçi bu sorunun çözümü yıllardır Broadway’de sahneleniyor ancak ben sinema perdesinde ilk kez görecektim. Tahmin ettiğim gibi çok fazla diyaloğa ihtiyaç duyulmuştu. Açıkçası ABBA şarkıları katmadan da işin içinden çok rahat çıkılabilirmiş, baştan aşağı melodisiz tek bir cümle olmayan Evita gibi düşünmeyin o yüzden. Şarkılar filmde araç değil amaçtı bana kalırsa. Öykü önemli değildi, Mamma Mia! ABBA şarkılarından yapılmış bir müzikaldi öncelikle.</p>
<p>Tiyatro oyununu henüz bilmiyorum, Ekim’de İstanbul’da oynayınca gideceğim. Fakat filmde üst paragrafın sonunda bahsettiğim bakış açısından dolayı öykü boşverilmiş durumda. Öyle boşluklar, bir kere anılıp, bir daha anılmayan durumlar, es geçilen konular vardı ki şarkılardan dolayı uçuyor olmasam çok kızardım. Bir de Meryl Streep perdede görününce her şeyi değiştiriyor, onun etkisi de çok büyük. Etrafta konuşulduğuna göre Oscar’a aday olma ihtimali varmış, bana kalırsa zor. The Devil Wears Prada da çok zayıf bir filmdi ve onunla aday oldu fakat oradaki performansı buradakini ezip geçer. Esnekliğinin ve şarkı söyleyişinin Akademi’nin gözünü boyayacağını sanmıyorum. Zaten performansı sadece keyifli ve izlenesiydi, Oscar’lık değil. Aynen filmin kendisi gibi. Altın Küre adaylığı ise kesin.</p>
<p>Bitiş jeneriğinde Tom Hanks ve eşi Rita Wilson’ın yapımcılar arasında olduğunu gördüm. My Big Fat Greek Wedding’den kaldırdıkları tonla para Yunan adalarına sempatik kılmış belli ki ikiliyi. Açıkçası filmin mekanı da sevilmeyecek gibi değildi. Dancing Queen performansını filmin en güzel anlarından biri kılan, hep bir ağızdan söyleyen onlarca kızdan çok, söylerken geçtikleri yerlerdi. Bunun yanında Mamma Mia!’nın söylendiği sahne, çok çok etkileyici bir sekans yaratan Lay All Your Love On Me, müthiş enerjik Voulez-Vous, güldüren Does Your Mother Know, son hareketli numara Take A Chance On Me ve tüyleri diken diken eden I Have A Dream filmin en güzel kısımlarındandı. Sayıları çok gördüğünüz gibi, o yüzden filmin eğlenceli olduğunu söyleyip duruyorum. En “farklı” sahnelenen şarkı ise “The Winner Takes It All”du heralde. Mekandan mekana atlamadan, başka karakterlere kesmeden dakikalarca Meryl Streep’in Pierce Brosnan’a şarkı söyleyişini izledik. Yorum etkileyiciydi fakat tam da filmin çözümüne girerken tempoyu biraz düşürdü.</p>
<p>Bir film olarak çok etkilemedi beni Mamma Mia!. Fakat bir eğlencelik olarak kusursuz bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Şimdi iple çektiğim Ekim’deki gösterisini izlemek kaldı geriye. New York’a gidilince yapılacak ilk işlerden biri sayılan bu oyunun görülmesi, burada sadece sınırlı günde oynayacakken bir mecburiyete dönüşüyor. Üstelik tiyatro çok umursadığım bir sanat olmadığından bütün eleştir(m)en tarafımı bir yana bırakıp, şarkıların, coşkunun keyfini sürebilirim. İnşallah seyircilere fazla ışık vurmuyordur.</p>
<p>Editör Notu: 6 / 10</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/mamma-mia.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wristcutters: A Love Story &#124; Bilek Kesenler: Bir Aşk Öyküsü</title>
		<link>http://www.sinemablog.com/wristcutters-a-love-story-bilek-kesenler-bir-ask-oykusu.html</link>
		<comments>http://www.sinemablog.com/wristcutters-a-love-story-bilek-kesenler-bir-ask-oykusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Aug 2008 22:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>karanlikev</dc:creator>
				<category><![CDATA[2006]]></category>
		<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Fugit]]></category>
		<category><![CDATA[Shannyn Sossamon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemablog.com/wristcutters-a-love-story-bilek-kesenler-bir-ask-oykusu.html</guid>
		<description><![CDATA[Yaşasın kara mizah, yaşasın Amerikan Bağımsız Sineması! “Bilek Kesenler: Bir Aşk Öyküsü” önceki senelerde !F Film Festivali’nde kaçırdığıma çok üzüldüğüm filmlerdendi. Shannyn Sossamon’un başrolde oluşu ve intihar edenlerin öbür tarafta toplandığı depresif bir mekanı anlatması bunun en büyük etkeniydi kuşkusuz. O sene festival seçkisinin gözdelerinden olan film şimdi de ülkemizde DVD formatında piyasaya sürüldü. Bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşasın kara mizah, yaşasın Amerikan Bağımsız Sineması!</strong></p>
<p>“Bilek Kesenler: Bir Aşk Öyküsü” önceki senelerde <a title="IF Film Festivali" href="http://www.ifistanbul.com/">!F Film Festivali</a>’nde kaçırdığıma çok üzüldüğüm filmlerdendi. <a title="Shannyn Sossamon" href="http://www.imdb.com/name/nm0815370/">Shannyn Sossamon</a>’un başrolde oluşu ve intihar edenlerin öbür tarafta toplandığı depresif bir mekanı anlatması bunun en büyük etkeniydi kuşkusuz. O sene festival seçkisinin gözdelerinden olan film şimdi de ülkemizde DVD formatında piyasaya sürüldü. Bu mükemmel kara komedi ve Amerikan bağımsızını bizlerle buluşturduğu için Kanal D Home Video’ya teşekkür ediyorum. Piyasaya girdiklerinden beri kendilerini çok iyi anlamda belli ettiler.</p>
<p>Amerikan bağımsızlarını çok severim. Sakin sakin anlatılan bir öyküyü güzel akustik melodiler eşliğinde dinlemek, muhtemelen yolda geçmiş filmi kalbinde ufak bir buruklukla bitirdikten sonra bitiş jeneriğinin müziği eşliğinde gözlerini dinlendirmek inanılmaz bir duygudur. En sevdiğim film de (tam olarak bu koşullara uymasa da) bir Amerikan bağımsızıdır ve yine senesinin !F gözdesidir, şansa bakın. Bu filmle diğer bir ortak yanı da başrolde Shannyn Sossamon’un oluşudur. Bilmeyenler için söyleyeyim “<a title="The Rules of Attraction" href="http://www.imdb.com/title/tt0292644/">The Rules of Attraction</a>” bu filmin adı. Bunca ortak nokta yüzünden Bilek Kesenler’e gözüm kapalı tam not vermeye hazırdım ama filmde şahsıma dokunan o özel şeyi bulamadım. Bunun haricinde orijinal dünyası ve yönetmeninin başarısıyla çok kaliteli bir kara mizah olmasını etkilemiyor bu. “Kneller’s Happy Campers” adlı bir kısa öyküden uyarlanan filmin yapım belgeselinden öğrendiğimiz üzere en tatlı sekansları bizzat yönetmen tarafından dahil edilmiş. İzleyenler hatırlar, kopan benzin pompası, yıldızsız gökyüzü, insanların gülümseyememesi ve koltuğun altındaki kara delik gibi detaylar bunlar. Bu da edebi bir eserden uyarlanan bir film için çok iyi bir durum; çünkü övgüyü kısa öyküyle paylaşmak durumunda kalmıyor. Temeli ordan olabilir ama yönetmen sağlam bir bina kuruyor bunun üstüne.</p>
<p>Ayrılığı sonrası intihar eden baş karakterimiz Zia (<a title="Almost Famous" href="http://www.imdb.com/title/tt0181875/">Almost Famous</a>’dan <a title="Patrick Fugit" href="http://www.imdb.com/name/nm0297578/">Patrick Fugit</a>) gözlerini intihar edenlerin toplandığı özel bir yerde açar. Burası gerçek dünyadan az biraz daha kötü bir yerdir ve intihar eden biri için bu yeterli bir cezadır. Sıkıcı “hayat”ına devam ederken uğruna kendini öldürdüğü sevgilisinin de orada olduğunu duyar ve <a title="Gogol Bordello" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gogol_Bordello">Gogol Bordello</a>’nun Eugene’inden ilham alınarak yaratılmış Eugene ile yollara düşer. Yolda oraya yanlışlıkla düştüğünü iddia eden Mikal ile karşılaşırlar ve kendilerini Kneller adlı bir adamın (<a title="Tom Waits" href="http://www.imdb.com/name/nm0001823/">Tom Waits</a> canlandırıyor) mucizelerle dolu kampında bulurlar. Filmin olabildiğince kendine özgü bir konusu var gördüğünüz gibi. Tam olarak öbür taraf olmayan bir öbür tarafta garip bir aşık olma öyküsü izliyoruz. Yönetmenin performansı daha önce söylediğim gibi çok başarılı. Hikayenin ruhunu kapıp çok güzel geliştirmiş. The Rules of Attraction’da beğenip (filmi de beğenmiş, aferin) film için istediği Sossamon ise benim gibi hayranlarının yüzünü kara çıkarmıyor. Küçüklük aşkım <a title="Julia Roberts" href="http://www.imdb.com/name/nm0000210/">Julia Roberts</a>’ın havasını çok daha ciddiye alınabilecek bir kariyerle birleştiren bu kıza hastayım, ne yalan söyleyeyim. Gidip diğer aşkım <a title="Courteney Cox" href="http://www.imdb.com/name/nm0001073/">Courteney Cox</a>’un dizisinde bile oynuyor! Filmden böyle bağlantı üstüne bağlantı çıkıyor garip bir şekilde. Gogol Bordello’nun Eugene’inin bu filmden sonra <a title="Madonna" href="http://www.imdb.com/name/nm0000187/">Madonna</a>’nın yönettiği “<a title="Filth and Wisdom" href="http://www.imdb.com/title/tt1042499/">Filth And Wisdom</a>”a esin kaynağı oluşu da ayrı bir hikaye. Hiç şaşırtıcı gelmeyecek tabi ama Madonna’yı da çok severim.</p>
<p>Filmde bütün bunlara rağmen tekrar tekrar izleme isteği getirecek o ufak kancayı bulamadım. Bir de yine yönetmenin dahil ettiği şeylerden olan ve biraz şekerli kaçan final yerine daha farklı bir şeyler beklerdim. (Sıradaki cümle sürpriz bozucu olabilir) Kesin olarak bunu göstermese de finali “aslında her şey komadaki sayıklamalarmış” gibi okumak mümkün ve sadece böyle bir fırsat verdiği için bile şikayet etmekte haklıyım (Tehlike geçti). Böyle özel bir filme, sürpriz şart değil ama, çok daha özel bir final yapılabilirdi.</p>
<p>Yine de artılarda dolu yazının beşte dördü, kusurlarla dolu beşte birini bastırıyor ve film mutlaka tavsiye ettiklerim arasına giriyor. Hırvat yönetmen <a title="Goran Dukic" href="http://www.imdb.com/name/nm1058247/">Goran Dukic</a> şimdiden takip listeme alınmış durumda. Sıradaki cinayet filmi “I Could Be You”yu merakla bekliyorum. Ancak ondan fazla Shannyn Sossamon’un yeni filmlerini bekliyorum ve bağımsız ruhunu hiç kaybetmemesini diliyorum. Yaşasın kara mizah, yaşasın Amerikan Bağımsız Sineması!</p>
<p>Not: 4/5</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemablog.com/wristcutters-a-love-story-bilek-kesenler-bir-ask-oykusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
